Burhan ÜSKÜL
Köşe Yazarı
Burhan ÜSKÜL
 

“BELEDİYE OPERASYONU”NUN AYRINTILARI

“BELEDİYE OPERASYONU”NUN AYRINTILARI Takvim yaprakları 19 Haziran 2026 – Cuma gününü gösteriyordu ki, sabahın erken saatlerinde gelen bir haber, gündeme adeta bomba gibi düştü. Silifke Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan bir soruşturma kapsamında aralarında Silifke Belediye Başkanı Dr. Mustafa Turgut’un da olduğu 19 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, şahıslar evlerinden alınarak şehrin farklı yerlerindeki karakollara götürülmüştü. Bir belediye personelinin kaplıca tatilinde olduğu, bulunduğu otelden alındığı; evinde bulunamayan bir iş insanının da arandığı, hakkındaki yakalama işlemlerinin devam ettiği operasyonun diğer ayrıntıları olarak basın bültenlerinde yer alıyordu. Belediye başkanı ile birlikte özel kalem müdürünün, bir belediye başkan yardımcısının, şehrin spor kulübü başkanının, belediyenin bazı birim amirlerinin, bir kısım belediye personelinin, belediye ile iş yapan bazı iş insanlarının gözaltına alınması, Silifke kamuoyunun önemli bir kesiminde şaşkınlıkla karşılandı. Gözaltındaki kişi sayısı ertesi gün (cumartesi günü) bir belediye başkanı yardımcısının daha gözaltına alınması ile 20’ye çıkmıştı. “Firari” olduğu bildirilen bir ismin de sonradan teslim olduğu anlaşıldı. Hafta başında, pazartesi günü, Silifke Adliyesinin önü oldukça hareketli idi. Gözaltında olan şüphelilerin adliyeye çıkartılacağı haberi, sabahın erken saatlerinde ailelerin, partililerin, destekçilerin adliyenin önüne adeta akın etmelerine sebep olmuştu. Gözaltında bulunan isimler, jandarmanın otobüsü ile adliyenin önüne getirildiler ve tek sıra halinde adliyeye giriş yaptılar. En önde belediye başkanı Dr. Mustafa Turgut vardı: Siyah bir takım elbise giymiş, kravat takmıştı. Kendinden emin bir edası vardı ve “Mustafa Turgut” sloganları eşliğinde kendisini alkışlayan destekçilerine elini kalbine götürdükten sonra el sallayarak adliyenin ana kapısından giriş yapmıştı. Arkasından diğer isimler de tek sıra halinde adliyeye giriş yaptılar. Gün boyunca adliyenin önünde endişeli bir bekleyiş hakimdi. Gözaltında olan kişilerin aile yakınları olduğu anlaşılan bazı kimseler, ağlıyorlardı. Tedirginlikleri yüzlerinden okunuyordu. Silifke’de CHP’nin “parçalı” yapısı adliye önünde toplanan kalabalıkta da kendini gösteriyordu. Mustafa Turgut’un muhalifi olan Silifke’deki üst düzey partililer destek için gelmemişti mesela. Partinin belediye başkanı ve ekibi gözaltına alınmış, “tutuklanma tehlikesi” söz konusu; ancak partinin önde gelen isimleri adliyenin önünde değil. Bu durum, göze çarpan önemli detaylardan biriydi. Gözlerimiz milletvekillerini de aradı. CHP’nin Mersin milletvekilleri Ali Mahir Başarır, Gülcan Kış neredeydiler? Ya da büyükşehir belediye başkanı Vahap Seçer, partilisi ilçe belediye başkanına destek olmak amacıyla neden adliyenin önüne gelmemişti? Tabii ki bunlar, siyasetin alanına giriyor. Biz kendimizi en rahat hissettiğimiz hukuk alanından şaşmayalım, sadece bu soruları sormakla yetinelim ve devam edelim. Şüphelilerin adliyedeki işlemleri gün boyunca devam etti. Savcılıkta ifadeleri tamamlanan bir kısım şüphelilerin yurt dışı çıkış yasağı ve belli günlerde imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirlerine tabii tutularak serbest bırakıldıkları haberi geldi ilkin. Bu bahsettiğim kişiler genel itibariyle iş insanları ve bir kısım belediye personellerinden oluşuyordu. Ancak, saatler