İSİM ANNELİĞİNİ NASIL KAÇIRDIM?
İlk görev yerim Burdur Müzesinde “müze asistanı” olarak görev yaptığım genç ve idealist yıllarım… Yöneticimizden işçilerimize kadar tüm ekiple güzel bir diyaloğum var. Akdeniz’in şirin ve mütevazı şehri Burdur’u da çok sevmişim. Daha ne isteyeyim.
Bir gün bahçede dolaşırken erkek temizlik işçimiz heyecanla yanıma gelerek “sen iyi ad bilirsin!” dedi. Ne demek istediğini anlayamamıştım. Hatta “ad” değil “at” olarak algılamıştım.
Söylediklerini tekrar ettirdim. Meğer bir kızı dünyaya gelmiş. Üstelik ilk evlâdıymış. O sevinçle bana gelerek kızına farklı bir ad bulmamı istiyormuş.
Doğrusu çok mutlu oldum. Zira ilk defa böyle bir teklif alıyordum. Yeni doğan bir çocuğun adını koyacak yani “isim annesi” olacaktım.
Araştırmaya Başlıyorum
Akşam mesai bittiğinde kirada oturduğum eve gelerek yemeğin ardından hemen sözlükleri, ansiklopedileri ve bazı kitapları karıştırmaya başladım. Bulduğum farklı ve modern isimleri bir kâğıda yazıyordum. İçime sinen yirmi civarında kız ismini eleye eleye beşe düşürerek ertesi sabah sevinçle o işçimize teslim ettim. Bu kadar kısa sürede bulup vermeme, daha doğrusu kendisini önemsememe şaşırmıştı. Çok mutlu oldu, gözlerinin içi gülüyordu.
“Urkiye” Sürprizi
Aradan bir hafta kadar geçtikten sonra merakla sordum: “Kızınızın adını ne koydunuz?” Ben heyecanla önerdiğim isimlerden birini beklerken “Urkiye” cevabını alınca neye uğradığımı şaşırdım. İçimden “bana o kadar isimler baktırdı, verdiği isme bak!” dedim. Hatta önce “gâvur” adı gibi algıladım.
Henüz çok toy olduğumdan öz Türkçemizde hiçbir ismin “r” ve “l” harfi ile başlamadığını, bu yüzden halkımızın mesela Rıfat’a “İrifat”, lâhanaya “İlâana”, limona da “ilimon” dediğini bilmiyordum.
Yani yeni doğan kız bebeğin adını “Rukiye” koymuşlardı. Ve benim o kadar emek vererek bulduğum onca isim bir “Rukiye” karşısında yenik düşmüş, klâsik moderni yenmişti. En önemlisi de “isim anneliği”ni kıl payı kaçırmıştım.
Yerleştiğim Silifke yöresinde de bu isim oldukça yaygın. Şimdilerde ne zaman “Urkiye” ya da “Rukiye” isimli bir kadınla karşılaşırsam, gençliğimin Burdur’una dönerek bu tatlı anımı hatırlar, kaçırdığım “isim anneliği”ne hayıflanırım.
