vekil levent
Tevfik OVACIK
Köşe Yazarı
Tevfik OVACIK
 

Ramazan Ve Nevruz Bayramı

Ramazan Ve Nevruz Bayramı İki gün önceden bayram için memleketim Yeşilovacık’a geldim. Amacım hem bayramı yaşamak hem de evimizin bahçesini düzenlemekti. Birkaç limon ve portakal ağaçlarını budadım. Geç kalmıştı ama ağaçları kurtarma adına gençleştirme budaması yaptım. Bir taraftan da yağmurla iyice gevşemiş olan topraktan otları temizledim. Tam bitmedi ama işi kolayladım sayılır. Yağmur, güneş ve verimli toprakta yeşilin en koyu haliyle yaşama bürünmüş olan otlar belime kadar geliyordu. Doğa uyanmış. Tabiatın tam içinde kendimi çok mutlu hissetim. Limon ve portakal çiçeği kokusuna toprak ve ot kokusu da karışırken anı yakalamıştım. Telefon, sosyal medya aklıma gelmiyor sadece yaptığım işi ve bahçe ile ilgili düşünceleri yaşarken aynı anda tabiatın canlanmasına şahitlik ediyor olmam da hayat enerjimi besliyordu. Geçen yıl ilkbaharda da yeşermiş, yazın sararmış güzün artık bütün varlığını kaybetmiş toprağa karışmış bu otlar şimdi yeniden canlanıyordu. Dut, asma ve incir ağacının sonbaharda dökülüp kışın toprağa dönüşen yaprakları da yeniden açmaya başlamış tabiatın muhteşem döngüsünü icra ediyorlardı. Kışın yeniden doğuma gebe kalmış toprak çok daha canlı bir bahara hazırlık yapmış. Bu yıl bereketli yağmurlarla, zaman zaman kedini gösteren güneşte her zamankinden daha cömert bir tabiatın içinde ben de yerimi alıyordum. Tam bir uyanış; Nevruz’un manasını tecelli ettiriyor. Balkanlardan Türkistan’a bu coğrafyanın kadim bayramı Nevruz; toprağın ve nebatatın muhteşem buluşması, Toprak Ananın insanlığa sundu en cömert günlerin habercisi yine geldi. Bademler çağla olmuş erikler meyveye durmuş, kayısı çiçekte, şeftali çiçeğe henüz başlamış, Nergis sırasını savmış, sümbül nöbeti devir almış. Buğday başağı göstermiş. Nevruzun bütün özellikleri ile berekete dönüşmeye başladığı Yeşilovacık, Akdeniz ikliminin etkili olduğu bölgede bulunan köyüm. İşte toprağın muhteşem kokusu ile bahçede uğraşırken ben de Nevruz’un gelişine en yakın mesafeden tanıklık etmenin heyecanını yaşadım. Ve bugün Bayramın ikinci günü… Nevruz ve Ramazan Bayramı; Ramazan ayının nihayete erdiği ve bu ayı bayramla taçlandırdığımız muhteşem gün. Bir ay boyuncu tuttuğumuz oruçla beraber ramazan ikliminin bizleri sarmaladığı bu ilahi iklimde, ruhumuz da sanki bir döngüyü tamamlıyordu. Yapmış olduğumuz ibadetlerle, dikkat kesildiğimiz sohbetler, okuduğumuz kitaplarla adeta bir yıl boyunca yavaş yavaş kontrolden çıkan nefsimizin kontrolünü ele geçirdiğimiz ruhsal ve bedensel davranışlarımızı yeniden kontrol altına aldığımız ramazan ayı bayramla yeni bir hayatın başlangıcına dönüşüyordu. Bedenimiz ve ruhumuz ramazan bayramında sanki kendi nevruzunu yaşamaya başlıyordu. İrademiz tekrar kontrolü ele geçiriyor, isteklerimiz yerine daha çok ihtiyaçlarımızın önemini anlamaya başladığımız bir ayın sonuna gelmiş oluyorduk. Öyle bir ruhsal dönüşüm ki; içsel konuşmalarımızın daha güçlendiği, daha ilkeli davranışları düşünmeye başladığımız bir ayı tamamladık. Bu günlerle ruhumuz daha serinkanlı, yaşamla daha uyumlu hale