Kaynar Kurban
Burhan ÜSKÜL
Köşe Yazarı
Burhan ÜSKÜL
 

SEÇİM SÜRECİ BİTERKEN…

SEÇİM SÜRECİ BİTERKEN… Adaylar ve destekçileri açısından zorlu ve yorucu geçen bir seçim dönemi geride kalmak üzere. Yarın sandığa gideceğiz ve “maraton” sona erecek. Bakalım, günün sonunda ipi kim göğüsleyecek? Biz sıradan seçmenler de fazlasıyla yorulduk bu süreçte. Kim kimin hakkında ne demiş, hangi aday diğerini nasıl karalamış, zamanında hangi aday neler yapmış, hangi adayın malvarlığı siyasetle katlanmış, bunları duyduk sürekli. Karalamalar, birbirlerine laf dokundurmalar, yaftalamalar üzerinden yürütülen seçim kampanyalarının alıcısı olduk bizler de. Son zamanlarda günlük sohbetlerimizin konusu hep adaylar, adaylar hakkındaki söylentiler ve yaptıkları/yapamadıkları şeyler oldu. Bu işi en iyi “Hizmet Belli Başkan Belli” diyen “Sadık Başkan” mı yapar, yoksa “Yaptık, Yine Yaparız” diyen “Doktor Mustafa” mı yapar, bunlar üzerinde tahminler yürüttük çoğu zaman. Bu arada adayların vaatleri ve projeleri de konuşuldu tabii. Ama çoğu zaman olduğu gibi günlük kısır siyasi tartışmaların gölgesinde kaldılar. Hangi aday Silifke’nin sorunlarına nasıl çare olacaktı, bunu çok da öğrenemedik.   Ve her yerde karşımızdaydı adaylar. Yol kenarlarındaki ağaçlara çivilenen afişlerde gördük onları, sıra sıra… Bir ağaçta, Sadık Altunok varsa diğerinde Mustafa Turgut vardı. İkisi de gülümsüyorlardı. Bir de bu afişlerin Serdar Soydan’lı, Vahap Seçer’li olanları vardı. Onlar da sıra sıraydı ve gülümsüyorlardı. Peki, gövdelerine afişlerin çivilendiği ağaçlar? Acaba memnunlar mıydı hallerinden? Ve canları yanmış mıydı çivilerden? Bir de, “Arslan Mustafa” türküsünden mülhem “Doktor Mustafa” türküsü vardı tabii… Cumhuriyet Halk Partisinin adayı Dr. Mustafa Turgut’un adına atıfla hazırlanan bu türküyü her yerde ve her an duyduk. Duymadığımız tek bir gün ve tek bir an olmadı neredeyse. Ofiste dilekçe yazarken ya da müvekkil görüşmesi yaparken Menderes Caddesinden yükselen “Doktor Mustafa” türküsü çalıyordu fonda, çoğu zaman. Bir de, “Vahap Seçer, Mersin Geçer” şarkısı çalınıyordu arada. Allahtan o hemen bitiyordu. Onda da ister istemez kafam cümlenin neyi anlatmaya çalıştığına takılıyordu. Tamam, soy isminden dolayı bir kelime oyunu yapılmıştı, ama cümlenin gelişinden neyi anlamamız gerekiyordu şimdi? Vahap Bey seçiyor, Mersin geçiyor muydu? Yani, Vahap Bey bizim için hizmetlerin en güzelini mi seçiyordu? Böylelikle Mersin öne mi geçiyordu? Sonra bu sorunun içinden çıkamayıp yazmakta olduğum dilekçeme dönüyor, önümdeki hukuki sorunu çözmeye çalışıyordum. İşimi bitirip ofisten çıkıyor, eve giderken trafik ışıklarında yanıma bir seçim arabası yaklaşıyor, bangır bangır bir ses, “Haydi gel gel Doktor Mustafa’m vay, bir daha gel gel Doktor Mustafa’m vay…” diyordu. Her taraftan kuşatılmıştık duygusu içerisine sokuyordu bu durum beni. Cumhur İttifakının adayı Milliyetçi Hareket Partili Sadık Altunok da yapılan hizmetleri kastederek akşam mitinglerinde “Duyanlara duymayanlara” şarkısını çaldırtıyor, eline mikrofonu alıp “Bizimkisi bir aşk hikayesi”ni vatandaşlarla birlikte söylüyor, vatandaşlar ellerini havaya kaldırıp telefonlarının ışıkları ile şarkılara eşlik ediyorlardı. Sayın Altunok, rakibini daha çok önceki belediye başkanlığı dönemi üzerinden vuruyor, belediye başkanlığının doktorluk yapmaya benzemediğini, Silifke’ye seçimden seçime gelmekle belediye başkanı olunamayacağını dile getiriyordu. Sayın Altunok rakibi Sayın Turgut’u çoğu zaman ağır sözlerle eleştiriyor, rakibinin kendisine yönelik suçlamalarına aynı minvalde karşı suçlamalarla cevap veriyordu. Şarkılarıyla, türküleriyle ses getiren ancak en çok da adayların birbirlerine salvolarıyla hatırlayacağımız bir seçim süreciydi yaşadığımız. Gönül isterdi ki, hep Silifke konuşulsun, sorunlar konuşulsun, çözüm önerileri konuşulsun, projeler konuşulsun ve biz bu kentte yaşayanlar adaylarca vaat edilenler karşısında heyecanlanalım, kime oy vereceğimiz konusunda aklımız karışsın. Ancak bu topraklarda siyaset ayrıştırma, ötekileştirme, karşısındaki itibarsızlaştırma üzerine kurulduğu için ister istemez seçmen olarak siz de iki kişi arasındaki kavgayı merakla izleyen ve aslında bundan gizli bir zevk de alan kişi konumuna düşüyorsunuz. Buna sebep olanlar da siyasi aktörlerin kendileri ve yandaşları tabii. Günün sonunda, mesele Silifke olmaktan çıkıyor, kişilerin siyasi ikballeri, yandaşlarının kişisel menfaat beklentileri su yüzüne çıkıyor. Ben Silifke’de yaşayan sade bir vatandaş olarak seçimden çıkacak sonuçların Silifke’mize hayırlı olmasını diliyorum. Yarın seçimi kim kazanırsa kazansın, pazartesi günü her durumda ve şartta, güzel ve aydınlık bir Silifke sabahına uyanmayı umut ediyorum.  
Ekleme Tarihi: 30 Mart 2024 - Cumartesi

