Kaynar Kurban
Rıfat YÖRÜK
Köşe Yazarı
Rıfat YÖRÜK
 

TESADÜF OLMAYAN TESADÜF

TESADÜF OLMAYAN TESADÜF “Tevâfuk kelimesini hiç duydun mu? Tevâfuk, tesadüf olmayan tesadüf demektir. Yani Yaradan’ın tasarladığı hesaplı tesadüf...”                                                   (İnci Taneleri, 8. Bölüm)                 Yılmaz Erdoğan’ın daha doğrusu Edebiyat Öğretmeni Azem’in ağzından bu cümleleri duyunca âdeta çarpılıyorum. Milyonlarca insanın hiç duymadığı, bilmediği, duyanlarının çoğunun da doğru dürüst telâffuz edemedikleri bu zor kelimenin anlamının böylesine öz, böylesine çarpıcı bir şekilde ifade edilmesi yani hakkının tam anlamıyla verilmesi beni çok heyecanlandırıyor. Hemen kâğıda, kaleme sarılarak not ediyorum. Yayınlandığı tarihlerde TRT 2’deki senaryo derslerini kaçırmamaya çalıştığım sanatçı Yılmaz Erdoğan’ın senaryosunu yazıp başrolünü üstlendiği “İnci Taneleri” isimli dizi bugünlerde izlenme rekorları kırıyor.                 Evimde televizyon yok! Ama ilgimi çeken programların duyumunu alırsam bilgisayarımdan canlı olarak izliyorum. Reklâmı çokça yapılan ve sosyal medyada sık sık karşıma çıkan bu diziye de daha fazla kayıtsız kalamayarak yayınından bir gün sonra izlemeye başladım. İlgimi çekince sekiz bölümünü de yayın sonraları izledim.                 Senarist, usta bir şair-yazar olunca, başrolde de bir edebiyat öğretmeni canlandırılınca doğal olarak oldukça çarpıcı cümleler ve diyaloglarla karşılaştım. Bu yüzden elim sık sık kaleme giderek ajandama notlar aldım. Ve bu notlar birikince de bilgisayarımın başına geçip yazıya dökmek farz oldu.                   Ramazan hassasiyeti                 Dizilerin çoğunun ramazan ve dinî bayramlara denk gelen bölümlerinde gereken hassasiyet gösterilmez, oruç tutan, iftar ve sahur yapan bir kişiye dahi rastlanmaz. Yani toplumda manevî hava estiren bu uhrevî ay, “sekülerizm” aşkına, rahmetli Cem Karaca’nın deyimiyle “Yarım Porsiyon Aydınlık” aşkına görmezden gelinir.              Oysa Yılmaz Erdoğan, içinden çıktığı toplumun hassasiyetlerini göz ardı etmeyerek sekizinci bölümde ramazan ayını tam anlamıyla hissettirmiş. Kendisine bu yüzden teşekkür ediyor, başarılı senaryosu ve oyunculuğu için de tebriklerimi iletiyorum.                Öpmek istiyorum yaralarından...                Bu vesileyle dizinin çeşitli bölümlerinde yer alan ve duyduğumda hemen kâğıt kaleme sarılmama yol açan çarpıcı cümlelerden bazılarını sizlerle de paylaşmak istiyorum;                -“Ayarsız övgü de bir saldırı biçimidir.”                -“Küfür öfkeyi azaltmaz, mayalar. Küfür, kelimelerle yapılan bir şiddet eylemidir.”                -“Cimriler, birilerini defterden silmek için bahane ararlar. Harcadıkları her insanı da masraftan düşerler.”                -“Kitaplarımın sayfalarını kıvırırım, bu yaşanmışlık katar.”                -Çok yaram var yüreğimde… Saçları kazındığında taş, yara izleri kabak gibi ortaya çıkan yaramaz çocukların kafası gibi gönlüm… Çiziklerle, yaralarla dolu… Rica etsem öper misin yaralarımdan? Sen o musun? Yaralı yüreğimin merhemi, acılarımın ilacı… Öyleyse olur musun başımın tacı?                -“Bi sarılayım mı ben sana? Müsaitsen…”                -“Yanına uzansam incitir miyim seni?”  
Ekleme Tarihi: 17 Mart 2024 - Pazar

TESADÜF OLMAYAN TESADÜF

TESADÜF OLMAYAN TESADÜF

“Tevâfuk kelimesini hiç duydun mu? Tevâfuk, tesadüf olmayan tesadüf demektir. Yani Yaradan’ın tasarladığı hesaplı tesadüf...”                                  

