Tevfik OVACIK
Köşe Yazarı
Tevfik OVACIK
 

Liyakat Ütopyası

Liyakat Ütopyası Liyakatsizliğin yaşamımızın başköşesinde olduğu dönemleri yaşıyoruz. İşimizde, siyasette, eğitimde, bürokraside, devletin her kademesinde… Hatta kendi işimizde bile. Kendimi düşüncemizi olgunlaştırmadan, becerimizi keşfetmeden, yetkinleşmeden, üretmeye yaşamaya çalışıyoruz. Tuhaftır ki; en çok şikâyet ettiğimiz konu da liyakatsizlik. Öyle bir eleştiriyoruz ki kendimizi liyakat sahibi, yaşam erbabı bilge bir insanmışız gibi liyakat eksikliğini görüveriyoruz. “Liyakate önem vermiyoruz” “Liyakatli insanlarla çalışsak” başarılı oluruz.. Ama her hatta o işe sahip olmak, o makama ulaşmak için liyakatli insanları tanıdık, akraba, devrecilik, tertipçilik, hemşericilik, ekipçilik yapan da biz olduğumuzu unutuyoruz. Bir yerde olumsuz sonuçları gördüğümüzde “liyakatli insanlarla çalışsaydık bu başımıza gelmezdi” ustalığını da elimizden bırakmıyoruz. Liyakat istiyoruz ama önce kendi konumumuzu koruyacak kadar, “benden iyisi gelmesin” istiyoruz. Ya da benim başarılı olabileceğim kadar liyakatli insanlar olsun diyoruz. Kendi liyakatsizliğimizi açığa vurmadan, Sonuç olarak; içinde bulunduğumuz organizasyonu liyakatsiz yönetilecek bir seviyede tutmaya çalışıyoruz. Çünkü sistem başarı üretirse kendi foyamız meydana çıkar. Kişiye özel sistemde en büyük liyakat sahibi biz oluruz. Üstelik ara sıra sisteme gelen liyakat sahibi insanları itibarsızlaştırmak daha kolay olur. Liyakat üretmeyen liyakatli insanlara yaşam hakkı vermeyen sistemlerde hataları ve yanlışları gizlemek çok kolay olur. “Kol kırılır yeni içinde kalır” bu bizim genel alışkanlığımız değil mi? Bozulan hataları kendi içimizde örtbas edebildiğimiz sistem bizi korumaz mı? Hatta kendi hatalarımızı başkasına yükler sonra kendimiz çözer kahraman bile olabiliriz. Bazen de kahramanlığa ihtiyacımız olduğu zamanlarda yapa krizler çıkarıp onları gizli kabiliyetlerimizle çözdüğümüzü başarı diye pazarlayabiliriz. Böyle bir ortamda liyakat gerektiren bir sistem çalışır mı? Bu kültüre sahip insanların çoğunlukta olduğu bir toplumda liyakat ne kadar önemli olabilir? İşin gereği insandan daha çok bize gerekli inşalar bize biat eden insanlar önemli olmaz mı? Elbette öyle olur. Ama yine de liyakat istemek de bilgece bir tavır olarak bizi kültürlü kıldığı için daha doğrusu öyle bir algı meydana getirdiği için liyakati istiyormuş rolünü de çok severiz.  
Ekleme Tarihi: 24 Mayıs 2026 -Pazar

Liyakat Ütopyası

Liyakat Ütopyası

Liyakatsizliğin yaşamımızın başköşesinde olduğu dönemleri yaşıyoruz.

İşimizde, siyasette, eğitimde, bürokraside, devletin her kademesinde…

Hatta kendi işimizde bile.

Kendimi düşüncemizi olgunlaştırmadan, becerimizi keşfetmeden, yetkinleşmeden, üretmeye yaşamaya çalışıyoruz.

Tuhaftır ki; en çok şikâyet ettiğimiz konu da liyakatsizlik.

