Lerzan ÖZGENÇ
Köşe Yazarı
Lerzan ÖZGENÇ
 

İSRAİL'İN LÜBNAN SALDIRISI

İSRAİL'İN LÜBNAN SALDIRISI İran savaşında yenilgilere uğrayan İsrail’in Lübnan’a saldırma gerçeğini tarihsel kaynaklardan ve son haberlerden kısa açıklamalarla hatırlatmak istedim. Öncelikle Lübnan Türkiye dost mu? Evet, Türkiye ve Lübnan geleneksel olarak dostane ilişkilere sahiptir. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü, istikrarını ve iç barışını desteklemekte olup, özellikle 2020 Beyrut patlaması sonrası olduğu gibi insani yardım ve diplomatik destek sağlamaktadır. İki ülke birbirini dost olarak tanımlamaktadır. Ortak Çıkarlar: Türkiye, Lübnan'ın güvenlik ve iç barışının korunmasına önem vermektedir. Kültürel Bağlar: Osmanlı mirası nedeniyle iki ülke arasında güçlü bir tarihi ve kültürel köprü bulunmaktadır. Lübnanlı yetkililer, Türkiye ile olan ilişkilerin "dostluk ilişkisiyle bağlı" olduğunu ve Türkiye'nin Lübnan'ın iç işlerine müdahale etmediğini belirtmişlerdir. Gelelim İsrail ve Türkiye siyasetine; iki ülke dost mudur? Türkiye ve İsrail ilişkileri, tarihsel olarak diplomatik ve ekonomik düzeyde sürse de dönem dönem siyasi krizlerle kesintiye uğrayan "çalkantılı" bir dostluk yapısına sahiptir. 1949'da İsrail'i tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu ülke Türkiye olsa da, Filistin meselesi nedeniyle diplomatik ilişkiler sık sık kopma noktasına gelmekte veya büyükelçilerin geri çekilmesiyle gerilmektedir. Tarihsel Bağlam: Türkiye, İsrail'i tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu devlettir. İlişkilerin Durumu: Diplomatik ilişkiler zaman zaman askıya alınsa da, ekonomik iş birliği ve ticari ilişkiler genellikle devam etmiştir. Gerilim Kaynakları: Gazze politikaları, Mavi Marmara olayı (2010) ve Filistin'e yönelik operasyonlar, ilişkilerin "dostane" havasını bozan başlıca etkenlerdir. İş Birliği Alanları: İsrail, deprem gibi afet durumlarında Türkiye'ye yardım sağlamış ve iki ülke arasında özellikle savunma sanayii ve bölgesel güvenlik konularında geçmişten gelen stratejik bağlar bulunmuştur. Özetle, Türkiye-İsrail ilişkileri köklü bir geçmişe dayanan ancak siyasi konjonktüre göre dostluk ile gerginlik arasında gidip gelen, pragmatik bir temele dayalı ikili ilişkilerde olmuştur. Lübnan, başka bir ülkeye bağlı olmayan, Ortadoğu'da yer alan bağımsız bir cumhuriyettir. Batı Asya'da, Doğu Akdeniz kıyısında bulunan ülke; kuzey ve doğuda Suriye, güneyde ise İsrail ile komşudur. 1943 yılında Fransa'dan bağımsızlığını kazanan ülke, başkenti Beyrut olan demokratik bir yapıya sahiptir. Yönetim Şekli: Cumhuriyettir. İsrail, ABD ile ortaklaşa İran'a yönelik saldırılarının başlamasına yanıt olarak Hizbullah'ın bu ayın başlarında ülkeye roket fırlatmasının ardından, bu örgüte karşı yürüttüğü saldırıları yoğunlaştırarakİran destekli Hizbullah'a karşı Lübnan'daki kara ve hava saldırılarını genişleteceğini açıklamıştı. Bu durum, olası geniş çaplı bir işgal planladığına dair endişeleri artırmıştır. 