BAŞKAN (VEKİLİ)
Son iki dönemdir Silifke’nin bu konuda talihi yaver gitmiyor. Silifke’nin belediyesi -ilginç bir şekilde- iki dönemdir başkanvekillerinin yönetimine kalıyor. Yani, Silifke halkı seçimlerde başkanını seçiyor; sonra bir sebep çıkıyor, o başkan görevden alınıyor, yerine başkanvekili göreve devam ediyor.
Hatırlanacağı üzere; 2019 yılında yapılan Belediye Seçimlerinde MHP’li Mücahit Aktan belediye başkanı seçilmiş, başkanlığı CHP’li Dr. Mustafa Turgut’tan devralmıştı. Sayın Turgut, ilk döneminin sonunda seçimi kaybetmişti.
MHP’li yeni başkan Mücahit Aktan göreve gelmesinin üzerinden bir ay geçtikten sonra -görevi ile ilgisi olmayan bir adli vakadan dolayı- tutuklanmış, belediye meclisinde yapılan olağanüstü seçimle yerine başkanvekili olarak Sadık Altunok gelmişti.
Şimdi de aynı “makus talih” yeniden tecelli ediyor. Silifke halkının önemli bir kesiminin oylarıyla yeniden başkan seçilen Sayın Turgut, -görevi ile ilgisi olan bir adli vakadan dolayı- başlatılan adli bir soruşturma kapsamında bir haftayı aşkın süredir tutuklu.
Sayın Turgut’un tutuklanmasından iki gün sonra İçişleri Bakanlığının kararıyla görevden uzaklaştırılması üzerine dün (29 Haziran 2026) belediye meclisi, başkanvekilini seçmek üzere yeniden olağanüstü toplandı. Meclis aritmetiğinde CHP’li meclis üyelerinin çoğunlukta olması, seçimin sonucunu çoktan belli ediyordu esasında. Beklenildiği üzere, CHP grubunun adayı ziraat mühendisi Oğuzhan Kökten Silifke Belediyesinin tutuklu başkanının yerine başkan (vekili) olarak seçildi.
Belediye seçimlerinde seçmen nezdinde çoğu zaman partiden ziyade adayın kişiliği, toplumdaki karşılığı ve güvenilirliği belirleyici oluyor. Uzun yıllardır, Silifke siyasetinde bir “Dr. Mustafa” figürü var ki toplumun doktorlara olan güveni ve olumlu yaklaşımı seçim sürecinde sayın Turgut’un hanesine hep artı olarak yazılmıştı. Özellikle; Silifke’nin köylerinde sayın Turgut ayrı bir teveccüh görüyordu.
İlk döneminin sonunda görevi devrettiği MHP’li Mücahit Aktan da Silifke’de her kesimin sevdiği, samimi gördüğü ve toplumla - insanlarla iletişimi güçlü bir kişilikti. Çiftçilikten, üretimden gelmesi de “halkın içinden bir başkan” havası yaratıyordu. Sayın Aktan, o dönemde normalde MHP’li olmayan toplum kesimlerinin bile desteğini alarak seçimleri kazandı ve başkanlık koltuğuna böylece oturdu.
Gelinen noktada; Silifke’nin son 10 yıllık zaman diliminde iki farklı siyasi yelpazeden gelen bu iki belediye başkanının adli sebeplerle görevden ayrılmak zorunda kalmaları tarihin bir cilvesi olarak tarih sayfalarında yerini alıyor.
Silifke seçmeni ne düşünmeli peki?
Güvendiği dağlara kar yağmasına mı üzülmeli, “Siyasette ve hayatta olur böyle şeyler,” deyip bir umursamazlık duygusuna mı sürüklenmeli?
