Çorap Söküğü
KAYBEDİNCE DE BİRLİKTE DURMAK GEREKİR
Bazı maçlar 40 dakika sürer.
Bazı maçların hesabı ise son düdükten sonra başlar.
FIBA Kadınlar Avrupa Süper Kupası'nda skor tabelası 79-71'i gösterdi.
Fenerbahçe Tarfin kazandı.
Çimsa ÇBK Mersin kaybetti.
Basketbolun doğasında var.
Kazanan sevinir.
Kaybeden üzülür.
Ama kaybetmek başka şeydir.
Kaybeden takımın sahipsiz görünmesi başka...
Asıl mesele burada başlıyor. Çünkü kupa törenleri sadece kupa verilen törenler değildir.
Kupa törenleri, kulüp kültürünün aynasıdır. O aynada herkes kendisini görür.
Kimi gururunu...
Kimi sorumluluğunu...
Kimi de yokluğunu!
ÇBK Mersin'in sporcuları kürsüdeydi. Ama teknik heyetten kimse kürsüde yoktu.
Başantrenör Ceyhun Yıldızoğlu'nun adı iki kez anons edildi. Kürsüye çıkmadı.
Oyuncular kürsüden indi. Sonra Yıldızoğlu salona geldi.
Zamanlama da bir organizasyondur.
Bazen bir dakika bile çok şey anlatır. Hele ki o bir dakika, bütün Avrupa'nın izlediği bir kupa töreniyse...
İnsan ister istemez soruyor:
- Bu takım sahipsiz mi?
- Bir takım yalnızca sahada mı yönetilir?
- Yoksa kürsüde de yönetilir mi?
*
Maçta oyuncunun arkasında durmak kolaydır.
Asıl mesele yenilgide de yanında durabilmektir.
Kupa kazanılırken herkes kürsüye çıkar. Marifet, kupa kaybedilirken de aynı kürsüye çıkabilmektir.
Çünkü ekipdaşlık, sadece kazanırken fotoğraf vermek değildir.
Başantrenörlük sadece kenarda taktik vermek değildir.
Kulüp olmak biraz da zor zamanda aynı fotoğraf karesinde bulunabilmektir.
Üstelik o salonda sıradan bir ödül töreni yoktu: Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak oradaydı. Mersin Valisi Atilla Toros oradaydı. FIBA Avrupa Başkanı Jorge Garbajosa oradaydı. Avrupa kadın basketbolunun vitrini oradaydı.
Eksik olan neydi? ÇBK Mersin'in kurumsal refleksi...
Belki de en ağır cümle budur:
- Avrupa'da mücadele etmek başka şeydir.
- Avrupalı bir kulüp gibi davranmak başka...
*
Fenerbahçe'nin yaptığına bakın.
Kupa onların. Ama kürsüde sadece basketbolcular yok.
Yönetici var. Teknik ekip var. Takım var. Kulüp var.
Mesaj açık: Biz birlikte kazandık.
Kaybedince de birlikte durmak gerekir.
ÇBK Mersin'in ise o fotoğraf karesinde bazı sandalyeleri boş kaldı.
Kürsüde oyuncular vardı. Oyuncuların arkasında olması gerekenler yoktu.
Oysa sporcuya bazen taktikten daha fazla ihtiyaç duyduğu şey verilir: Aidiyet.

Bir oyuncu yenilebilir. Bir takım kaybedebilir. Gelgelelim kulüp kültürü kaybedilmemelidir.
Çünkü skor unutulur, fotoğraf kalır.
Final gecesinden iki fotoğraf kaldı: Fenerbahçe'nin fotoğrafı ve ÇBK Mersin'in boş bıraktığı yerler.
Şimdi soruyorum:
Başantrenör Ceyhun Yıldızoğlu'na...
Genel Menajer Aslı İnceer'e...
Takım Menajeri Asena Yalçın'a...
İdari Menajer Onur Gencer'e...
- Neredeydiniz?
Ve daha önemlisi:
- Oyuncularınız kürsüdeyken neden yanlarında değildiniz?
*
Bir ihtiyaç molası kadar kısa olabilir hayat.
Ama bazı anlar mola kabul etmez. Kupa töreni de onlardan biridir. Çünkü o kürsü sadece madalya dağıtılan yer değildir. Kulübün karakterinin göründüğü yerdir.
Fenerbahçe kupayı kaldırdı. ÇBK Mersin ise başka bir sınavla karşı karşıya kaldı.
*
Bitirirken…
Sahada kaybedilen kupa telafi edilir.
Kürsüde verilen görüntü ise kolay silinmez.
Yanıt bekleyen soru kandil gibi asılı duruyor:
- BU TAKIM SAHİPSİZ Mİ?