22 Mart Pazar günü, İsrail'in hava saldırısı, kıyı kenti Sur yakınlarındaki Kasmiye Köprüsü'ne zarar verdi. Köprü Lübnan'ın güneyini orta kesimlere bağlayan önemli bir geçiş noktası. Avrupalı liderlerden ortak açıklama: 'Lübnan'da çatışma durmalı' 22 Mart 2026'da Lübnan'ın güneyindeki Kasmiye köprüsüne düzenlenen İsrail hava saldırısından yükselen bir ateş topu. BBC'nin Ortadoğu muhabiri Hugo Bachega, "İsrailli yetkililer, grubun bu köprüleri ülkenin güneyine takviye göndermek için kullandığını söylüyordu" dedi. "Gerçek şu ki, bunlar devletin kritik altyapısına ait sivil köprüler ve sivil nüfus tarafından kullanılıyor. "Ve Lübnan'da, bunun İsrail'in olası geniş çaplı bir kara işgali öncesinde ülkenin güneyini geri kalanından koparmaya yönelik bir stratejisinin parçası olabileceğinden korkuluyor" diye ekledi. Birçok Lübnanlı, İsrail'in 1980'ler ve 1990'lardakine benzer şekilde ülkenin güneyinde bir tampon bölge oluşturmaya çalıştığından endişe ediyor. Bu durum, İsrail ile Hizbullah arasındaki onlarca yıllık düşmanlığın son halkası ve İsrail, Lübnan'ı ilk kez işgal etmiyor. İsrail, kuzey komşusunun sınırları içinde en az altı kez geniş çaplı saldırılar yürüttüğünü belirtmeliyim. Sırasıyla: 1978: Litani Operasyonu (Lübnan'da Birinci İsrail İşgali olarak biliniyor) 14 Mart'ta İsrail, Lübnan merkezli Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) savaşçılarını sınırdan uzaklaştırmak amacıyla operasyon başlattı. Bu, FKÖ'nün kuzey İsrail'de en az 30 sivili öldüren denizden düzenlediği saldırının ardından gerçekleşti. FKÖ, 1970'te Ürdün'den çıkarılmasının ardından tamamen Lübnan'a yerleşmişti. İsrail kuzeyde Litani Nehri'ne kadar ilerledi ancak İsrail'in ilerleyişi öncesinde geri çekilen FKÖ güçleriyle çatışmaya giremedi. Litani Operasyonu Haziran'da sona erdiğinde, 1.100'den fazla Lübnanlı ve Filistinlinin öldüğü tahmin ediliyor. Yeni kurulan Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (Unifil) barış güçleri, BM güvenlik konseyi kararları uyarınca iki ülke arasındaki fiili sınır (Mavi Hat) boyunca konuşlandırıldı. Tarihteki en tehlikeli BM barışı koruma görevinde 1978'den bu yana, çeşitli milletlerden 300'den fazla barış gücü askeri öldü. 1982: Galile için Barış Operasyonu (Lübnan'da İkinci İsrail İşgali) Litani Operasyonu, FKÖ ile İsrail arasındaki sınır çatışmalarını sona erdirmedi ve 3 Haziran 1982'de Londra'da bir Filistin örgütü tarafından İsrail büyükelçisinin vurulup yaralanmasının ardından Savunma Bakanı Ariel Şaron yönetimindeki İsrail güçleri binlerce asker ve yüzlerce araçla çok daha büyük bir operasyon başlattı. Saldırı 6 Haziran'da başladı ve bu kez İsrail güçleri birkaç gün içinde başkentin eteklerine kadar ulaştı. Buradan çoğunlukla Müslüman Batı Beyrut'u bombaladılar. İki aydan uzun süren kuşatmanın ardından binlerce Filistinli savaşçı deniz yoluyla tahliye edildi. İsrail ordusu, Haziran-Eylül 1982 arasında 376 asker kaybettiğini söylüyor. Ancak ölümler bununla bitmedi. 14 Eylül'de Lübnan'ın yeni seçilen Hristiyan cumhurbaşkanı bir bombalı saldırıda öldürüldükten sonra, İsrail birlikleri Hristiyan milislerin Sabra ve Şatila'daki Filistin mülteci kamplarına girerek çok sayıda sivili katletmesine izin verdi – tahminler 700 ile 3.500 arasında değişiyor. İsrail birlikleri ertesi yıl Lübnan'ın merkezinden çekildi ve 1985'te sınırdan yaklaşık 19 km içeride bir "güvenlik bölgesi"ne çekildi ancak Lübnan'ı tamamen terk etmeleri 18 yıl sürdü. Büyük ölçüde İran tarafından silahlandırılan ve finanse edilen Hizbullah, bu yabancı güçlerle Lübnan topraklarında savaşmak için oluşturuldu. 1993: Hesaplaşma Operasyonu (Yedi Gün Savaşı) 25 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca onlarca Hizbullah hedefi bombardımana tutuldu. İsrail bunun, Lübnan'daki İsrail mevzilerine ve kuzey İsrail'e yönelik roket saldırılarına yanıt olduğunu ve operasyonun "Hizbullah'ın güney Lübnan'ı terör üssüne dönüştürmesini engellemeyi" amaçladığını söyledi. 