Lerzan ÖZGENÇ
Köşe Yazarı
Lerzan ÖZGENÇ
 

TÜRKÜN ÇIĞLIĞINDA TURAN

TÜRKÜN ÇIĞLIĞINDA TURAN Yıllardır bilimsel olarak tarihimizi okuyanlar bilirler ki Türklük dünyanın her bölgesinde varlığını sürdürmektedir. Ayrıca Türklük sadece İslam ile bağlantılıda değil her inançtan kavimler dilimize ve Türk soyuna sahip çıkmaktadırlar... Turancılık ve Türkçülük benzer hedefleri paylaşsa da tam olarak aynı şey değildir; Türkçülük tüm Türk halklarının kültürel/siyasi birliğini hedeflerken, Turancılık (Pan-Turanizm) daha geniş kapsamlı olarak Ural-Altay kavimlerinin (Türk, Moğol, Fin-Ugor vb.) birliğini savunan daha kapsamlı bir ideolojidir. İlk olarak Macarlar, Finler, Estonlar ve Rusya içindeki Fin-Ugor kavimleri ile beraber Tunguzlar, Moğollar ve Türklerin bir araya getirilmesi olarak ortaya çıkmıştır. Turan, tarihsel olarak Türklerin ve Ural-Altay halklarının anayurdu olan Orta Asya'yı ifade eden coğrafi/kültürel bir terimdir. Farsça kökenli olup "Türklerin ülkesi" anlamında kullanılır. Siyasi bağlamda ise tüm Türk ve akraba toplulukların birliğini savunan Turancılık (Pan-Turanizm) ideolojisinin hedeflediği "büyük Türk ülkesi" idealidir. Kesin bir açıklamayla Türkler ve akraba milletlerin yaşadığı "uzak anayurt" veya "bütün Türkler"in birliği ideali olarak tanımlarız. Türklerin Orta Asya'daki en eski yurdu anlamında, erkek çocuklarına verilen bir isim olarak da kullanılmaktadır. Orijinal Turanlar, Avesta çağına ait bir İran kabilesiydi. İran kökenli Türkler, başta Azeriler (Güney Azerbaycan) olmak üzere Türkmenler, Kaşkaylar, Horasan Türkleri ve Halaçlar gibi gruplardan oluşan, İran'ın nüfusunun önemli bir kısmını (%40-%50 civarı) teşkil eden Türk dilli halklardır. Tebriz, Hoy, Urmiye ve Türkmen Sahra gibi bölgelerde yoğunlaşan bu topluluklar, tarih boyunca Selçuklu, Safevi ve Kaçar gibi devletlerle bölgenin siyasi ve kültürel yapısında belirleyici rol oynamıştır. Turancılık akımı, bütün Ural-Altay kavimlerinin birlik ve beraberliğini savunan bir milliyet akımı olarak karşımıza çıkar. Özellikle Finler, Estonlar, Macarlar ve Bulgarlar ile birlikte Rusların kavimleriyle Türk ve Moğolların bir araya gelmesi gerektiğini savunur. Türk ve Türkmen arasındaki temel fark, "Türk"ün geniş bir etnik grubu (Türkî halkları) ifade eden genel bir üst kimlik, "Türkmen"in ise Müslümanlığı kabul etmiş Oğuz boylarına verilen özel bir ad olmasıdır. Türkmenler, Türk soyunun bir parçasıdır ve kökenleri Oğuzlara dayanır; günümüzde Türkmenistan ve çevresinde yaşayan topluluktur. Turancılık ideolojisinin fikir babası ve kurucusu, Fin dilbilimci ve milliyetçi Matthias Alexander Castrén (1813-1852) olarak kabul edilir. Ural-Altay dil teorisine dayanan ve Finlileri, Macarları, Türkleri ve Moğolları birleştirmeyi hedefleyen teoriyi geliştirmiştir. Osmanlı'da ise bu akımın öncüleri Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul'dur. Tarihsel ve coğrafi olarak Orta Asya'daki Türklerin ve akraba