“BELEDİYE OPERASYONU” NE ANLAMA GELİYOR?
Dün Silifkeliler güne “CHP’li Silifke Belediyesine operasyon” haberiyle uyandılar. Benzerlerini bir süredir ülkenin farklı yerlerinde gördüğümüz belediye operasyonlarının adresi bu kez Silifke oldu.
Belediye Başkanı Dr. Mustafa Turgut ve bir kısım belediye personeli, verilen gözaltı kararları uyarınca kolluk güçlerince dün sabah erken saatlerde evlerinden alındı ve şehrin farklı yerlerindeki karakollara götürüldüler. Aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Belediye ile iş yapan bazı iş insanlarının da bulunduğu söyleniyor.
Dün, konu gün boyunca ulusal medyanın da gündemindeydi. Gönül isterdi ki, Silifke medyada böylesine olumsuz bir haberle gündeme gelmesin. Zira içerisinde “operasyon”, “soruşturma”, “gözaltı” ibarelerinin geçtiği haberlere bu ülkede yaşayan yurttaşlar olarak çok uzun zamandır aşina olsak da insan kendi memleketi söz konusu olduğunda memleketi adına ürpermeden, endişelenmeden ve üzülmeden edemiyor.
Dosyanın detayları ile ilgili olarak şimdilik çok fazla bilgi sahibi değiliz. Festival organizasyonlarında yapıldığı iddia olunan yolsuzluklardan bahsediliyor mesela. Ya da imar işlerinde haksız maddi menfaat elde edildiğinden… Mal ve hizmet alımlarında yapıldığı iddia olunan usulsüzlüklerden… Şu hususu özellikle vurgulayalım: Bütün bunlar sadece birer iddia.
Suç vasıflarına baktığımızda da isnat edilen suçlamaların oldukça ağır olduğunu görüyoruz. Soruşturmayı yürüten Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının dün sabah yapmış olduğu Basın Açıklamasında gördüğümüz üzere, belediye başkanı Dr. Mustafa Turgut’a ve diğer gözaltına alınan isimlere “Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma, Rüşvet Almak ve Vermek, Görevi Kötüye Kullanma, İhaleye Fesat Karıştırmak, İcbar Suretiyle İrtikap” suçlamaları yöneltiliyor.
Hukuksal düzlemde kişi ya da kişiler hakkında çok güçlü ve somut deliller bulunmadan böyle suçlamalarda bulunulamayacağını da biliyoruz. En nihayetinde hukuk, bir kurallar bütünüdür. İddialar delillerle irtibatlandırılmadan hukukta somut adımlar atılamaz. Yine Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının Basın Açıklamasından anladığımız kadarıyla, soruşturmanın epey zaman önce başlatıldığı, titizlikle araştırma yapıldığı, “iletişimin dinlenmesi, kayıt altına alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbiri, alınan MASAK raporları ve etkin pişmanlık kapsamında alınan şüpheli ifadesi neticesinde elde edilen deliller” üzerine gözaltı kararları verildiği ve şahısların gözaltına alındığı anlaşılıyor.
Soruşturmanın bundan sonraki sürecinde şüphelilerin öncelikle kolluk (karakol) ifadeleri tamamlanacak ve tahminim önümüzdeki haftanın ilk günlerinde (Salı günü olduğu söyleniyor), Belediye Başkanı sayın Turgut ve diğer şüpheliler Adliyeye çıkartılacaklar. Savcılık ve Sulh Ceza Hakimliği aşamalarından sonra, devam edecek soruşturma sürecinde şüpheliler hakkında hangi tedbirlerin uygulanacağı, “doğrudan serbest bırakılma” şeklindeki usul işleminin mi uygulanacağı, yoksa “tutuklama” ya da “adli kontrol” tedbirlerinin mi uygulanacağını göreceğiz.
Bütün bu tedbirlerin uygulanması ya da uygulanmaması bir kişinin suçlu ya da suçsuz olduğunu göstermez. Ben bir hukukçu olarak her zaman tutuklama tedbirinin istisnai olarak uygulanması gerektiğine inanırım. Kendisine güvenen ve suçsuz olduğuna inanan kişilerin çağrıldıkları zaman yargı makamları huzuruna gelmekten kaçınmayacağını, “kaçma şüphesi” meselesinin yurt dışı çıkış yasağı ve belli günlerde belli yerlere imza atmak şeklinde uygulanacak adli kontrol tedbirleri ile sağlanabileceğini düşünürüm.
Şu hususu da önemle belirtelim ki, kimse peşinen suçlu ilan edilemez, kimse hakkında yargısız infazda bulunulamaz. Medyada, orada-burada son zamanlarda sıklıkla duyduğunuz, bir evrensel hukuk kuralı olan “masumiyet karinesi” bu yaklaşımı zorunlu kılar. Masumiyet (suçsuzluk) karinesi, bir kişinin suçu mahkeme kararıyla kesinleşene kadar hukuk önünde kesinlikle masum kabul edilmesi ilkesidir.
Bu nedenle; ilçemizde dünden beri gelişen bu adli olayla ilgili olarak henüz soruşturmanın devam ediyor olması, önümüzdeki zaman dilimlerinde de devam edecek olması, sonrasında -dava açmak için yeterli şüpheye ulaşıldığında- başlayacak kovuşturma (yargılama) süreci, ortaya konulacak iddialar, yapılacak savunmalar, mevcut deliller-sonradan ortaya çıkacak deliller vs. bir bütün olarak değerlendirildiğinde hukukun bu çok katmanlı yapısı da gözetilerek söylemlerimizde, günlük konuşmalarımızda, konuyla ilgili analizlerimizde mutlak surette masumiyet karinesi ilkesini göz önünde bulundurmamız gerekir. Burada suç şüphesi altında olanların aile bireylerini ve yakınlarını da göz önünde bulundurarak kimse için itibar suikastı da yapılmamalıdır.
İlçemizde ve ülkenin farklı yerlerinde yapılan belediye operasyonlarının ne anlama geldiği konusunda her bir taraf kendi bulunduğu siyasi pencereden farklı yorumlarda bulunabilir elbet. Taraflar inanmak istedikleri “doğru”ları peşinen kabul de edebilirler. Bu belki en kolay yoldur. Ancak; hayat şunu gösterir ki, bugün suçlu ilan ettiğiniz kimseler yarın bir bakmışsınız aklanmışlar; suçsuz ilan ettiğiniz kişiler de bir bakmışsınız, aslında suçluymuşlar.
Gün, meselelere siyasetin at gözlüğü ile bakmak yerine, hukuk penceresinden bakma ve aklıselimle hareket etme günüdür diye düşünüyorum.