1996: Gazap Üzümleri Operasyonu (Nisan Saldırısı) 1996'daki çatışma, sınırın her iki tarafında büyük sayıda insanı kaçmak zorunda bıraktı. İsrail Ordusu'nun Lübnan'daki bir sonraki saldırısı, benzer bir model izledi ancak iki kat daha uzun sürdü. Nisan'da yine İsrail'e roketler fırlatıldıktan sonra çatışma çıktı ve İsrail yine binlerce top mermisiyle karşılık verdi. BM'ye göre bu durum çoğu sivil olmak üzere 200'den fazla insanın ölmesine yol açtı. 100'den fazla kişi, sivillerin sığındığı Kana'daki bir BM mevzisine İsrail ordusunun düzenlediği saldırıda öldürüldü. Ordu, Lübnan'daki Şii köylerini hedef alarak sivilleri Beyrut'a doğru hareket ettirmeyi ve böylece Suriye ile Lübnan hükümetlerine Hizbullah'a karşı somut mücadele baskısı uygulamayı amaçladığını söyledi. Hizbullah İsrail'e yüzlerce roket fırlattı; BM'ye göre 55 civarında sivil yaralandı. Yüz binlerce Lübnanlı ve on binlerce İsrailli sivil yerinden oldu. 27 Nisan'da imzalanan ateşkesle çatışma sona erdirildi. 2006: İkinci Lübnan Savaşı (2006 Lübnan Savaşı) Hizbullah'ın 12 Temmuz'da iki İsrail askerini kaçırmasının ardından İsrail güçleri bir aydan uzun süre güney Lübnan ve Beyrut'a hava, kara ve deniz saldırıları düzenledi. Saldırılar hem Hizbullah hedeflerini hem de Beyrut Uluslararası Havalimanı dahil sivil altyapıyı vurdu. Kara işgali, önceki girişimlerde olduğu kadar derin ilerlemedi ve Hizbullah bu savaşı bir zafer olarak kutladı. BM aracılığındaki ateşkes 14 Ağustos'ta yürürlüğe girdi. BM kararına göre Litani Nehri'nin güneyinde yalnızca BM barış güçleri ve Lübnan Ordusu bulunacaktı, ancak bu hiçbir zaman uygulanmadı. 34 günlük çatışmada çoğu sivil 1.125'ten fazla Lübnanlı ile 119 İsrailli asker ve 45 sivil öldü. 2023 - Hizbullah, müttefiki Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'in güneyine düzenlediği ölümcül saldırının ertesi günü, Gazze'deki Filistinlilere destek için tartışmalı bir sınır bölgesindeki İsrail mevzilerine roket fırlattı. Hizbullah 9 Ekim'de kuzey İsrail'i de hedef almaya başladı. İsrail'e göre Hizbullah, 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından kuzey İsrail'e ve İsrail işgali altındaki Golan Tepelerine binlerce roket fırlattı Misilleme saldırıları 17 Eylül 2024'e kadar sürdü; o gün çatışma, İsrail tarafından sabote edilen Hizbullah çağrı cihazlarının patlamasıyla tırmandı. Bundan bir gün sonra örgütün telsizleri de patladı. Bir hafta sonra Kuzey Okları Operasyonu başladı; İsrail, Hizbullah'a karşı yoğun bir hava kampanyası ve Ekim'de kara işgali başlattı. Roket saldırıları nedeniyle yerinden olan 60 bin İsrailli sakinin güvenli dönüşünü sağlamak istediğini belirtti. İsrail'in BM büyükelçisi, Eylül 2024'te Hizbullah'ın 7 Ekim 2023 saldırılarından bu yana İsrail'e ve İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'ne 8.000'den fazla roket fırlattığını söyledi. Savaş, 4.000 Lübnanlı ve 120 İsraillinin ölümüne yol açtı ve Hizbullah'ı önemli ölçüde zayıflattı. Hizbullah'ı 32 yıl boyunca yöneten Hasan Nasrallah, Eylül 2024'te bir hava saldırısında öldürüldü. ABD ve Fransa aracılığında yapılan ateşkes kapsamında Hizbullah, İsrail sınırından yaklaşık 30 km uzaklıktaki Litani Nehri'nin güneyinde silahlı varlığını sona erdirmeyi kabul etti. İsrail de bölgeden kuvvetlerini çekme sözü verdi. Ateşkesten bu yana iki taraf da birbirini ihlallerle suçladı. İsrail, Hizbullah'ın özellikle güneyde askeri kapasitesini yeniden