TAŞLARLA DEĞİL DEĞERLE UĞRAŞMAK: ARKEOLOJİ
“Taşlarla ne uğraşıyorsunuz hocam?”
Silifke ilçesinin Cambazlı Mahallesinde (eski köy) arazi çalışmamız sırasında köyden bir vatandaşın biraz da sinirli bir şekilde “Bu taşlarla ne uğraşıp duruyorsunuz hocam? Siz asıl ekonomiden haber verin!” sorusu vatandaşla aramızda bugün de hatırladığım konuşmaya yol açmıştı. Arkeolojinin yalnızca geçmişi değil insanın üretim, paylaşım ve geçim ilişkilerini de kapsadığını anlattığım bu vatandaşımıza eserlerimizin günümüz ekonomisine katkısını da kısaca belirtince sakinleşerek “hiç böyle düşünmemiştim” demesi halen aklımdadır.
Vatandaşın söylediği bu cümle, yalnızca bana değil, arkeolojiye yöneltilmiş yaygın bir bakışın da adeta özetiydi. Çünkü arkeoloji çoğu zaman bugünün sorunlarından uzak geçmişe ait bir uğraş olarak görülür. Ekonomi ise yalnızca bugünün meselesi sayılır.
Oysa arkeoloji ekonominin tarihsel belleğidir. Bu iki bilim arasında sanıldığından çok daha güçlü ve süreklilik taşıyan bir bağ vardır.

Arkeoloji Taşı Değil İnsanı İnceler
Arkeoloji, taşlara bakarak insanı anlamaya çalışır. Yani taşlarla değil, insanla ilgilenir. İnsanın üretimi, paylaşımı ve yaşamı üzerinden ekonominin en eski ve en kalıcı hikâyesini anlatır. İnsanın nerede yaşadığını, nasıl ürettiğini, kaynaklarını nasıl kullandığını ve toplum içinde nasıl örgütlendiğini inceler. Bu soruların tamamı aynı zamanda ekonomik sorulardır. Çünkü ekonomi, temel olarak insanın yaşamını sürdürme biçimidir.
Bir yerleşimin su kaynaklarına, verimli topraklara ya da ticaret yollarına yakınlığı; geçmiş toplumların ekonomik tercihlerini ortaya koyar. Arkeoloji, bu tercihleri anlamaya çalışarak ekonominin tarihsel katmanlarını görünür kılar.
Kazı Alanından Yerel Ekonomiye
Bugün bir kazı alanı yalnızca bilimsel bir araştırma mekânı değildir. Aynı zamanda bulunduğu bölge için bir hareketlilik alanıdır. Bir kazı çalışması; konaklama, yeme-içme, ulaşım, rehberlik ve yerel üretim gibi pek çok alanda doğrudan ya da dolaylı ekonomik katkı sağlar.

Kültürel mirasın korunarak sunulması, kısa vadeli kazançtan çok daha sürdürülebilir bir ekonomik değer yaratmayı hedefler. Yağmalanan değil anlatılan ve sahiplenilen geçmiş yerel kalkınmanın önemli bir bileşenidir.
Geçmişi Korumak, Geleceğe Yatırımdır
Arkeoloji, yerel halkla buluştuğunda gerçek anlamını kazanır. Bir kazı alanının “orada duran taşlar” değil, “insanlığın geçmişi, bizim toprakların geçmişi” olarak görülmesi; koruma bilincini artırdığı gibi toplumsal aidiyeti de güçlendirir. Geçmişine sahip çıkan toplum, geleceğini de daha sağlam kurar.
Taşların Anlattığı Ekonomi
Yıllar sonra dönüp baktığımda, o gün sorulan sorunun aslında son derece yerinde olduğunu düşünüyorum. Çünkü arkeoloji gerçektenden de ekonomiden haber verir. Toprağın altından çıkan her kalıntı, tarihsel süreç içinde insanın üretme biçimini, içinde bulunduğu çevreyle, kaynakla kurduğu ilişkiyi ve birlikte yaşama pratiğini anlatır.
Yani biz arkeologlar sadece taşlarla uğraşmıyor, insanın geçmişte ürettiği değeri anlayarak, bugünün ve yarının toplumsal ekonomisine ışık tutuyoruz.
