Tevfik OVACIK
Köşe Yazarı
Tevfik OVACIK
 

Yeni Yüzyıla Hazırlık

Yeni Yüzyıla Hazırlık Modern dünyanın kendi iradesi ile koyduğu kurallar uygulamaya çalıştığı ilkeler birer birer anlamını yitiriyor. Bu ilkeleri uygulayan, takip eden denetleyen kurumlar zaten önemini kaybetti. Zaten kuruluşunda bir sahtelik vardı. Bu kuralları koyarken sanki ilk defa düşünülmüş modern dünyanın keşfettiği ilkeler gibi algı oluşturulmasında bir yanlışlık vardı. Belki kaynak gösterilerek, geçmişe atıfta bulunarak bu ilkeler koyulsaydı o zaman daha derin anlamları olabilir ve daha etkili olabilirdi. Üstelik binlerce yıldır var olan düşünceleri, yaşam ilkelerini kirleterek itibarsızlaştırarak insanların inancını darmadağın ederek önemsizleştirdiler. Küresel bir güvensizlik hızla insanlığı felakete doğru sürüklüyor. Artık bunu sağır sultan duydu. Bu konularla hiç ilgilenmeyen insanlar da bu kuralsızlık ortamına inanmaya başladı. Hatta modern dünyayı ilahlaştıran aydın kesim de olmak şartı bir kesim vardı ki onlar bile bu uygarlık yalanına inanmamaya başladılar. Muasır medeniyetin Avrupalı olmak inancı ile yanıp tutuşan ve kendini bu kuralları savunarak aydın diye pazarlamaya çalışan kesim de artık bu hedefin yalan olduğunu fark etti. Amerika’nın devlet düzeni için Nirvana, var olan en iyi sistem olduğu balonu da patladı. Bu aslında hep böyleydi ama onlar asıl hedeflerini gizlemek için böyle ilkesel bir yaşam biçimini ideal olarak sundular. Var olan sömürü düzeninin daha insani şartlarla gizlenerek yapılmasından başka bir şey değildi. Demokrasi, barış, adalet, refah getireceğim diye gittikleri bütün coğrafyayı talan ettiler. İnsanları ve toplumları telef ettiler. Toplumların kendi içinde sahip oldukları kendi kültürlerine göre inşa ettikleri dayanışma, istişare, becerilerini de tamamen yok ettiler. İnsanlığı farklı kültürlerin zenginliğinden alıp tek düze bir sistemin edilgen varlıkları haline getirdiler getiriyorlar. Yani bu hiçbir zaman muasır medeniyet değildi. Benim de hep şüpheyle baktığım belki de muasır medeniyet Avrupa’nın çok ötesinde bir ideal diye savunduğum zamanlarda yalnızlığımı, ifade edememe halimi çok iyi hatırlıyorum. Artık mahallelerde, ilçelerde, illerde, hatta devletlerde yapılan işler o yerin sakinlerine, vatandaşlarına, millete hiç faydalı olmadan başkalarının kullanımına açıldı. Artık halkın fikirleri, itirazları engel olarak görülmeye başlandı. Çünkü vahşi küresel sistem ve onu içselleştirmiş yerel güçler devleti, bürokrasiyi, yerel güçleri ele geçirerek millete vatandaşa, bölge sakinlerine rağmen hedeflerine devam edebiliyor. Bu da gösteriyor ki; küresel yozlaşma bizim yanı başımıza gelmiş artık bizlerin de hayatını sessizce gasp etmek istiyor. Tabi bunun en büyük sebebi binlerce yıldır var olan ve insanı yüceltmeye çalışan kuralları ve bunlara kafa yoranları biz vatandaş ve halk, yaşamın kahramanı, sakinleri olarak hiç önemsemedik. Kötüler organize olurken bizler duyarsız kaldık. Sadece dünyaya değil kendi yaşam alanımıza bile kayıtsız kaldık. Okumadık, araştırmadık, analiz etmedik. Hatta duysak okusak bile ciddiye almadık ve de sorgulamadık… Belki yanı başımızda bizi uyandırmaya çalışan insanları bile dikkate almadık. Beğendik alkışladık