2025’E DAMGA VURAN HAYVAN DOSTLARIMIZ
Geçtiğimiz günlerde yeni yayınlanacak bir kitabımın son düzenlemeleri için Ankara’daydım. Yol dâhil üç günlük bu gezimde başkentin gökdelenleri ve artmış trafiği doğrusu beni ürküttü. Dönüş yolunda, dört yıl önce yerleştiğim memleketim Silifke’de ne kadar sakin ve huzurlu bir yaşantımız olduğunu düşündüm. İlçemiz sınırları içindeki Taşucu, Gülümpaşalı, Kapızlı ve Gökbelen dörtgenindeki mütevazı ev ve bahçelerde toprak, ağaçlar ve çiçeklerle iç içe olan doğal yaşantımız için Allah’a ne kadar şükretsek azdı. Kapıdan çıkar çıkmaz toprakla, bahçeyle temas etmenin, kuşlar, kediler ve köpeklerle haşır neşir olmanın verdiği huzuru yalan dünyanın hangi lüksü sağlayabilirdi?
Hakkını Arayan Sincap
Hayvan dostlarımızla iç içe olan yaşantımızda özellikle bu yıl çok güzel anılar biriktirdik. Meselâ Gökbelen’de hakkını arayan o tiriği (sincap) nasıl unutabiliriz? Bir akşamüstü eşimle birlikte yaylanın çarşısındaki Cennet Hanımın sıkma, gözleme yaptığı mekânında karnımızı doyururken çığlığı andıran tiz bir ses duyduk. Önce bir çeşit kuş sandık. Ancak sesin geldiği çınar ağacının yüksek dallarına bakınca bir tiriğin hemen yanımızda temizlik malzemeleri satan diğer kadın esnafa doğru adeta hesap sorarcasına bağırdığını hayretle fark ettik. Bizim şaşkınlığımızı gören kadın esnaf durumu izah etti. Meğer tiriğin ağaçtaki bir kovuğa sakladığı cevizi -muziplik olsun diye- uzun bir sopayla düşürmüş. Ganimetini almaya gelen hayvancağız da kovuğu boş bulunca haklı olarak baş şüpheli olarak gördüğü o esnafa doğru bağırmaya başlamıştı. Suçluya fırça atıp hakkını arayan bu sevimli hayvanı 2025’te hayvan dostlarımız ile ilişkilerimizde ilk sıraya yerleştiriyorum.

Keçilerden Korkan Yavru Kedi
İkinci sırada bir yavru kedi var. Bir gün Kapızlı’da oturduğumuz siteden denize doğru yürüyüş yapmak için çıkarken peşimize ilk defa gördüğümüz yavru bir sarman kedi takıldı. Bizimle beraber tali yolu geçerek ana caddeye kadar geldi. Arkamızdan gelmekte ısrarlı olduğunu fark edince onu ana caddeden emniyetli bir şekilde geçirerek ağaçlı yoldan denize doğru yürümeye başladık. Ancak biraz ilerde, kanal boyundaki Yörük komşumuz Bünyamin Beyin siyah kıl keçileriyle karşılaştık. Muhtemelen ilk defa keçi gören yavru kedimiz, korkarak bir çam ağacının gövdesine tırmanıp saklandı. Onun, yanından geçip giden keçi sürüsüne ağacın arkasından ürkerek bakışını hemen fotoğrafladım. Ancak bu sevimli kediyi bir daha göremedik.

O Eşek
Gökbelen’de rastladığım ve “Bay Cabbar’ı Takdimimdir” başlıklı köşe yazımda uzun uzun anlattığım “Pelitpınar kaçkını” sevimli eşekle karşılaşmamı da üçüncü sıraya almak istiyorum.