kavimlerin yaşadığı "Türk vatanı" veya "Türk yurdu" anlamına gelen Turan, Farsça kökenli bir kavramdır. İran mitolojisinde Türkleri tanımlamak için kullanılan bu terim, zamanla Ural-Altay halklarının birliğini savunan Turancılık idealine dönüşmüştür. Mitolojik/Edebi Yönüyle incelendiğinde Firdevsi'nin Şahname'sinde İranlılar ile Turanlılar (Alp Er Tunga/Efrasiyab) arasındaki savaşlarla geçer. Okunmasını öneririm gerçek bir efsane kitap. Kaynaklarda İran halkı ve Turan halkının kıyasıya savaşlarından söz edilir. Karahanlılar devri eserlerde de geçer. Yusuf Balasagun'un eserinde geçer. Mahmud bin Vali'nin eserlerinde Tanrı dağı dolayına Turan adı verilmiştir. Bu Arap (veya İranlı) yazarın eserine göre Turan'da Türkler yaşamaktadır. İlk Turanlılar, İran Hükümdarı Feridun'un (Thraetaona) oğlu Tûr'un (veya Tûrac) soyundan gelen İranlı bir kabileydi.] Siyasi amacında (Turancılık) dediğimizde tüm Ural-Altay kavimlerinin (Türkler, Moğollar, Macarlar, Finler vb.) birliğini savunan siyasal ve kültürel bir ideolojiyi ifade eder. Tarihi coğrafyada Türkistan'ı kapsayan bu terim, günümüzde birlik ve beraberlik idealini temsil eden sembolik bir anlam taşımaktadır. Turan, özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısında Rusya'daki Türk aydınları ve Osmanlı'da Pan-Slavizm'e karşı bir tepki olarak Turancılık ideolojisi çerçevesinde yeniden popülerleşmiştir. Turan bölgesi  (1850). Aral Denizi'nin doğusunda "Turan" adı görülür. Kaynaklara göre Turan, modern Özbekistan, Kazakistan ve Afganistan ve Pakistan'ın kuzey bölgelerini  kapsamaktadır. Bu alan kabaca bugün Orta Asya dediğimiz yere karşılık gelmektedir. Turan sözü XIX. asırdan itibaren aynı zamanda ideoloji yönündedir. Bu İdeoloji, Türk tarihinde siyasi, askeri ve kültürel sahalarda kendi tesirini göstermiştir. Turancılığı savunanlar, tüm Ural-Altay halklarının, özellikle de Türk topluluklarının kültürel ve siyasi birliğini (Turan) hedefleyen ideolojiye mensup aydınlar, siyasetçiler ve düşünürlerdir. Özellikle 2. Meşrutiyet dönemi ve sonrasında güçlenen bu fikrin önde gelen savunucuları arasında Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, İsmail Gaspıralı, Mehmet Emin Yurdakul, Necip Asım ve Rıza Tevfik gibi isimler yer almıştır. Türkçülük düşüncesinin sistemleştiricisi ve fikir babası, sosyolog ve yazar Ziya Gökalp'dır (1876-1924). Türkçülüğü ırkçılıktan ziyade kültürel bir temel üzerine oturtan Gökalp, "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" fikriyle Türk milliyetçiliğinin temellerini atmış ve özellikle Türkçülüğün Esasları eseriyle bu akıma yön vermiştir. Eserinde Türkçülük: Türk milletinin kültürü, dili ve tarihini esas alan, millî bilinci ve birliği amaçlayan daha dar kapsamlı (ulusal) bir milliyetçilik akımıdır. Turancılık ise Türkçülüğü de içine alan, ancak daha geniş bir coğrafyada yaşayan Ural-Altay kökenli tüm toplulukları bir araya getirmeyi hedefleyen, daha geniş kapsamlı (uluslararası) bir ülküdür. Turancılık İlk olarak Macarlar, Finler, Estonlar ve Rusya içindeki Fin-Ugor kavimleri ile beraber Tunguzlar, Moğollar ve Türklerin bir araya getirilmesi olarak ortaya çıkmıştır. Günümüzde bu düşünceyi aktif olarak yaygınlaştıran Turan dernekleri ve teşkilatlarının temel amacına değinirsek; Türk dillerini konuşan halklar ve Türk devletleri arasında kültürel, tarihi, ekonomik ve siyasi işbirliğini artırarak dayanışmayı güçlendirmek ve ortak bir fikir platformu oluşturmaktır. Turan Devleti Teşkilatları ise Türk Dünyası Birliğiyle Türk dil, tarih ve kültür miraslarını yaşatmak, korumak ve gelecek nesillere aktarmak. Türk devletleri ve siyasi ve sosyal dayanışmayla dünya Türklüğünün geleceğini düşünerek milli bir tavır ortaya koymaktadır. Toplulukları arasında eğitim, kültür, sanat ve edebiyat alanlarında ortak çalışmalarda stratejik işbirlikleri yapmaktır. Ekonomik Güçlenmede küresel rekabet ortamında Turan dünyasının ekonomik gücünü artırmak için işbirlikleri ve projeler geliştirmek.  Ortak değerler etrafında kenetlenerek Türk dünyasının kültürel bütünlüğünü sağlamak ve bu bilinci yaygınlaştırmak milli birlik ve kültürdür. Turan teşkilatlarıysa genel olarak Türk devletleri arasındaki bağları güçlendirmeyi ve ortak bir "Turan" bilinci oluşturmayı hedeflemektedir. Atatürk'ün tanımında Türk, ırk veya din ayrımı gözetmeksizin Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan, Türk kültürünü benimseyen, aynı dili konuşan ve ortak bir geleceğe inanan kişidir. Atatürk, "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türk halkına Türk milleti denir" tanımıyla Türk kimliğini kapsayıcı, kültürel ve siyasi bir temel üzerine inşa etmiştir. Devletin vatandaşı olan herkes Türk sayılmıştır. Türk milletinin en büyük unsurları; dil, kültür ve ülkü birliğidir. "Ne Mutlu Türküm Diyene!": Bu söz, kendini Türk hisseden, Türk kültürüne ve ideallerine bağlı olan herkesi kucaklayan kapsayıcı bir anlayışı ifade eder. Atatürk, Türk'ü Anadolu topraklarındaki binlerce yıllık tarihsel süreçte yoğrulan, medeniyet kuran bir kültürel mirasın sahibi olarak tanımlayarak tarihsel ve coğrafi vurgusunu görürüz.  Atatürk, Türk milletini çalışkan, zeki, milli birlik ve beraberlik içinde zorlukları aşan, müspet ilmi rehber edinen bir topluluk olarak betimleyerek de karakter özelliklerimizi açıklamıştır. Özetle, Atatürk milliyetçiliği; ayrıştırıcı değil birleştirici, medeni ve kültürel temelli bir anlayışa dayanmaktadır. Atatürk'ü yaratan ve onun üzerinden Atatürkçülüğü, Türk ulusunu ve cumhuriyetini var eden siyasal birikim haline dönüştüren, tarihten gelen Türkçülük akımı olmuştur. Türkçülük birikimi Türk devletini yaratmış ve Atatürk bu siyasal birikimin kurucu önderi olarak tarih sahnesinde yer almıştır Sonuçta Turan, coğrafi olarak Orta Asya'yı, kültürel olarak Türk dünyasını, siyasi olarak ise Türk birliği ülküsünü temsil eder.  
Ekleme Tarihi: 29 Nisan 2026 -Çarşamba

