SERDE GAZETECİLİK Mİ VAR?
“Yaz gazeteci,” diyorlar bazen. Gazeteci değilim oysaki. Gazetecilik, bambaşka özveri, sorumluluk ve yazma disiplini gerektiren kutsal bir meslek.
Ben, bu şehirde yaşayan sade bir vatandaş olarak şehrin kendimce gördüğüm sorunlarını (şehirleşme, doğa ve çevre, yerel siyaset vs.) bu köşede dile getirmeye çalışıyorum üç seneyi aşkın zamandır. Bunu yaparken de mesleğimden dolayı bir hukukçu titizliği içerisinde olduğumu dikkatli okuyucu fark etmiştir.
Yazmak ayrı bir emek, mesai ve kafa dinginliği gerektiriyor. Epey zamandır işlerimin yoğunluğundan dolayı yazmaya fırsat bulamasam da yeniden bu köşeden siz değerli okuyucuya seslenebilmek güzel. Haddim olmayarak, “Serde (özde) gazetecilik de var demek ki,” diyorum bazen kendi kendime.
Bir kez daha merhaba.
ESKİ BELEDİYE HİZMET BİNASININ AKIBETİ
Aylardır boş duran eski belediye hizmet binasının akıbetini bilen var mı?
Bir ara satılacağı söyleniyordu, Silifke kamuoyunda epey tepki çekmişti bu durum hatta.
Seçim döneminde, önceki belediyenin boş ve atıl durumda olan ve kimseye faydası olmayan boş arazilerini kamu hizmetinde kullanılmak üzere satışa çıkarmasını propaganda malzemesi yapanlar, seçimden sonra gördük ki mal bulmuş mağribi edasıyla belediyenin taşınmazlarını parsel parsel satmaya başlamışlar.
Ama hiç kimse de, yıllarca belediye hizmet binası olarak kullanılmış ve simgesel bir değeri olan bir yapının satışa çıkartılabileceğini tahmin etmiyordu.
Silifkelilerin beklentisi bu binanın sanatsal, kültürel ve eğitsel faaliyetlerde kullanılması yönündeydi.
Belediyenin ırmak kenarında bulunan daha önceki tarihi hizmet binasında zaman zaman kültürel etkinlikler (resim sergileri vs. gibi) yapılıyor, bina halihazırda nikah etkinlikleri için de kullanılıyordu.
Gözden çıkartıldığı anlaşılan eski hizmet binası da buna benzer faaliyetlerde kullanılmak üzere değerlendirilemez miydi?
Yeni hizmet binasına taşınılmasının üzerinden geçen 8 aya yakın zamandır bina atıl vaziyette beklemeye devam ediyor.
Belediye yönetimi, gelinen noktada, bu binayı nasıl değerlendirmek istiyor?
Yoksa uygun alıcı mı bekleniyor?
Kamuoyu tepkisi tamamen dindikten sonra sessiz sedasız satış mı amaçlanıyor?
SULAR ALTINDA BİR TURİZM BÖLGESİ
Fotoğrafları görmüşsünüzdür.
Atakent (Susanoğlu) içler acısı bir haldeydi geçen gün.
Yoğun yağan sağanak yağmur sele ve su baskınlarına sebep olmuştu.
Birçok işletmeyi su basmış, insanlar evlerine giriş yapamamış, ulaşımda da aksamalar olmuştu.
Yıllardır bölgede altyapı sorununu çözemeyen bir büyükşehir belediyesi ile karşı karşıyayız maalesef.
Üstelik burası bir turizm bölgesi. Ve şunun şurasında sezonun başlamasına da az bir zaman kaldı.
Sezona hazırlık yapan bölge esnafı, şu ekonomik darboğazda böyle bir darbeyi hak etmiyordu kuşkusuz.
Her fırsatta belediyecilik konusunda övünenler bu manzara karşısında ne hissetmişlerdir acaba?
Üzücü olan da şu ki, sorunu çözecek irade ortada yok gibi.
Vatandaş her zaman olduğu gibi kaderi ile baş başa bırakılmış durumda.
21. yüzyılın Türkiye’sinde Akdeniz’in kıyısında bir turizm beldesi kötü ve iş bilmez kadrolar nedeniyle en temel belediyecilik hizmetlerinden mahrum kalmaya devam edecek gibi görünüyor maalesef.
“GÖĞCEBURUN VAKASI”
Yıllardır gazetemiz Silifke Sesimiz’de haberi de yapılır.
Kimi zaman ölümlü ya da yaralanmalı, çoğu zaman da maddi hasarlı trafik kazalarıdır söz konusu olan.
Halk arasında “Göğceburun Mevkii” olarak da bilinen (Endüstri Meslek Lisesi civarındaki) keskin virajlı şehirlerarası karayolunda yaşanan kazalar, yolun güzergahından kaynaklı bir mühendislik hatası nedeniyle mi meydana gelmektedir, yoksa trafik işaret levhalarını umursamayan dikkatsiz sürücülerin hızlı sürüş alışkanlıkları nedeniyle mi?
Meselenin iki boyutunun da üzerinde durulması gerektiğini düşünüyorum.
Ancak; şu da bir gerçek ki, dünyanın en güvenli yolunu da yapsanız araç sürücüsü olarak seyir esnasında hız ve yol hakimiyeti konusunda asgari bir özen ve dikkat göstermediğinizde kazalar kaçınılmaz oluyor maalesef.
Yetkililer yolun güzergahı konusunda bir çözüm bulmalılar, bulmasına da; araç sürücülerinin de keskin viraj uyarısını epey bir mesafe önceden veren trafik levhalarını önemseyip ona göre seyir halini devam ettirmeleri gerekmiyor mu?
Günümüzün hız çağında hep bir yerlere yetişme telaşı içerisindeyiz, biliyorum. Ama trafikte hem kendi güvenliğimizi hem de başkalarının güvenliğini tehlikeye atma lüksümüz yok.
SİLİFKE’NİN MOTOSİKLET SORUNU
Bir de motosiklet sorunu var tabii.
Siz de farkında mısınız, ne çok motosikletli var Silifke trafiğinde? Ve çoğu da kuralları hiçe sayıyorlar maalesef.
Bu aralar havalar da ısınmaya başlayınca ve yaz dönemi de yaklaşınca trafikte daha da fazla göreceğiz onları.
Kendilerinden uzak durulması gereken varlıklarmış gibi bahsetmem biraz garip kaçabilir.
Ama maalesef, trafikte saçtıkları tehlike bu bakış açısını zorunlu kılıyor benim açımdan.
Geçtiğimiz yıllarda ve halihazırda da trafikte meydana gelen çift taraflı trafik kazalarının önemli bir kısmında motosikletliler var.
Yaz dönemi de yaklaşırken Silifke İlçe Emniyet Müdürlüğünün Silifke genelinde özellikle motosikletlilere yönelik denetimlerini artırması, bunu yaparken de sadece ana arterler değil, mahalle aralarının da denetim kapsamına alınması motosikletlilerin trafikte saçtıkları tehlikenin önemli ölçüde önüne geçecektir diye düşünüyorum.