ama alışkanlıklarımızı sorgulamadan kulak misafiri olduğumuz uyaranlar bize de etki etmedi. Öyle ki ülkücü olduk ülkümüzü kaybettik. Dindar olduk takvamızı kaybettik. Devrimciyiz dedik yenilik yapamadık. Toplumcuyuz dedik bencillikten vazgeçemedik. Cumhuriyetçiyiz dedik Cumhuru unuttuk. Devletçiyiz dedik devletin malı deniz yemeyen keriz dedik. Laik modern insanız dedik, bırakın başkalarının haklarını korumayı kendi hakkımıza bile mukayyet olmadık. Aslında her biri kendi içinde medeniyetin çekirdeği olabilecek bu ilkelerde uygarlığın sırrı saklı ama biz onları yeşertemedik. İlkelerin her birini paramparça ettik. Toplumu her parçanın bir tarafı hale getirdik. Sonra da bir birini tamamlaması gereken bu ilkeleri bir biri ile çatıştırdık. Bundan anarşi ürettik. Tabi ki bunu kendi değerlerimizden yola çıkarak değil başkalarının ilkelerini ilahlaştırarak yaptık. Ve böylece küresel sahte uygarlığın kullanışlı birer aracı haline geldik. Oysa kadim Türk Dünyası Töreleri ile İslam medeniyetinin meydana getirdiği sinerji ile sahip olduğumuz toplumsal birikimimiz sadece bize değil tüm dünyaya güven verecek derinlikte güce sahip. Her türlü değer yargılarına rağmen sömürgeci Avrupa ve Amerika, kural tanımaz bencil ruhlu Çin ve bütün kültürel zenginliğine rağmen sadece kendini kutsallaştıran Rusya hepsi bugün gerçek yüzlerini gösterdiler. İnsanlığın yeniden inşa edilmesi, yeniden insani değerlerin topluma egemen kılınması için vicdan sahibi, paylaşan bölüşen ve dayanışmayı öncelikli bir yaşam olarak benimsemiş Türk Dünyası olarak bütün dünyanın beklediği zamanlara doğru gidiyoruz. Hızla güçlenmemize ihtiyaç var. Güç olmazsa sadece biz değil insanlık da zayıf kalır. Bunun için yapmamız gereken sadece uyanmak. Başta yakınlarımızda olup bitenlere, ülkemizde olup bitenlere ve dünyadaki gelişmelere daha yakından bakıp daha ilgili olmalıyız. Bunun bir ücreti yok, bedel ödemeyeceğiz aksine kazanacağız. Eğer bunu yapmazsak çok ağır bedeller ödeyeceğiz. Sadece biz değil insanlık da çok büyük yara alacak. Belki de insanlığın felaketine kadar sürükleneceğiz. Bunun için modern dünyanın bize dayattığı sadece kendimizi düşünen, çevreye duyarsız bencil ruh haletimizle yüzleşmeliyiz. Seçtiğimiz ve atanmış yöneticilerimiz de kendilerini kısa vadede başarılı kılacak projelerden çok uzun vadede stratejik çözümler üretecek projeleri sahibi olmak için çalışmalılar. Her birimiz bulunduğumuz mevkide bir proje yaparken sadece kendi mahallimizin bir yerini ve kısa vadeli çözümleri değil kendi mahallimizi küresel dünyada etkili yapabilecek projelere imza atalım. Gelecek yüzyılın insan kaynaklarını yetiştirelim. Potansiyel varlıklarımızı etkili bir şekilde harekete geçirelim. Bazen bir mahallede yapacağımız etkili bir proje, insanlığın en etkili yatırımı olabilir. Devlet Sanayiyi Anadolu’ya taşıma projesi ile bir adım atıyor. Yerel yönetimler de bu atılıma karşılık projeler üretsin imarlarını ona göre hazır etsin. Gelecek yüzyıl Türk Yüzyılı olacak, bunu hepimiz beraber inşa edeceğiz.  
Ekleme Tarihi: 15 Şubat 2026 -Pazar

Yeni Yüzyıla Hazırlık

Yeni Yüzyıla Hazırlık

Modern dünyanın kendi iradesi ile koyduğu kurallar uygulamaya çalıştığı ilkeler birer birer anlamını yitiriyor.

