Necdet CANARAN
Köşe Yazarı
Necdet CANARAN
 

SANDIKTA VAR, KOLTUKTA YOKLAR!

Çorap Söküğü   SANDIKTA VAR, KOLTUKTA YOKLAR! Orhan Kemal ve Yaşar Kemal yıllar önce Çukurova'nın emekçisini, yoksulluğunu, mücadelesini, başkaldırısını ve adaletsizliklerini kaleme almıştı. Bugünün Çukurova hikâyesinde ise pamuk tarlalarının, ırgatların ve ağaların yanına belediye başkanları, seçim sandıkları, soruşturmalar ve cezaevleri eklendi. Hayat kısa, irade tutuklu, hikâye uzun... CHP’den seçilen sekiz belediye başkanı Mersin’de Vahap Seçer, Abdullah Özyiğit, Ahmet Serkan Tuncer ve Mustafa Turgut; Adana’da Zeydan Karalar, Oya Tekin, Kadir Aydar ve Emrah Kozay’ın hikâyesi, seçim sandığından soruşturma dosyalarına uzandı. Kimi tutuklu, kimi tahliye edildi ama görevine dönemedi.   Çukurova'nın hikâyesi hiç bitmiyor. Yalnızca kahramanları, mekânları ve zaman zaman sonu değişiyor. Türk edebiyatının iki büyük ustası, Adanalı yazarlar Orhan Kemal ve Yaşar Kemal, yıllar önce Çukurova insanının emeğini, yoksulluğunu, mücadelesini ve adaletsizliklerini kaleme almıştı. Bugün onların romanlarına konu olan bu topraklarda hayat devam ediyor. Hikâyeler de... Ancak bugünün hikâyesinde pamuk tarlalarının, ırgatların ve ağaların yanına belediye başkanları, seçim sandıkları, soruşturmalar ve cezaevleri de eklendi. Adana ve Mersin'de CHP'den seçilerek belediye başkanlığı koltuğuna oturan sekiz isim, benzer iddialarla yürütülen soruşturmaların ve yargı süreçlerinin odağında. Ortak noktaları ise görevlerinden uzaklaştırılmaları ve haklarında tutuklama kararları verilmesi. Örneğin Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer... 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yaklaşık yüzde 60 oy alarak yeniden seçildi. Başka bir ifadeyle Mersin'de sandığa giden her 100 seçmenin yaklaşık 60'ı tercihini Seçer'den yana kullandı. Bugün ise Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer ve Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut tutuklu. Dört başkan da görevlerinden uzaklaştırıldı. ADANA'DA DA TABLO FARKLI DEĞİL Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, 8,5 ayı aşan tutukluluğunun ardından tahliye edildi. Ancak hakkında rüşvet suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Karalar, karara itiraz ederek hukuki mücadelesini sürdüreceğini açıkladı. Tahliye edilmesine rağmen görevine henüz iade edilmedi. Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin 8 yıl 4 ay, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ise 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Çukurova Belediyesi'nde de ihale ve doğrudan temin işlemlerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Belediye Başkanı Emrah Kozay ile önceki dönem Belediye Başkanı Soner Çetin tutuklandı. Böylece Adana ve Mersin'de seçilmiş belediye başkanlarının etrafında örülen hikâyeye yeni isimler eklendi. Elbette her dosyanın kendine özgü iddiaları, delilleri ve hukuki süreci var. Hakkındaki suçlamalar kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmayan kişiler açısından suçluluk anlamına gelmiyor. Ancak bütün bu gelişmelerin ortaya çıkardığı siyasi ve toplumsal tabloyu görmezden gelmek de mümkün değil. Çünkü mesele yalnızca belediye başkanlarının başına gelenlerden ibaret değil. Asıl mesele, sandıkta ortaya konulan halk iradesinin nasıl korunacağı, seçilmişlerin görevlerini hangi koşullarda sürdürebileceği ve hukukun herkes için aynı güvenceyi sağlayıp sağlamadığı sorusudur. Orhan Kemal, Bereketli Topraklar Üzerinde ile emekçinin bitmeyen mücadelesini, Murtaza ile otorite ve görev anlayışını, Eskici ve Oğulları ile değişen hayatın insan üzerindeki etkilerini anlatmıştı. Yaşar Kemal ise İnce Memed'de zulme karşı başkaldırıyı, Teneke'de güç ilişkilerini ve adaletsizliği, Ortadirek'te yoksul insanın yaşam mücadelesini ölümsüzleştirdi. İki büyük yazarın anlattığı Çukurova ile bugünün Çukurova'sı arasında yıllar var ama bazı sorular hâlâ aynı: Güç kimin elinde? İrade kimin sözü? Adalet kimin için? Bugün bu topraklarda yeni bir hikâye yazılıyor. Sandıktan çıkan oylar, mahkeme salonlarına taşınıyor. Seçilmiş başkanlar görevlerinden uzaklaştırılıyor; bazıları tahliye edilse bile koltuklarına dönemiyor, bazıları ise tutuklu yargılanıyor. Belki Orhan Kemal yaşasaydı bu hikâyeyi de yazardı. Yaşar Kemal yaşasaydı, İnce Memed'in başkaldırısını anlatırken sandıktan çıkan iradeyi de sorgulardı. Çukurova'da hayat devam ediyor, hikâyeler bitmiyor. Hayat kısa, irade tutuklu, adaletin yolu uzun... Çukurova'nın hikâyesi henüz tamamlanmadı.  
Ekleme Tarihi: 02 Kasım 2026 -Pazartesi

SANDIKTA VAR, KOLTUKTA YOKLAR!

