İlhame ÖZTÜRK
Köşe Yazarı
İlhame ÖZTÜRK
 

İLK TELİF ÜCRETİMİN HİKÂYESİ

İLK TELİF ÜCRETİMİN HİKÂYESİ Burdur’da “müze uzmanı” olarak görev yaparken Temmuz 1998’de Silifke’ye “müze müdürü” olarak atandım. Atanmadan hemen önce Türk Hava Yollarının yolcuları için hazırladığı oldukça beğenilen aylık “Skylife” dergisine Burdur’un geleneksel evleriyle ilgili bol fotoğraflı bir araştırma yazısı göndermiştim. Nitekim “uzman”ken gönderdiğim yazı birkaç ay sonra “Silifke Müze Müdürü” unvanıyla yayımlandı. Bu yazımın çıkmasından sonra dergi yönetiminden bir bey arayarak telif ücreti için hesap bilgilerimi istedi. Yatan parayı gördüğümde çok şaşırmıştım. İşte ilk ve son defa aldığım telif ücretimin hikâyesi böyle. İzninizle, bana maaşımın dörtte biri kadar ek gelir sağlayan o araştırmamı sizlerle paylaşmak istiyorum; BURDUR’UN İKİ GELENEKSEL EVİ: KOCAODA VE TAŞODA Restore edilerek yok olmaktan kurtarılan Kocaoda ve Taşoda, geleneksel Türk evinin iki önemli örneği… Mimarisiyle ilgi çeken bu evler; ana, baba, çocuklar, gelin ve damatların bir çatı altında yaşadığı, “büyük aile” yaşantısının geçtiği yerler.   Kocaoda genel görünüm Eldeki belgelere göre Burdur’da 19. yüzyıla tarihlenen Kocaoda ve Taşoda’nın alt katında yer alan ve bahçeye açılan ahır, samanlık, kiler gibi bölümlerden, bu konaklarda hayvan da beslendiği anlaşılıyor. Alt katta evin hizmetçi ve uşakları bütün gün yoğun bir çalışma içinde oluyordu şüphesiz. Üst kat ise harem ve selamlık olarak iki kısma ayrılıyordu. Kocaoda Sofa'sında kemerlerdeki süsleme Erkek evin en önemli kişisiydi. Bu nedenle de en önemli ve özenli oda ona aitti. Selamlık da denilen başoda, konukların ağırlandığı aynı zamanda bir oturum ve toplantı mekânıydı. Burası, “efendi, konuk, hizmetçi” ilişkileri dikkate alınarak düzenlenirdi. Oda içinde hizmetçilerin, konukların ve evin erkeğinin bulunacağı alanların belirlenip özelliklerine göre biçimlendirildiği göze çarpıyor. Korkuluklarla çevrili sedir kısmına itibarlı misafirler, sedirden sonraki kısma ise öneme göre misafir ve hizmet edenler sıralanırlardı. Harem, ev hanımının günlük yaşantısının geçtiği yerdi. Bu odalarda oturulur, yenilir ve yatılırdı. Bağımsız birimler halindeki odaların açıldığı sofa ise özellikle yaz yaşantısının geçtiği bölümdü. Sofada “tahtaboş” denilen kısımda konuklar ağırlanır, sohbetler yapılırdı. Burdur’daki bu eski evleri gezerken o günkü yaşamı tasavvur edip, evlerin güzelliği karşısında rüya âlemine dalmanız işten bile değil. 1988’de Restore Edildi Taşoda, Kınalı Aşireti’nden Emin Bey tarafından yaptırılmış. En eski tapu kaydı 1890 yılına ait. Misafirhane olarak inşa edilen, sonraları ev olarak kullanılan Taşoda, 1988 yılında Kültür Bakanlığı tarafından restore edildi. Kocaoda Başoda'da süslemeler ve vitray pencereler İki kanatlı üzeri beşik çatı ile örtülü kapıdan bahçeye giriliyor. İki katlı ev taş, kerpiç ve ahşap yapı malzemesi ile inşa edilmiş. Özellikle başodanın doğu duvarı ve altındaki sivri kemerli iki yanı açık ahır kısmı kesme küfeki taşından… İkinci kata çıkan ahşap korkuluklu merdivenle sofaya geçiliyor. Sofanın güney ve batı cepheleri boyunca odalar sıralı. Kuzey kısmında ise bir köşkü var. Sofa, ahşap çıtalarla oluşturulmuş kafeslerle