CEVAT ABİ’NİN ARDINDAN…
Aynı “Mücadele”den geçtiğimiz, aynı “Pınar”dan içtiğimiz bir güzel ağabeyimiz daha dünya sürgününü tamamladı. Yağmura rağmen İstanbul’daki cenaze namazına yoğun katılım ve vefatının ardından yazılanlar, kendisinin her kesim tarafından sevilip iz bırakan örnek bir şahsiyet olduğunun ispatıydı.
İstanbul’da olduğum yıllarda Araştırma ve Kültür Vakfının Fatih İskenderpaşa Mahallesindeki mütevazı genel merkezine gider, kendisini de odasında ziyaret ederdim. Özellikle binanın bahçesinde yer alan Karadeniz kokulu üzümün sarıp sarmaladığı çardak altında yaptığımız sohbetlerin tadı hâlâ damağımdadır. Ha bir de ilk defa burada görüp tattığım kokulu üzümün (Laz üzümü, İsabella) tadı… Tabii vakıf kurucularının çoğu Karadenizli olunca, çardakta yöre üzümünün yer alması gayet doğaldı.
Kültürevi’ne Katkıları
Adının güzel anlamına uygun şekilde cömert ve iyiliksever olan merhum Cevat Özkaya Abimizin ismi yeni yayımlanacak iki kitabımda da geçiyor. Trabzon Kültürevi’nin kurumsal tarihini yazdığım kitapta rahmetlinin adı da iki bölümde yer alıyor.
“İstanbul’da yaşayan yayıncı, yazar Cevat Özkaya da yolu Kültürevi ile kesişenler arasındaydı. Şubat 1988'de kurulan Araştırma ve Kültür Vakfı'nın yöneticileri arasında bulunan Özkaya, Trabzonlulara ‘Darbeler Ve İhtilaller Tarihi’ konusunu anlatmıştı. 18 Kasım 1989 Cumartesi akşamı saat 19.00’da başlayan program büyük ilgi görmüştü.”
Karadeniz Teknik Üniversitesinden bir profesör de, Kültürevi konusundaki anı ve düşüncelerini anlatırken “Bosna Savaşı çıktığında bütün öğretim üyelerimizin listesini çıkarmış ve tek tek dolaşarak topladığım parayı Bosna Dayanışma Grubundan Cevat Özkaya’ya teslim etmiştim.” ifadesini kullanmıştı.

Lübnan Halkına Desteği
Kayseri Gönüllü Kültür Kuruluşlarının merhum Başkanı Ahmet Taş’ın yazdığım biyografisinde de Cevat Abi’nin adı geçmekte;
“Sanırım 2006 yılında İsrail Lübnan'a saldırmış ve büyük bir insanlık dramı yaşanmıştı. O zaman Mazlumder Genel Başkanı Cevat Özkaya Bey idi. Kayseri'de İHH İnsani Yardım Derneği henüz kurulmamıştı Bizler bir yandan İsrail zulmünü basın açıklamaları ile kınarken diğer yandan da Lübnan'daki mazlumlara insani yardım ulaştırmak için kampanya başlatmıştık.
Başkan Cevat Bey bir görüşmemizde ‘Ahmet Abi Lübnan için basın açıklaması ve yardım çalışmalarından asla vazgeçmeyin. Zira bu insanlar sizleri televizyon ekranlarından izliyorlar ve moral buluyorlar.’ demişti.
O kampanyada kıymetli hayırsever Ali Tokluman kardeşimin katkıları ile Kayseri toptancı esnafından topladığımız iki TIR insani yardım malzemesini Mazlumder Kayseri Şubesi adına İstanbul'a İHH İnsani Yardım Vakfı'na göndermiştik. Onlar da sağ olsunlar Lübnan'a ulaştırmışlardı. Allah hayır sahipleri ve organize edenlerden razı olsun.”
Hasta Olduğunu Öğreniyorum
Hayatını yazmaya başladığımda Ahmet Taş Hocamın görüş almamı istediği ve çok sevdiği kişilerden biri de Cevat Abiydi. Kendisine yaklaşık bir yıl önce 11 Kasım 2025 tarihinde yazdığım mesajda bu konuda talepte bulununca beni çok üzen şu mesajı göndermişti:
“Rıfat kardeşim, bir süredir bir hastalık ile uğraşıyorum. Beş ay önce kolon kanseri teşhisi konuldu. Karaciğere de sıçramış. Nasip olur iyileşirsem bu isteğinizi seve seve karşılamak isterim. Başta Ahmet Abi olmak üzere size ve tüm dostlara selam ve muhabbet.”
Uzun süredir Silifke’de yaşadığım için durumundan haberim yoktu. Bu yazışmamız vesilesiyle hasta olduğunu öğrenmiş oldum. Çok üzülmüş ve “Geçmiş olsun Cevat Abi. Rabbim şifa versin. Bilmiyordum. Rahatsız ettiğim için özür dilerim. Bir an önce sağlığınıza kavuşabilmeniz dileğiyle selamlar” şeklinde bir cevap yazabilmiştim.
Geçtiğimiz haftalarda yakın arkadaşlarından durumunun ağırlaştığı yönünde mesajlar gelmeye başlamış ve dua talebinde bulunulmuştu. Dualarımız elbette onunlaydı ama takdir de Allah’ındı. Nitekim geçen hafta vefat haberi geldi.
Rabbim sana rahmetiyle muamele eylesin Cevat Abi. Ruhun şâd, kabrin pürnur, makamın cennet olsun inşallah.