kazanmaya çalıştığını iddia etti. Ordusu Hizbullah'la bağlantılı olduğunu söylediği hedeflere neredeyse günlük saldırılar düzenledi ve birlikleri güney Lübnan'da en az beş mevziyi işgal etmeye devam etti. 2 Mart 2026'da, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin İran ile devam eden savaşı sırasında, İran'ın Lübnan'daki müttefiki vekil güç Hizbullah, İran dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesine misilleme olarak İsrail'e füze saldırıları başlatmıştır. İsrail Lübnan neden savaşıyor? İsrail'in tepkisi Hizbullah'ın Lübnan'da hiçbir engelle karşılaşmadan var olabilmesi ve kaçan militanların Lübnan'da saklanması sebebiyle İsrail hükûmeti bu davranışı bir savaş ilanı olarak kabul etmiş ve Lübnan hükûmetini sorumlu tutmuştur. ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş bölgeye yayılırken, yüzlerce kişinin öldürüldüğü ve 830 binden fazla insanın yerinden edildiği Lübnan ağır bir insani krizle karşı karşıya. İşgal tehdidi büyürken Beyrut yönetimi ABD ve Avrupa’dan müdahale istedi. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Lübnanlı liderleri uyararak şöyle konuştu: “Hizbullah’ın ateşini durdurmazsanız, biz toprakları ele geçirir ve bunu kendimiz yaparız.” İsrail ordusu, Lübnan başkenti Beyrut’taki Dahiye bölgesine yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. Saldırılar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan halk, yanlarına alabildikleri eşyalarıyla birlikte boş depoların içine çadır kurarak sığındı. 12 Mart 2026 İsrail Savunma Bakanı, Hizbullah'ın "ağır bedel ödeyeceğini" ve lideri Naim Kasım'ı hedef aldıklarını belirtmiştir. Bu olaylar, ABD-İsrail'in İran'a yönelik hava saldırılarının genişlemesiyle bağlantılı ve Orta Doğu'daki daha büyük bir çatışmanın parçası. Lübnan hükümeti Hizbullah'ı devleti danışmadan saldırmakla suçlarken, çatışma 2024'teki İsrail-Lübnan ateşkesinin ihlalleri üzerine tırmandırıldığıdır. DSÖ nünde ateşkes çağrısı bu savaş için suç duyurusu halen sonuçsuz kalmıştır. Lübnan hükümeti, saldırıları kınayarak uluslararası toplumu İsrail’in saldırgan tavırlarına karşı harekete geçmeye çağırdı. Özellikle İran, Hizbullah’a verdiği destekle bilinirken, bu tür gelişmelerin daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riski taşıdığı uyarısı yapılıyor. Aynı zamanda, Birleşmiş Milletler’den (BM) de bölgede acil bir ateşkes çağrısı yapıldı. İsrail ordusunun Lübnan saldırıları ile ilgili gelişmeler dikkatle takip ediliyor. Uzmanlar, İsrail ve Lübnan arasındaki mevcut gerilimin, daha geniş bir çatışmaya dönüşme potansiyeli taşıdığı konusunda hemfikir. Bu durum, sadece iki ülke için değil, tüm Orta Doğu için istikrarı tehdit eden bir unsur olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle, uluslararası toplumun diplomatik çabalarını artırması gerektiğidir. İsrail ve Lübnan arasındaki gerilim, bölgesel istikrarı tehdit etmektedir. Uluslararası toplum, barışçıl çözüm için daha fazla çaba göstermeli. Bölgedeki durum, küresel güvenliği de etkileyecektir. Sonuç olarak, İsrail’in Lübnan’ın güneyine düzenlediği bu son saldırılar, bölgede gerilimi yeniden alevlendirmiş durumda. İlgili tarafların itidal göstermesi ve uluslararası toplumun etkin bir rol alması, daha geniş çaplı bir çatışmanın önlenmesi için kritik önem taşımaktadır. Durum genede hızla değişebilir, bu sürecin en kısa zamanda barışçıl bir çözümle sona erdirilmesi umuduyla.  
Ekleme Tarihi: 28 Mart 2026 -Cumartesi