dış dünyaya kapatılmış. Üzeri ise çatının uzantısı olan saçakla örtülü. Tavan, özellikle de köşk ve başodanın açıldığı kısım kalemişi, altın-gümüş varak kaplamayla süslü. Mavinin değişik tonlarında boyanmış arabesk motifler, kapı ve pencerelerin üzerlerindeki boşluklara yapılmış. Kocaoda'da Sofa'nın tavan göbeği Başoda, çok sayıda pencereyle aydınlanıyor. Ahşap yüklük, dolap ve davlumbazın bulunduğu başoda, tavan ve pencere pervazlarının kalemişi, altın-gümüş varak kaplı süslemeleri ile evin en göz alıcı odası. Pencere ve dolap aynalarında yer alan Osmanlıca yazılar, konağı ve sahibini över niteliğe sahip. Alçı konstrüksiyonlu renkli cam yerleştirilerek yapılmış vitraylar ise, odaya ayrı bir güzellik katıyor. Başodada yüklük içine gizlenmiş bir kapı, bitişikteki odaya geçişi sağlıyor. Taşoda’nın güney cephesinde ise, biri büyük diğeri daha küçük olmak üzere iki oda bulunuyor. Evin tüm odalarında ısınma problemi, davlumbazlı ocaklar ve mangalla çözülmüş. Bakibey ya da Kocaoda Burdur’un ünlü konaklarından Bakibey diğer adıyla Kocaoda ise 1830 yıllarında Reşit Bey tarafından yaptırılmış. Geleneksel Türk evlerinin en güzel örneklerinden olan Kocaoda, taş temel üzerine ahşap ve kalın-masif duvarlardan iki katlı olarak inşa edilmiş. Üzeri ise beşik çatılı alaturka kiremit ile örtülü. Taşoda genel görünüm Bahçeli konağın birinci katında ahır, samanlık ve depo olarak kullanılmış odalar var. Taş merdivenle ikinci kata çıkılıp ince, uzun sofaya geçiliyor. Odalar hep sofanın güneyine sıralanmış. Sofanın ve sofadaki köşk denilen oturma yerinin tavanı dönemin moda motifleriyle süslü. Sofa, çatının uzantısı olan saçakla örtülü. Bu örtünün ağırlığını ahşap direkler taşıyor. Taşıyıcı ahşap direklerin başlıkları, içli ve dışlı olmak üzere kemer yüzleri, 17. yüzyıla özgü vazoda çiçek demetleriyle süslü. Evin mimari tarzına ve süslemelerine göre 17. yüzyıla tarihlendiği de düşünülüyor. Taşoda Başoda süslemeleri. Sağda yüklük içindeki gizli kapı Başoda, kapısından başlayarak pencere ve vitraylar, dolap kapakları, davlumbaz, pencereler arasındaki ahşap kaplanmış boşluklar, pencereler üzerinde dolaşan pervazlar, yerden yükseltilmiş musandıra ve kapakları, dört tarafı çeviren koltuk silmeleri, altın ve gümüş varak kaplamalı tavan göbeği ve tavan, ahşap işçiliği ve kalemişi denilen boyalı süslemeleri ile ender rastlanan güzellikte bir oda. Konağın başodası, aynı zamanda devlet işlerinin görüldüğü resmi daire görevini de yapıyordu. Başodadan sonra gelen yan odalar daha küçük ve sade görünümünde. Her odanın içeriden birbirine açılan kapısı olduğu gibi her oda aynı zamanda sofaya açılan birer kapıya da sahip. Odaların ısınma sorunu ise şömine ve mangallarla çözülmüş. Evin içinde mutfağa rastlanmıyor. Bahçede, yapıdan ayrı bir bölüm mutfak olarak düşünülmüş olmalı. Taşoda, Başoda'daki tavan göbeği Burdur’daki Taşoda ve Kocaoda bugün yok olmaktan kurtarılarak gelecek kuşakların bilgi ve beğenisine kazandırılmış iki geleneksel Türk evi. Evleri ziyaret ettiğinizde, haremden selamlığa, oradan da sofaya geçerken kendinizi dedelerin, ninelerin, gelin ve damatların torunların yaşadığı büyük bir ailenin bireyiymiş gibi hissedeceksiniz.  
Ekleme Tarihi: 10 Haziran 2026 -Çarşamba