ilerlediğinde belediye başkanının, özel kalem müdürünün, spor kulübü başkanının savcılık tarafından tutuklanmaları istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildikleri haberleri gelmeye başladı. Nitekim; Sulh Ceza Hakimliğinde sorguya çıkan bu şüphelilerden önce özel kalem müdürü ile spor kulübü başkanının, daha sonra belediye başkanının tutuklandığı, daha sonraysa iki belediye başkan yardımcısının da tutuklandığı haberi geldi. Günün sonunda, gözaltında olan 20 kişiden aralarında belediye başkanı Dr. Mustafa Turgut’un ve iki belediye başkan yardımcısının da olduğu 8 kişinin tutuklandığı, 11 kişinin ise adli kontrol ile serbest kaldığı, 1 kişinin ise adliyeye çıkartılmadan savcılık talimatıyla kolluktan (karakoldan) daha önceden direkt serbest bırakıldığı anlaşıldı.   Ortaya çıkan tablodan anlaşıldığı kadarıyla; soruşturmanın özünün daha çok festival organizasyonlarında ve Silifke Belediyespor üzerinden yapıldığı iddia olunan yolsuzluklara dayandığı anlaşılıyor. Bir kısım şüphelilerin de “etkin pişmanlık” hükümlerinden faydalandıkları, bu doğrultuda ifade verdikleri belirtiliyor. Bu kişilerin verdikleri ifadelerde, belediyeyle iş yapan yüklenicilerden hak ediş ödemeleri karşılığında çeşitli menfaatler talep edildiğini, belediyeyle bağlantılı bazı kişi ve görevlilere para teslim edildiğini, doğrudan temin usulüyle gerçekleştirilen bazı alımlarda usulsüzlükler yapıldığını ve belediyeyle bağlantılı bazı organizasyon faaliyetlerinde muvazaalı (danışıklı işlem) işlemler gerçekleştirildiğini öne sürdükleri bildiriliyor. Soruşturmanın devam edecek olan sürecinde de Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı bütün bu iddiaları titizlikle araştırıp bir neticeye ulaşacaktır elbet. Dosyanın kapsamı, isnat olunan suçların niteliği, toplanan deliller, “kuvvetli suç şüphesi” bu soruşturmanın bir İddianameye, yani davaya dönüşme ihtimalinin güçlü olduğunu gösteriyor. Soruşturmanın sonunda, kim hakkında hangi eylemlerden ve hangi suçlamalarla dava açılacağını, dosyanın detaylarını daha iyi görebileceğiz. Bu köşede yayımlanan bir önceki yazımızda da sıklıkla atıfta bulunduğumuz “masumiyet karinesi” bizim bu tarz olaylara bakış açımızda adeta bir rehber niteliğinde. Suç şüphesi altında olan kişiler soruşturma geçirirler, yargılanırlar, ceza alırlar ya da suçsuz oldukları anlaşılır, aklanırlar. Bütün bu süreçler, hukukun doğasında olan şeylerdir. Ancak; bir kez daha yineleyelim ki; bir kişi, suçu mahkeme kararıyla kesinleşene kadar kesinlikle masumdur. Sizlere bizlere düşen ise gelişmeleri takip etmek, kimseyi peşinen suçlu ilan etmemek, savcılık makamına ve mahkemelere sonuna kadar güvenmektir. Hukuk “bir kesimce zannedilenin aksine” hiçbir şekilde keyfi işlemlere mahal vermez, dosyadaki delillere bakar, kanunlar ve yerleşmiş yargısal içtihatlar doğrultusunda, somut uyuşmazlıkları çözüme kavuşturur. Verilecek kararlar, kanun yolları (itiraz, istinaf, temyiz) aşamalarından da geçerek nihai sonuca ulaşılır. Dilerim ki; son günlerde Silifke’de gündemi sarsan ve kamuoyunu fazlasıyla meşgul eden bu olaylar geride kalır, suçsuz olanların suçsuz oldukları anlaşılır, suçlu olanlar ise -bu kişi şehrin seçilmiş belediye başkanı da olsa- şayet gerçekten suçlu ise kanunlarda öngörülen cezai yaptırımlara maruz kalır. Çünkü, hukukta kimin hangi sıfatta (seçilmiş/seçilmemiş) ve hangi mevkide olduğunun hiçbir önemi yoktur. Hukuk önünde herkes eşittir.    
Ekleme Tarihi: 28 Haziran 2026 -Pazar

