CAVİT ERDEN CADDESİ Mİ, BARLAR SOKAĞI MI?
2014 yerel seçimleri öncesinde kampanya yürüten adaylar resmi daireleri de dolaşıyorlar. Ben de ziyaretlerini fırsat bilip her gelen adaya kültür ve turizm konularında Silifke’de neleri yapabileceklerini söyleyip talepte bulunuyorum.
Tam da o sıralarda sunduğum “Silifke’de evleri ile kent kimliğini yansıtan bir sokak korunmalı” projem yeni hayat bulmuş, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nca onaylanmış, Silifke Belediyesi’nin de revizyon imar paftalarında ‘sokak sağlıklaştırmasına ayrılan alan’ olarak işaretlenmişti. Artık sıra seçim sonuçlarını beklemeye kalmıştı.
Yeni başkan Dr. Mustafa Turgut’tu. Bir gün ziyaretime Belediye Başkan Yardımcısı Mimar Esen Tol ve ekibi gelerek müjdeli haberi verdiler: Belediye Başkanımız Dr. Mustafa Turgut “sokak sağlıklaştırması”nın yapılmasını istiyor. Nitekim Cavit Erden Caddesinin orta bölümünde çalışmalara başlandı. Ancak tamamen bitip açılması sonraki Belediye Başkanı Sadık Altunok döneminde oldu.

Bu vesileyle projeyi başlatıp büyük bir kısmını bitiren Belediye Başkanı Dr. Mustafa Turgut’a ve sokak sağlıklaştırması çalışmasında tüm emeği geçenlere teşekkür etmek istiyorum.
Kültür ve Turizm Bakanlığımızca uygun görülen “Kent Müzesi” ve “Gazi Çiftliği Ulusal Tarım Müzesi” önerime de geçmişte yine Turgut Başkan tarafından olumlu yaklaşılarak gerekli yazışmaların yapıldığını ancak henüz gerçekleşmemiş olduğunu da hatırlatmak istiyorum.
Ne Umdum, Ne Buldum?
Ancak dağ fare doğurdu ve sokak sağlıklaştırması yanlış planlama sonucunda kültürel sağlıksızlaştırılmaya dönüştürüldü. Korumaya alınan sokak, ruhunu geri kazanamadı ve kimliğini yitirdi. Oysa ben sokak sağlıklaştırmasını şehrin hafızası ile kültürel ve tarihî dokusunu koruyup yeni kuşaklara aktarabilmek adına önermiştim.
Sonuçta Cavit Erden Caddesi adı unutturularak, bar ve kafelerin yoğun olduğu bölge “Barlar Sokağı” adıyla anılmaya başladı. Nitekim geçtiğimiz gün 10 Kasım vesilesiyle Atatürk’ü anma toplantısı düzenlediklerini duyuran bir grubun davetiyesinde adres yerine “Barlar Sokağı” yazılmış olduğunu üzüntüyle gördük.
Bu yeni ad, aslında sadece bir isim değişikliğini değil, kültürel bir kopuşu da temsil ediyor. Çünkü sokakların isimleri, kent belleğinin en güçlü göstergeleridir. Bir sokağın adı, onun tarihsel kimliğini, yaşanmışlığını, kente kattığı değeri taşır. Nitekim merhum Cavit Erden denilince akla Silifke folkloruna, müziğine uzun yıllar hizmet veren ve birçok türkümüzü derleyerek TRT repertuarına kazandıran önemli bir şahsiyet gelir.
Sorun: Bir Sokağın Kimliksizleştirilmesi
Elbette eğlence mekânları bir kente dinamizm katabilir. Ancak sorun, bir caddenin bütün kültürel varlığının tek bir işleve hapsedilmesidir. Daha da önemlisi “tarihî” diye korunan bir dokunun zamanla kendi tarihine yabancılaştırılmasıdır. Bu sokaklarda geçmişten bugüne uzanan nice hikâyeler saklıdır. Bu yüzden kent hafızasını oluştururlar. İstanbul Kasımpaşa’daki “Yaşmak Sıyıran Sokağı” bunun en güzel örneklerinden birisidir.
Kısacası sokaklar sıradan bir geçiş alanı değil, toplumsal aidiyetin ve kültürel sürekliliğin somut mekânlarıdır. Bu nedenle de sokak sağlıklaştırma projelerinin temel amacı yalnızca yapıların cephelerini korumayı değil kentin kültürel kimliğini korumayı da amaçlar. Sonuçta kültür turizmine hizmet eden bir alan oluşturulmuş, yaşayan tarih görünür kılınmış olur. Oysa Cavit Erden Caddesi şimdiki haliyle bu misyonun oldukça uzağında kalmıştır. Yapıların cepheleri yenilenmiş, taş yapılar ortaya çıkarılmış ve ilk haline dönmüştür ama sokağın ruhu geri kazandırılmış mıdır?

