Rıfat YÖRÜK
Köşe Yazarı
Rıfat YÖRÜK
 

LAZOĞLU RÜSTEM’İN YAZAMADIĞI DESTAN

LAZOĞLU RÜSTEM’İN YAZAMADIĞI DESTAN             “Başlık yanlış yazılmış, doğrusu ‘Zaloğlu’ olacak” diyenler çıkabilir. Oysa ben bilerek böyle yazdım. Çünkü bu Rüstem Laz oğlu Laz… Arhavi’nin Kireçli Köyünden… Eşim İlhame Hanımın henüz göremediğim köyünden…             Kahramanımız, delikanlılığında iri yarı, güçlü kuvvetli, babayiğit biri olup çıkınca, hazır adı da Rüstem olunca “Zaloğlu” ünvanı bir kahramanlık yapmasına gerek kalmadan isminin başına eklenmiş.             Bilindiği gibi “Zaloğlu Rüstem”, Firdevsi’nin ünlü destanı Şehnamede yer alan İran ve Ortadoğu mitolojisinin büyük kahramanı… Çocukluğumuzda yiğitlik hikâyelerini dinlediğimiz, kitaplarını, çizgi romanlarını okuduğumuz kişi.             Bizim Zaloğlu/Lazoğlu Rüstem’in ise kimseye zararı olmasa da maalesef bir kahramanlığı olmamış. Maddi durumu iyi... Çay ve fındık bahçeleri var. Ancak Karadeniz’in çoğunluğunda olduğu gibi eşi ve çocukları çalışırken o kahveden pek çıkmıyor.             Oyun oynama alışkanlığı zamanla kumara dönüşüyor. Kireçli köyünün kahvesindeki ufak tefek kumar oyunları onu tatmin etmeyince, sık sık iki üç kilometre aşağıdaki Kavak beldesine gitmeye başlıyor. Zira buradaki bazı bitirim mekânlarında genellikle zar atarak büyük kumarlar oynanıyor.             Eşi, çocukları ve yakınları bırakmasını isteseler de, kaybettiği her oyundan sonra “bir daha oynamama” sözü verse de ertesi gün arkadaşlarının ve şeytanın dürtmesiyle kendini yeniden Kavak’ın batakhanelerine atıyor. Yani o artık bir kumar bağımlısı…             “İn Dereye Dereye Al Dereden Taşları”             Yine çoluk çocuğunun rızkını kaybettiği bir günün sonunda utanç içinde köyüne doğru dönerken yolun üzerindeki dereye inip en büyük, en ağır taşı seçiyor. Ve bu taşı omuzunda evine kadar taşıyor. Bir tür kendini cezalandırma olarak gördüğü yokuş yukarı taş taşıma işini o kadar sık yapıyor ki, ailesi tarafından yaptırılan ahşap ağırlıklı iki Karadeniz evinin temelinde ve duvarında biriken bu taşlar kullanılıyor. Belki de “bu yamaç yerde hazır bu kadar taş birikmişken gelin ev yapalım” fikrine ilham veriyor.             Sisifos’un Bitmeyen Çilesi             Lazoğlu Rüstem’in bu yokuş yukarı taş taşıma hikâyesi bana Yunan mitolojisinde yer alan Korint Kralı Sisifos’u hatırlattı. Tanrılar tarafından sonsuza dek lânetlenen ve büyük bir taşı oldukça dik bir tepenin en yüksek noktasına kadar taşımakla cezalandırılan Sisifos, taşın zirveden aşağı yuvarlanmasıyla yeniden beyhude çabasına girişir.             Sisifos’u Tanrılar cezalandırırken, Zaloğlu/Lazoğlu Rüstem ise kendi kendini cezalandırmakta, akılsız başını taşlara vuramadığı için hamallığını yapmakla yetinmektedir. Zaten iri yarı yapısına rağmen adını aldığı gerçek Zaloğlu Rüstem gibi bir yiğitlik de gösterememiş, kahramanlığı ancak taş taşımakla sınırlı kalmış, Yunan ve İran destanlarına bir Laz destanı ekleyememiştir.             Teşekkürler Alınoğlu Çifti             Yaşanmış bu olayı Arhavili komşumuz Selahattin ve Yıldız Alınoğlu çiftinden dinledim. Karadeniz usulü hazırladıkları “Hamsili ekmek, karalahana sarması, balkabaklı pilav ve gemsineyi tatlısı”nı ikram ettikten sonra anlattıkları bu güzel hikâye de doğrusu “diş kirası” yerine geçti. 15 yıl kadar önce vefat ettiğini ve eşimin babasının dayısı olduğunu öğrendiğim Zaloğlu/Lazoğlu Rüstem’e rahmet diliyorum. Rabbim taksiratını affetsin. Suçluluk duygusuyla taşıdığı o ağır taşları günahlarına kefaret kılsın.  
Ekleme Tarihi: 13 Ekim 2026 -Salı

LAZOĞLU RÜSTEM’İN YAZAMADIĞI DESTAN

LAZOĞLU RÜSTEM’İN YAZAMADIĞI DESTAN

            “Başlık yanlış yazılmış, doğrusu ‘Zaloğlu’ olacak” diyenler çıkabilir. Oysa ben bilerek böyle yazdım. Çünkü bu Rüstem Laz oğlu Laz… Arhavi’nin Kireçli Köyünden… Eşim İlhame Hanımın henüz göremediğim köyünden…

            Kahramanımız, delikanlılığında iri yarı, güçlü kuvvetli, babayiğit biri olup çıkınca, hazır adı da Rüstem olunca “Zaloğlu” ünvanı bir kahramanlık yapmasına gerek kalmadan isminin başına eklenmiş.