gelmiş kendimizle ve çevremizle daha bir barışık günleri yaşamaya başladığımız günler. Açlığı yaşarken açları da düşünmeye başlıyor, daha paylaşımcı bir ruh haline büründüğümüz günler. Tabi ki bu hal, ramazanı ne kadar verimli yaşadığımıza göre de değişiyor. Tıpkı güneş, yağmur ve verimli toprak yeniden var olan tabiat terkibi gibi çorak ve az yağan yağmur zamanlarında bu muhteşem uyanışa tanıklık edemeyiz. Yaşamın terkibini tutturdukça yaşamın kalitesi de artıyor. Ramazanı gerçekten bizden istenen seviyede yaşayabilsek, ramazanın huşu iklimine nail olabilsek, acaba nasıl bir ruh haline dönüşürdük? Nasıl ki sonbaharı ve kışını yaşayamayan toprak aynı muhteşem uyanışı yapamazsa Ramazan ayını da fıtratına uygun yaşama seviyemiz bayramla başlayacak yaşamımızın kalitesini de belirleyecektir. Bayramla beraber yeni bir hayat diyeceğimiz yeni bir yaşam biçime sahip olacağız. İlkeler haline getirebildiğimiz yeni alışkanlıklarla yaşamla daha derin ilişkiler kurabileceğiz. Bugünün fayda ve güç felsefesine dayanan,  nefsi azdırmaya yönelik sözüm ona modern yaşam diye sunulan, bireyselleşerek ve özgüven adı altında bencilleşerek yalnızlaşan insanın tekrar kendisine dönüşü ve kendi nevruzunu yaşayabilme gücüne erişme,  hakkı ile bir ramazan ayı geçirmekle mümkün olabilir. Ramazan ayında insan kendisine dayatılan ve algı ile iradesi ele geçirilen bir düzende insan kendine çekilerek kendi manasını ve yaşam içindeki ağırlığını yeniden tesis edebilir. Başkalarının beğenisine teslim olmuş, kıymetlenmeden başarı değerlendirmesi ile kendini bulan insanlar haline geldik. Biz Ramazan ayında yaratılış gayesinde bizlere verilmiş potansiyel beceri kabiliyetlerimize, yaşadığımız deneyim ve tefekkürlerle yaklaşabildiğimiz ölçüde kendimizle buluşabileceğiz. İşte o zaman Ramazan bayramı bizim kendi ruhumuzla buluşmamızın taçlanması olacak.  Ruhumuzun, dimağımızın, düşüncemizin, bilincimizin nevruzunu o zaman yaşamaya başlayacağız. Elbette bu hal, manayı arayan insanlar için geçerli. Ne güzel bir tevafuk değil mi? Nevruz ve Ramazan bayramı.; Uyanışın yeniden var oluşun başladığı gün aynı zamana tevafuk etmesi. Bu Ramazan bayramında ve Nevruz’da Toprakla, otlarla, ağaçlarla, çiçeklerle yağmurla iç içe bir zaman geçirirken Sıla-i rahim ile eş dost akraba ve mezar ziyaretlerimizle ebedi yaşama intikal eden yakınlarımız ve yaşayan dostlarımızla güzel bir bayram geçirdik. Eşim memleket havası ile enerji depoladın diyor. Kızım ve eşimin de eşliğinde farklı bir bayram geçirdik. Kendi ruhsal bayramımı da yaparken ruhumun da nevruzunu yaşadım. Küresel düzeyde uzun yıllar son baharını yaşayan insanlık günümüzde en sert kışını yaşıyor.  İnşallah insanlığın da Nevruz’unu yaşadığı günler gelsin de vicdanı, adaleti, refahı, barışı hayatımıza hâkim kıldığımız günleri görelim. Kıymetli okurlarım sizlerin de Ramazan ve Nevruz Bayramını tebrik ediyorum. Hepimize hep beraber yaşayabileceğimiz bayramlar ve nevruzlarımız olması dileğimle.  
Ekleme Tarihi: 23 Mart 2026 -Pazartesi

Ramazan Ve Nevruz Bayramı

Ramazan Ve Nevruz Bayramı

İki gün önceden bayram için memleketim Yeşilovacık’a geldim.

