Çorap Söküğü
OYALAN BİRAZ, AZ BİRAZ
Burcu Tekgül’ün Whatsapp'tan telefonuma ışınladığı mesaj iki kelimeydi:
- Duygu'yu kaybettik.
Tercümesi: Duygu Öksüz göç etti.
Cevabım iki kelimeydi:
- İçim yandı.
*
Yediğimiz, içtiğimiz, dertleştiğimiz, şakalaştığımız, nice gazetecilik anısı biriktirdiğimiz sıra dışı bir ‘can’, Sevda’nın eteriği, ‘Dostlar’ grubumuzun coşkusu, neşesi, delisiydi Duygu. Delinin sol şeritte gideni.
*
Adıyla seslendiğim için hoş görsün; Burcu’nun yazdığı ‘kaybettik’ sözcüğünü sadece okumak bile beni sarhoş etmeye yetti. Yüreğim sel, gözlerim bulgur bulgur…
Duygu’lu günlerimiz sel oldu… Gözlerim sinema şeridi.

Gök dellenmiş, güneş yarılmıştı sanki. Sırf sıcak, sarı sıcak yağan bir cumartesi günü uğurladık Duygu’muzu. Helalleştik: Helal olsun, helal olsun, helal olsun!
Gömütlükte, iki gözü iki çeşme bir genç kadın, yanıma yaklaştı, ‘Sizi çok severdi’ dedi. Adını anımsayamadım, bağışlasın. Sarıldık, gözyaşlarımız karıştı.
*
Önce insan sonra gazeteciydi Duygu.
Neden sonra Büyükşehir Belediyesine transferiyle Vahap Başkan’ın kolu oldu Duygu’cuk. Vahap Başkan köprüler kurdu Mersin’e, köprülü kavşaklar… Vahap Başkan’ın yaygın medyada, Mersin Büyükşehir Belediyesi adına kurduğu köprünün adıydı Duygu Öksüz Canova.
*
Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil.
Kansere dört yıl meydan okuyan, yılmayan, asla pes etmeyen, bir cesur yaşam hikâyesi… Duygu’cuğumuzu uğurladık. Toprağını serdik, çiçeklerini derdik, suyunu gözyaşlarımızla verdik, gönlümüze işledik.
Boğazım düğüm düğümdü. Veda ederken kelimeler kifayetsizdi, Meral Seçer hanımefendi ile acımızı göz göze harmanladık.
Duygu, Meral Hanım ile aramızdaki köprü, yaptığımız röportajların 10 numara yüklenicisi, 5 yıldız müteahhidi, 4 dörtlük taşeronuydu. Üzgündü Meral Hanım, dudaklarından “Sizinle tanışmamıza vesile olmuştu” sözcükleri döküldü. Bir röportaj anısı olarak çekildiğimiz fotoğrafımızı, kamera arkasında kalmış, tebessüm ettirecek bir anıyı aktaracağım yazıda kullanmak için iznini aldım.
*
Edip Cansever candır. Demiş ki usta:
- Yağar ki sokaklarda bir uzun yağmur,
Islanırım ıslanırım anlamam.
*
Yine görüşeceğiz kalbi pak, bizim mahallenin güleç delisi.
Oyalan biraz, az biraz. Yakındır…
Sesim ulaşır mı bilmiyorum:
- Helal olsun!
