Tevfik OVACIK
Köşe Yazarı
Tevfik OVACIK
 

Annelerin Toplumu

Annelerin Toplumu Gelin beraber düşünelim, Bir toplum hayal edelim. İnsanlar liyakat sahibi Birlikte yaşamak için organize olabilen, İlkeler üzerine yaşam kurabilen ve koyduğu ilkelere uyan, Adaleti ilkelerin temel dayanağı yapmış, Ahlakı toplumun en güçlü değeri haline getirmiş, Paylaşımı temel davranış yapmış, bir birini tamamlamayı ilke edinen, Okuyan, öğrenen, düşünen fikirleri olan insanlardan oluşan, Zihni açık,  aklen, kalben olayları değerlendirebilen, Yaratılış gayesini keşfetmiş, Doğuştan hangi potansiyel beceri ve kabiliyetlere sahip olduğunun farkına varmış, İnisiyatif alıp kullanabilen, yeniliğe açık, keşif ruhlu, feraseti açılmış, Özgür ruhlu, içinde bulunduğu toplumu da özgürleştirme çabasına sahip  İstiklal karakterli, İnsanlığı yücelten, Vicdan sahibi, İnsanlardan oluşan bir toplum hayal edelim. Olabilir mi neden olmasın. Bütün bu saydığım özellikleri ana rahmine düştüğü andan itibaren insana yükleyebilecek, bu özelliklere sahip olabilecek ortamları hazırlayacak yegâne güç o insanın annesidir. Eğer bir toplum; Anneyi; Önce insan olarak, Güçlü bir kadın fıtratıyla, Anneliğin yüce gücüne yakışır bir şekilde; kıymetlendirebilir ona değerler yükleyebilirse neden olmasın ki? İnsanın ana belleği daha ana rahminde şekillenmeye başlarken yedi sekiz yaşlarına doğru nihai kapasitesine yaklaşır. İnsana yüklenen sonraki programlar yani hayatın o insana yüklediği her türlü bilgi, beceri sorumluluk ana belleğin oluşma kapasitesine göre şekillenir. Ana bellek ne kadar sağlıklı inşa edilebilirse sonraki yüklenen sorumluluklar ve kabiliyetler o insanı ona göre verimli hale getirir. Onun için anne maddi manevi ne kadar donanımlı olursa, ruhsal ve bedensel olarak ne kadar sağlıklı olursa, kültürel olarak ne kadar derin olursa onun yetiştirdiği evlatlar o kadar sağlıklı olur. Sağlıklı, maddi manevi becerilerle donatılmış bir anne belki de onlarca yıl öğretimden daha sağlıklı bireyin gelişmesine vesile olabilir. Eğer eğitim ve öğretimi çocuklara anne ile dayanışarak verilebilirse o eğitimin ve öğretimin katma değeri de o kadar güçlü olur. En iyi babaların eğitmeni anne olduğu gibi en kıymetli mesleklerin de sahibi erkek kadın herkesin muhakkak bir annesi vardır. Allah yaratır, anneler doğurur. Yaratım süreci annenin doğumu ile tamamlanır. Bu konu günümüzde daha da önemli hale geliyor. Yeni nesil insan daha doğumdan itibaren hızla ailenin etkisi dışına çıkarak büyüyor. Böyle olunca çocuklar aileden çok algı yöneticilerinin yönlendirmeleri ile hayat rotalarını çizmeye başlıyor. Sosyal medya, diziler, oyunlar, toplumlara sızılan bilinçaltı yöntemler aracılığı ile kendi cazibe merkezlerini oluşturarak etki alanı kuruyorlar. Mesela X; Y; Z; ALFA diye insanları kategorize ederek daha insanları çocuk yaşta olması gereken insan sınıflamaları gibi algılarla kendi istedikleri yani kontrol etmek istedikleri insana daha kolay ulaşıyorlar. Çocuk gençliğe adım atarken ‘’ ben de bu kuşak olduğuma göre böyle davranmalıyım’’ tuzağına çekiliyor. O zaman da edilgen bir nesil yetişiyor. Bu açıdan bakarsak anneleri bilgi beceri, akıl ve ruh sağlığı, bedensel ve zihinsel olarak geliştirebilirsek başka kimseyi eğitmesek de toplum sağlıklı olur. Ama anne kendini yeteri kadar güvende hissetmezse, ruhsal ve zihinsel olarak öz güvene sahip olamazsa bedensel olarak sadece güzel ve alımlı olduğu kadar değerli olduğunu düşünürse o zaman maalesef çocuk yetiştirmeden önce var olma mücadelesinin içerisinde kaybolacaktır. Anne her şeyden önce kendini maddi manevi güvende hissetmelidir. Dengesiz kaygılardan uzak olmalıdır. Kendi eğitimini, öğretimini yapabilecek imkânları her şeyden önce sağlanmalıdır. Anneler toplumun pasif değil en aktif unsuru olmalıdır. Eğer kıymetlenmiş, değerlenmiş, maddi manevi güçlenmiş bir anne düşünelim; Daha ana rahminde çocuğun bütün yaşamının şifrelerini evladına yüklemez mi? Onun çocukluk evresinde ruhuna yüklediği toplumu yüceltecek bütün ülküleri çocuğun içselleştirdiğini düşünün o çocukların nesli nasıl bir toplum inşa eder ve yönetir? İnsanlık nasıl insanda yeniden tecelli etmez mi? Kıymetlenmiş, değerli bir yaşama sahip, zihnen, ruhen ve bedenen sağlıklı annelerin toplumu elbette sağlıklı olacaktır. O annelerin kız evlatları gibi erkek evlatlar da sağlıklı nesiller olacaktır. O zaman erkek ve kadın yaratılış kabiliyet ve becerilerine göre toplumu tamamlayacaklardır. Anneler gününü kutlamasak bile o zaman annelerin her an değerli olduğunu hepimiz hissedeceğiz. Anne dünyasını değiştirse de ruhen toplumun en kıymetli varlığı olduğunu zaten gösterecektir. Çoğumuz annemizin değerini öldükten sonra daha iyi anlamıyor muyuz? Güçlü annelerin toplumu, içinde insanlık olan inşaların toplumunu inşa eder.  
Ekleme Tarihi: 10 Mayıs 2026 -Pazar

