“BİR GARİP ÖLMÜŞ DİYELER”
Adı gibi “hasbî” o abimizi yolda tanımıştım. İlginç bir kaçış yolculuğuydu. Pandemi/plândemi bütün korkunçluğuyla sürüyor, dünya baronları herkesi ne idüğü belirsiz deneysel sıvılarla aşı olmaya zorluyor, “hayat eve sığar” yalanıyla da özgürlüğümüzü kısıtlıyorlardı. Zaman zaman verilen bir-iki günlük “nefes alma” izninde ise herkes kendini köyüne, bağına bahçesine atmaya çalışıyordu.
İşte böyle kısa süreli bir özgürlük izninde çok sevdiğim Avşar kökenli bir can dostumla Kayseri’den Pınarbaşı ilçesine doğru gitmeye karar verdik. Galiba yıl 2021 idi. Onun köyünde kalıp, hürriyetlerine düşkün bir Yörük ve bir Avşar olarak bu yayla köyünün temiz havasında özgürce dolaşacaktık. Malatya ve Kahramanmaraş yolları üzerindeki ilçeye doğru hareket ettiğimizde oldukça güzel bir bahar havası vardı.
Talas’ta yeni yapılan viyadükten çıkıp Mimarsinan Organize Bölgesini geçtikten sonra “Sakaltutan” köyü sapağına yaklaşırken sağ tarafta yürüyen yaşlı bir abimiz dikkatimizi çekti. Hem ağır aksak adımlarla yürüyor hem de gelen araçlara utangaç bir bakış fırlatıyordu. Yardıma ihtiyacı olduğunu, arabaya binmek istediğini hissettim. Yavaşlayarak arabayı hemen önünde emniyet şeridinde durdurdum. Arka kapıyı açarak koltuğa oturdu. Oldukça bitkin ve yorgun gözüküyordu.
Göksun’a Kadar Zorunlu Yürüyüş
İstikametimizi söyledikten sonra nereye gitmek istediğini sorduk. Sormaz olaydık. Meğer ta Maraş’ın Göksun ilçesine oradan da köyü Korkmaz’a gidecekmiş. Üstelik yürüyerek… Çünkü cebinde beş kuruşu kalmamış, kimseden de isteyememiş. Bir süredir Kuran mealiyle hemhâl olan arkadaşım onun durumunu anlayınca hafif sesle bana Bakara suresinin 273. ayetinin meâlini hatırlatıverdi: “Sen onları yüzlerinden tanırsın. Çünkü onlar kimseden bir şey istemezler.”
Öncelikle gideceğimiz köye götürüp karnını doyurmayı ve konuk etmeyi teklif ettik. Kabul etmedi. Böyle olunca köy yoluna sapmadan yolumuzu uzatarak Pınarbaşı’nın Kahramanmaraş çıkışında otobüslerin durduğu bir yol üstü tesisine götürmeye karar verdik. Yol boyunca hikâyesini dinlemeyi sürdürdük. Adı Hasbi Gemi, kendisi de Çerkes kökenli imiş. 65 yaşına gelmesine rağmen çalıştığı bazı işyerlerindeki “prim hırsızları” yüzünden hâlâ emekli olamamış. Eksik günlerini tamamlamak için de Kayseri Organize’de adını duyduğu Çerkez bir patronun yanına gidip işyerinde çalışmak istemiş. Ancak firma sahibi yurt dışında bir fuarda olduğu için görüşemeden geri dönmek zorunda kalmış. Harçlığı da kısıtlı olduğundan şehir merkezinde beş parasız kalıvermiş. Kayseri’de çok sayıda Çerkes vatandaşımız ve dernekleri, vakıfları olmasına rağmen gururuna yedirip kimseden hatta belediyelerden bile yardım isteyememiş. Öyle olunca son noktaya kadar belediye otobüsüyle gelip yürümeye başlamış. Kimse durmasa Göksun’a kadar yürüyecekmiş.
Hikâyesi ve gururu yüreğimizi yaralayan Hasbi Abimizi söz konusu tesise götürünce önce güzelce karnını doyurduk. Çayını içip biraz kendine geldikten sonra cebine zorla harçlık katıp gelen ilk Kahramanmaraş otobüsüne bindirerek uğurladık.
