Mutluluk var mıdır?
Haftalarca düşündüm; ideallerim yoruldu. Düşünmemek istedim. Hayalim onunla meşgul oldu. Yine yoruldum. Bu düşünce bana nereden gelmişti? Dünyada mutluluk varmış, yokmuş, bana ne… Ancak beynimizde bazen öyle inatçı bir fikir zinciri olur ki…
O an her şeyi unutmanın, unutabilmenin ne kadar iyi olduğunu anladım.
Bence mutluluk yok, öyle karar verdim. Kendinizi ne zaman mutlu sansanız… Aslında en çok düşündüğünüz ve en mutsuz olduğunuz zamanlar değil mi?
Diyeceksiniz ki: “Sarhoş olduğum zaman her şeyi unutuyorum. Düşünmüyorum, tamamen hissizim. O an ben gerçek ben olduğum için mutluyum.”
Düşünmemek, hissetmemek, umursamamak… Var olduğunuz hâlde, bunu maddi bir şeyle yok etmeye çalışmak zorunda kalmak ne kadar acıdır!.. Ne kadar büyük mutsuzluktur!
Belki bir edebi eserin, bir mimari yapının, bir spor müsabakası izlemenin, bir müzik bestesinin karşısında kendinden geçmeyi mutluluk sanacaksınız…
Duyarlı bir beynin güzel bir eser karşısında mutluluk sandığı şey; kalbinde incelip de kırılmasından korkulan o bilinmez ıstırap nedir? Böyle düşünüyordum.
Geçenlerde elime bir yazı belgeleri geçti. Zafer kazanmış kişileri genellikle dünyanın en mutlu kişileri olarak düşünürüz. Ancak o belgeler arasından küçük bir kâğıt gözüme çarptı. Bu zaferi kazanan kişilerden biri şöyle diyor:
“Çeyrek asra yakın önderlik ettim. Kimseye gösterilmeyen saygı ve bağlılığa mazhar oldum. Görkemli saraylarda ağırlandım. Belki çok az insanın ulaşabileceği yerlerde yaşadım. Zevkin en manevi olanını da her çeşidini de açıkçası kendimce tattım. Herkes bu uzun mutluluğu kıskandı. Ancak bütün ömrüm boyunca yalnızca birkaç gün neşeli ve kaygısız yaşayabilmişim!”
Bu küçük hatıra yazısını okuduktan sonra mutluluğun kelebek hayatı kadar az olduğunu düşündüm. Aynı zamanda bir anka kuşu kadar da zor olduğuna inandım.
Sizce mutluluk var mıdır? Varsa mutluluk; Albatros (Divane), Angıt kuşu gibi yapılan her işte bağlılık mı gerekir?