İSRAİL'İN LÜBNAN SALDIRISI

İSRAİL'İN LÜBNAN SALDIRISI

İran savaşında yenilgilere uğrayan İsrail’in Lübnan’a saldırma gerçeğini tarihsel kaynaklardan ve son haberlerden kısa açıklamalarla hatırlatmak istedim.

Öncelikle Lübnan Türkiye dost mu?

Evet, Türkiye ve Lübnan geleneksel olarak dostane ilişkilere sahiptir.

Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü, istikrarını ve iç barışını desteklemekte olup, özellikle 2020 Beyrut patlaması sonrası olduğu gibi insani yardım ve diplomatik destek sağlamaktadır. İki ülke birbirini dost olarak tanımlamaktadır.

Ortak Çıkarlar: Türkiye, Lübnan'ın güvenlik ve iç barışının korunmasına önem vermektedir.

Kültürel Bağlar: Osmanlı mirası nedeniyle iki ülke arasında güçlü bir tarihi ve kültürel köprü bulunmaktadır.

Lübnanlı yetkililer, Türkiye ile olan ilişkilerin "dostluk ilişkisiyle bağlı" olduğunu ve Türkiye'nin Lübnan'ın iç işlerine müdahale etmediğini belirtmişlerdir.

Gelelim İsrail ve Türkiye siyasetine; iki ülke dost mudur?

Türkiye ve İsrail ilişkileri, tarihsel olarak diplomatik ve ekonomik düzeyde sürse de dönem dönem siyasi krizlerle kesintiye uğrayan "çalkantılı" bir dostluk yapısına sahiptir. 1949'da İsrail'i tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu ülke Türkiye olsa da, Filistin meselesi nedeniyle diplomatik ilişkiler sık sık kopma noktasına gelmekte veya büyükelçilerin geri çekilmesiyle gerilmektedir.

Tarihsel Bağlam: Türkiye, İsrail'i tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu devlettir.

İlişkilerin Durumu: Diplomatik ilişkiler zaman zaman askıya alınsa da, ekonomik iş birliği ve ticari ilişkiler genellikle devam etmiştir.

Gerilim Kaynakları: Gazze politikaları, Mavi Marmara olayı (2010) ve Filistin'e yönelik operasyonlar, ilişkilerin "dostane" havasını bozan başlıca etkenlerdir.

İş Birliği Alanları: İsrail, deprem gibi afet durumlarında Türkiye'ye yardım sağlamış ve iki ülke arasında özellikle savunma sanayii ve bölgesel güvenlik konularında geçmişten gelen stratejik bağlar bulunmuştur.

Özetle, Türkiye-İsrail ilişkileri köklü bir geçmişe dayanan ancak siyasi konjonktüre göre dostluk ile gerginlik arasında gidip gelen, pragmatik bir temele dayalı ikili ilişkilerde olmuştur.

Lübnan, başka bir ülkeye bağlı olmayan, Ortadoğu'da yer alan bağımsız bir cumhuriyettir. Batı Asya'da, Doğu Akdeniz kıyısında bulunan ülke; kuzey ve doğuda Suriye, güneyde ise İsrail ile komşudur. 1943 yılında Fransa'dan bağımsızlığını kazanan ülke, başkenti Beyrut olan demokratik bir yapıya sahiptir. Yönetim Şekli: Cumhuriyettir.

İsrail, ABD ile ortaklaşa İran'a yönelik saldırılarının başlamasına yanıt olarak Hizbullah'ın bu ayın başlarında ülkeye roket fırlatmasının ardından, bu örgüte karşı yürüttüğü saldırıları yoğunlaştırarakİran destekli Hizbullah'a karşı Lübnan'daki kara ve hava saldırılarını genişleteceğini açıklamıştı. Bu durum, olası geniş çaplı bir işgal planladığına dair endişeleri artırmıştır.

22 Mart Pazar günü, İsrail'in hava saldırısı, kıyı kenti Sur yakınlarındaki Kasmiye Köprüsü'ne zarar verdi. Köprü Lübnan'ın güneyini orta kesimlere bağlayan önemli bir geçiş noktası.

Avrupalı liderlerden ortak açıklama: 'Lübnan'da çatışma durmalı'

22 Mart 2026'da Lübnan'ın güneyindeki Kasmiye köprüsüne düzenlenen İsrail hava saldırısından yükselen bir ateş topu.

BBC'nin Ortadoğu muhabiri Hugo Bachega, "İsrailli yetkililer, grubun bu köprüleri ülkenin güneyine takviye göndermek için kullandığını söylüyordu" dedi.

