ANNEMİN UNUTMADIĞI O PORTAKAL
Galiba bir bayram günü… Sıla-i rahimde bulunmak üzere ailecek Taşucu’nda annemlerin evindeyiz. Babam henüz sağ. Dayımlar ve teyzemler de bizde. Yani cümbür cemaat oradayız.
Bayramlaşmadan sonra yenilip içiliyor. Ortam hoş, muhabbet kıvamında… Tam o sırada -galiba televizyonda- Silifke’nin kıvrak havalarından 9/8’lik “Portakal Zeybeği” çalıyor. Dayım hemen ortaya fırlayıp oldukça zor bu oyunu icra etmeye başlıyor. Annem durur mu? O da fırlıyor ve iki kardeş karşılıklı olarak muhteşem figürler sergiliyorlar. Diğer iki teyzem de alkışlayarak tempo tutuyorlar. “Helvacı” kardeşlerin bu neşeli, coşkulu halleri hiç gözümün önünden gitmiyor.
Bu mutlu tablodan birkaç yıl sonra babam Hakk’ın rahmetine kavuştu. Onun boşluğuna dayanamayan annem de alzheimer illetine yakalandı. Bu süreçte birçok şeyi hatta bizleri de unutsa da müzikten pek kopmadı. Sevdiği şarkı ve türküleri yanında okuduğum zaman gözleri parlar, sözleri aklında kaldığı kadarıyla bana eşlik etmeye çalışırdı.
Portakalla İç İçe Bir Hayat
Dedemin Gülümpaşalı’daki narenciye bahçesinde yıllarca portakalla iç içe bir hayat süren ve özellikle yemesini çok seven annem sıra “Portakal Zeybeği”ne geldiğinde ise gülerek önce elleri ve ayaklarıyla ritim tutar, ardından dayanamayıp ayağa kalkar ve oynamaya başlardı. Şimdilerde söylediğimde ortaya çıkıp oynamasa da yine gözlerinin içi gülüyor ve oturduğu yerden ayaklarıyla o figürleri yansıtmaya çalışıyor.
Silifke’nin kültürel zenginliğinin bir ürünü olan, Türkmen, Kıbrıs ve Girit esintileri de taşıyan bu güzel türkümüzü her duyduğumda ya da söylediğimde, annemle dayımın sağlıklı günlerinde ortaya çıkıp karşılıklı oynamalarını hatırlıyorum. Çok şükür onlar da, teyzemler de sağlar. Rabbim bu dört kardeşe (Namık, Perihan, Yaşar, Minira) hayırlı bir ömür nasip etsin, başımızdan eksik etmesin.
Ahmet Yamacı’nın rahmetli Cavit Erden’den derlediği, “Portakalım Tekerlendi” adıyla da bilinen bu güzel zeybek havasının sözleri ise şöyle;
Portakalım tekerlendi
Yedik sıra şekerlendi
Benim yârim şikârlandı
Gel benim zülfü siyahım
Portakalım soyamadım
Yemesine doyamadım
Küçücükken bir yâr sevdim
Cilvesine doyamadım
Portakalım taş üstüne
Kalem oynar kaş üstüne
Her ne dersen baş üstüne
Gel benim zülfü siyahım
