Işık Aranıyor?
Trafik ışığına “ışık” dediğimiz an, akla düzen gelir. Oysa Silifke’de ışıklar çoğu zaman düzenin değil, gecikmenin; güvenliğin değil, belirsizliğin sembolü. Yanmayan ya da arızalı sinyalizasyonun günlerdir hatta son haftalarda süreklilik kazandığı biliniyor. Bu yüzden her an bir sinyal hatası yüzünden kaza yaşanabilir; yaralanmalar, hatta can kaybı riski artar.
Normalde yaya için 1-2 dakikalık bir geçiş yeterliyken, sorunlu döngüler yüzünden bu basit eylem 15-20 dakikalık bir eziyete dönüşebiliyor. Öğrenci derse, çalışan işine, randevusu olan hastaneye yetişemiyor. Üstüne bir de ceza uygulamalarının adaletsizliği algısı ekleniyor. “Otomobiller görmezden geliniyor, motorculara yazılıyor” meselesi artık salt bir trafik sorunu değil, kamusal güven ve adalet meselesi hâline dönüşmekte!
Peki, gerçek nerede? Sorun ışıklarda mı, cezada mı, yoksa ikisini aynı anda üreten sistemde mi?
Semptomlar: Kuyruk, öfke, risk
Aşırı bekleme: Koordinasyonsuz kavşaklar ve hatalı faz planı yüzünden tek döngüde yaya geçemiyor.
Tehlikeli davranışlar: Uzayan kuyruklar kırmızı ihlalini ve “boşluk bulup koşma” refleksini tetikliyor.
Adalet algısında erozyon: Denetim eşit ve görünür olmadığında ceza, eğitmek yerine öfke üretiyor.
Teşhis: Yanlış ayarlı saat, kopuk kurumlar
Işıkların saat gibi çalışması için veri, dinamik kontrol ve kurumsal eşgüdüm gerekir. Sabit döngüler pik saatlere uyum sağlamıyor; belediye–emniyet–karayolları arasında ortak gösterge paneli ve aynı hedeflere bakan bir eşgüdüm olmayınca, herkes ayrı “doğru”sunu yapıyor, bütünde yanlış çıkıyor.
Ceza ne işe yarar, neye yaramaz?
Ceza eğitici ve caydırıcı olursa anlamlıdır. Gelir kapısı gibi görünürse meşruiyetini kaybeder. Bu yüzden:
Önce mühendislik, sonra ceza: Kötü tasarlanmış kavşakta cezayı artırmak, yalnızca öfkeyi artırır. Bununla ilgili o kadar örnekler var ki. Zamanında basına yansıttılar. Üstelik şikayetlerle ilgili birimler incelemelerini yapmıştır.
Hedefli denetim: En çok çarpışma/ihlal üreten davranışa odaklanılmalı (kırmızı ihlali, yaya yoluna park, yaklaşım hız aşımı).
Eşitlik ve tutarlılık: Araç türüne göre değil, riske göre işlem. “Motorcuya yazılıyor” algısı, yalnızca şeffaf veri ve tutarlı uygulamayla kırılır.
Silifke’nin zamanı kıymetli
Trafikte geçen her dakika, yaşamdan eksilttiklerimizdir: Dersin ilk 10 dakikası, iş görüşmesinin fırsatı, acil serviste bekleyen birinin umudu…
Silifke, “ışıkların rehinesi” olmak zorunda değil. Ölçen, öğrenen ve düzelten bir trafik yönetimiyle kırmızıda bekleyen öfkeyi, yeşilde akan güvene çevirebiliriz.
Son söz: Sorun ışıklarda mı? Cezada mı? Aslında sorun, ölçülmeyen, paylaşılmayan ve birlikte yönetilmeyen bir sistemde.
Çözüm belli: Mühendislik + adil denetim + şeffaflık + birlik.
Işığa değil, akla yeşil yakalım; Silifke’nin yolları da vicdanı da bir nebze ferahlasın.
