DİLİMİZ HAZİNEMİZDİR
Son dönemlerde dilimiz üzerindeki her türlü olumsuzlukları başta konuşma bozukluklarını görmezden gelemedim.
Türkçemiz, kökleri binlerce yıl önceye uzanan yeryüzünün sayılı dillerindendir.
Bizler Türk’üz ve dilimiz Türkçedir. Dünyanın en eski, köklü ve en zengin iki dilinden biridir. Dil bilimcilere göre; kelime türetme yeteneği bakımından da dünyanın en güçlü dilidir. Her konuya ve duruma göre karşılık vermeye en müsait dil yine Türkçedir. Ayrıca Türkçe, yazıldığı gibi okunması özelliğiyle de gıpta edilen bir dildir. Türkçe, dünya dilleri arasında yapı yönüyle sondan eklemeli diller grubunda; köken bakımından da Ural-Altay dil grubunun Altay dilleri ailesinde yer almaktadır.
Türkçe, Türk halklarının ortak bir iletişim aracı olarak alırsak ve Türkçe’nin korunması ve geliştirilmesi, Türk kültürel mirasının önemli bir parçasıdır. Dil, bir toplumun tarihini, değerlerini ve düşünce sistemini yansıttığından Türkçe, Türk kültürünün ve kimliğinin bir ifadesidir. Türk milletinin ana dili, anamızın karnından ve beşikte duyduğumuz ninnilerle süslenen, ata babalarımızdan günümüze taşıdığımız ve tarih boyunca büyük bir önem verdiğimiz dildir.
Türkçe, tarihin derinliklerindeki atalarımızın iletişim aracı olmuş, kültürlerini, düşüncelerini ve değerlerini bu dille nesilden nesille aktarmış bir dil olarak varlığını sürdüre gelmiştir. Türk tarihine baktığımızda, Türkçenin önemi ve etkisi açıkça görülür. Hun İmparatorluğu’ndan Göktürk Kağanlığına, Selçuklu Devleti’nden Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanan dönemlerde, Türkçe hem devletin resmi dili hem de halk arasında da yaygın olarak kullanılan statüye sahip olmuştur. Bu dönemlerde Türkçe, edebiyat, hukuk, bilim, ticaret ve siyaset gibi birçok alanda etkisini hissettirmiştir. Türkçenin önemi, milli kimliğin ve kültürün korunmasında da büyük bir rol oynamış ve Türk milletinin tarih boyunca yaşadığı göçler, savaşlar ve farklı coğrafyalara yayılması, Türkçenin farklı lehçeler, ağız ve şiveler şeklinde zenginleşmesine yol açmıştır. Bu da Türkçenin çeşitliliğini ve zenginliğini ortaya koymuştur. Türkçenin tarihsel önemi aynı zamanda Türk edebiyatının gelişimiyle de ilişkilidir. Divan edebiyatı, halk edebiyatı, tasavvuf edebiyatı gibi farklı edebiyat türlerinde Türkçe, şiirlerin, hikayelerin ve destanların ifade aracı olmuştur.
Büyük şairlerimiz, yazarlarımız ve düşünürlerimiz, Türkçenin zenginliğini hatta güzelliklerini eserlerinde ortaya koymuşlardır. Türkçenin önemi sadece geçmişte kalmamış, günümüzde de devam etmektedir. Türkçe, eğitim, iş hayatı, kültürel etkinlikler ve sosyal ilişkiler gibi birçok alanda kullanılırken Türk dünyası da diğer Türk lehçeler üzerine büyük gelişmeler elde etmektedir. Ayrıca, Türkçenin korunması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için dil politikaları ve Türk Dil Kurumu gibi kurumlar önemli rol oynamaktadır.
Türkçe; binlerce yıllık geçmişi, köklü yapısı, zengin kelime türetme yeteneği (sondan eklemeli) ve matematiksel mükemmelliği ile dünyanın en güçlü dillerinden biridir. Kültürel mirasın taşıyıcısı, mantık ve hikmet dili olarak Türkçenin korunması, milletin varlığını sürdürmesi için temel taştır.
Türkçenin Değerini Gösteren Temel Özellikler:
Matematiksel Yapı: Fransız Türkolog Jean Deny'nin belirttiği gibi, sondan eklemeli yapısıyla matematik formülü gibi düzenli ve mükemmel bir dilbilgisi yapısına sahiptir.
Kelime Türetme Yeteneği: Türkçe, köklere getirilen eklerle (yapım ekleri) yeni sözcükler türetmeye çok elverişlidir, bu da onu çok zengin ve dinamik kılar.