"Gerçek şu ki, bunlar devletin kritik altyapısına ait sivil köprüler ve sivil nüfus tarafından kullanılıyor.

"Ve Lübnan'da, bunun İsrail'in olası geniş çaplı bir kara işgali öncesinde ülkenin güneyini geri kalanından koparmaya yönelik bir stratejisinin parçası olabileceğinden korkuluyor" diye ekledi.

Birçok Lübnanlı, İsrail'in 1980'ler ve 1990'lardakine benzer şekilde ülkenin güneyinde bir tampon bölge oluşturmaya çalıştığından endişe ediyor.

Bu durum, İsrail ile Hizbullah arasındaki onlarca yıllık düşmanlığın son halkası ve İsrail, Lübnan'ı ilk kez işgal etmiyor. İsrail, kuzey komşusunun sınırları içinde en az altı kez geniş çaplı saldırılar yürüttüğünü belirtmeliyim. Sırasıyla:

1978: Litani Operasyonu (Lübnan'da Birinci İsrail İşgali olarak biliniyor)

14 Mart'ta İsrail, Lübnan merkezli Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) savaşçılarını sınırdan uzaklaştırmak amacıyla operasyon başlattı. Bu, FKÖ'nün kuzey İsrail'de en az 30 sivili öldüren denizden düzenlediği saldırının ardından gerçekleşti.

FKÖ, 1970'te Ürdün'den çıkarılmasının ardından tamamen Lübnan'a yerleşmişti.

İsrail kuzeyde Litani Nehri'ne kadar ilerledi ancak İsrail'in ilerleyişi öncesinde geri çekilen FKÖ güçleriyle çatışmaya giremedi. Litani Operasyonu Haziran'da sona erdiğinde, 1.100'den fazla Lübnanlı ve Filistinlinin öldüğü tahmin ediliyor.

Yeni kurulan Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (Unifil) barış güçleri, BM güvenlik konseyi kararları uyarınca iki ülke arasındaki fiili sınır (Mavi Hat) boyunca konuşlandırıldı.

Tarihteki en tehlikeli BM barışı koruma görevinde 1978'den bu yana, çeşitli milletlerden 300'den fazla barış gücü askeri öldü.

1982: Galile için Barış Operasyonu (Lübnan'da İkinci İsrail İşgali)

Litani Operasyonu, FKÖ ile İsrail arasındaki sınır çatışmalarını sona erdirmedi ve 3 Haziran 1982'de Londra'da bir Filistin örgütü tarafından İsrail büyükelçisinin vurulup yaralanmasının ardından Savunma Bakanı Ariel Şaron yönetimindeki İsrail güçleri binlerce asker ve yüzlerce araçla çok daha büyük bir operasyon başlattı.

Saldırı 6 Haziran'da başladı ve bu kez İsrail güçleri birkaç gün içinde başkentin eteklerine kadar ulaştı. Buradan çoğunlukla Müslüman Batı Beyrut'u bombaladılar.

İki aydan uzun süren kuşatmanın ardından binlerce Filistinli savaşçı deniz yoluyla tahliye edildi.

İsrail ordusu, Haziran-Eylül 1982 arasında 376 asker kaybettiğini söylüyor.

Ancak ölümler bununla bitmedi. 14 Eylül'de Lübnan'ın yeni seçilen Hristiyan cumhurbaşkanı bir bombalı saldırıda öldürüldükten sonra, İsrail birlikleri Hristiyan milislerin Sabra ve Şatila'daki Filistin mülteci kamplarına girerek çok sayıda sivili katletmesine izin verdi – tahminler 700 ile 3.500 arasında değişiyor.

İsrail birlikleri ertesi yıl Lübnan'ın merkezinden çekildi ve 1985'te sınırdan yaklaşık 19 km içeride bir "güvenlik bölgesi"ne çekildi ancak Lübnan'ı tamamen terk etmeleri 18 yıl sürdü.

Büyük ölçüde İran tarafından silahlandırılan ve finanse edilen Hizbullah, bu yabancı güçlerle Lübnan topraklarında savaşmak için oluşturuldu.

1993: Hesaplaşma Operasyonu (Yedi Gün Savaşı)

25 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca onlarca Hizbullah hedefi bombardımana tutuldu.