…………………………
Telefon numarasını aldığımız abimizi zaman zaman arayarak halini hatırını sorduk. Kayseri’ye gelişlerinde yine bir Çerkes olan Kaplan Uzak Abinin çayevinde buluşup eksik prim günlerini nasıl ödeyebileceğimiz konusunda istişarelerde bulunduk. Bazı uzmanlarla emekli olabilmesi için yapılabilecekleri görüştük. Ama maalesef olmadı. Hasbi Abi hanımıyla birlikte evine yerleşmek zorunda kalan kızının ve torununun da geçimlerini güç belâ sağlamaya çalıştı.
6 Şubat 2023 depremi maalesef onları da vurdu. Köydeki evleri büyük hasar görmüş, yıkıntı altında kalmaktan son anda kurtulmuşlardı. Birçok depremzede gibi artık onlara da göç yolu gözükmüş, Çanakkale Bayramiç’te bulunan diğer evladının yanına sığınmışlardı.
Emeklilik Müjdesi
Bu süreçte Çanakkale’deki dostlarıma telefon numarasını vererek torunlarının eğitimi ve emekliliği için destek istemiştim. Sağ olsun onlar da gereken yardımı yapmışlardı.
Bir gün telefonum çaldı. Arayan Hasbi Abimizdi. Sesi çok neşeliydi. Nihayet mevzuat hazretlerini aşarak emekli olabilmiş, ömrünün son demlerinde düzenli bir gelire kavuşmuştu. Bu konuda verdiğim çabalar için teşekkür ve dua ediyordu. Ben de çok mutlu olmuştum.
Telefon görüşmelerimiz özel dinî geceler ve bayramlarda kutlamalar şeklinde sürüyordu. Ancak bir süredir onu ihmal ettiğimi ve iletişimimizin koptuğunu anladım. Meselâ Ramazan başlangıcında hiç görüşmemiştik. Kadir Gecesi arayıp halini hatırını sormayı düşündüm. Ama geç kalmışım.
Acı Haber
Taşucu’ndan hayırsever arkadaşım telefonla arayıp sormasa durumunu öğrenemeyecektim. Sağ olsun, özellikle Ramazan aylarında tanıdığı ihtiyaç sahiplerinin hesaplarına paralar yatıran bu arkadaşımız, talebim üzerine listesine aldığı abimize de zaman zaman destekte bulunuyordu. Beni arayıp “iban” istediğinde “Hasbi Abiyle bir süredir görüşmediğimizi, hemen kendisini arayıp bilgi alacağımı” söyledim.
Telefonunu uzun süre çaldırmama rağmen açmadı. Gün boyu sekiz on kere aramama rağmen açmayınca içime bir kurt düştü. Bu sefer ikamet ettiği Çanakkale Bayramiç Belediyesi Mezarlıklar Birimini arayıp ölüp ölmediğini anlamaya çalıştım. Ancak belediyeye ulaşamadım.
Adını soyadını yazıp internetten arattığımda ise acı gerçekle karşılaştım. Yaklaşık üç ay önce vefat edip memleketi Kahramanmaraş’ın Göksun İlçesinde toprağa verildiğini üzüntüyle öğrendim. Muhtemelen Bayramiç’te vefat edip memleketine götürülerek çok sevdiği topraklara defnedilmişti. Hemen Kayseri’deki can dostuma ve para göndermek isteyen hayırsever arkadaşıma telefon açarak acı haberi duyurdum.
Ancak Ölünce…
“Hesabî” değil “hasbî” olan bu abimiz internette bir kez yer alabilmiş ancak ölünce arama motorlarında gözükebilmişti.
“Göksun vefat ilânları” sayfasında yer alan duyuru şöyleydi;
“Korkmaz’dan Sadettin’in (Duta) oğlu, Yahya Gemi’nin amcaoğlu, 1956 doğumlu Hasbi Gemi vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.
Yaşı: 69
Ana adı: Fatimet
Baba adı: Duta
Doğum tarihi: 1956
Vefat tarihi: 18 Aralık 2025
Defin tarihi: 20 Aralık 2025”
Bu acı duyuruyu okurken duanın ardından dilimden “Bizim Yunus”un şu ölümsüz dizeleri dökülüverdi;
“Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Böyle garip bencileyin”