Annelerin Toplumu

Annelerin Toplumu

Gelin beraber düşünelim,

Bir toplum hayal edelim.

İnsanlar liyakat sahibi

Birlikte yaşamak için organize olabilen,

İlkeler üzerine yaşam kurabilen ve koyduğu ilkelere uyan,

Adaleti ilkelerin temel dayanağı yapmış,

Ahlakı toplumun en güçlü değeri haline getirmiş,

Paylaşımı temel davranış yapmış, bir birini tamamlamayı ilke edinen,

Okuyan, öğrenen, düşünen fikirleri olan insanlardan oluşan,

Zihni açık,  aklen, kalben olayları değerlendirebilen,

Yaratılış gayesini keşfetmiş,

Doğuştan hangi potansiyel beceri ve kabiliyetlere sahip olduğunun farkına varmış,

İnisiyatif alıp kullanabilen, yeniliğe açık, keşif ruhlu, feraseti açılmış,

Özgür ruhlu, içinde bulunduğu toplumu da özgürleştirme çabasına sahip

 İstiklal karakterli,

İnsanlığı yücelten,

Vicdan sahibi,

İnsanlardan oluşan bir toplum hayal edelim.

Olabilir mi neden olmasın.

Bütün bu saydığım özellikleri ana rahmine düştüğü andan itibaren insana yükleyebilecek, bu özelliklere sahip olabilecek ortamları hazırlayacak yegâne güç o insanın annesidir.

Eğer bir toplum;

Anneyi;

Önce insan olarak,

Güçlü bir kadın fıtratıyla,

Anneliğin yüce gücüne yakışır bir şekilde; kıymetlendirebilir ona değerler yükleyebilirse neden olmasın ki?

İnsanın ana belleği daha ana rahminde şekillenmeye başlarken yedi sekiz yaşlarına doğru nihai kapasitesine yaklaşır.

İnsana yüklenen sonraki programlar yani hayatın o insana yüklediği her türlü bilgi, beceri sorumluluk ana belleğin oluşma kapasitesine göre şekillenir. Ana bellek ne kadar sağlıklı inşa edilebilirse sonraki yüklenen sorumluluklar ve kabiliyetler o insanı ona göre verimli hale getirir.