Kaçırılan Fırsatlar
Oysa bu sokak, adını aldığı kültürel hafızanın izlerini taşımak, el sanatları atölyeleri, küçük kafeler, yerel ürün dükkânları, sokak sanatçıları, müze-etkinlik noktalarıyla Silifke’nin zenginliğini yansıtmak için büyük bir fırsat alanıydı. Fakat şimdi, akşamları yükselen müzik sesleri ve tek tip eğlence kültürü, bu potansiyelin üzerine kalın bir perde çekti. Hatta kaldırımları da tarihi dokunun algılanmasını engelleyen masa-sandalyelerle, varillerle ve park edilmiş arabalarla işgal altında olduğundan yayaların zorla yürüdüğü, araba gürültüsünden geçilmeyen bir sokak haline dönüştü. Yağmurlu havalarda ise yaya kaldırımları üzerine sık aralıklarla ve daraltarak dikilmiş elektrik direkleri nedeniyle geçebilmek için sık sık şemsiyenizi kapatarak yürüyebildiğiniz bir sokağa…
Önerim; bu sokakta yan yana sıralanmış tek tip eğlence işletmeleri yerine el sanatları ürünleri dükkânları açılması, yöresel ürün tezgâhlarını teşvik mekanizmaları oluşturulması, düzenli olarak açık hava sergileri, müzik geleneğini yaşatan çalışmalar, yerel zanaat atölyeleri oluşturulması gibi kültür-sanat odaklı etkinliklerin yapılması, tarihi mekânın atmosferini bozan ve yakın mahallelerde yaşam kalitesini düşüren gürültünün kontrolünün sağlanarak gerçek adına uygun bir işlev kazandırılması…
Silifke’nin kültür belleğinde önemli bir yeri olan bu sokağın bugün neredeyse “tek sesli” bir eğlence merkezine dönüşmesi, kentin kültür politikasına ilişkin olumsuz bir göstergedir. Artık bu sokakta yerel kimliği öne çıkaran tarih, kültür, sanat, gastronomi, zanaat ve eğlencenin birlikte olduğu bir yönetim politikası uygulanmasını ve her kesimden insanın katılmasıyla büyük bir canlılık kazandırılmasını diliyoruz.

Tekrar belirtelim; eğlence mekânlarının varlığı başlı başına bir sorun değildir. Sorun, tarihi dokunun tek bir işlevsel çerçeveye sıkıştırılması ve böylece kamusal alanın kültürel çeşitlilikten yoksun hale getirilmesidir. Kente değer katan bu sokak, yalnızca eğlenceyle değil; çeşitlilikle yaşamalıdır. Herkesin kendini bulabildiği, çocuklu bir ailenin de, tarih meraklısının da, turistin de keyifle dolaşabileceği bir atmosferi barındıran çeşitlilikle…
Bu vesileyle Silifke kültürüne büyük hizmetleri olan Cavit Erden’i rahmet ve saygıyla anıyor, adı verilen caddenin bir bölümündeki sağlıklaştırmanın gerçek amacına ve rahmetli büyüğümüzün hatırasına uygun hale getirilmesini diliyorum.