Horozla Düellomuz
Gökbelen Çarşısından Alatopak Sokağı boyunca dere kenarındaki evimize doğru giderken sağ taraftaki bahçeli evin kümesinde gösterişli bir horoz ve iki tavuk bulunmaktaydı. Adı “Karaoğlan” olan bu horoz, bir western klasiği olan “İyi, Kötü ve Çirkin” filminin müziğini ıslıkla çalarak gizemli adımlarla ufak bahçeye doğru yaklaştığımda eşlerini kıskanıp öterek ve diklenerek bana meydan okuyordu. Günde iki üç kez gerçekleştirdiğimiz bu seremoniyi evin sahipleri ve komşular gülerek izlerlerdi. Ancak bu horoz ve eşlerinin yayla dönüşü mukadder akıbetlerine uğradıklarını üzülerek öğrendim.
Köprüyü Geçemeyen Kedi
Yine Gökbelen’deyiz. Yeni doğurmuş yeşil gözlü siyah bir kedi... Bahçede ona bir kap içinde yemekler bırakıyor, uzaktan da seviyoruz. Bu ilgimizden memnun olacak ki o akşam yavrularını bahçemize taşımış, kendisi de ikinci kattaki terasımızda gecelemiş. Üç yavrusundan ikisi tıpkı kendisi gibiyken bir tanesi tekir…
Ancak birkaç gün bahçemizde kaldıktan sonra “yörük” anaç kedimiz yeniden taşınma ihtiyacı hissetmiş olmalı ki, yavrularını sırayla enselerinden tutarak yanı başımızdaki derenin üzerinde bulunan atıksu borusundan tek tek karşıya geçirdi. Ancak yavrunun biri inat edip annesi onu almaya geldiğinde kaçıp ağaca tırmanıyordu. Anne kedi bazen ensesinden yakalayıp karşıya geçirmeye kalkışsa da debelenip daha derenin kenarına gelmeden kaçıyordu. Biz de onların bu maceralarını uzaktan ilgi ve merakla izliyorduk. Anne baktı ki olmayacak; karşıya geçirdiği diğer yavrularının yanlarına giderek yeni yuvasına doğru uzaklaştı. Geride kalan yavru ise miyavlayıp duruyordu. Akşama doğru anne kedi yeniden geldi. Yine bu kaçkını ensesinden yakalayıp karşıya geçirmeye çalışsa da birkaç kez uğraştıktan sonra sabrı taşarak vazgeçti. Tek başına boru köprüyü geçtikten sonra korkak ve yaramaz yavrusuna son bir kez dönüp bir şeyler söyledi ve yeni yuvasına doğru ilerlemeye başladı. Durumun ciddiyetini anlayan ve geceyi yalnız başına geçirmeyi göze alamayan yavru can havliyle borunun üzerinden hızla geçip annesinin arkasından seyirtti. Biz de bu köprü hikâyesinin güzel sonuçlanmasından mutlu olduk.
Sitemizdeki Şirin Kediler
Yaşadığımız Kapızlı’daki sahil sitesinde on-on beş tane kedi var. Onları besleyen hanımefendi rahatsızlanıp tedavi için memleketine gidince boşta kalan kedileri kışın da oturan diğer dört beş komşu gibi biz de sahiplendik. Eşim evin pencerelerine, çevresine ve ardiyemize mukavva kutular ve kalın bezlerden yuvalar yaptı. Bu kedilerin beş altısı artık sürekli bize gelmeye, kapıyı açtığımızda toplaşmaya, evden çıktığımızda bizi takip etmeye başladılar. Belli ki vereceğimiz yemekler kadar sevgimizi de istiyorlardı.
Şu anda site dışından gelen yavru bir tekir penceremizde yaptığımız yuvada konaklayıp bizi seyrediyor ve birkaç gündür burada geceliyor. Diğer kedilerin ona saldırmayıp yemeklerini ve yuvalarını paylaşmaları da çok ilginç…
Ördek, Şahin, Arap Bülbülü vs…
Oturduğumuz yer Göksu Deltasının son bölümüyle bitişik. Evimizin hemen arkasından kanal geçiyor ve çevresi sazlık. Dolayısıyla kuşların üreme ve yuva yapmaları için oldukça uygun bir bölge. Böylece sabah güneş doğmadan gece yarılarına kadar kuş sesleri bölgemize renk katıyor. Gün boyunca görkemli şahinler, kerkenezler, yeşilbaşlı gövel ördekler, mekeler, balıkçıllar, arap bülbülleri, alağabaklar (ala karga), yalıçapkınları, floryalar, serçeler, kumrular, beyaz ve gri balıkçıllar ile karatavuklar çevremizde kol gezip ortamı daha da güzelleştiriyorlar.
Panter ve Uslu
Çevremizdeki hayvanları anlatırken iki tatlı köpekten bahsetmesem olmazdı. Biri, eşimin iki aylıkken alıp 15 yıl büyük bir özveriyle baktığı ve bu yılın ilk aylarında ölen çok sevdiği akıllı ve vefalı köpeği Panter…
Diğeri ise Taşucu’nda amcamın oğlu Abdullah ve eşi İfaket Hanım tarafından getirilip ortak bahçemizde beslediğimiz tavşan avı köpeği Uslu… Halen hem onların, hem de bizim gözdemiz olan, Taşucu’na gittiğimiz zamanlarda bizi hemen sevinçle karşılayıp üzerimize atılan, giderken de uğurlayan adı gibi “Uslu” hanım da 2025 yılına damga vuran çevremizdeki hayvan dostlarımızdan…
Memleketim Silifke’de çiçek, bitki, ağaç ve hayvanlarla yani doğayla iç içe olan bu huzurlu yaşantımızın 2026 yılında da sürmesi dileklerimle hepinizin yeni yılınızı kutluyor, barış ve kardeşlik dolu bir sene diliyorum.