Onun için anne maddi manevi ne kadar donanımlı olursa, ruhsal ve bedensel olarak ne kadar sağlıklı olursa, kültürel olarak ne kadar derin olursa onun yetiştirdiği evlatlar o kadar sağlıklı olur.

Sağlıklı, maddi manevi becerilerle donatılmış bir anne belki de onlarca yıl öğretimden daha sağlıklı bireyin gelişmesine vesile olabilir. Eğer eğitim ve öğretimi çocuklara anne ile dayanışarak verilebilirse o eğitimin ve öğretimin katma değeri de o kadar güçlü olur.

En iyi babaların eğitmeni anne olduğu gibi en kıymetli mesleklerin de sahibi erkek kadın herkesin muhakkak bir annesi vardır.

Allah yaratır, anneler doğurur. Yaratım süreci annenin doğumu ile tamamlanır.

Bu konu günümüzde daha da önemli hale geliyor.

Yeni nesil insan daha doğumdan itibaren hızla ailenin etkisi dışına çıkarak büyüyor. Böyle olunca çocuklar aileden çok algı yöneticilerinin yönlendirmeleri ile hayat rotalarını çizmeye başlıyor.

Sosyal medya, diziler, oyunlar, toplumlara sızılan bilinçaltı yöntemler aracılığı ile kendi cazibe merkezlerini oluşturarak etki alanı kuruyorlar.

Mesela X; Y; Z; ALFA diye insanları kategorize ederek daha insanları çocuk yaşta olması gereken insan sınıflamaları gibi algılarla kendi istedikleri yani kontrol etmek istedikleri insana daha kolay ulaşıyorlar. Çocuk gençliğe adım atarken ‘’ ben de bu kuşak olduğuma göre böyle davranmalıyım’’ tuzağına çekiliyor.

O zaman da edilgen bir nesil yetişiyor.

Bu açıdan bakarsak anneleri bilgi beceri, akıl ve ruh sağlığı, bedensel ve zihinsel olarak geliştirebilirsek başka kimseyi eğitmesek de toplum sağlıklı olur.

Ama anne kendini yeteri kadar güvende hissetmezse, ruhsal ve zihinsel olarak öz güvene sahip olamazsa bedensel olarak sadece güzel ve alımlı olduğu kadar değerli olduğunu düşünürse o zaman maalesef çocuk yetiştirmeden önce var olma mücadelesinin içerisinde kaybolacaktır.

Anne her şeyden önce kendini maddi manevi güvende hissetmelidir. Dengesiz kaygılardan uzak olmalıdır.

Kendi eğitimini, öğretimini yapabilecek imkânları her şeyden önce sağlanmalıdır.

Anneler toplumun pasif değil en aktif unsuru olmalıdır.

Eğer kıymetlenmiş, değerlenmiş, maddi manevi güçlenmiş bir anne düşünelim;

Daha ana rahminde çocuğun bütün yaşamının şifrelerini evladına yüklemez mi?

Onun çocukluk evresinde ruhuna yüklediği toplumu yüceltecek bütün ülküleri çocuğun içselleştirdiğini düşünün o çocukların nesli nasıl bir toplum inşa eder ve yönetir?

İnsanlık nasıl insanda yeniden tecelli etmez mi?

Kıymetlenmiş, değerli bir yaşama sahip, zihnen, ruhen ve bedenen sağlıklı annelerin toplumu elbette sağlıklı olacaktır.

O annelerin kız evlatları gibi erkek evlatlar da sağlıklı nesiller olacaktır.

O zaman erkek ve kadın yaratılış kabiliyet ve becerilerine göre toplumu tamamlayacaklardır.

Anneler gününü kutlamasak bile o zaman annelerin her an değerli olduğunu hepimiz hissedeceğiz.

Anne dünyasını değiştirse de ruhen toplumun en kıymetli varlığı olduğunu zaten gösterecektir.

Çoğumuz annemizin değerini öldükten sonra daha iyi anlamıyor muyuz?

Güçlü annelerin toplumu, içinde insanlık olan inşaların toplumunu inşa eder.

 


Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.