IŞIK ARKADAŞLIĞI, MOKASEN YALNIZLIĞI
“Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık” Sezai Karakoç
“Yalnızlar arasındaki gönül bağı… Söze bir kez olsun dökülmemiş, dökülmesine gerek duyulmamış, var olduğu zaten bilinen, duyumsanan, her an tazelenen gönül bağı…”
Silifke Kitap Okuma Grubumuzda tartıştığımız romanlardan biri de girişte paragrafını alıntıladığım Selim İleri’nin “Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak” isimli eseriydi. Romanda, yazarın ağzından kalabalıklar içinde yaşanan bazı yalnızlıklar anlatılıyordu. Bunların arasında yazar gibi bazı apartman komşuları da vardı.

“Madam Ester’in dönüşünü -evdeysem- pencerede beklerdim. Döndü işte! Evde değilsem, döner dönmez Madamın ışığını aranırdım. Yatmışsa bile görünmeyen koridordan süzülen ışık...”
Nadire Teyzeyi Sevindiren Gelişme
Bu cümleler, Taşucu’na, rahmetli halamın oturduğu mütevazı eve yerleştiğim ilk yıllarımı hatırlattı. Hemen karşımda, yalnız yaşayan Karabucaklar’dan Nadire Teyze oturuyordu. Yüze yaklaşan yaşına rağmen aklı başında, güler yüzlü, konuşkan komşumuz… Zaman zaman gidip elini öptüğüm, zaman zaman penceresinden dışarı bakarken el sallayıp selâmlaştığım güzel teyzemiz… Annemin alzheimer hastalığı ilerlemeden önce her gün birbirlerini ziyaret edip kahve içtikleri, sohbet ettikleri vefalı komşu…
Nadire Teyzemiz, yıllardır kimsenin yaşamadığı bu evde artık yanmaya başlayan ışığı sevinçle karşılayarak bana “ışık arkadaşım” demeye başlamış ve eklemişti:
“Bizim buralar bilirsin geceleri karanlık olur. Sit alanı da olduğundan oturan sayısı da azdır. Dolayısıyla geceleri dışarı baktığımda sokak direkleri haricinde pek ışık gözükmezdi. Ama senin gelmen beni çok mutlu etti. Yanan ışığını görünce kendimi daha güvende, daha huzurlu hissediyorum. Sen benim ışık arkadaşımsın.”
Güçlü Karakter Ester
Söz konusu romanda en sevdiğim karakter kızıl saçlı Yahudi madam Ester oldu. Küçük dünyasında bir düzen kurmuş güçlü bir karakter… Tek başına yaşamasına rağmen her gün büyücek yemek masasını itinayla hazırlıyor, örtüsünü seriyor, yemekler yapıyor. Tam bir kitap sevdalısı... Sürekli kitap okuyor. Yazar, “Gizli komşum, gizli dostum. Dünyanın bütün tutkularından arınmış, kurtulmuş. Markette elinde alışveriş listesi yalnızlığa meydan okuyarak tek kişilik dünyasına belki mutluluklar kuşandırıyor. Çok seviyorum bu kadını. İhtiyarlığı ve yalnız başına olmayı öğreniyorum ondan.” diye övgüyle bahsediyor.
Nur Hanımın Sitemi
Nur Hanım da romandaki ilginç bir karakter… Yazarı, apartmana girişinden üst kattaki dairesinin kapısını açana kadar takip eden yaşlı kadın... Yazar aslında onu pek sevmiyor. Ama bir gün kapıya çıkıp söylediği sözler, hakkındaki olumsuz kanaati değiştirip yüreğini yaralıyor:
“Makosenlerinizi (Mokasen diyemiyor) niye giymiyorsunuz? Apartmana geldiğinizi anlayamıyorum. Lütfen yine giyin. Sizin eve döndüğünüzü bilirsem bir can yoldaşım var diyorum.”
Ey Kimsesizler Kimsesi
Yalnızlık gerçekten çok zor! Özellikle de yaşlılıkta… Hep “yalnızlık Allah’a mahsustur” denilir ya! Rabbim kimseyi yalnız bırakmasın. Ayakkabı seslerini takip eder, komşu ışıkların yanıp yanmadığına bakar hale getirmesin.
İçinde bulunduğumuz mübarek ayda ve bayramda çevremizde yalnız yaşayanları özellikle de büyüklerimizi ihmal etmeyelim. “Yemek, meyve götürme” gibi bahanelerle ziyaretlerine gidip hallerini hatırlarını soralım, onları sevindirelim.
Bu vesileyle Ramazan ayınızı tebrik ediyor, hepinizi “kimsesizlerin kimsesi”ne, “yalnızların sahibi”ne emanet ediyorum.