Öyle bir eleştiriyoruz ki kendimizi liyakat sahibi, yaşam erbabı bilge bir insanmışız gibi liyakat eksikliğini görüveriyoruz.

“Liyakate önem vermiyoruz”

“Liyakatli insanlarla çalışsak” başarılı oluruz..

Ama her hatta o işe sahip olmak, o makama ulaşmak için liyakatli insanları tanıdık, akraba, devrecilik, tertipçilik, hemşericilik, ekipçilik yapan da biz olduğumuzu unutuyoruz.

Bir yerde olumsuz sonuçları gördüğümüzde “liyakatli insanlarla çalışsaydık bu başımıza gelmezdi” ustalığını da elimizden bırakmıyoruz.

Liyakat istiyoruz ama önce kendi konumumuzu koruyacak kadar, “benden iyisi gelmesin” istiyoruz.

Ya da benim başarılı olabileceğim kadar liyakatli insanlar olsun diyoruz.

Kendi liyakatsizliğimizi açığa vurmadan,

Sonuç olarak; içinde bulunduğumuz organizasyonu liyakatsiz yönetilecek bir seviyede tutmaya çalışıyoruz. Çünkü sistem başarı üretirse kendi foyamız meydana çıkar. Kişiye özel sistemde en büyük liyakat sahibi biz oluruz. Üstelik ara sıra sisteme gelen liyakat sahibi insanları itibarsızlaştırmak daha kolay olur.

Liyakat üretmeyen liyakatli insanlara yaşam hakkı vermeyen sistemlerde hataları ve yanlışları gizlemek çok kolay olur.

“Kol kırılır yeni içinde kalır” bu bizim genel alışkanlığımız değil mi? Bozulan hataları kendi içimizde örtbas edebildiğimiz sistem bizi korumaz mı?

Hatta kendi hatalarımızı başkasına yükler sonra kendimiz çözer kahraman bile olabiliriz.

Bazen de kahramanlığa ihtiyacımız olduğu zamanlarda yapa krizler çıkarıp onları gizli kabiliyetlerimizle çözdüğümüzü başarı diye pazarlayabiliriz.

Böyle bir ortamda liyakat gerektiren bir sistem çalışır mı?

Bu kültüre sahip insanların çoğunlukta olduğu bir toplumda liyakat ne kadar önemli olabilir?

İşin gereği insandan daha çok bize gerekli inşalar bize biat eden insanlar önemli olmaz mı?

Elbette öyle olur.

Ama yine de liyakat istemek de bilgece bir tavır olarak bizi kültürlü kıldığı için daha doğrusu öyle bir algı meydana getirdiği için liyakati istiyormuş rolünü de çok severiz.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Lerzan Özgenç
(24.05.2026 14:41 - #3302)
Teşekkürler gündemin kelimesi ve olmayanlara ders olur umudyla değerli hocam iyi çalışmalar diliyorum.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Halil Dölek
(24.05.2026 16:09 - #3303)
Çok doğru. Her taraf dökülüyor. Geçen gün Taşucu Belediye Emlak bürosuna gittim emlak vergi borçlarını öğrenmek için. “Vergi ödeyeceğiz bunun peşinde bile vatandaş olarak biz konuşuyoruz. Emailimiz var, vergi zamanı gelince mükellefe email yazarsın şu kadar vergi borcunuz var dersin bizde bilgileniriz” Neyse içeri girdim borcumuzu öğrendim. Dedim ki “bayana hangi IBAN’a havale yapabilirim.” Memurun cevabı: “Belediyeye telefon açın oradan öğrenin”. Dayanamadım : “ Şuraya masanın üstüne ufak bir bilgi olarak IBAN yazsanız ne kaybedersiniz? Vatandaşın işini niye hep yokuşa sürüyorsunuz?” Sonuç: Her taraf memur doldurulmuş fakat hiç kimse liyakat ile iş yapmıyor tek amaç “ay sonu maaşımızı aşalım” sonrada “maaşımız yetmiyor”..
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.