Bu ilkeleri uygulayan, takip eden denetleyen kurumlar zaten önemini kaybetti.

Zaten kuruluşunda bir sahtelik vardı.

Bu kuralları koyarken sanki ilk defa düşünülmüş modern dünyanın keşfettiği ilkeler gibi algı oluşturulmasında bir yanlışlık vardı.

Belki kaynak gösterilerek, geçmişe atıfta bulunarak bu ilkeler koyulsaydı o zaman daha derin anlamları olabilir ve daha etkili olabilirdi.

Üstelik binlerce yıldır var olan düşünceleri, yaşam ilkelerini kirleterek itibarsızlaştırarak insanların inancını darmadağın ederek önemsizleştirdiler.

Küresel bir güvensizlik hızla insanlığı felakete doğru sürüklüyor.

Artık bunu sağır sultan duydu. Bu konularla hiç ilgilenmeyen insanlar da bu kuralsızlık ortamına inanmaya başladı. Hatta modern dünyayı ilahlaştıran aydın kesim de olmak şartı bir kesim vardı ki onlar bile bu uygarlık yalanına inanmamaya başladılar.

Muasır medeniyetin Avrupalı olmak inancı ile yanıp tutuşan ve kendini bu kuralları savunarak aydın diye pazarlamaya çalışan kesim de artık bu hedefin yalan olduğunu fark etti.

Amerika’nın devlet düzeni için Nirvana, var olan en iyi sistem olduğu balonu da patladı.

Bu aslında hep böyleydi ama onlar asıl hedeflerini gizlemek için böyle ilkesel bir yaşam biçimini ideal olarak sundular.

Var olan sömürü düzeninin daha insani şartlarla gizlenerek yapılmasından başka bir şey değildi.

Demokrasi, barış, adalet, refah getireceğim diye gittikleri bütün coğrafyayı talan ettiler. İnsanları ve toplumları telef ettiler.

Toplumların kendi içinde sahip oldukları kendi kültürlerine göre inşa ettikleri dayanışma, istişare, becerilerini de tamamen yok ettiler.

İnsanlığı farklı kültürlerin zenginliğinden alıp tek düze bir sistemin edilgen varlıkları haline getirdiler getiriyorlar.

Yani bu hiçbir zaman muasır medeniyet değildi. Benim de hep şüpheyle baktığım belki de muasır medeniyet Avrupa’nın çok ötesinde bir ideal diye savunduğum zamanlarda yalnızlığımı, ifade edememe halimi çok iyi hatırlıyorum.

Artık mahallelerde, ilçelerde, illerde, hatta devletlerde yapılan işler o yerin sakinlerine, vatandaşlarına, millete hiç faydalı olmadan başkalarının kullanımına açıldı. Artık halkın fikirleri, itirazları engel olarak görülmeye başlandı. Çünkü vahşi küresel sistem ve onu içselleştirmiş yerel güçler devleti, bürokrasiyi, yerel güçleri ele geçirerek millete vatandaşa, bölge sakinlerine rağmen hedeflerine devam edebiliyor.

Bu da gösteriyor ki; küresel yozlaşma bizim yanı başımıza gelmiş artık bizlerin de hayatını sessizce gasp etmek istiyor.

Tabi bunun en büyük sebebi binlerce yıldır var olan ve insanı yüceltmeye çalışan kuralları ve bunlara kafa yoranları biz vatandaş ve halk, yaşamın kahramanı, sakinleri olarak hiç önemsemedik.

Kötüler organize olurken bizler duyarsız kaldık. Sadece dünyaya değil kendi yaşam alanımıza bile kayıtsız kaldık. Okumadık, araştırmadık, analiz etmedik. Hatta duysak okusak bile ciddiye almadık ve de sorgulamadık…

Belki yanı başımızda bizi uyandırmaya çalışan insanları bile dikkate almadık. Beğendik alkışladık ama alışkanlıklarımızı sorgulamadan kulak misafiri olduğumuz uyaranlar bize de etki etmedi.