TÜRKÜN ÇIĞLIĞINDA TURAN

TÜRKÜN ÇIĞLIĞINDA TURAN

Yıllardır bilimsel olarak tarihimizi okuyanlar bilirler ki Türklük dünyanın her bölgesinde varlığını sürdürmektedir.

Ayrıca Türklük sadece İslam ile bağlantılıda değil her inançtan kavimler dilimize ve Türk soyuna sahip çıkmaktadırlar...

Turancılık ve Türkçülük benzer hedefleri paylaşsa da tam olarak aynı şey değildir; Türkçülük tüm Türk halklarının kültürel/siyasi birliğini hedeflerken, Turancılık (Pan-Turanizm) daha geniş kapsamlı olarak Ural-Altay kavimlerinin (Türk, Moğol, Fin-Ugor vb.) birliğini savunan daha kapsamlı bir ideolojidir.

İlk olarak Macarlar, Finler, Estonlar ve Rusya içindeki Fin-Ugor kavimleri ile beraber Tunguzlar, Moğollar ve Türklerin bir araya getirilmesi olarak ortaya çıkmıştır.

Turan, tarihsel olarak Türklerin ve Ural-Altay halklarının anayurdu olan Orta Asya'yı ifade eden coğrafi/kültürel bir terimdir. Farsça kökenli olup "Türklerin ülkesi" anlamında kullanılır. Siyasi bağlamda ise tüm Türk ve akraba toplulukların birliğini savunan Turancılık (Pan-Turanizm) ideolojisinin hedeflediği "büyük Türk ülkesi" idealidir.

Kesin bir açıklamayla Türkler ve akraba milletlerin yaşadığı "uzak anayurt" veya "bütün Türkler"in birliği ideali olarak tanımlarız.

Türklerin Orta Asya'daki en eski yurdu anlamında, erkek çocuklarına verilen bir isim olarak da kullanılmaktadır.

Orijinal Turanlar, Avesta çağına ait bir İran kabilesiydi.

İran kökenli Türkler, başta Azeriler (Güney Azerbaycan) olmak üzere Türkmenler, Kaşkaylar, Horasan Türkleri ve Halaçlar gibi gruplardan oluşan, İran'ın nüfusunun önemli bir kısmını (%40-%50 civarı) teşkil eden Türk dilli halklardır. Tebriz, Hoy, Urmiye ve Türkmen Sahra gibi bölgelerde yoğunlaşan bu topluluklar, tarih boyunca Selçuklu, Safevi ve Kaçar gibi devletlerle bölgenin siyasi ve kültürel yapısında belirleyici rol oynamıştır.

Turancılık akımı, bütün Ural-Altay kavimlerinin birlik ve beraberliğini savunan bir milliyet akımı olarak karşımıza çıkar. Özellikle Finler, Estonlar, Macarlar ve Bulgarlar ile birlikte Rusların kavimleriyle Türk ve Moğolların bir araya gelmesi gerektiğini savunur.

Türk ve Türkmen arasındaki temel fark, "Türk"ün geniş bir etnik grubu (Türkî halkları) ifade eden genel bir üst kimlik, "Türkmen"in ise Müslümanlığı kabul etmiş Oğuz boylarına verilen özel bir ad olmasıdır. Türkmenler, Türk soyunun bir parçasıdır ve kökenleri Oğuzlara dayanır; günümüzde Türkmenistan ve çevresinde yaşayan topluluktur.

Turancılık ideolojisinin fikir babası ve kurucusu, Fin dilbilimci ve milliyetçi Matthias Alexander Castrén (1813-1852) olarak kabul edilir. Ural-Altay dil teorisine dayanan ve Finlileri, Macarları, Türkleri ve Moğolları birleştirmeyi hedefleyen teoriyi geliştirmiştir. Osmanlı'da ise bu akımın öncüleri Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul'dur.

Tarihsel ve coğrafi olarak Orta Asya'daki Türklerin ve akraba kavimlerin yaşadığı "Türk vatanı" veya "Türk yurdu" anlamına gelen Turan, Farsça kökenli bir kavramdır. İran mitolojisinde Türkleri tanımlamak için kullanılan bu terim, zamanla Ural-Altay halklarının birliğini savunan Turancılık idealine dönüşmüştür.

Mitolojik/Edebi Yönüyle incelendiğinde Firdevsi'nin Şahname'sinde İranlılar ile Turanlılar (Alp Er Tunga/Efrasiyab) arasındaki savaşlarla geçer. Okunmasını öneririm gerçek bir efsane kitap.

