Tevfik OVACIK
Köşe Yazarı
Tevfik OVACIK
 

Sosyal Medya Hızında Akan Hayat

Sosyal Medya Hızında Akan Hayat Yeşilovacık mahallesine Ankara, Konya, Karaman, Mut üzerinden karayolu ile gelen yolun tecrübelisi bir yolcu ile konuşuyoruz. Henüz gelmiş. Halinden belli yolculuk bitmiş ama ruhu hala yolda. Bir çay ikram ettik. Yol nasıldı? Sakin. Hep sorarlar ya saat kaçta çıktın? Sabah sekizde. Bayağı hızlı gelmişsin. O an saat öğlen bir, yolculuk beş saat sürmüş. Araba güzel olunca bastık. Hava nasıldı? Güneşliydi ama çok da fark etmedik. Çevre nasıldı oralara da bahar gelmeye başlamış mı? Fark etmedim. Amcamın çeşmesinden su içtin mi sen oranın suyunu seversin. Hızdan dolayı orayı görmedim. Sartavul nasıldı? Fark etmedim. Mut? Şehir içi kalabalıktı. En yavaş gittiğimiz yer diyebilirim. Işıklar çok yavaşlattı. Hatta Konya çevre yolunu geçtiğimizi bile fark etmemişim yola odaklanınca sadece levhaya bakmışım. Kargıcak’ta durur sebze meyve bir şeyler alırdın …. Direkt geçtim. Değirmendere’de pirzola yemeğe niyet etmiştik onu bile unutmuşum. Silifke ışıklarda oyalandık. Taşucu ışıklar hep akıcıydı. Geldik işte. Yanındaki arkadaşı da “ben de yola bakmaktan hiçbir şeyi görememişim” dedi. Hala ruhları yoldaydı. Çaylar bitmiş bizim eve geçmiştik. Dokuz saatlik keyifli bir yolculuk hıza kurban olmuştu. Belki yaşamın hızında gelebilselerdi daha çok yol detayları hatırlayabilecekler, yolculukları güzel anılarla dolu yaşama bir fon olacaktı. Milan Kundera Yavaşlık Kitabında, “hiç kimse hayattan daha hızlı gidemez” demişti. Belki de yaşamak hayatın hızı. Şimdilerde sadece yolculuklarımızı hıza kurban etmiyoruz. Sosyal Medyada yolculuklarımız daha hızlı daha yoğun. Adeta ekrana bakarken bir başka dünyaya ışınlanıyoruz. Geri dönüşü olmayan bir yola giriyoruz. Çıkış zor olan bir mekana giriyoruz. Bu dünya istisna haline geliyor. Orada Reels diye bir nehir var. O nehir akmaya başladığında artık yapay zeka bizi ele geçiriyor. İlgi alanımıza göre bazen bizim beklediğimizin ötesinde bizi hayrete dönüştüren bilgilerin akışı ruhumuzu ele geçiriyor. Bu sefer sosyal medya otobanında hız serbest, sadece çevreyi değil yaşadığımızın bile farkını kaybediyoruz. Yaşam fark edilmeyen çevremiz oluyor. O hız da yetmiyor ekranda hızlandırıcılara dokunuyoruz onları bile hızla izliyoruz. Sanal görüntünün cazibesi bizi tamamen ele geçiriyor. Sabırsızlık, tahammülsüzlük yeni karakterimiz oluyor. Olayın bir başka boyutu var tabi daha da kötüsü. Bebeklere cep telefonunu veriyoruz onunla çocukları avutuyoruz. Çocuk büyüdükçe sanki bir emzik gibi onsuz yaşamı anlamsız hale geliyor. Büyümeye başlayınca; ya kendisi ya bizim yardımımız ile bir hesap açıyoruz. Yavaş yavaş bütün medya unsurlarına abone oluyoruz. Artık bir medya kimliğimiz oluyor. Okul çağında ödevimizi de sosyal medyadan yapmaya başladığımız için okul hayatımızın da büyük bir kısma medyadan besleniyor. Hatta derslerimizin yardımcı elemanı oluyor. Artık yaşama entegre olmanın kapısı ekran oluyor. Tabii bize birçok pratiklik kazandırıyor. Devletle bütün işimiz ekrandan çözülmeye başlandı. İşimiz de ekran üzerinden yapıyoruz. İş hayatımızın da büyük parçası ekran hale gelirken sosyal medya, iş ve hayatımıza dair ne varsa ekrandan çözüyoruz. Bu arada iş hayatımızda da başarı diye bir ödülle o kadar hızlanıyoruz ki, yaşama dair değerleri de birer birer ıskalamaya başladık. Hayatın gerçeği… Eskiden kendimize gelmek için mekân değiştiriyorduk seyahat ediyor, farklı insanlarla buluşuyorduk. Şimdi zaman zaman ancak kendimize gelebiliyoruz. Yani hayat da bir otobana döndü. O kadar hızlanıyoruz ki, etrafımızda yaşama dair de çok fark ettiğimiz bir olgu kalmıyor. Beslenmek için artık katkılı yiyeceklere yöneliyoruz. Bozulan hormonlar, dengesini kaybeden metabolizma, eksilen vitaminleri de hızla haplarla telafi etmeye çalışıyoruz. Öyle olunca hayat yolculuğunda fark ettiğimiz birçok detayı kaybetmeye başladık. Artık insanız ama insanlığı tanımlayan bütün değerleri birer birer öğütüyoruz. Üstelik kendimizin çizmediği bir rotada başkalarının yolunda, başkalarının dayattığı hedeflere ulaşmak için hızımızı arttırarak…  
Ekleme Tarihi: 22 Şubat 2026 -Pazar