İsrail bunun, Lübnan'daki İsrail mevzilerine ve kuzey İsrail'e yönelik roket saldırılarına yanıt olduğunu ve operasyonun "Hizbullah'ın güney Lübnan'ı terör üssüne dönüştürmesini engellemeyi" amaçladığını söyledi.

1996: Gazap Üzümleri Operasyonu (Nisan Saldırısı)

1996'daki çatışma, sınırın her iki tarafında büyük sayıda insanı kaçmak zorunda bıraktı.

İsrail Ordusu'nun Lübnan'daki bir sonraki saldırısı, benzer bir model izledi ancak iki kat daha uzun sürdü.

Nisan'da yine İsrail'e roketler fırlatıldıktan sonra çatışma çıktı ve İsrail yine binlerce top mermisiyle karşılık verdi. BM'ye göre bu durum çoğu sivil olmak üzere 200'den fazla insanın ölmesine yol açtı.

100'den fazla kişi, sivillerin sığındığı Kana'daki bir BM mevzisine İsrail ordusunun düzenlediği saldırıda öldürüldü.

Ordu, Lübnan'daki Şii köylerini hedef alarak sivilleri Beyrut'a doğru hareket ettirmeyi ve böylece Suriye ile Lübnan hükümetlerine Hizbullah'a karşı somut mücadele baskısı uygulamayı amaçladığını söyledi.

Hizbullah İsrail'e yüzlerce roket fırlattı; BM'ye göre 55 civarında sivil yaralandı.

Yüz binlerce Lübnanlı ve on binlerce İsrailli sivil yerinden oldu.

27 Nisan'da imzalanan ateşkesle çatışma sona erdirildi.

2006: İkinci Lübnan Savaşı (2006 Lübnan Savaşı)

Hizbullah'ın 12 Temmuz'da iki İsrail askerini kaçırmasının ardından İsrail güçleri bir aydan uzun süre güney Lübnan ve Beyrut'a hava, kara ve deniz saldırıları düzenledi.

Saldırılar hem Hizbullah hedeflerini hem de Beyrut Uluslararası Havalimanı dahil sivil altyapıyı vurdu.

Kara işgali, önceki girişimlerde olduğu kadar derin ilerlemedi ve Hizbullah bu savaşı bir zafer olarak kutladı.

BM aracılığındaki ateşkes 14 Ağustos'ta yürürlüğe girdi. BM kararına göre Litani Nehri'nin güneyinde yalnızca BM barış güçleri ve Lübnan Ordusu bulunacaktı, ancak bu hiçbir zaman uygulanmadı.

34 günlük çatışmada çoğu sivil 1.125'ten fazla Lübnanlı ile 119 İsrailli asker ve 45 sivil öldü.

2023 -

Hizbullah, müttefiki Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'in güneyine düzenlediği ölümcül saldırının ertesi günü, Gazze'deki Filistinlilere destek için tartışmalı bir sınır bölgesindeki İsrail mevzilerine roket fırlattı.

Hizbullah 9 Ekim'de kuzey İsrail'i de hedef almaya başladı.

İsrail'e göre Hizbullah, 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından kuzey İsrail'e ve İsrail işgali altındaki Golan Tepelerine binlerce roket fırlattı

Misilleme saldırıları 17 Eylül 2024'e kadar sürdü; o gün çatışma, İsrail tarafından sabote edilen Hizbullah çağrı cihazlarının patlamasıyla tırmandı. Bundan bir gün sonra örgütün telsizleri de patladı.

Bir hafta sonra Kuzey Okları Operasyonu başladı; İsrail, Hizbullah'a karşı yoğun bir hava kampanyası ve Ekim'de kara işgali başlattı. Roket saldırıları nedeniyle yerinden olan 60 bin İsrailli sakinin güvenli dönüşünü sağlamak istediğini belirtti.

İsrail'in BM büyükelçisi, Eylül 2024'te Hizbullah'ın 7 Ekim 2023 saldırılarından bu yana İsrail'e ve İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'ne 8.000'den fazla roket fırlattığını söyledi.

Savaş, 4.000 Lübnanlı ve 120 İsraillinin ölümüne yol açtı ve Hizbullah'ı önemli ölçüde zayıflattı.

Hizbullah'ı 32 yıl boyunca yöneten Hasan Nasrallah, Eylül 2024'te bir hava saldırısında öldürüldü.