                (İnci Taneleri, 8. Bölüm)

                Yılmaz Erdoğan’ın daha doğrusu Edebiyat Öğretmeni Azem’in ağzından bu cümleleri duyunca âdeta çarpılıyorum. Milyonlarca insanın hiç duymadığı, bilmediği, duyanlarının çoğunun da doğru dürüst telâffuz edemedikleri bu zor kelimenin anlamının böylesine öz, böylesine çarpıcı bir şekilde ifade edilmesi yani hakkının tam anlamıyla verilmesi beni çok heyecanlandırıyor. Hemen kâğıda, kaleme sarılarak not ediyorum.

Yayınlandığı tarihlerde TRT 2’deki senaryo derslerini kaçırmamaya çalıştığım sanatçı Yılmaz Erdoğan’ın senaryosunu yazıp başrolünü üstlendiği “İnci Taneleri” isimli dizi bugünlerde izlenme rekorları kırıyor.

                Evimde televizyon yok! Ama ilgimi çeken programların duyumunu alırsam bilgisayarımdan canlı olarak izliyorum. Reklâmı çokça yapılan ve sosyal medyada sık sık karşıma çıkan bu diziye de daha fazla kayıtsız kalamayarak yayınından bir gün sonra izlemeye başladım. İlgimi çekince sekiz bölümünü de yayın sonraları izledim.

                Senarist, usta bir şair-yazar olunca, başrolde de bir edebiyat öğretmeni canlandırılınca doğal olarak oldukça çarpıcı cümleler ve diyaloglarla karşılaştım. Bu yüzden elim sık sık kaleme giderek ajandama notlar aldım. Ve bu notlar birikince de bilgisayarımın başına geçip yazıya dökmek farz oldu.

 

                Ramazan hassasiyeti

                Dizilerin çoğunun ramazan ve dinî bayramlara denk gelen bölümlerinde gereken hassasiyet gösterilmez, oruç tutan, iftar ve sahur yapan bir kişiye dahi rastlanmaz. Yani toplumda manevî hava estiren bu uhrevî ay, “sekülerizm” aşkına, rahmetli Cem Karaca’nın deyimiyle “Yarım Porsiyon Aydınlık” aşkına görmezden gelinir.             

Oysa Yılmaz Erdoğan, içinden çıktığı toplumun hassasiyetlerini göz ardı etmeyerek sekizinci bölümde ramazan ayını tam anlamıyla hissettirmiş. Kendisine bu yüzden teşekkür ediyor, başarılı senaryosu ve oyunculuğu için de tebriklerimi iletiyorum.

               Öpmek istiyorum yaralarından...

               Bu vesileyle dizinin çeşitli bölümlerinde yer alan ve duyduğumda hemen kâğıt kaleme sarılmama yol açan çarpıcı cümlelerden bazılarını sizlerle de paylaşmak istiyorum;
               -“Ayarsız övgü de bir saldırı biçimidir.”
               -“Küfür öfkeyi azaltmaz, mayalar. Küfür, kelimelerle yapılan bir şiddet eylemidir.”
               -“Cimriler, birilerini defterden silmek için bahane ararlar. Harcadıkları her insanı da masraftan düşerler.”
               -“Kitaplarımın sayfalarını kıvırırım, bu yaşanmışlık katar.”
               -Çok yaram var yüreğimde… Saçları kazındığında taş, yara izleri kabak gibi ortaya çıkan yaramaz çocukların kafası gibi gönlüm… Çiziklerle, yaralarla dolu… Rica etsem öper misin yaralarımdan? Sen o musun? Yaralı yüreğimin merhemi, acılarımın ilacı… Öyleyse olur musun başımın tacı?

               -“Bi sarılayım mı ben sana? Müsaitsen…”
               -“Yanına uzansam incitir miyim seni?”

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.

deneme bonusu deneme bonusu https://playdotjs.com/ deneme bonusu veren bahis siteleri deneme bonusu veren siteler youtube mp3