Kaynaklarda İran halkı ve Turan halkının kıyasıya savaşlarından söz edilir. Karahanlılar devri eserlerde de geçer. Yusuf Balasagun'un eserinde geçer. Mahmud bin Vali'nin eserlerinde Tanrı dağı dolayına Turan adı verilmiştir. Bu Arap (veya İranlı) yazarın eserine göre Turan'da Türkler yaşamaktadır.

İlk Turanlılar, İran Hükümdarı Feridun'un (Thraetaona) oğlu Tûr'un (veya Tûrac) soyundan gelen İranlı bir kabileydi.]

Siyasi amacında (Turancılık) dediğimizde tüm Ural-Altay kavimlerinin (Türkler, Moğollar, Macarlar, Finler vb.) birliğini savunan siyasal ve kültürel bir ideolojiyi ifade eder.

Tarihi coğrafyada Türkistan'ı kapsayan bu terim, günümüzde birlik ve beraberlik idealini temsil eden sembolik bir anlam taşımaktadır.

Turan, özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısında Rusya'daki Türk aydınları ve Osmanlı'da Pan-Slavizm'e karşı bir tepki olarak Turancılık ideolojisi çerçevesinde yeniden popülerleşmiştir.

Turan bölgesi  (1850). Aral Denizi'nin doğusunda "Turan" adı görülür. Kaynaklara göre Turan, modern Özbekistan, Kazakistan ve Afganistan ve Pakistan'ın kuzey bölgelerini  kapsamaktadır. Bu alan kabaca bugün Orta Asya dediğimiz yere karşılık gelmektedir.

Turan sözü XIX. asırdan itibaren aynı zamanda ideoloji yönündedir. Bu İdeoloji, Türk tarihinde siyasi, askeri ve kültürel sahalarda kendi tesirini göstermiştir.

Turancılığı savunanlar, tüm Ural-Altay halklarının, özellikle de Türk topluluklarının kültürel ve siyasi birliğini (Turan) hedefleyen ideolojiye mensup aydınlar, siyasetçiler ve düşünürlerdir. Özellikle 2. Meşrutiyet dönemi ve sonrasında güçlenen bu fikrin önde gelen savunucuları arasında Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, İsmail Gaspıralı, Mehmet Emin Yurdakul, Necip Asım ve Rıza Tevfik gibi isimler yer almıştır. Türkçülük düşüncesinin sistemleştiricisi ve fikir babası, sosyolog ve yazar Ziya Gökalp'dır (1876-1924). Türkçülüğü ırkçılıktan ziyade kültürel bir temel üzerine oturtan Gökalp, "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" fikriyle Türk milliyetçiliğinin temellerini atmış ve özellikle Türkçülüğün Esasları eseriyle bu akıma yön vermiştir. Eserinde Türkçülük: Türk milletinin kültürü, dili ve tarihini esas alan, millî bilinci ve birliği amaçlayan daha dar kapsamlı (ulusal) bir milliyetçilik akımıdır.

Turancılık ise Türkçülüğü de içine alan, ancak daha geniş bir coğrafyada yaşayan Ural-Altay kökenli tüm toplulukları bir araya getirmeyi hedefleyen, daha geniş kapsamlı (uluslararası) bir ülküdür.

Turancılık İlk olarak Macarlar, Finler, Estonlar ve Rusya içindeki Fin-Ugor kavimleri ile beraber Tunguzlar, Moğollar ve Türklerin bir araya getirilmesi olarak ortaya çıkmıştır.

Günümüzde bu düşünceyi aktif olarak yaygınlaştıran Turan dernekleri ve teşkilatlarının temel amacına değinirsek; Türk dillerini konuşan halklar ve Türk devletleri arasında kültürel, tarihi, ekonomik ve siyasi işbirliğini artırarak dayanışmayı güçlendirmek ve ortak bir fikir platformu oluşturmaktır.

Turan Devleti Teşkilatları ise Türk Dünyası Birliğiyle Türk dil, tarih ve kültür miraslarını yaşatmak, korumak ve gelecek nesillere aktarmak.