Köklü ve Yaygın: Dünyanın en eski ve en çok konuşulan dillerinden biri olan Türkçe, Ural-Altay dil ailesinin Altay kolunda yer alır.
Yazıldığı Gibi Okunma: Türkçe, yazıldığı gibi okunması özelliğiyle büyük bir kolaylık ve sadelik sunar.
Kültürel Taşıyıcılık: Türk dili, Türk milletinin binlerce yıllık tarihini, töresini, inancını ve hikmetini nesilden nesile aktaran en önemli köprüdür. Şu anda birçok Türk boylarının ve ülkeleri ortak karar alarak Türkçemize sahip çıkmışlardır.
Günümüzde Türk dili yoğun olarak Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde konuşulsa da Özbekistan, İran, Çin, Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan ve ayrıca Rusya Federasyonu, Afganistan, Irak, İran, Suriye, Gürcistan, Ukrayna, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Kosova, Arnavutluk, Sırbistan ve Romanya’da da az sayıda da olsa Türkçe konuşan bulunmaktadır. Türkçe, Türkiye’den yapılan göçlerden dolayı Avrupa’da, Amerika’da ve Avustralya’da da konuşulmaktadır. Türkçenin bugün dünya çapında yaklaşık 85 milyon insan tarafından konuşulduğu tahmin edilmektedir.
Kısaca diyebiliriz ki, oldukça geniş bir coğrafyada konuşulan Türkçeyi öğrenmek, kişilere önemli avantajlar sağlayacaktır.
Türkçe, hem ses yapısı hem de kelime türetme kabiliyetiyle her türlü ifadeye karşılık verebilecek zenginliğe sahip bir dildir.
Edebiyatımızda yer alan destanlar, manzum hikayeler, ağıtlar, masallar ve efsaneler, Türkçenin zenginliği ve derinliğini yansıtır. Örneğin, “Dede Korkut Hikayeleri” gibi eserler, Türkçenin gücünü ve anlatım yeteneğini gösterirken aynı zamanda Türk kültürünün köklü geçmişini korumaktadır.
Türkçenin kültürel mirasa olan etkisi, geleneksel sözlü kültürümüzde de kendini gösterir. Örneğin; Türk masalları, tekerlemeler, halk hikayeleri, atasözleri, maniler ve tekerlemeler gibi sözlü geleneğin bir parçası olan ifadeler, Türkçenin zengin dil yapısını yansıtırken aynı zamanda Türk kültürünün değerlerini aktarmaktadır. Bu ifadeler, kuşaktan kuşağa aktarılarak Türkçenin mirasını ve toplumsal belleğini korur. Türkçe, aynı zamanda Türk toplumunun millî kimliğinin oluşumunda ve sürdürülmesinde önemli bir role sahiptir. Ortak dil, insanların birbirleriyle anlaşmasını ve birlikte hareket etmesini sağlar. Bugün Türk dünyasının da bunun için büyük çaba sarf ettiğini ve Almatı’da ortak Türkçe üzerine yapılan toplantılardan açık görmekteyiz. Türkçe, Türk milletinin tarihî ve kültürel birliğinin temel taşıdır. Dil, toplumun değerlerini, inançlarını, düşüncelerini ve deneyimlerini ifade etmenin en önemli yoludur. Türkçe, Türk toplumunun ortak kimliğini ve birliğini koruma ve güçlendirme görevini üstlenir.
Türk dünyası ortak TV yayınlar üzerine mutabık olmaları oldukça önemlidir. Türkçenin Türkiye dışındaki Türk toplulukları ve diasporalar arasında da yaygınlaşması önem taşır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi desteklenmeli ve Türk kültür merkezleri aracılığıyla Türkçe eğitimi verilmelidir. Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte dijital içeriklerin önemi artmaktadır. Türkçe dilbilgisi, kelime dağarcığı, edebiyat eserleri ve dilin tarihi hakkında dijital kaynaklar oluşturulması önemlidir. Mobil uygulamalar, çevrimiçi sözlükler ve e-kitaplar gibi kaynaklar Türkçenin kullanımını destekleyebilir. Türkçenin korunması ve yaygınlaştırılması için tüm Türk dünyasında toplumsal farkındalık oluşturulmalıdır. Dilin önemi ve değeri hakkında kamuoyunu bilgilendirmek için kampanyalar düzenlenmeli ve etkinlikler yapılması gereklidir. Türkçenin korunmasının bir toplumun ortak sorumluluğu olduğu vurgulanmalıdır.

