UMUTLUYUZ
Ülkemizde ve dünyada yaşanan tüm olumsuzluklara içimiz ne kadar yansa da üzülsek te özellikle vatanımız ve geleceğimiz nesiller için her zaman yılmadan çözümler bularak umutlarımızla mücadeleye devam etmek zorundayız.
Umut dediğimiz şey; hem bir düşünce hem de duygudur. Aynı zamanda da inançtır. Yaşadığımız sıkıntıdan kurtulacağımıza ya da istediklerimize ulaşacağımıza inanmadır.
Gelecekteki bir olay hakkında iyimser olabilmek ayrı bir mutluluk huzur ve güvendir.
Olumsuzluklar karşısında iyimser, umut dolu tutumlar toplumsal sorunlarda daha da etkilidir.
Umutlu olmak, saf bir iyimser olmak veya insanlığın yüzleştiği trajediyi göz ardı etmek demek değildir. Umut her ihtimali görüp, evinde oturup kötülüğe küfretmektense, iyilik için elinden geleni yapmaktır.

Ve tek bir kişi bile umudun yaşaması için yeterlidir.
Zorluklarla başa çıkma yeteneğimize olan inancımızı da besler.
Umutla yaşamak dinamikliktir, alternatif yollar, iyimserlik, cesaret ve en önemlisi amaçlara ulaşmak içindir. Kendimizi yeterli hissettirir ve bu anlamda bir mücadeleyi de güçlendirir.
“Umut” pozitif psikolojinin de önemli kavramlarından birisidir. Optimist; olayların iyi yönünü gören, geleceğe olumlu bakan, umutlu ve pozitif kişiler her zaman bizleri güçlü kılar.
Pesimist; kötümser kişidir olayların olumsuz sonuçlanacağını düşünen ve geleceğe dair hem umutsuz hem de karamsar bir tutum içindedir.. Pesimist kişiler sürekli olarak olayların en kötü tarafını görmeye meyillidir ve her şeyin en kötüsünü düşünür.

Umutsuzluk, bireyin içerisinde bulunduğu durumunun fiziksel, ruhsal ve toplumsal yönden yapamayacağına olan inancıyla beklentilerini yitirip mücadeleden vazgeçmeleridir.
Bunlardan dolayı ufak risklere bile girmek istenmez, karşılığı olmayacak hiçbir şey için özveride bulunmazlar. Bu düşünceyle kendi tükenmişlik sendromunu karamsarlıklarıyla tüm topluma da yansıtırlar.
Bizler ise her ne olursa hep umutla çalışacağız.
Umut sahip olmaya değerdir çünkü kişiyi psikolojik olarak güçlü ve dayanıklı tutar ve kişinin kendini gerçekleştirme yolundaki beklenti kararlılığını da gösterir.
Yani umut etme duygumuz olmasaydı yaşamımız bundan kötü etkilenirdi. Özgüvenimizi, kendimize olan inancımızı da kaybedebilirdik.
Emile Zola'nın da dediği gibi: “Ümit gidince, yaşama zevki de gider.” Bu yüzden hiçbir zaman pes etmemeli ve umudumuzu kaybetmemeliyiz.
Yunan şair Theocritus'un da (MÖ 3. yy) "Hayat varsa umut vardır ve sadece ölülerin umudu yoktur" dizelerinde de görmekteyiz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi, “Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.”