İLK TELİF ÜCRETİMİN HİKÂYESİ

İLK TELİF ÜCRETİMİN HİKÂYESİ

Burdur’da “müze uzmanı” olarak görev yaparken Temmuz 1998’de Silifke’ye “müze müdürü” olarak atandım. Atanmadan hemen önce Türk Hava Yollarının yolcuları için hazırladığı oldukça beğenilen aylık “Skylife” dergisine Burdur’un geleneksel evleriyle ilgili bol fotoğraflı bir araştırma yazısı göndermiştim. Nitekim “uzman”ken gönderdiğim yazı birkaç ay sonra “Silifke Müze Müdürü” unvanıyla yayımlandı.

Bu yazımın çıkmasından sonra dergi yönetiminden bir bey arayarak telif ücreti için hesap bilgilerimi istedi. Yatan parayı gördüğümde çok şaşırmıştım.

İşte ilk ve son defa aldığım telif ücretimin hikâyesi böyle. İzninizle, bana maaşımın dörtte biri kadar ek gelir sağlayan o araştırmamı sizlerle paylaşmak istiyorum;

BURDUR’UN İKİ GELENEKSEL EVİ: KOCAODA VE TAŞODA

Restore edilerek yok olmaktan kurtarılan Kocaoda ve Taşoda, geleneksel Türk evinin iki önemli örneği… Mimarisiyle ilgi çeken bu evler; ana, baba, çocuklar, gelin ve damatların bir çatı altında yaşadığı, “büyük aile” yaşantısının geçtiği yerler.

 

Kocaoda genel görünüm

Eldeki belgelere göre Burdur’da 19. yüzyıla tarihlenen Kocaoda ve Taşoda’nın alt katında yer alan ve bahçeye açılan ahır, samanlık, kiler gibi bölümlerden, bu konaklarda hayvan da beslendiği anlaşılıyor. Alt katta evin hizmetçi ve uşakları bütün gün yoğun bir çalışma içinde oluyordu şüphesiz. Üst kat ise harem ve selamlık olarak iki kısma ayrılıyordu.

Kocaoda Sofa'sında kemerlerdeki süsleme

Erkek evin en önemli kişisiydi. Bu nedenle de en önemli ve özenli oda ona aitti. Selamlık da denilen başoda, konukların ağırlandığı aynı zamanda bir oturum ve toplantı mekânıydı. Burası, “efendi, konuk, hizmetçi” ilişkileri dikkate alınarak düzenlenirdi. Oda içinde hizmetçilerin, konukların ve evin erkeğinin bulunacağı alanların belirlenip özelliklerine göre biçimlendirildiği göze çarpıyor. Korkuluklarla çevrili sedir kısmına itibarlı misafirler, sedirden sonraki kısma ise öneme göre misafir ve hizmet edenler sıralanırlardı.

Harem, ev hanımının günlük yaşantısının geçtiği yerdi. Bu odalarda oturulur, yenilir ve yatılırdı. Bağımsız birimler halindeki odaların açıldığı sofa ise özellikle yaz yaşantısının geçtiği bölümdü. Sofada “tahtaboş” denilen kısımda konuklar ağırlanır, sohbetler yapılırdı. Burdur’daki bu eski evleri gezerken o günkü yaşamı tasavvur edip, evlerin güzelliği karşısında rüya âlemine dalmanız işten bile değil.

1988’de Restore Edildi

Taşoda, Kınalı Aşireti’nden Emin Bey tarafından yaptırılmış. En eski tapu kaydı 1890 yılına ait. Misafirhane olarak inşa edilen, sonraları ev olarak kullanılan Taşoda, 1988 yılında Kültür Bakanlığı tarafından restore edildi.

Kocaoda Başoda'da süslemeler ve vitray pencereler

İki kanatlı üzeri beşik çatı ile örtülü kapıdan bahçeye giriliyor. İki katlı ev taş, kerpiç ve ahşap yapı malzemesi ile inşa edilmiş. Özellikle başodanın doğu duvarı ve altındaki sivri kemerli iki yanı açık ahır kısmı kesme küfeki taşından…

İkinci kata çıkan ahşap korkuluklu merdivenle sofaya geçiliyor. Sofanın güney ve batı cepheleri boyunca odalar sıralı. Kuzey kısmında ise bir köşkü var. Sofa, ahşap çıtalarla oluşturulmuş kafeslerle dış dünyaya kapatılmış. Üzeri ise çatının uzantısı olan saçakla örtülü. Tavan, özellikle de köşk ve başodanın açıldığı kısım kalemişi, altın-gümüş varak kaplamayla süslü. Mavinin değişik tonlarında boyanmış arabesk motifler, kapı ve pencerelerin üzerlerindeki boşluklara yapılmış.