            Bilindiği gibi “Zaloğlu Rüstem”, Firdevsi’nin ünlü destanı Şehnamede yer alan İran ve Ortadoğu mitolojisinin büyük kahramanı… Çocukluğumuzda yiğitlik hikâyelerini dinlediğimiz, kitaplarını, çizgi romanlarını okuduğumuz kişi.

            Bizim Zaloğlu/Lazoğlu Rüstem’in ise kimseye zararı olmasa da maalesef bir kahramanlığı olmamış. Maddi durumu iyi... Çay ve fındık bahçeleri var. Ancak Karadeniz’in çoğunluğunda olduğu gibi eşi ve çocukları çalışırken o kahveden pek çıkmıyor.

            Oyun oynama alışkanlığı zamanla kumara dönüşüyor. Kireçli köyünün kahvesindeki ufak tefek kumar oyunları onu tatmin etmeyince, sık sık iki üç kilometre aşağıdaki Kavak beldesine gitmeye başlıyor. Zira buradaki bazı bitirim mekânlarında genellikle zar atarak büyük kumarlar oynanıyor.

            Eşi, çocukları ve yakınları bırakmasını isteseler de, kaybettiği her oyundan sonra “bir daha oynamama” sözü verse de ertesi gün arkadaşlarının ve şeytanın dürtmesiyle kendini yeniden Kavak’ın batakhanelerine atıyor. Yani o artık bir kumar bağımlısı…

            “İn Dereye Dereye Al Dereden Taşları”

            Yine çoluk çocuğunun rızkını kaybettiği bir günün sonunda utanç içinde köyüne doğru dönerken yolun üzerindeki dereye inip en büyük, en ağır taşı seçiyor. Ve bu taşı omuzunda evine kadar taşıyor. Bir tür kendini cezalandırma olarak gördüğü yokuş yukarı taş taşıma işini o kadar sık yapıyor ki, ailesi tarafından yaptırılan ahşap ağırlıklı iki Karadeniz evinin temelinde ve duvarında biriken bu taşlar kullanılıyor. Belki de “bu yamaç yerde hazır bu kadar taş birikmişken gelin ev yapalım” fikrine ilham veriyor.

            Sisifos’un Bitmeyen Çilesi

            Lazoğlu Rüstem’in bu yokuş yukarı taş taşıma hikâyesi bana Yunan mitolojisinde yer alan Korint Kralı Sisifos’u hatırlattı. Tanrılar tarafından sonsuza dek lânetlenen ve büyük bir taşı oldukça dik bir tepenin en yüksek noktasına kadar taşımakla cezalandırılan Sisifos, taşın zirveden aşağı yuvarlanmasıyla yeniden beyhude çabasına girişir.

            Sisifos’u Tanrılar cezalandırırken, Zaloğlu/Lazoğlu Rüstem ise kendi kendini cezalandırmakta, akılsız başını taşlara vuramadığı için hamallığını yapmakla yetinmektedir. Zaten iri yarı yapısına rağmen adını aldığı gerçek Zaloğlu Rüstem gibi bir yiğitlik de gösterememiş, kahramanlığı ancak taş taşımakla sınırlı kalmış, Yunan ve İran destanlarına bir Laz destanı ekleyememiştir.

            Teşekkürler Alınoğlu Çifti

            Yaşanmış bu olayı Arhavili komşumuz Selahattin ve Yıldız Alınoğlu çiftinden dinledim. Karadeniz usulü hazırladıkları “Hamsili ekmek, karalahana sarması, balkabaklı pilav ve gemsineyi tatlısı”nı ikram ettikten sonra anlattıkları bu güzel hikâye de doğrusu “diş kirası” yerine geçti.

15 yıl kadar önce vefat ettiğini ve eşimin babasının dayısı olduğunu öğrendiğim Zaloğlu/Lazoğlu Rüstem’e rahmet diliyorum. Rabbim taksiratını affetsin. Suçluluk duygusuyla taşıdığı o ağır taşları günahlarına kefaret kılsın.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (8)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
İ. Yıldırım
(13.10.2026 11:57 - #3490)
Yazar biri dinlemiş bu hikayeyi, iyi ki... ondan sonra kalıcı hale gelmiş... lazoğlu Rüstem... kaleminize sağlık...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
A.Dinç
(13.10.2026 13:52 - #3491)
O dönemin şartları belki de Rüstem'in kahramanlık yapmasına fırsat vermeyecek şekilde sakin geçmiş olabilir.Ama yine de bir ünvana sahip olmak büyük başarı
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Nusret Aytekin
(13.10.2026 14:38 - #3492)
Teşekkürler Rıfat Arkadaşım, Elinize, Yüreğinize Sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
A.Muhsin Türkmen
(13.10.2026 17:05 - #3493)
Güzel ve ibretlik hikaye. Kendisi adam olmamış belki taşıdı taşlar bir ev bir ahir olmuş...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sema Bilik Tanç
(13.10.2026 17:12 - #3494)
Güzel bir karadeniz hikayesi. Beğenimin bir nedeni de anneden Karadeniz bağlantım nedeniyle olmalı
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Cemal Ensert
(13.10.2026 17:47 - #3495)
Kaleminize, yüreğinize sağlık..
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mehmet Yılmaz
(13.10.2026 18:05 - #3496)
Aynı Hacı Osman (tff bşk) gibi . Adı var, işi var ama bir icraatı yok. Selamlar Rifat kardeşim.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Halit Erkiletlioglu
(13.10.2026 18:50 - #3497)
Zaloğlu Lazoğlu'na son olarak da Zaroğlu'na dönüşmüş. İbret alınacak bir hikaye. Kalemine sağlık, Selamlar.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.