ABD ve Fransa aracılığında yapılan ateşkes kapsamında Hizbullah, İsrail sınırından yaklaşık 30 km uzaklıktaki Litani Nehri'nin güneyinde silahlı varlığını sona erdirmeyi kabul etti. İsrail de bölgeden kuvvetlerini çekme sözü verdi.

Ateşkesten bu yana iki taraf da birbirini ihlallerle suçladı. İsrail, Hizbullah'ın özellikle güneyde askeri kapasitesini yeniden kazanmaya çalıştığını iddia etti. Ordusu Hizbullah'la bağlantılı olduğunu söylediği hedeflere neredeyse günlük saldırılar düzenledi ve birlikleri güney Lübnan'da en az beş mevziyi işgal etmeye devam etti.

2 Mart 2026'da, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin İran ile devam eden savaşı sırasında, İran'ın Lübnan'daki müttefiki vekil güç Hizbullah, İran dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesine misilleme olarak İsrail'e füze saldırıları başlatmıştır.

İsrail Lübnan neden savaşıyor?

İsrail'in tepkisi

Hizbullah'ın Lübnan'da hiçbir engelle karşılaşmadan var olabilmesi ve kaçan militanların Lübnan'da saklanması sebebiyle İsrail hükûmeti bu davranışı bir savaş ilanı olarak kabul etmiş ve Lübnan hükûmetini sorumlu tutmuştur.

ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş bölgeye yayılırken, yüzlerce kişinin öldürüldüğü ve 830 binden fazla insanın yerinden edildiği Lübnan ağır bir insani krizle karşı karşıya. İşgal tehdidi büyürken Beyrut yönetimi ABD ve Avrupa’dan müdahale istedi.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Lübnanlı liderleri uyararak şöyle konuştu: “Hizbullah’ın ateşini durdurmazsanız, biz toprakları ele geçirir ve bunu kendimiz yaparız.”

İsrail ordusu, Lübnan başkenti Beyrut’taki Dahiye bölgesine yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. Saldırılar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan halk, yanlarına alabildikleri eşyalarıyla birlikte boş depoların içine çadır kurarak sığındı. 12 Mart 2026

İsrail Savunma Bakanı, Hizbullah'ın "ağır bedel ödeyeceğini" ve lideri Naim Kasım'ı hedef aldıklarını belirtmiştir.

Bu olaylar, ABD-İsrail'in İran'a yönelik hava saldırılarının genişlemesiyle bağlantılı ve Orta Doğu'daki daha büyük bir çatışmanın parçası. Lübnan hükümeti Hizbullah'ı devleti danışmadan saldırmakla suçlarken, çatışma 2024'teki İsrail-Lübnan ateşkesinin ihlalleri üzerine tırmandırıldığıdır.

DSÖ nünde ateşkes çağrısı bu savaş için suç duyurusu halen sonuçsuz kalmıştır.

Lübnan hükümeti, saldırıları kınayarak uluslararası toplumu İsrail’in saldırgan tavırlarına karşı harekete geçmeye çağırdı. Özellikle İran, Hizbullah’a verdiği destekle bilinirken, bu tür gelişmelerin daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riski taşıdığı uyarısı yapılıyor. Aynı zamanda, Birleşmiş Milletler’den (BM) de bölgede acil bir ateşkes çağrısı yapıldı. İsrail ordusunun Lübnan saldırıları ile ilgili gelişmeler dikkatle takip ediliyor.

Uzmanlar, İsrail ve Lübnan arasındaki mevcut gerilimin, daha geniş bir çatışmaya dönüşme potansiyeli taşıdığı konusunda hemfikir. Bu durum, sadece iki ülke için değil, tüm Orta Doğu için istikrarı tehdit eden bir unsur olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle, uluslararası toplumun diplomatik çabalarını artırması gerektiğidir.

İsrail ve Lübnan arasındaki gerilim, bölgesel istikrarı tehdit etmektedir.

Uluslararası toplum, barışçıl çözüm için daha fazla çaba göstermeli.

Bölgedeki durum, küresel güvenliği de etkileyecektir.

Sonuç olarak, İsrail’in Lübnan’ın güneyine düzenlediği bu son saldırılar, bölgede gerilimi yeniden alevlendirmiş durumda. İlgili tarafların itidal göstermesi ve uluslararası toplumun etkin bir rol alması, daha geniş çaplı bir çatışmanın önlenmesi için kritik önem taşımaktadır.

Durum genede hızla değişebilir, bu sürecin en kısa zamanda barışçıl bir çözümle sona erdirilmesi umuduyla.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.