GİTMEK ZORUNDA KALANLARA…
Susanoğlu’ndan Silifke’ye doğru giderken aracın radyosundan “TRT Nağme”yi açtığımda karşıma çıkan bir şarkı beni benden alıp hayal âlemine daldırıverdi;
“Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgârına
Ey ufuklar diyorum, yolculuk var yarına
Ayrılık görünmüşken, yâr tutmuyor elimden
Misafirim bugün ben gurbet akşamlarına”
Ömer Bedrettin Uşaklı’nın “Akşam Misafiri” isimli şiirinin bir bölümünü Kaptanzâde Ali Rıza Beyin hicaz makamında bestelemesiyle hayatımıza giriveren bu etkileyici şarkı bendenizi ne kadar da güzel anlatıyordu. Zira ben hep gurbete kanatlananlardan ve “bir tatlı huzur” için gidenlerden/gitmek zorunda kalanlardan olmuştum. Ve bu gidişlerim rahmetli Yusuf Hayaloğlu’nun dizeleriyle “Hiç zahmet vermeden/Gürültü yapmadan derinden/Parmaklarım üzerinden” su gibi akarak olmuştu.
“Öcalmanın Vakti Geldiğinde”
İşte bu şarkıyı dinlerken aniden aklıma önceki gece TRT 2’de zevkle seyrettiğim “Nomadland” isimli 2020 yapımı bir Amerikan filmi geliverdi. Bir kitaptan uyarlanmış belgesel tadındaki bu yol ve göç filmi “gitmek zorunda kalanlara” adanmıştı.
Birden bu ithafın kapsamına girdiğimi biraz hüzün biraz da gururla fark ettim. Çevrem bataklığa dönüşmeye başladığında denize, suya ulaşmak için hemen kanallar açmaya çalışmış, kendimi fasit bir dairenin içinde hissettiğimde, en önemlisi “o şehirden öcalmanın vakti geldiğinde” hiç duraksamadan başka diyarlara göç/hicret etmeyi başarabilmiştim. Her seferinde gerçekleştirebildiğim bu özelliğim belki de Yörük genlerimin bir getirisi ya da götürüsüydü.
Saka Kuşundan Farkım
Üstelik bu gidişler saka kuşunun uçuşları gibi değil büyük hatta kocaman yolculuklardı.

-“Hem büyük yolculuklar değil onunkiler! Tıpkı saka kuşları gibi..." O anda böyle bir cümleyi anlamadım; o zaman saka kuşlarının, yolculuğa da çıksalar, hiçbir zaman yuvalarından çok uzağa gitmediklerini açıkladı bana; yakın bir saçağa, bir damın üstüne, bir pencere önüne dek uçabilirler ama her zaman çevrededirler! (Arturo’nun Adası, Elsa Morante)
Gitmek mi Zor, Kalmak mı?
Ancak, benim yer ve zaman gözetmeksizin başarabildiğim bu “hesapsız” gidişlerime Yusuf Nalkesen üstat, güfte ve bestesi kendisine ait sevilen bir şarkıyla cevap veriyordu sanki!
“Gitmek mi zor, kalmak mı zor?
O sabahı gel bana sor”