SEÇİM SÜRECİ BİTERKEN…

SEÇİM SÜRECİ BİTERKEN…

Adaylar ve destekçileri açısından zorlu ve yorucu geçen bir seçim dönemi geride kalmak üzere. Yarın sandığa gideceğiz ve “maraton” sona erecek. Bakalım, günün sonunda ipi kim göğüsleyecek?

Biz sıradan seçmenler de fazlasıyla yorulduk bu süreçte. Kim kimin hakkında ne demiş, hangi aday diğerini nasıl karalamış, zamanında hangi aday neler yapmış, hangi adayın malvarlığı siyasetle katlanmış, bunları duyduk sürekli.

Karalamalar, birbirlerine laf dokundurmalar, yaftalamalar üzerinden yürütülen seçim kampanyalarının alıcısı olduk bizler de. Son zamanlarda günlük sohbetlerimizin konusu hep adaylar, adaylar hakkındaki söylentiler ve yaptıkları/yapamadıkları şeyler oldu.

Bu işi en iyi “Hizmet Belli Başkan Belli” diyen “Sadık Başkan” mı yapar, yoksa “Yaptık, Yine Yaparız” diyen “Doktor Mustafa” mı yapar, bunlar üzerinde tahminler yürüttük çoğu zaman.

Bu arada adayların vaatleri ve projeleri de konuşuldu tabii. Ama çoğu zaman olduğu gibi günlük kısır siyasi tartışmaların gölgesinde kaldılar. Hangi aday Silifke’nin sorunlarına nasıl çare olacaktı, bunu çok da öğrenemedik.  

Ve her yerde karşımızdaydı adaylar. Yol kenarlarındaki ağaçlara çivilenen afişlerde gördük onları, sıra sıra… Bir ağaçta, Sadık Altunok varsa diğerinde Mustafa Turgut vardı. İkisi de gülümsüyorlardı.

Bir de bu afişlerin Serdar Soydan’lı, Vahap Seçer’li olanları vardı. Onlar da sıra sıraydı ve gülümsüyorlardı. Peki, gövdelerine afişlerin çivilendiği ağaçlar? Acaba memnunlar mıydı hallerinden? Ve canları yanmış mıydı çivilerden?

Bir de, “Arslan Mustafa” türküsünden mülhem “Doktor Mustafa” türküsü vardı tabii… Cumhuriyet Halk Partisinin adayı Dr. Mustafa Turgut’un adına atıfla hazırlanan bu türküyü her yerde ve her an duyduk. Duymadığımız tek bir gün ve tek bir an olmadı neredeyse.

