Tevfik OVACIK
Köşe Yazarı
Tevfik OVACIK
 

Tabir Edemediğimiz Bir Rüyada Mıyız?

Tabir Edemediğimiz Bir Rüyada Mıyız? Gördüğümüz bir rüyayı hemen birisine yorumlatmak isteriz. Rüyadaki simgelerden yola çıkarak bir takım tabirler yapılır. Genelde rüyayı herkese anlatmamamız, iyiye yormamız salık verilir. Bir kelime, kıymetli bir insan, hoş bir mekân hava durumu, rüyadaki ortamın ruhsal iklimi rüyanın manasını etkilediği dile getirilir. Bazen rüyadan uyanmak istemeyiz bazen de rüya kâbusa döner sırılsıklam ter içinde uyanırız. Ama sonuçta uyandığımızda uykuda olduğumuzu fark ederiz. Etkisinden kurtulamadığımız iyi ve kötü rüyalarımız olmuştur. İyi rüyanın bitmesini istemez az daha uyusaydım da devam etseydi diye hayıflanırız. Tabii rüyaların yaşadığımız olaylardan etkilenmemize göre de değiştiğini söyleyen bilim insanları da var. Bazen de rüya içinde; gördüğümüz rüyanın farkına varıp, şu an rüyadayım dediğimiz olmuştur. Olanlardan işittim. Uyandığımıza göre yaşıyoruzdur. İbnu’l Arabi hazretleri “dünya tabir edilmesi gereken bir rüyadır” diyor. Peygamberimiz Hz Muhammed ( SAV) “insanlar uykudadır ölünce uyanırlar” diyor. Bir varmış bir yokmuş misali bir hayatı yaşamıyor muyuz? Dün berberde altmış beş yaşlarında bir müşteri “ömür nasıl hızlı geçti bilemdim” sanki bir rüya aleminde yaşadığını dile getiriyordu. Gerçekten de fark etmeden geçen zamanlara bakalım. Kıymetlendiremediğimiz, üretemediğimiz, sadece tükettiğimiz şeylerle geçen zaman hızlı geçiyor. Tükenerek geçirdiğimiz zamanlar hızla akıp gidiyor. Sonunda ne yaptık? Diye, sorduğumuzda ya da sormayı akıl edebildiğimizde hala tatmin olmamış bir ruh haletindeysek zamanın hızla aktığını fark etmemişizdir. Uykuda geçen bir zaman gibi… Deliksiz bir uyku hali; gerçi deliksiz bir uyku hali bile bir huzurun göstergesi olabilir. Acaba yaşarken ne kadar uyku halindeyiz? Yaşamak bir rüya mıdır? Uyanmak nasıl olur? Çevremizde yaşananlara bir insan olarak bakarsak ne kadar uyanık olduğumuzu sorgulayabiliriz. Tüketimin baş döndürücü hızla büyüdüğü, Beğenilme dünyasının satın alma çılgınlığı insanların sadece satın alarak mutlu olacaklarını düşünmesi, Borçlu olmanın yaşamın kaçınılmaz bir parçası haline gelmesi, Gücün adaletten daha önemli bir gösterge olması, Başarının zehirli bir yem haline gelmesi, insanların hedeflerine ulaşmak için bir birini ezmeleri yok etmeyi göze almaları El âlemin tüketimi ve gösterişi teşvik etmesi, Güce ulaşmak için her yolun mubah olması, Her türlü sahipliğe rağmen tatmin olamama, Gücün bireyden devlete, devletten küresel yapıya dayanılmaz pervasızlığı, İnsanlığın bu çarkın içinde hızla öğütülmesi, itibarsızlaşması, Bütün bunlar olurken insanlar olarak hepimizin her türlü karmaşıklığa, düzensizliğe, gaspa, adaletsizliğe, vahşete karşı duyarsızlığımız, gailesizliğimiz acaba bu dünyada rüyada oluşumuz mu? İrademizin harekete geçememesi, başkalarının algı yönetimine teslim olması, bizim hoşumuza gidecek ödüller, faydalarla (yemlerle) ruhumuzun ve bilincimizin uyuşturulması bizim uyku halimiz olabilir? Dünya bir rüya âlemiyse o zaman rüya içinde olduğumuzun bilincine varabilirsek uyanamaz mıyız? Nasıl rüya tabir ediyorsak yaşadıklarımız da aslında tabir edilmesi gereken bizim için hazırlanmış mesajlar olamaz mı? Belki de yaşadığımız hiçbir şey tesadüf değil. Biz onları dikkatli algılayabilir analiz edebilirsek aslında her bir olay bize gönderilmiş bir mesaj olabilir. Karşılaştığımız bir insan, yaşadığımız bir olay, bulunduğumuz bir mekân, etkilendiğimiz bir nesne tesadüf değil. Bunu geçmişe dönerek çok daha iyi anlayabiliriz. Yapamasaydım keşke o an ayıkabilseydim dediğimiz olmuştur. Hissettim ama uyanamadım. Demek bile rüya âleminde olduğumuzun ispatı değil mi? Çünkü başımıza bir olay geldiğinde çoğu zaman şöyle demişizdir. O insanla ilk görüştüğüm anda hissettim ama basiretim bağlandı dediğimiz çok olmuştur. Ya da keşke bu işi, okulu, insanı tercih etmeseydim diyen çok olmuştur. Aynı yere bakmamıza rağmen aynı emeği göstermemize rağmen bazı insanlar daha isabetli kararlar verebiliyor. Hayatı, gelişmeleri sorgulamak, okumak algılamak rüyadan uyanmamızı sağlar. Bazen bildiklerimiz, alışkanlıklarımız bizi uyuşturur, kör eder. Bazen de içinde bulunduğumuz rahatlık. Karşılaştığımız olayları, kişileri bize gönderilmiş birer mesaj olarak algılayabilirsek; o zaman belki de hiç fark etmediğimiz şekilde ilişkilerimiz değerlenecek, hayata bakış açımız genişleyecek, algılarımız güçlenecek irademiz kontrolümüze geçecek. Büyüklerimiz bizi uyanık olun diye uyarıyor. Bu bile bizim uyuma halimizi gösteriyor. Aklen ve zihnen karşılaştığımız maddi manevi her hali bize gönderilmiş bir nimet olarak düşünebilirsek belki fark etmediğimiz yaşamların kapısını aralayabiliriz. Düşünün çevremiz de öyle davranıyor. O zaman biz de böyle bir çevrede çok daha değerli bir varlık haline geleceğiz. Yaşadığımız her şeyi bir rüya gibi düşünüp tabir edebilirsek hayatımız da çok daha kıymetli olacaktır.  
Ekleme Tarihi: 15 Mart 2026 -Pazar