Amacım hem bayramı yaşamak hem de evimizin bahçesini düzenlemekti. Birkaç limon ve portakal ağaçlarını budadım. Geç kalmıştı ama ağaçları kurtarma adına gençleştirme budaması yaptım. Bir taraftan da yağmurla iyice gevşemiş olan topraktan otları temizledim. Tam bitmedi ama işi kolayladım sayılır.

Yağmur, güneş ve verimli toprakta yeşilin en koyu haliyle yaşama bürünmüş olan otlar belime kadar geliyordu. Doğa uyanmış.

Tabiatın tam içinde kendimi çok mutlu hissetim.

Limon ve portakal çiçeği kokusuna toprak ve ot kokusu da karışırken anı yakalamıştım. Telefon, sosyal medya aklıma gelmiyor sadece yaptığım işi ve bahçe ile ilgili düşünceleri yaşarken aynı anda tabiatın canlanmasına şahitlik ediyor olmam da hayat enerjimi besliyordu.

Geçen yıl ilkbaharda da yeşermiş, yazın sararmış güzün artık bütün varlığını kaybetmiş toprağa karışmış bu otlar şimdi yeniden canlanıyordu. Dut, asma ve incir ağacının sonbaharda dökülüp kışın toprağa dönüşen yaprakları da yeniden açmaya başlamış tabiatın muhteşem döngüsünü icra ediyorlardı.

Kışın yeniden doğuma gebe kalmış toprak çok daha canlı bir bahara hazırlık yapmış. Bu yıl bereketli yağmurlarla, zaman zaman kedini gösteren güneşte her zamankinden daha cömert bir tabiatın içinde ben de yerimi alıyordum.

Tam bir uyanış; Nevruz’un manasını tecelli ettiriyor.

Balkanlardan Türkistan’a bu coğrafyanın kadim bayramı Nevruz; toprağın ve nebatatın muhteşem buluşması, Toprak Ananın insanlığa sundu en cömert günlerin habercisi yine geldi.

Bademler çağla olmuş erikler meyveye durmuş, kayısı çiçekte, şeftali çiçeğe henüz başlamış, Nergis sırasını savmış, sümbül nöbeti devir almış. Buğday başağı göstermiş. Nevruzun bütün özellikleri ile berekete dönüşmeye başladığı Yeşilovacık, Akdeniz ikliminin etkili olduğu bölgede bulunan köyüm.

İşte toprağın muhteşem kokusu ile bahçede uğraşırken ben de Nevruz’un gelişine en yakın mesafeden tanıklık etmenin heyecanını yaşadım.

Ve bugün Bayramın ikinci günü…

Nevruz ve Ramazan Bayramı;
Ramazan ayının nihayete erdiği ve bu ayı bayramla taçlandırdığımız muhteşem gün.

Bir ay boyuncu tuttuğumuz oruçla beraber ramazan ikliminin bizleri sarmaladığı bu ilahi iklimde, ruhumuz da sanki bir döngüyü tamamlıyordu.

Yapmış olduğumuz ibadetlerle, dikkat kesildiğimiz sohbetler, okuduğumuz kitaplarla adeta bir yıl boyunca yavaş yavaş kontrolden çıkan nefsimizin kontrolünü ele geçirdiğimiz ruhsal ve bedensel davranışlarımızı yeniden kontrol altına aldığımız ramazan ayı bayramla yeni bir hayatın başlangıcına dönüşüyordu.

Bedenimiz ve ruhumuz ramazan bayramında sanki kendi nevruzunu yaşamaya başlıyordu.

İrademiz tekrar kontrolü ele geçiriyor, isteklerimiz yerine daha çok ihtiyaçlarımızın önemini anlamaya başladığımız bir ayın sonuna gelmiş oluyorduk.

Öyle bir ruhsal dönüşüm ki; içsel konuşmalarımızın daha güçlendiği, daha ilkeli davranışları düşünmeye başladığımız bir ayı tamamladık.

