Potansiyeli Kıymetlendiremeyen Yönetimler
Bu konuyu özellikle şehirler açısından ele alacağım.
Ama yönetilen her organizasyon da bu açıdan değerlendirilebilir.
Köy, mahalle, şirketler, sivil toplum örgütleri, devletler sahip oldukları ya da olabilecekleri potansiyellerle kıymetli hale getirilebilir.
Tabir caizse doğru yönetilen organizasyonların potansiyelleri harekete geçer ve değere dönüşür.
Bu değer onu, bulunduğu ülkede, coğrafyada hatta küresel düzeyde bir kıymet haline getirebilir.
Önemli olan bu potansiyel imkânları şehrin ya da organizasyonların sahipleri, sakinleri, temsilcileri fark edip aktifleştirebiliyor mu?
Peki, bu potansiyel imkânlar nelerdir?
- Öncelikle doğal kaynakları madenler, tarım alanları, yeraltı ve yer üstü zenginlikleri
- İklimi, coğrafi şartları,
- Bazen yüz yıllara varan beceri ve kabiliyet birikimleri,
- Şehrin konumu, yol güzergâhları, Kara hava, deniz ve demiryolu ulaşım imkânları,
- Ulusal ve uluslararası ulaşım imkânları
- Sanat ve zanaat kabiliyetleri,
- Tarih ve kültürel zenginlikleri,
- Sanayi ve ticaret kabiliyetleri
- Görünmeyen sosyal kodları; yıllara dayanan gelenek görenek ve alışkanlıkları,
- Maddi birikimleri,
- Mesleki yetkinlikleri buna ait yıllara dayanan yaşama dönüşmüş mesleki ilkeleri,
- Şehir davranışları,
- Sanayi, ticaret, sanat ve zanaat unvanları,
- Şehrin sakinlerinin şehrin yaşamına ilgisi,
- Sakinlerin şehre dair taleplerinin kalite derecesi,
- Şehrin yöneticilerini seçme kabiliyetleri tercihlerinin kalitesi,
- Sivil toplum örgütlerinin kalitesi, şehri sahiplenme kabiliyetleri,
- Belediye, sanayi ve ticaret odlarının şehrin potansiyel değerlerini kıymetlendirme kabiliyetleri
- Şehrin insan kaynakları, insana verilen değer,
- İnsanın kendini değerli hissedebilme imkânları,
- Şehrin, iş insanlarına, sanatkârlara, zanaatkârlara, girişimcilere ve sakinlerine ilham olabilme potansiyeli,
Şehirler ve organizasyonların bu ve benzeri değerleri muhakkak vardır. Çoğu şehir ve organizasyon bu değerler doğru kıymetlendirilmediği için hak ettiği değere ulaşamaz.
Görünürde büyür ama gelişemez.
Hal bu ki; bu potansiyel değerlerin farkına varabilen yöneticiler;
- Öncelikle şehirlerinin potansiyellerini doğru tanır.
- Bu potansiyeli harekete geçirecek liyakatli insan kaynaklarını harekete geçirir,
- Bu değerlere göre gelecek planlaması yapar, bununla ilgili projeler üretir,
- Öngörüleri ile şehrin sakinlerini bu hedefler doğrultusunda ikna eder. Bazen halka rağmen inisiyatif alır. Çünkü bazen halk alışkanlıklarının körlüğünü yaşar. Ama şehir potansiyel olarak ulusal ve küresel konuma gelebilecek imkânlara sahiptir.
- Şehrin gelecekteki konumunu hayal eder. Uzun dönemli planları olur.
- Bu potansiyel imkanın en iyi yaşamlarını üretmek için proaktif (inisiyatif kullanarak, kendiliğinden hareket geçen, irade kullanabilen) yönetim biçimi ile şehrin rotasını çizebilen yöneticiler lazım.
