Liyakat Ütopyası
Liyakatsizliğin yaşamımızın başköşesinde olduğu dönemleri yaşıyoruz.
İşimizde, siyasette, eğitimde, bürokraside, devletin her kademesinde…
Hatta kendi işimizde bile.
Kendimi düşüncemizi olgunlaştırmadan, becerimizi keşfetmeden, yetkinleşmeden, üretmeye yaşamaya çalışıyoruz.
Tuhaftır ki; en çok şikâyet ettiğimiz konu da liyakatsizlik.
Öyle bir eleştiriyoruz ki kendimizi liyakat sahibi, yaşam erbabı bilge bir insanmışız gibi liyakat eksikliğini görüveriyoruz.
“Liyakate önem vermiyoruz”
“Liyakatli insanlarla çalışsak” başarılı oluruz..
Ama her hatta o işe sahip olmak, o makama ulaşmak için liyakatli insanları tanıdık, akraba, devrecilik, tertipçilik, hemşericilik, ekipçilik yapan da biz olduğumuzu unutuyoruz.
Bir yerde olumsuz sonuçları gördüğümüzde “liyakatli insanlarla çalışsaydık bu başımıza gelmezdi” ustalığını da elimizden bırakmıyoruz.
Liyakat istiyoruz ama önce kendi konumumuzu koruyacak kadar, “benden iyisi gelmesin” istiyoruz.
Ya da benim başarılı olabileceğim kadar liyakatli insanlar olsun diyoruz.
Kendi liyakatsizliğimizi açığa vurmadan,
Sonuç olarak; içinde bulunduğumuz organizasyonu liyakatsiz yönetilecek bir seviyede tutmaya çalışıyoruz. Çünkü sistem başarı üretirse kendi foyamız meydana çıkar. Kişiye özel sistemde en büyük liyakat sahibi biz oluruz. Üstelik ara sıra sisteme gelen liyakat sahibi insanları itibarsızlaştırmak daha kolay olur.
Liyakat üretmeyen liyakatli insanlara yaşam hakkı vermeyen sistemlerde hataları ve yanlışları gizlemek çok kolay olur.
“Kol kırılır yeni içinde kalır” bu bizim genel alışkanlığımız değil mi? Bozulan hataları kendi içimizde örtbas edebildiğimiz sistem bizi korumaz mı?
Hatta kendi hatalarımızı başkasına yükler sonra kendimiz çözer kahraman bile olabiliriz.
Bazen de kahramanlığa ihtiyacımız olduğu zamanlarda yapa krizler çıkarıp onları gizli kabiliyetlerimizle çözdüğümüzü başarı diye pazarlayabiliriz.
Böyle bir ortamda liyakat gerektiren bir sistem çalışır mı?
Bu kültüre sahip insanların çoğunlukta olduğu bir toplumda liyakat ne kadar önemli olabilir?
İşin gereği insandan daha çok bize gerekli inşalar bize biat eden insanlar önemli olmaz mı?
Elbette öyle olur.
Ama yine de liyakat istemek de bilgece bir tavır olarak bizi kültürlü kıldığı için daha doğrusu öyle bir algı meydana getirdiği için liyakati istiyormuş rolünü de çok severiz.