Öyle ki ülkücü olduk ülkümüzü kaybettik. Dindar olduk takvamızı kaybettik. Devrimciyiz dedik yenilik yapamadık. Toplumcuyuz dedik bencillikten vazgeçemedik. Cumhuriyetçiyiz dedik Cumhuru unuttuk. Devletçiyiz dedik devletin malı deniz yemeyen keriz dedik. Laik modern insanız dedik, bırakın başkalarının haklarını korumayı kendi hakkımıza bile mukayyet olmadık.

Aslında her biri kendi içinde medeniyetin çekirdeği olabilecek bu ilkelerde uygarlığın sırrı saklı ama biz onları yeşertemedik.

İlkelerin her birini paramparça ettik. Toplumu her parçanın bir tarafı hale getirdik. Sonra da bir birini tamamlaması gereken bu ilkeleri bir biri ile çatıştırdık. Bundan anarşi ürettik. Tabi ki bunu kendi değerlerimizden yola çıkarak değil başkalarının ilkelerini ilahlaştırarak yaptık. Ve böylece küresel sahte uygarlığın kullanışlı birer aracı haline geldik.

Oysa kadim Türk Dünyası Töreleri ile İslam medeniyetinin meydana getirdiği sinerji ile sahip olduğumuz toplumsal birikimimiz sadece bize değil tüm dünyaya güven verecek derinlikte güce sahip.

Her türlü değer yargılarına rağmen sömürgeci Avrupa ve Amerika, kural tanımaz bencil ruhlu Çin ve bütün kültürel zenginliğine rağmen sadece kendini kutsallaştıran Rusya hepsi bugün gerçek yüzlerini gösterdiler.

İnsanlığın yeniden inşa edilmesi, yeniden insani değerlerin topluma egemen kılınması için vicdan sahibi, paylaşan bölüşen ve dayanışmayı öncelikli bir yaşam olarak benimsemiş Türk Dünyası olarak bütün dünyanın beklediği zamanlara doğru gidiyoruz.

Hızla güçlenmemize ihtiyaç var. Güç olmazsa sadece biz değil insanlık da zayıf kalır.

Bunun için yapmamız gereken sadece uyanmak.

Başta yakınlarımızda olup bitenlere, ülkemizde olup bitenlere ve dünyadaki gelişmelere daha yakından bakıp daha ilgili olmalıyız. Bunun bir ücreti yok, bedel ödemeyeceğiz aksine kazanacağız. Eğer bunu yapmazsak çok ağır bedeller ödeyeceğiz. Sadece biz değil insanlık da çok büyük yara alacak. Belki de insanlığın felaketine kadar sürükleneceğiz.

Bunun için modern dünyanın bize dayattığı sadece kendimizi düşünen, çevreye duyarsız bencil ruh haletimizle yüzleşmeliyiz.

Seçtiğimiz ve atanmış yöneticilerimiz de kendilerini kısa vadede başarılı kılacak projelerden çok uzun vadede stratejik çözümler üretecek projeleri sahibi olmak için çalışmalılar.

Her birimiz bulunduğumuz mevkide bir proje yaparken sadece kendi mahallimizin bir yerini ve kısa vadeli çözümleri değil kendi mahallimizi küresel dünyada etkili yapabilecek projelere imza atalım.

Gelecek yüzyılın insan kaynaklarını yetiştirelim.

Potansiyel varlıklarımızı etkili bir şekilde harekete geçirelim.

Bazen bir mahallede yapacağımız etkili bir proje, insanlığın en etkili yatırımı olabilir.

Devlet Sanayiyi Anadolu’ya taşıma projesi ile bir adım atıyor. Yerel yönetimler de bu atılıma karşılık projeler üretsin imarlarını ona göre hazır etsin.

Gelecek yüzyıl Türk Yüzyılı olacak, bunu hepimiz beraber inşa edeceğiz.

 


Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.