- Bu yöneticiler başta ekonominin temsilcisi sanayi ve ticaret odaları milletin temsilcisi belediye başkanlarıdır.
- Sanayi ve ticaret odları şehrin ekonomik rotasına yön verir belediye başkanları da ona uygun imarlar ve alt yapılarla gelişmenin önünü açar.
Bunun için duyarlı belediye ve başkanları ile proaktif sanayi ve ticaret oda yöneticileri gerekir.
Peki, günümüzde bu davranış biçimi var mı? Bence yok..
Yatırım var ama uzun dönemli bakış açısının sonucu değil sorun çıktıkça aranan çözümler şeklinde.
Bugün şehirlerimiz sanayiler büyürken ticaret hacmi artarken gelişememe sebebi öngörüsüz yöneticilerdir.
Bugün yaptıkları koca koca yatırımlar yarın etkisiz hale geliyor.
Şehrin geçimini sağlayan sanayi ve ticaret bölgelerinde binlerce insanın bir günde iki saatinin yolda geçtiği şehirlerde mutlu çalışan olabilir mi?
Aile olabilir mi? Erkek, kadın bütün çalışanlar ve işverenler zamanın büyük yoğunluğunu işte ve sonrasında yolda geçiriyor.
Bugünün imarı ve çalışma şartları ailenin önünde engel.
Ulusal ve küresel ölçekte stratejik güç olabilecek şehirlerimiz maalesef değerlendirilemeyen kıymetlerinden dolayı bu gelişme ivmesini kazanamıyor.
Gerçek potansiyelini kullanamıyor
Bunu sebebi belediyelerin milletin gözünü boyayarak tekrar seçilebileceği konumunu güçlendirmek, etliye sütlüye çok karışmamak. Risk almamak. Şehri içe dönük yönetmek.
Şehrin kısa vadeli problemlerini çözmek. Şehre dair uzun vadeli projeler üzerinde çok da düşünememek.
Sanayi ve ticaret odaları da şehrin potansiyelinin gerçekten farkında olamamaları.. Kendilerinin ve ekibinin imkânlarını geliştirecek kadar gayret etmeleri. Gerçek güçlerinin kullanamamaları…
Şehrin sanayi ve iş hacminin küresel ekonomi içinde daha aktif olabilmeleri için yeteri kadar gayret edememeleri.
Gerek belediye gerekse odaların başkanlarını taklit ederek çözümler üretmeye çalışmaları.
Hem sanayi hem de belediyelerin üretimi arttırma, gelişme, şehrin çekim gücünün arttırılması kaygısıyla değil de daha çok emlak kazançları ile büyüme yolunu tercih etmeleri.
Şehrin ekonomik gelişmeleri için uzun vadeli , şehrin potansiyeline uygun özgün projelere karşı yeteri kadar istekli olamamaları..
Seçildikleri makamın şehri geleceğe taşıyan güçlü stratejik konumlarının sorumluluğunu almak yerine kendi başarı hikâyelerini kolayca sağlamak ve korumak olarak görmeleridir.
Yapılan bir şeyler yok mu? Var. Ben diyorum ki_;
Şehir bir kumaş bu kumaştan;
Pijama yapılabilir: 200 TL
Pantolon üretilebilir: 750 TL
Ceket: 1000 TL
Takım: 3000 TL
Çok kaliteli bir tasarlanmış bir takım: 25 000 TL
Şimdiki yöneticiler pijama yerine pantolon yaptık diye seviniyor, ceket yapabilirse övünüyor. Takım yaparsa mangalda kül bırakmıyor.
Ama model tasarlayıp kimsede olmayan kaliteli bir takım yapmayı teferruat olarak görüyor ya da aklına bile gelmiyor.
Eğer bizler şehirlerimizin gerçek potansiyelini harekete geçirmezsek bir gün o değeri gören güçler imkânlarımızın sahibi olur.
Şehrimize kocaman yatırımlar yapılır ama sahibi biz olmayız.