Tabir Edemediğimiz Bir Rüyada Mıyız?

Tabir Edemediğimiz Bir Rüyada Mıyız?

Gördüğümüz bir rüyayı hemen birisine yorumlatmak isteriz.

Rüyadaki simgelerden yola çıkarak bir takım tabirler yapılır. Genelde rüyayı herkese anlatmamamız, iyiye yormamız salık verilir. Bir kelime, kıymetli bir insan, hoş bir mekân hava durumu, rüyadaki ortamın ruhsal iklimi rüyanın manasını etkilediği dile getirilir.

Bazen rüyadan uyanmak istemeyiz bazen de rüya kâbusa döner sırılsıklam ter içinde uyanırız.

Ama sonuçta uyandığımızda uykuda olduğumuzu fark ederiz. Etkisinden kurtulamadığımız iyi ve kötü rüyalarımız olmuştur.

İyi rüyanın bitmesini istemez az daha uyusaydım da devam etseydi diye hayıflanırız.

Tabii rüyaların yaşadığımız olaylardan etkilenmemize göre de değiştiğini söyleyen bilim insanları da var.

Bazen de rüya içinde; gördüğümüz rüyanın farkına varıp, şu an rüyadayım dediğimiz olmuştur. Olanlardan işittim.

Uyandığımıza göre yaşıyoruzdur.

İbnu’l Arabi hazretleri “dünya tabir edilmesi gereken bir rüyadır” diyor.

Peygamberimiz Hz Muhammed ( SAV) “insanlar uykudadır ölünce uyanırlar” diyor.

Bir varmış bir yokmuş misali bir hayatı yaşamıyor muyuz?

Dün berberde altmış beş yaşlarında bir müşteri “ömür nasıl hızlı geçti bilemdim” sanki bir rüya aleminde yaşadığını dile getiriyordu.

Gerçekten de fark etmeden geçen zamanlara bakalım.

Kıymetlendiremediğimiz, üretemediğimiz, sadece tükettiğimiz şeylerle geçen zaman hızlı geçiyor. Tükenerek geçirdiğimiz zamanlar hızla akıp gidiyor. Sonunda ne yaptık? Diye, sorduğumuzda ya da sormayı akıl edebildiğimizde hala tatmin olmamış bir ruh haletindeysek zamanın hızla aktığını fark etmemişizdir. Uykuda geçen bir zaman gibi…

Deliksiz bir uyku hali; gerçi deliksiz bir uyku hali bile bir huzurun göstergesi olabilir.

