GÖĞE EN YAKIN ŞEHİR
Sezai Karakoç bir şiirinde Kudüs’ü “Gökte yapılıp yere indirilen şehir” olarak tanımlar. Biz de ağustos ortasında, Tanpınar’ın deyişiyle “Türk tarihine, Türk coğrafyasına 1945 metreden bakan” kadîm şehir Erzurum’daydık. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş ise Erzurum’u “Göğe en yakın şehir” diye ifade ediyor. Bu çarpıcı benzetmesi “Kendi Kentimi Yazdım” isimli kitabında geçiyor.
Eşimle birlikte çıktığımız bu dokuz günlük yolculuğun asıl sebebi ise hayatını kitaplaştıracağım “Erzurum Lisesinin efsanevi müdürü merhum Necip Çadırcı” hakkında görüşmeler yapmak ve bilgiler toplamaktı.
Erzurum Çarşı Pazar
Kaldığımız kamu misafirhanesi şehrin tam merkezindeydi. Otobüs ve tren dâhil toplam 22 saat süren yorucu yolculuğumuzun ardından iyice dinlendikten sonra ertesi sabah ilk işimiz çok yakında “Havuzbaşı” mevkiindeki Erzurum Lisesine gitmek oldu. Okul Müdürü Ömer Coşkun Bey bir toplantıya katılmak için çıkmak üzereyken bize zaman ayırarak çok önemli isimlerin telefon numaralarını verdi. Bu sırada tanıştığımız Bahadır Alihocagil isimli öğretmenimiz, hayatını kitaplaştıracağım Necip Çadırcı Beyin öğrencisi çıktı. Dolayısıyla Erzurum’da ilk görüşmemi kendisiyle yaparak sesini kaydettim.

Yoğun görüşmelerle geçen günlerde fırsat buldukça Erzurum’un tarihi dokusunu ve kültürünü tanımaya çalışıyor, geziler yapıyorduk. Merkezdeki Arkeoloji Müzesi, Çifte Minareli Medrese, Üç Kümbetler, Ulu Cami, Kale, Lala Paşa Camii, Yakutiye Medresesi, Taşmağazalar bölgesi, Filgeçti Köprüsü, tarihi çeşmeler ve evler inceleme imkânı bulduğumuz yerlerdendi. Aziziye ve Mecidiye Tabyalarına çıkarken de rahmetli Bekir Sıtkı Erdoğan’ın “Erzurum Tabyalarından” şiirini bulup yeniden okudum. Ayrıca Kars’a da günübirlik gidip merkezdeki tarihi yerleri görme imkânı bulduk.
Yüksek Râkım Bizi Çarpıyor
Ancak Erzurum temaslarımızda çok çabuk yoruluyor, halsizlik hissediyorduk. Kaldığımız misafirhanenin merdivenlerinde ve biraz yokuş yerlerde tıkanıyor, dinlenecek yer arıyorduk. Deniz kenarında yani 0-10 metre arası yükseklikte yaşayan bizler için “göğe en yakın şehir” fazla gelmiş, 2000 metre bizi çarpmıştı.
Beşinci günün sabahında Erzurum Şehir Hastanesi acil servisine giderek serum yedikten sonra ancak kendimize gelebildik. Bundan sonra artık yorgunluk hissetmedik. Bir vesileyle tanıştığımız İstanbul’da yaşayan Erzurumlu bir doktor da “Burada doğup büyümemize rağmen biz bile İstanbul’dan gelince havasına alışana kadar üç gün sıkıntı çekiyoruz.” dedi.
“Kırmızı Gül Demet Demet”
Bir akşam Kale’nin dibindeki Sümmani Baba Âşıklar Kıraathanesine gidip bazı ozanlarımızı dinleme imkânı da bulduk. Burada isteğimiz üzerine çok sevdiğim Erzurum türküsü “Kırmızı Gül Demet Demet”i çalıp söyleyen Âşık Erol Şahiner’e teşekkür ediyorum. Kendi şiirlerinden oluşan “Kör Gönül” isimli kitabını da severek okudum.

Ayranaşı, Arzen Dondurması
Tabii Erzurum’a gidip meşhur yöresel lezzetlerinden tatmamak olmazdı. Cağ kebabı ve kadayıf dolmasını biliyorduk ama ayranaşı çorbasını ilk defa içtik ve çok beğendik. Burada tattığımız yöresel “Arzen dondurması” da gayet doğal ve lezzetliydi. Özellikle kavun kokusu ve tadını taşıyan dondurma favorimizdi.
Adım Başı Buz Uyarısı
Bu şehrin en sıcak günlerinde olmamıza rağmen adım başı binaların ve dükkânların girişinde yer alan “Dikkat! Çatıdan buz düşebilir” uyarıları Türkiye’nin en soğuk şehirlerinden birine geldiğimizin ve kışın her an bastırabileceğinin kanıtıydı. Hani Evliya Çelebi’nin bir dervişe atfen ilettiği “On bir ay yirmi dokuz gün kaldım ama ben yaz görmedim” ifadesindeki gibi…
Şehirlerarası Ulaşımda Sıkıntı
Erzurum batıdan ulaşımı zor bir şehir. Otobüsle uzun saatler girmek çok yorucu oluyor. Doğu Ekspresi ise günde bir kez Ankara ve Kars’tan kalkıyor. Üstelik çok ağır hareket ediyor ve sürekli rötar yapıyor. İki yakın şehir Erzurum ve Kars arasında banliyö trenlerinin işlememesine ise çok şaşırdım. Silifke’ye uçakla dönmeye kalkıştık ama Çukurova Havaalanına direkt uçuş bulamadık. Keza birçok büyük şehre eskiden direkt uçuşlar varken bu seferler maalesef kaldırılmış. Bazı dostların ifadesiyle Erzurum ulaşım yönünden geriye gitmiş.
“Göğe Bakma Durağı”
“Destan şehir Erzurum” inceleme gezimizde birçok güzel insanla tanıştık, yardım ve desteklerini gördük. Öncelikle Erzurum Lisesi Müdürü Ömer Coşkun’a, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş’a, Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Ergün Engin’e, Edip Kılıç’a, Necmiye ve Sülhettin Çadırcı çiftine, Abdullah Keleşoğlu’na, Prof. Dr. Seyfullah Hızarcı’ya, Kadir Tuzcu’ya, Ali Ekmekçi’ye, Metin Öz’e, Esengül Ekinci’ye ve Abdurrahman Zeynal ile Mustafa Ertek’e teşekkürlerimi iletiyorum. Onların sayesinde araştırma konumla ilgili önemli görüşmeler yaptım ve yeni isimlere ulaştım. Bu güzel insanlar, “Göğe En Yakın Şehir”de benim için âdeta “Göğe Bakma Durakları” oldular. İlk defa gelebildiğim bu güzel şehre ve güzel insanlarına yeniden kavuşabilmek dileğiyle hepsine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyor ve hoş bir Erzurum manisiyle yazımı bitiriyorum.
Erzurum’a nar geldi
Yüce dağa kar geldi
İşittim yaz gelecek
Bugün bana yâr geldi.