Ofiste dilekçe yazarken ya da müvekkil görüşmesi yaparken Menderes Caddesinden yükselen “Doktor Mustafa” türküsü çalıyordu fonda, çoğu zaman. Bir de, “Vahap Seçer, Mersin Geçer” şarkısı çalınıyordu arada. Allahtan o hemen bitiyordu. Onda da ister istemez kafam cümlenin neyi anlatmaya çalıştığına takılıyordu. Tamam, soy isminden dolayı bir kelime oyunu yapılmıştı, ama cümlenin gelişinden neyi anlamamız gerekiyordu şimdi? Vahap Bey seçiyor, Mersin geçiyor muydu? Yani, Vahap Bey bizim için hizmetlerin en güzelini mi seçiyordu? Böylelikle Mersin öne mi geçiyordu? Sonra bu sorunun içinden çıkamayıp yazmakta olduğum dilekçeme dönüyor, önümdeki hukuki sorunu çözmeye çalışıyordum.

İşimi bitirip ofisten çıkıyor, eve giderken trafik ışıklarında yanıma bir seçim arabası yaklaşıyor, bangır bangır bir ses, “Haydi gel gel Doktor Mustafa’m vay, bir daha gel gel Doktor Mustafa’m vay…” diyordu. Her taraftan kuşatılmıştık duygusu içerisine sokuyordu bu durum beni.

Cumhur İttifakının adayı Milliyetçi Hareket Partili Sadık Altunok da yapılan hizmetleri kastederek akşam mitinglerinde “Duyanlara duymayanlara” şarkısını çaldırtıyor, eline mikrofonu alıp “Bizimkisi bir aşk hikayesi”ni vatandaşlarla birlikte söylüyor, vatandaşlar ellerini havaya kaldırıp telefonlarının ışıkları ile şarkılara eşlik ediyorlardı. Sayın Altunok, rakibini daha çok önceki belediye başkanlığı dönemi üzerinden vuruyor, belediye başkanlığının doktorluk yapmaya benzemediğini, Silifke’ye seçimden seçime gelmekle belediye başkanı olunamayacağını dile getiriyordu. Sayın Altunok rakibi Sayın Turgut’u çoğu zaman ağır sözlerle eleştiriyor, rakibinin kendisine yönelik suçlamalarına aynı minvalde karşı suçlamalarla cevap veriyordu.

Şarkılarıyla, türküleriyle ses getiren ancak en çok da adayların birbirlerine salvolarıyla hatırlayacağımız bir seçim süreciydi yaşadığımız. Gönül isterdi ki, hep Silifke konuşulsun, sorunlar konuşulsun, çözüm önerileri konuşulsun, projeler konuşulsun ve biz bu kentte yaşayanlar adaylarca vaat edilenler karşısında heyecanlanalım, kime oy vereceğimiz konusunda aklımız karışsın. Ancak bu topraklarda siyaset ayrıştırma, ötekileştirme, karşısındaki itibarsızlaştırma üzerine kurulduğu için ister istemez seçmen olarak siz de iki kişi arasındaki kavgayı merakla izleyen ve aslında bundan gizli bir zevk de alan kişi konumuna düşüyorsunuz. Buna sebep olanlar da siyasi aktörlerin kendileri ve yandaşları tabii. Günün sonunda, mesele Silifke olmaktan çıkıyor, kişilerin siyasi ikballeri, yandaşlarının kişisel menfaat beklentileri su yüzüne çıkıyor.

Ben Silifke’de yaşayan sade bir vatandaş olarak seçimden çıkacak sonuçların Silifke’mize hayırlı olmasını diliyorum. Yarın seçimi kim kazanırsa kazansın, pazartesi günü her durumda ve şartta, güzel ve aydınlık bir Silifke sabahına uyanmayı umut ediyorum.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Evini dolarla Rus’lara kiraya veren Silifke sevdalısı adam
(30.03.2024 16:03 - #1392)
Sayın avukatıma katılıyorum. Müziğe doyduk şükür.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
AHMET ATAY
(31.03.2024 10:21 - #1402)
Günün sonunda, mesele Silifke olmaktan çıkıyor, kişilerin siyasi ikballeri, yandaşlarının kişisel menfaat beklentileri su yüzüne çıkıyor. Özet bu.. Torunum filistine dönüşen bir geleceğe uyanmamalı.. Borç büyütüp hizmet göz boyamasını, BABAM RAHMETLİK DE YAPAR, BİR KURUŞ DA ÇALMAZDI...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.

deneme bonusu deneme bonusu https://playdotjs.com/ deneme bonusu veren bahis siteleri deneme bonusu veren siteler youtube mp3