Türk devletleri ve siyasi ve sosyal dayanışmayla dünya Türklüğünün geleceğini düşünerek milli bir tavır ortaya koymaktadır. Toplulukları arasında eğitim, kültür, sanat ve edebiyat alanlarında ortak çalışmalarda stratejik işbirlikleri yapmaktır.

Ekonomik Güçlenmede küresel rekabet ortamında Turan dünyasının ekonomik gücünü artırmak için işbirlikleri ve projeler geliştirmek.

 Ortak değerler etrafında kenetlenerek Türk dünyasının kültürel bütünlüğünü sağlamak ve bu bilinci yaygınlaştırmak milli birlik ve kültürdür.

Turan teşkilatlarıysa genel olarak Türk devletleri arasındaki bağları güçlendirmeyi ve ortak bir "Turan" bilinci oluşturmayı hedeflemektedir.

Atatürk'ün tanımında Türk, ırk veya din ayrımı gözetmeksizin Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan, Türk kültürünü benimseyen, aynı dili konuşan ve ortak bir geleceğe inanan kişidir. Atatürk, "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türk halkına Türk milleti denir" tanımıyla Türk kimliğini kapsayıcı, kültürel ve siyasi bir temel üzerine inşa etmiştir.

Devletin vatandaşı olan herkes Türk sayılmıştır.

Türk milletinin en büyük unsurları; dil, kültür ve ülkü birliğidir.

"Ne Mutlu Türküm Diyene!": Bu söz, kendini Türk hisseden, Türk kültürüne ve ideallerine bağlı olan herkesi kucaklayan kapsayıcı bir anlayışı ifade eder.

Atatürk, Türk'ü Anadolu topraklarındaki binlerce yıllık tarihsel süreçte yoğrulan, medeniyet kuran bir kültürel mirasın sahibi olarak tanımlayarak tarihsel ve coğrafi vurgusunu görürüz.

 Atatürk, Türk milletini çalışkan, zeki, milli birlik ve beraberlik içinde zorlukları aşan, müspet ilmi rehber edinen bir topluluk olarak betimleyerek de karakter özelliklerimizi açıklamıştır.

Özetle, Atatürk milliyetçiliği; ayrıştırıcı değil birleştirici, medeni ve kültürel temelli bir anlayışa dayanmaktadır.

Atatürk'ü yaratan ve onun üzerinden Atatürkçülüğü, Türk ulusunu ve cumhuriyetini var eden siyasal birikim haline dönüştüren, tarihten gelen Türkçülük akımı olmuştur. Türkçülük birikimi Türk devletini yaratmış ve Atatürk bu siyasal birikimin kurucu önderi olarak tarih sahnesinde yer almıştır

Sonuçta Turan, coğrafi olarak Orta Asya'yı, kültürel olarak Türk dünyasını, siyasi olarak ise Türk birliği ülküsünü temsil eder.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
BEYDİLLİ (Kara Hasan BAYKAL)
(29.04.2026 14:31 - #3278)
Çok zevk ile okudum.Eksiksiz ve tamamen katılıyorum. Oysa hemen her Türk evladının adı konariken ezan yerine TURAN ANTI olmalı ve bebeğin kulağına okunarak sesli söylenmelidir. Mesela: Ben Türk balasıyım atalarım anamTürk, babam Türk, ceddimTürk, soyum sopum kanım Türk ,her nerede , her şart altında Türk dayanışmasına SOSYAL, SİYASAL, KÜLTÜREL VE EKONOMİK olarak adıma yaraşır şekilde dayanışma içinde olacağıma, adımı sahiplenip sadakatle bağlı kalacağıma büyük TÜRK ÜLKÜSÜ TURANIN BİR NEFERİ OLACAĞIMA ANT OLSUN varlığım TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN .(gibi bu metni şimdi aklıma geldi ve yazdım değerlendirirseniz sevinirim.) Selamlar, saygılarımla… Taslaktır.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.