“BELEDİYE OPERASYONU”NUN AYRINTILARI

“BELEDİYE OPERASYONU”NUN AYRINTILARI

Takvim yaprakları 19 Haziran 2026 – Cuma gününü gösteriyordu ki, sabahın erken saatlerinde gelen bir haber, gündeme adeta bomba gibi düştü. Silifke Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan bir soruşturma kapsamında aralarında Silifke Belediye Başkanı Dr. Mustafa Turgut’un da olduğu 19 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, şahıslar evlerinden alınarak şehrin farklı yerlerindeki karakollara götürülmüştü. Bir belediye personelinin kaplıca tatilinde olduğu, bulunduğu otelden alındığı; evinde bulunamayan bir iş insanının da arandığı, hakkındaki yakalama işlemlerinin devam ettiği operasyonun diğer ayrıntıları olarak basın bültenlerinde yer alıyordu.

Belediye başkanı ile birlikte özel kalem müdürünün, bir belediye başkan yardımcısının, şehrin spor kulübü başkanının, belediyenin bazı birim amirlerinin, bir kısım belediye personelinin, belediye ile iş yapan bazı iş insanlarının gözaltına alınması, Silifke kamuoyunun önemli bir kesiminde şaşkınlıkla karşılandı. Gözaltındaki kişi sayısı ertesi gün (cumartesi günü) bir belediye başkanı yardımcısının daha gözaltına alınması ile 20’ye çıkmıştı. “Firari” olduğu bildirilen bir ismin de sonradan teslim olduğu anlaşıldı.

Hafta başında, pazartesi günü, Silifke Adliyesinin önü oldukça hareketli idi. Gözaltında olan şüphelilerin adliyeye çıkartılacağı haberi, sabahın erken saatlerinde ailelerin, partililerin, destekçilerin adliyenin önüne adeta akın etmelerine sebep olmuştu.

Gözaltında bulunan isimler, jandarmanın otobüsü ile adliyenin önüne getirildiler ve tek sıra halinde adliyeye giriş yaptılar. En önde belediye başkanı Dr. Mustafa Turgut vardı: Siyah bir takım elbise giymiş, kravat takmıştı. Kendinden emin bir edası vardı ve “Mustafa Turgut” sloganları eşliğinde kendisini alkışlayan destekçilerine elini kalbine götürdükten sonra el sallayarak adliyenin ana kapısından giriş yapmıştı. Arkasından diğer isimler de tek sıra halinde adliyeye giriş yaptılar.

Gün boyunca adliyenin önünde endişeli bir bekleyiş hakimdi. Gözaltında olan kişilerin aile yakınları olduğu anlaşılan bazı kimseler, ağlıyorlardı. Tedirginlikleri yüzlerinden okunuyordu.

Silifke’de CHP’nin “parçalı” yapısı adliye önünde toplanan kalabalıkta da kendini gösteriyordu. Mustafa Turgut’un muhalifi olan Silifke’deki üst düzey partililer destek için gelmemişti mesela. Partinin belediye başkanı ve ekibi gözaltına alınmış, “tutuklanma tehlikesi” söz konusu; ancak partinin önde gelen isimleri adliyenin önünde değil. Bu durum, göze çarpan önemli detaylardan biriydi.

Gözlerimiz milletvekillerini de aradı. CHP’nin Mersin milletvekilleri Ali Mahir Başarır, Gülcan Kış neredeydiler? Ya da büyükşehir belediye başkanı Vahap Seçer, partilisi ilçe belediye başkanına destek olmak amacıyla neden adliyenin önüne gelmemişti? Tabii ki bunlar, siyasetin alanına giriyor. Biz kendimizi en rahat hissettiğimiz hukuk alanından şaşmayalım, sadece bu soruları sormakla yetinelim ve devam edelim.

Şüphelilerin adliyedeki işlemleri gün boyunca devam etti. Savcılıkta ifadeleri tamamlanan bir kısım şüphelilerin yurt dışı çıkış yasağı ve belli günlerde imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirlerine tabii tutularak serbest bırakıldıkları haberi geldi ilkin. Bu bahsettiğim kişiler genel itibariyle iş insanları ve bir kısım belediye personellerinden oluşuyordu. Ancak, saatler ilerlediğinde belediye başkanının, özel kalem müdürünün, spor kulübü başkanının savcılık tarafından tutuklanmaları istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildikleri haberleri gelmeye başladı. Nitekim; Sulh Ceza Hakimliğinde sorguya çıkan bu şüphelilerden önce özel kalem müdürü ile spor kulübü başkanının, daha sonra belediye başkanının tutuklandığı, daha sonraysa iki belediye başkan yardımcısının da tutuklandığı haberi geldi.