Sosyal Medya Hızında Akan Hayat

Sosyal Medya Hızında Akan Hayat

Yeşilovacık mahallesine Ankara, Konya, Karaman, Mut üzerinden karayolu ile gelen yolun tecrübelisi bir yolcu ile konuşuyoruz.

Henüz gelmiş.

Halinden belli yolculuk bitmiş ama ruhu hala yolda.

Bir çay ikram ettik.

Yol nasıldı?

Sakin.

Hep sorarlar ya saat kaçta çıktın?

Sabah sekizde.

Bayağı hızlı gelmişsin. O an saat öğlen bir, yolculuk beş saat sürmüş.

Araba güzel olunca bastık.

Hava nasıldı?

Güneşliydi ama çok da fark etmedik.

Çevre nasıldı oralara da bahar gelmeye başlamış mı?

Fark etmedim.

Amcamın çeşmesinden su içtin mi sen oranın suyunu seversin.

Hızdan dolayı orayı görmedim.

Sartavul nasıldı? Fark etmedim.

Mut?

Şehir içi kalabalıktı. En yavaş gittiğimiz yer diyebilirim. Işıklar çok yavaşlattı.

Hatta Konya çevre yolunu geçtiğimizi bile fark etmemişim yola odaklanınca sadece levhaya bakmışım.

Kargıcak’ta durur sebze meyve bir şeyler alırdın ….

Direkt geçtim. Değirmendere’de pirzola yemeğe niyet etmiştik onu bile unutmuşum.

Silifke ışıklarda oyalandık. Taşucu ışıklar hep akıcıydı. Geldik işte.

Yanındaki arkadaşı da “ben de yola bakmaktan hiçbir şeyi görememişim” dedi.

Hala ruhları yoldaydı. Çaylar bitmiş bizim eve geçmiştik.

Dokuz saatlik keyifli bir yolculuk hıza kurban olmuştu. Belki yaşamın hızında gelebilselerdi daha çok yol detayları hatırlayabilecekler, yolculukları güzel anılarla dolu yaşama bir fon olacaktı.

