Rıfat YÖRÜK
Köşe Yazarı
Rıfat YÖRÜK
 

GEÇ GELEN POSTACI

GEÇ GELEN POSTACI        Uzun bir aradan sonra sinemada güzel bir film seyretmenin keyfini çıkardık. Silifke Belediyesi Kültür Merkezinde yani ilçemizin tek sinemasında        gösterime giren “Bak Postacı Geliyor” filmini pazar akşamı otuz civarında şanslı kişi ile birlikte zevkle seyrettik.        Ancak bu “Postacı” Silifke’ye geç gelmişti. Zira 12 Aralıkta ülke çapında 415 salonda birden vizyona girmesine rağmen ilçemizde ise ancak 2 Ocakta yani üç hafta sonra gösterilmeye başlanmıştı. Geldiğiyle gitmesi de bir oldu. Oysa böyle güzel misafirleri en az iki hafta salonumuzda ağırlayabilmeliydik.        Gelelim eski Yeşilçam filmleri tadındaki bu güzel filme… Ege filmlerinin unutulmaz yönetmeni Yüksel Aksu’nun senaryosunu yazıp yönettiği “Bak Postacı Geliyor” 1960 yılında Muğla’nın şirin ilçesi Ula’da geçiyor.                                                              Şairler Geçidi          Yönetmenin postacı babası Osman Aksu ile annesi Gülizar hanımın hayatlarının bir bölümünü anlattığı filmin en hoşuma giden tarafı edebiyata ve şiire yapılan göndermeler oldu. Ozan Akbaba’nın canlandırdığı postacının sonradan eşi olacak sevdiği Gülizar’a rumuzla gönderdiği aşk mektuplarında kullandığı şiirler arasında hatırlayabildiğim kadarıyla Edip Cansever’in “Yerçekimli Karanfil”i, Necip Fazıl Kısakürek’in “Beklenen”i, Nazım Hikmet’in “Tahir’le Zühre Meselesi”, Sezai Karakoç’un “Mona Roza”sı ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Serenad”ı var.          Postacılar arası yürüyüş yarışması ile 27 Mayıs Darbesinin ilçedeki yansımalarına da yer verilen film, postacının sevdiceğini yarışmada kazandığı motor ile kaçırmasıyla yani mutlu sonla bitiyor.          Sinemadaki Kan Kaybı          Bu güzel filmin bir ayda ancak 250 bine yakın seyirci tarafından izlenmesi ise ilginç. Eskiden bu tür filmleri en az bir milyon kişi seyrederdi. Bu durum, televizyondan sonra sinemanın da büyük kan kaybına uğradığının en açık göstergesi…          Ama ben filmi hâlâ sinemada seyretmekten, kitabı ise telefon ya da bilgisayar ekranından değil elime alıp kokusunu, dokusunu hissederek okumaktan yanayım. Kısacası, ilçemizin tek sinemasına gelecek filmleri her hafta takip ederek içlerinden içime sinenleri bilet alıp salonda izlemeyi sürdüreceğim.          “Belki şehre bir film gelir          Bir güzel orman olur yazılarda          İklim değişir Akdeniz olur, gülümse”  
Ekleme Tarihi: 09 Ocak 2026 -Cuma

GEÇ GELEN POSTACI

GEÇ GELEN POSTACI

       Uzun bir aradan sonra sinemada güzel bir film seyretmenin keyfini çıkardık. Silifke Belediyesi Kültür Merkezinde yani ilçemizin tek sinemasında        gösterime giren “Bak Postacı Geliyor” filmini pazar akşamı otuz civarında şanslı kişi ile birlikte zevkle seyrettik.

       Ancak bu “Postacı” Silifke’ye geç gelmişti. Zira 12 Aralıkta ülke çapında 415 salonda birden vizyona girmesine rağmen ilçemizde ise ancak 2 Ocakta yani üç hafta sonra gösterilmeye başlanmıştı. Geldiğiyle gitmesi de bir oldu. Oysa böyle güzel misafirleri en az iki hafta salonumuzda ağırlayabilmeliydik.

       Gelelim eski Yeşilçam filmleri tadındaki bu güzel filme… Ege filmlerinin unutulmaz yönetmeni Yüksel Aksu’nun senaryosunu yazıp yönettiği “Bak Postacı Geliyor” 1960 yılında Muğla’nın şirin ilçesi Ula’da geçiyor.                                                      

       Şairler Geçidi

         Yönetmenin postacı babası Osman Aksu ile annesi Gülizar hanımın hayatlarının bir bölümünü anlattığı filmin en hoşuma giden tarafı edebiyata ve şiire yapılan göndermeler oldu. Ozan Akbaba’nın canlandırdığı postacının sonradan eşi olacak sevdiği Gülizar’a rumuzla gönderdiği aşk mektuplarında kullandığı şiirler arasında hatırlayabildiğim kadarıyla Edip Cansever’in “Yerçekimli Karanfil”i, Necip Fazıl Kısakürek’in “Beklenen”i, Nazım Hikmet’in “Tahir’le Zühre Meselesi”, Sezai Karakoç’un “Mona Roza”sı ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Serenad”ı var.

         Postacılar arası yürüyüş yarışması ile 27 Mayıs Darbesinin ilçedeki yansımalarına da yer verilen film, postacının sevdiceğini yarışmada kazandığı motor ile kaçırmasıyla yani mutlu sonla bitiyor.

         Sinemadaki Kan Kaybı

         Bu güzel filmin bir ayda ancak 250 bine yakın seyirci tarafından izlenmesi ise ilginç. Eskiden bu tür filmleri en az bir milyon kişi seyrederdi. Bu durum, televizyondan sonra sinemanın da büyük kan kaybına uğradığının en açık göstergesi…

         Ama ben filmi hâlâ sinemada seyretmekten, kitabı ise telefon ya da bilgisayar ekranından değil elime alıp kokusunu, dokusunu hissederek okumaktan yanayım. Kısacası, ilçemizin tek sinemasına gelecek filmleri her hafta takip ederek içlerinden içime sinenleri bilet alıp salonda izlemeyi sürdüreceğim.

         “Belki şehre bir film gelir

         Bir güzel orman olur yazılarda

         İklim değişir Akdeniz olur, gülümse”

 


Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://jazziraes.com/ https://bramblesva.com/ https://seattledogresort.com/ https://bestlifecoachcollective.com/