Acaba yaşarken ne kadar uyku halindeyiz?

Yaşamak bir rüya mıdır?

Uyanmak nasıl olur?

Çevremizde yaşananlara bir insan olarak bakarsak ne kadar uyanık olduğumuzu sorgulayabiliriz.

Tüketimin baş döndürücü hızla büyüdüğü,

Beğenilme dünyasının satın alma çılgınlığı insanların sadece satın alarak mutlu olacaklarını düşünmesi,

Borçlu olmanın yaşamın kaçınılmaz bir parçası haline gelmesi,

Gücün adaletten daha önemli bir gösterge olması,

Başarının zehirli bir yem haline gelmesi, insanların hedeflerine ulaşmak için bir birini ezmeleri yok etmeyi göze almaları

El âlemin tüketimi ve gösterişi teşvik etmesi,

Güce ulaşmak için her yolun mubah olması,

Her türlü sahipliğe rağmen tatmin olamama,

Gücün bireyden devlete, devletten küresel yapıya dayanılmaz pervasızlığı,

İnsanlığın bu çarkın içinde hızla öğütülmesi, itibarsızlaşması,

Bütün bunlar olurken insanlar olarak hepimizin her türlü karmaşıklığa, düzensizliğe, gaspa, adaletsizliğe, vahşete karşı duyarsızlığımız, gailesizliğimiz acaba bu dünyada rüyada oluşumuz mu?

İrademizin harekete geçememesi, başkalarının algı yönetimine teslim olması, bizim hoşumuza gidecek ödüller, faydalarla (yemlerle) ruhumuzun ve bilincimizin uyuşturulması bizim uyku halimiz olabilir?

Dünya bir rüya âlemiyse o zaman rüya içinde olduğumuzun bilincine varabilirsek uyanamaz mıyız?

Nasıl rüya tabir ediyorsak yaşadıklarımız da aslında tabir edilmesi gereken bizim için hazırlanmış mesajlar olamaz mı?

Belki de yaşadığımız hiçbir şey tesadüf değil.

Biz onları dikkatli algılayabilir analiz edebilirsek aslında her bir olay bize gönderilmiş bir mesaj olabilir.

Karşılaştığımız bir insan, yaşadığımız bir olay, bulunduğumuz bir mekân, etkilendiğimiz bir nesne tesadüf değil.

Bunu geçmişe dönerek çok daha iyi anlayabiliriz.

Yapamasaydım keşke o an ayıkabilseydim dediğimiz olmuştur.

Hissettim ama uyanamadım. Demek bile rüya âleminde olduğumuzun ispatı değil mi?

Çünkü başımıza bir olay geldiğinde çoğu zaman şöyle demişizdir. O insanla ilk görüştüğüm anda hissettim ama basiretim bağlandı dediğimiz çok olmuştur.

Ya da keşke bu işi, okulu, insanı tercih etmeseydim diyen çok olmuştur.

Aynı yere bakmamıza rağmen aynı emeği göstermemize rağmen bazı insanlar daha isabetli kararlar verebiliyor.

Hayatı, gelişmeleri sorgulamak, okumak algılamak rüyadan uyanmamızı sağlar.

Bazen bildiklerimiz, alışkanlıklarımız bizi uyuşturur, kör eder. Bazen de içinde bulunduğumuz rahatlık.

Karşılaştığımız olayları, kişileri bize gönderilmiş birer mesaj olarak algılayabilirsek; o zaman belki de hiç fark etmediğimiz şekilde ilişkilerimiz değerlenecek, hayata bakış açımız genişleyecek, algılarımız güçlenecek irademiz kontrolümüze geçecek.

Büyüklerimiz bizi uyanık olun diye uyarıyor. Bu bile bizim uyuma halimizi gösteriyor.

Aklen ve zihnen karşılaştığımız maddi manevi her hali bize gönderilmiş bir nimet olarak düşünebilirsek belki fark etmediğimiz yaşamların kapısını aralayabiliriz.

Düşünün çevremiz de öyle davranıyor.

O zaman biz de böyle bir çevrede çok daha değerli bir varlık haline geleceğiz.

Yaşadığımız her şeyi bir rüya gibi düşünüp tabir edebilirsek hayatımız da çok daha kıymetli olacaktır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.