Milan Kundera Yavaşlık Kitabında, “hiç kimse hayattan daha hızlı gidemez” demişti. Belki de yaşamak hayatın hızı.

Şimdilerde sadece yolculuklarımızı hıza kurban etmiyoruz. Sosyal Medyada yolculuklarımız daha hızlı daha yoğun.

Adeta ekrana bakarken bir başka dünyaya ışınlanıyoruz. Geri dönüşü olmayan bir yola giriyoruz. Çıkış zor olan bir mekana giriyoruz. Bu dünya istisna haline geliyor.

Orada Reels diye bir nehir var. O nehir akmaya başladığında artık yapay zeka bizi ele geçiriyor. İlgi alanımıza göre bazen bizim beklediğimizin ötesinde bizi hayrete dönüştüren bilgilerin akışı ruhumuzu ele geçiriyor. Bu sefer sosyal medya otobanında hız serbest, sadece çevreyi değil yaşadığımızın bile farkını kaybediyoruz. Yaşam fark edilmeyen çevremiz oluyor.

O hız da yetmiyor ekranda hızlandırıcılara dokunuyoruz onları bile hızla izliyoruz. Sanal görüntünün cazibesi bizi tamamen ele geçiriyor.
Sabırsızlık, tahammülsüzlük yeni karakterimiz oluyor.

Olayın bir başka boyutu var tabi daha da kötüsü.

Bebeklere cep telefonunu veriyoruz onunla çocukları avutuyoruz. Çocuk büyüdükçe sanki bir emzik gibi onsuz yaşamı anlamsız hale geliyor.

Büyümeye başlayınca; ya kendisi ya bizim yardımımız ile bir hesap açıyoruz. Yavaş yavaş bütün medya unsurlarına abone oluyoruz. Artık bir medya kimliğimiz oluyor.

Okul çağında ödevimizi de sosyal medyadan yapmaya başladığımız için okul hayatımızın da büyük bir kısma medyadan besleniyor. Hatta derslerimizin yardımcı elemanı oluyor.

Artık yaşama entegre olmanın kapısı ekran oluyor.

Tabii bize birçok pratiklik kazandırıyor.

Devletle bütün işimiz ekrandan çözülmeye başlandı.

İşimiz de ekran üzerinden yapıyoruz.

İş hayatımızın da büyük parçası ekran hale gelirken sosyal medya, iş ve hayatımıza dair ne varsa ekrandan çözüyoruz.

Bu arada iş hayatımızda da başarı diye bir ödülle o kadar hızlanıyoruz ki, yaşama dair değerleri de birer birer ıskalamaya başladık.

Hayatın gerçeği…

Eskiden kendimize gelmek için mekân değiştiriyorduk seyahat ediyor, farklı insanlarla buluşuyorduk.

Şimdi zaman zaman ancak kendimize gelebiliyoruz.

Yani hayat da bir otobana döndü.

O kadar hızlanıyoruz ki, etrafımızda yaşama dair de çok fark ettiğimiz bir olgu kalmıyor.

Beslenmek için artık katkılı yiyeceklere yöneliyoruz.

Bozulan hormonlar, dengesini kaybeden metabolizma, eksilen vitaminleri de hızla haplarla telafi etmeye çalışıyoruz.

Öyle olunca hayat yolculuğunda fark ettiğimiz birçok detayı kaybetmeye başladık.

Artık insanız ama insanlığı tanımlayan bütün değerleri birer birer öğütüyoruz.

Üstelik kendimizin çizmediği bir rotada başkalarının yolunda, başkalarının dayattığı hedeflere ulaşmak için hızımızı arttırarak…

 


Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Tarık
(22.02.2026 15:13 - #3155)
Çok doğru bir tespit
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hüseyin
(22.02.2026 16:54 - #3158)
Teyfik abi her yazını okuyorum bana buruk olsanda benim için değerli bir kişiliksin
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.