Ana dilin önemi büyüktür, çünkü kişinin düşüncelerini ifade etmesine ve başkalarıyla iletişim kurmasına olanak sağlar. Ana diliyle ifade etmek, duyguları, düşünceleri ve deneyimleri daha doğru ve etkili bir şekilde aktarabilme imkânı verir. Ana dilin güçlü bir temeli, kişinin diğer dilleri öğrenmesini ve iletişim becerilerini geliştirmesini kolaylaştırabilir. Elbette, daha geniş bir açıklama yapabiliriz. Ana dilin öğrenilmesi, karmaşık bir süreçtir. Ana dil, bir kişinin doğal olarak konuştuğu ve anladığı bir dildir. İnsanlar, doğduklarından itibaren etraflarındaki dil ortamını taklit ederek ve çevrelerindeki insanlarla etkileşim kurarak ana dillerini öğrenirler. Bu süreç genellikle çocukluk döneminde gerçekleşir ve dil gelişiminin temelini oluşturur. Çocuklar, etraflarındaki sesleri ve kelimeleri taklit ederek başlarlar. Zamanla, dilbilgisi kuralları ve kelime dağarcığını öğrenirler. Bu süreçte, aile, çevre, okul ve toplum gibi faktörler önemli bir rol oynar. Ana dilin öğrenilmesinde, dilin kullanımına maruz kalma, etkileşim, tekrarlar ve geribildirim gibi faktörler önemlidir. Tüm bunlardan dolayı da özellikle çocuklarla iletişim kurarken güzel dilimizi doğru ve anlamıyla kullanmamız önemlidir.
Böylece ana dil, bir kişinin düşünce, iletişim ve kimlik oluşturma sürecinde temel bir role sahip olan doğal olarak öğrenilen ve daha sonra sistematik olarak devam ettirdiğimiz dildir.
Türk dünyasının Kazan Türklerinin yetiştirmiş olduğu şair, yazar hem de yayımcı Abdullah Tukay, Türk dile ilgili olarak (1886-1913) yaşadığı dönemlerde dile karşı baskılardan dolayı ana dilim kaybolmasın diye kaleme aldığı İy Tugan Têl adlı şiirinde de ne kadar önemli ve bir milletin var olabilmesini, içinden dünya kadar çıkarabileceğimiz anlamı kısacık şiirinde somutlaştırmıştır.
İy tugan těl, iy matur těl, etkem enkemněñ tělě!
Dönyada küp nerse bělděm sin tugan těl arkılı.
İñ ělěk bu těl bêlen enkem bišekte köylegen
Annarı tönner buyı ebkem hikeyet söylegen.
İy tugan těl! Hervakıtta yerdeměñ běrlen siněñ,
Kěckěneden añlaşılgan şatlıgım, kaygım miněm.
İy tugan těl! Sinde bulgan inñ ělěk kılgan dogam:
Yarlıkagıl, dip üzěm hem etkem enkemně, Hodam!
Ey Doğan (Ana) dil (Türkiye Türkçesi ile)
Ey ana dil, ey güzel dil, anamın babamın dili!
Dünyada çok şey bildim sen ana dilim sayesinde.
En önce bu dilde anacığım beşikte ninni söylemiş.
Sonra geceler boyu ninem masal, hikâye söylemiş.
Ey ana dilim! Her zaman yardımın ile senin,
Küçüklükten anlaşılmış sevincim, kaygım benim.
Ey ana dilim! Sendedir ilk önce ettiğim duam:
Bağışla, diye beni, anamı ve babamı, Hüda’m!
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Atatürk, Türk dili konusunda; “Türk milletinin dili Türkçedir.
Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır. Bir de Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir.
Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde ahlakının, geleneklerinin, hatıralarının, menfaatlerinin, kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor.

Türk dili: "Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” diyerek hem Türk diline verdiği önemi, duyduğu sevgiyi belirtmekle beraber, Türk dilinin büyüklüğünü ve Türk milleti için önemini ortaya koymuştur.
Atatürk, bir dil bilimci değildi. Ancak, dile sadece bir devlet adamı ya da siyasetçi gözüyle de bakmıyordu. O, dilin bir milleti meydana getiren unsurları bir arada tutan en önemli etken olduğunu biliyordu. 1931 yılında söylediği sözle bunu açıkça beyan etmiştir. “Milletin çok açık niteliklerinden biri de dildir". Türk milletindenim diyen insan her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır.
Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, Türk toplumuna bağlı olduğunu söyleyemez.
Dilimizin gerçek bir hazine olduğunu sonsuza kadar unutturmayıp yaşatacağız.