Çorap Söküğü

 

SANDIKTA VAR, KOLTUKTA YOKLAR!

Orhan Kemal ve Yaşar Kemal yıllar önce Çukurova'nın emekçisini, yoksulluğunu, mücadelesini, başkaldırısını ve adaletsizliklerini kaleme almıştı. Bugünün Çukurova hikâyesinde ise pamuk tarlalarının, ırgatların ve ağaların yanına belediye başkanları, seçim sandıkları, soruşturmalar ve cezaevleri eklendi. Hayat kısa, irade tutuklu, hikâye uzun...

CHP’den seçilen sekiz belediye başkanı Mersin’de Vahap Seçer, Abdullah Özyiğit, Ahmet Serkan Tuncer ve Mustafa Turgut; Adana’da Zeydan Karalar, Oya Tekin, Kadir Aydar ve Emrah Kozay’ın hikâyesi, seçim sandığından soruşturma dosyalarına uzandı. Kimi tutuklu, kimi tahliye edildi ama görevine dönemedi.

 

Çukurova'nın hikâyesi hiç bitmiyor. Yalnızca kahramanları, mekânları ve zaman zaman sonu değişiyor.

Türk edebiyatının iki büyük ustası, Adanalı yazarlar Orhan Kemal ve Yaşar Kemal, yıllar önce Çukurova insanının emeğini, yoksulluğunu, mücadelesini ve adaletsizliklerini kaleme almıştı. Bugün onların romanlarına konu olan bu topraklarda hayat devam ediyor. Hikâyeler de...

Ancak bugünün hikâyesinde pamuk tarlalarının, ırgatların ve ağaların yanına belediye başkanları, seçim sandıkları, soruşturmalar ve cezaevleri de eklendi.

Adana ve Mersin'de CHP'den seçilerek belediye başkanlığı koltuğuna oturan sekiz isim, benzer iddialarla yürütülen soruşturmaların ve yargı süreçlerinin odağında. Ortak noktaları ise görevlerinden uzaklaştırılmaları ve haklarında tutuklama kararları verilmesi.

Örneğin Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer...

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yaklaşık yüzde 60 oy alarak yeniden seçildi. Başka bir ifadeyle Mersin'de sandığa giden her 100 seçmenin yaklaşık 60'ı tercihini Seçer'den yana kullandı. Bugün ise Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer ve Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut tutuklu. Dört başkan da görevlerinden uzaklaştırıldı.

ADANA'DA DA TABLO FARKLI DEĞİL

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, 8,5 ayı aşan tutukluluğunun ardından tahliye edildi. Ancak hakkında rüşvet suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Karalar, karara itiraz ederek hukuki mücadelesini sürdüreceğini açıkladı. Tahliye edilmesine rağmen görevine henüz iade edilmedi.

Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin 8 yıl 4 ay, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ise 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Çukurova Belediyesi'nde de ihale ve doğrudan temin işlemlerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Belediye Başkanı Emrah Kozay ile önceki dönem Belediye Başkanı Soner Çetin tutuklandı.

Böylece Adana ve Mersin'de seçilmiş belediye başkanlarının etrafında örülen hikâyeye yeni isimler eklendi.

Elbette her dosyanın kendine özgü iddiaları, delilleri ve hukuki süreci var. Hakkındaki suçlamalar kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmayan kişiler açısından suçluluk anlamına gelmiyor. Ancak bütün bu gelişmelerin ortaya çıkardığı siyasi ve toplumsal tabloyu görmezden gelmek de mümkün değil.

Çünkü mesele yalnızca belediye başkanlarının başına gelenlerden ibaret değil. Asıl mesele, sandıkta ortaya konulan halk iradesinin nasıl korunacağı, seçilmişlerin görevlerini hangi koşullarda sürdürebileceği ve hukukun herkes için aynı güvenceyi sağlayıp sağlamadığı sorusudur.

Orhan Kemal, Bereketli Topraklar Üzerinde ile emekçinin bitmeyen mücadelesini, Murtaza ile otorite ve görev anlayışını, Eskici ve Oğulları ile değişen hayatın insan üzerindeki etkilerini anlatmıştı.

Yaşar Kemal ise İnce Memed'de zulme karşı başkaldırıyı, Teneke'de güç ilişkilerini ve adaletsizliği, Ortadirek'te yoksul insanın yaşam mücadelesini ölümsüzleştirdi.

İki büyük yazarın anlattığı Çukurova ile bugünün Çukurova'sı arasında yıllar var ama bazı sorular hâlâ aynı: Güç kimin elinde? İrade kimin sözü? Adalet kimin için?

Bugün bu topraklarda yeni bir hikâye yazılıyor. Sandıktan çıkan oylar, mahkeme salonlarına taşınıyor. Seçilmiş başkanlar görevlerinden uzaklaştırılıyor; bazıları tahliye edilse bile koltuklarına dönemiyor, bazıları ise tutuklu yargılanıyor.

Belki Orhan Kemal yaşasaydı bu hikâyeyi de yazardı. Yaşar Kemal yaşasaydı, İnce Memed'in başkaldırısını anlatırken sandıktan çıkan iradeyi de sorgulardı.

Çukurova'da hayat devam ediyor, hikâyeler bitmiyor.

Hayat kısa, irade tutuklu, adaletin yolu uzun...

Çukurova'nın hikâyesi henüz tamamlanmadı.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.