Günün sonunda, gözaltında olan 20 kişiden aralarında belediye başkanı Dr. Mustafa Turgut’un ve iki belediye başkan yardımcısının da olduğu 8 kişinin tutuklandığı, 11 kişinin ise adli kontrol ile serbest kaldığı, 1 kişinin ise adliyeye çıkartılmadan savcılık talimatıyla kolluktan (karakoldan) daha önceden direkt serbest bırakıldığı anlaşıldı.  

Ortaya çıkan tablodan anlaşıldığı kadarıyla; soruşturmanın özünün daha çok festival organizasyonlarında ve Silifke Belediyespor üzerinden yapıldığı iddia olunan yolsuzluklara dayandığı anlaşılıyor.

Bir kısım şüphelilerin de “etkin pişmanlık” hükümlerinden faydalandıkları, bu doğrultuda ifade verdikleri belirtiliyor. Bu kişilerin verdikleri ifadelerde, belediyeyle iş yapan yüklenicilerden hak ediş ödemeleri karşılığında çeşitli menfaatler talep edildiğini, belediyeyle bağlantılı bazı kişi ve görevlilere para teslim edildiğini, doğrudan temin usulüyle gerçekleştirilen bazı alımlarda usulsüzlükler yapıldığını ve belediyeyle bağlantılı bazı organizasyon faaliyetlerinde muvazaalı (danışıklı işlem) işlemler gerçekleştirildiğini öne sürdükleri bildiriliyor. Soruşturmanın devam edecek olan sürecinde de Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı bütün bu iddiaları titizlikle araştırıp bir neticeye ulaşacaktır elbet.

Dosyanın kapsamı, isnat olunan suçların niteliği, toplanan deliller, “kuvvetli suç şüphesi” bu soruşturmanın bir İddianameye, yani davaya dönüşme ihtimalinin güçlü olduğunu gösteriyor. Soruşturmanın sonunda, kim hakkında hangi eylemlerden ve hangi suçlamalarla dava açılacağını, dosyanın detaylarını daha iyi görebileceğiz.

Bu köşede yayımlanan bir önceki yazımızda da sıklıkla atıfta bulunduğumuz “masumiyet karinesi” bizim bu tarz olaylara bakış açımızda adeta bir rehber niteliğinde.

Suç şüphesi altında olan kişiler soruşturma geçirirler, yargılanırlar, ceza alırlar ya da suçsuz oldukları anlaşılır, aklanırlar. Bütün bu süreçler, hukukun doğasında olan şeylerdir. Ancak; bir kez daha yineleyelim ki; bir kişi, suçu mahkeme kararıyla kesinleşene kadar kesinlikle masumdur. Sizlere bizlere düşen ise gelişmeleri takip etmek, kimseyi peşinen suçlu ilan etmemek, savcılık makamına ve mahkemelere sonuna kadar güvenmektir. Hukuk “bir kesimce zannedilenin aksine” hiçbir şekilde keyfi işlemlere mahal vermez, dosyadaki delillere bakar, kanunlar ve yerleşmiş yargısal içtihatlar doğrultusunda, somut uyuşmazlıkları çözüme kavuşturur. Verilecek kararlar, kanun yolları (itiraz, istinaf, temyiz) aşamalarından da geçerek nihai sonuca ulaşılır.

Dilerim ki; son günlerde Silifke’de gündemi sarsan ve kamuoyunu fazlasıyla meşgul eden bu olaylar geride kalır, suçsuz olanların suçsuz oldukları anlaşılır, suçlu olanlar ise -bu kişi şehrin seçilmiş belediye başkanı da olsa- şayet gerçekten suçlu ise kanunlarda öngörülen cezai yaptırımlara maruz kalır. Çünkü, hukukta kimin hangi sıfatta (seçilmiş/seçilmemiş) ve hangi mevkide olduğunun hiçbir önemi yoktur. Hukuk önünde herkes eşittir.  

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.