Bu günlerle ruhumuz daha serinkanlı, yaşamla daha uyumlu hale gelmiş kendimizle ve çevremizle daha bir barışık günleri yaşamaya başladığımız günler.

Açlığı yaşarken açları da düşünmeye başlıyor, daha paylaşımcı bir ruh haline büründüğümüz günler.

Tabi ki bu hal, ramazanı ne kadar verimli yaşadığımıza göre de değişiyor.

Tıpkı güneş, yağmur ve verimli toprak yeniden var olan tabiat terkibi gibi çorak ve az yağan yağmur zamanlarında bu muhteşem uyanışa tanıklık edemeyiz.

Yaşamın terkibini tutturdukça yaşamın kalitesi de artıyor.

Ramazanı gerçekten bizden istenen seviyede yaşayabilsek, ramazanın huşu iklimine nail olabilsek, acaba nasıl bir ruh haline dönüşürdük?

Nasıl ki sonbaharı ve kışını yaşayamayan toprak aynı muhteşem uyanışı yapamazsa Ramazan ayını da fıtratına uygun yaşama seviyemiz bayramla başlayacak yaşamımızın kalitesini de belirleyecektir.

Bayramla beraber yeni bir hayat diyeceğimiz yeni bir yaşam biçime sahip olacağız.

İlkeler haline getirebildiğimiz yeni alışkanlıklarla yaşamla daha derin ilişkiler kurabileceğiz.

Bugünün fayda ve güç felsefesine dayanan,  nefsi azdırmaya yönelik sözüm ona modern yaşam diye sunulan, bireyselleşerek ve özgüven adı altında bencilleşerek yalnızlaşan insanın tekrar kendisine dönüşü ve kendi nevruzunu yaşayabilme gücüne erişme,  hakkı ile bir ramazan ayı geçirmekle mümkün olabilir.

Ramazan ayında insan kendisine dayatılan ve algı ile iradesi ele geçirilen bir düzende insan kendine çekilerek kendi manasını ve yaşam içindeki ağırlığını yeniden tesis edebilir.

Başkalarının beğenisine teslim olmuş, kıymetlenmeden başarı değerlendirmesi ile kendini bulan insanlar haline geldik. Biz Ramazan ayında yaratılış gayesinde bizlere verilmiş potansiyel beceri kabiliyetlerimize, yaşadığımız deneyim ve tefekkürlerle yaklaşabildiğimiz ölçüde kendimizle buluşabileceğiz. İşte o zaman Ramazan bayramı bizim kendi ruhumuzla buluşmamızın taçlanması olacak.

 Ruhumuzun, dimağımızın, düşüncemizin, bilincimizin nevruzunu o zaman yaşamaya başlayacağız.

Elbette bu hal, manayı arayan insanlar için geçerli.

Ne güzel bir tevafuk değil mi?

Nevruz ve Ramazan bayramı.;

Uyanışın yeniden var oluşun başladığı gün aynı zamana tevafuk etmesi.

Bu Ramazan bayramında ve Nevruz’da Toprakla, otlarla, ağaçlarla, çiçeklerle yağmurla iç içe bir zaman geçirirken Sıla-i rahim ile eş dost akraba ve mezar ziyaretlerimizle ebedi yaşama intikal eden yakınlarımız ve yaşayan dostlarımızla güzel bir bayram geçirdik.

Eşim memleket havası ile enerji depoladın diyor. Kızım ve eşimin de eşliğinde farklı bir bayram geçirdik.

Kendi ruhsal bayramımı da yaparken ruhumun da nevruzunu yaşadım.

Küresel düzeyde uzun yıllar son baharını yaşayan insanlık günümüzde en sert kışını yaşıyor.  İnşallah insanlığın da Nevruz’unu yaşadığı günler gelsin de vicdanı, adaleti, refahı, barışı hayatımıza hâkim kıldığımız günleri görelim.

Kıymetli okurlarım sizlerin de Ramazan ve Nevruz Bayramını tebrik ediyorum.

Hepimize hep beraber yaşayabileceğimiz bayramlar ve nevruzlarımız olması dileğimle.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Rıfat Yörük
(23.03.2026 14:39 - #3215)
Nevruz "insanlığın en sert kışı"nı bahara çevirir inşallah.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.