Kocaoda'da Sofa'nın tavan göbeği

Başoda, çok sayıda pencereyle aydınlanıyor. Ahşap yüklük, dolap ve davlumbazın bulunduğu başoda, tavan ve pencere pervazlarının kalemişi, altın-gümüş varak kaplı süslemeleri ile evin en göz alıcı odası. Pencere ve dolap aynalarında yer alan Osmanlıca yazılar, konağı ve sahibini över niteliğe sahip. Alçı konstrüksiyonlu renkli cam yerleştirilerek yapılmış vitraylar ise, odaya ayrı bir güzellik katıyor. Başodada yüklük içine gizlenmiş bir kapı, bitişikteki odaya geçişi sağlıyor.

Taşoda’nın güney cephesinde ise, biri büyük diğeri daha küçük olmak üzere iki oda bulunuyor. Evin tüm odalarında ısınma problemi, davlumbazlı ocaklar ve mangalla çözülmüş.

Bakibey ya da Kocaoda

Burdur’un ünlü konaklarından Bakibey diğer adıyla Kocaoda ise 1830 yıllarında Reşit Bey tarafından yaptırılmış. Geleneksel Türk evlerinin en güzel örneklerinden olan Kocaoda, taş temel üzerine ahşap ve kalın-masif duvarlardan iki katlı olarak inşa edilmiş. Üzeri ise beşik çatılı alaturka kiremit ile örtülü.

Taşoda genel görünüm

Bahçeli konağın birinci katında ahır, samanlık ve depo olarak kullanılmış odalar var. Taş merdivenle ikinci kata çıkılıp ince, uzun sofaya geçiliyor. Odalar hep sofanın güneyine sıralanmış. Sofanın ve sofadaki köşk denilen oturma yerinin tavanı dönemin moda motifleriyle süslü. Sofa, çatının uzantısı olan saçakla örtülü. Bu örtünün ağırlığını ahşap direkler taşıyor. Taşıyıcı ahşap direklerin başlıkları, içli ve dışlı olmak üzere kemer yüzleri, 17. yüzyıla özgü vazoda çiçek demetleriyle süslü. Evin mimari tarzına ve süslemelerine göre 17. yüzyıla tarihlendiği de düşünülüyor.

Taşoda Başoda süslemeleri. Sağda yüklük içindeki gizli kapı

Başoda, kapısından başlayarak pencere ve vitraylar, dolap kapakları, davlumbaz, pencereler arasındaki ahşap kaplanmış boşluklar, pencereler üzerinde dolaşan pervazlar, yerden yükseltilmiş musandıra ve kapakları, dört tarafı çeviren koltuk silmeleri, altın ve gümüş varak kaplamalı tavan göbeği ve tavan, ahşap işçiliği ve kalemişi denilen boyalı süslemeleri ile ender rastlanan güzellikte bir oda. Konağın başodası, aynı zamanda devlet işlerinin görüldüğü resmi daire görevini de yapıyordu. Başodadan sonra gelen yan odalar daha küçük ve sade görünümünde. Her odanın içeriden birbirine açılan kapısı olduğu gibi her oda aynı zamanda sofaya açılan birer kapıya da sahip. Odaların ısınma sorunu ise şömine ve mangallarla çözülmüş. Evin içinde mutfağa rastlanmıyor. Bahçede, yapıdan ayrı bir bölüm mutfak olarak düşünülmüş olmalı.

Taşoda, Başoda'daki tavan göbeği

Burdur’daki Taşoda ve Kocaoda bugün yok olmaktan kurtarılarak gelecek kuşakların bilgi ve beğenisine kazandırılmış iki geleneksel Türk evi. Evleri ziyaret ettiğinizde, haremden selamlığa, oradan da sofaya geçerken kendinizi dedelerin, ninelerin, gelin ve damatların torunların yaşadığı büyük bir ailenin bireyiymiş gibi hissedeceksiniz.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.