Lerzan ÖZGENÇ
Köşe Yazarı
Lerzan ÖZGENÇ
 

KÖKLERİMİZİN GÜCÜ

KÖKLERİMİZİN GÜCÜ İnsanoğlunun köklerinin gücü; bireyin ailesine, kültürüne, geçmişine ve aidiyet duygularına sımsıkı bağlanarak hayatın zorluklarına karşı direncini artırması, özünü kaybetmeden gelişmesi ve ruhsal dengesini koruması demektir. İnsanlar neden köklerini merak eder? Çünkü beynimiz boşluk sevmez. "Ben kimim?" sorusunun cevabını hikayelerde ararız. Aynen bir ağaçta olduğu gibi, insanın da kökleri vardır. bu kökler insanı hayata bağlayan yaşam kollarıdır. Nasıl bir ağaç kökünden kesilince artık beslenemez kuruyup toprak olursa bizlerde köksüz kalınca biteriz. Aileye ve topluma bağlılık, tarih, gelenek ve kültür bilinci geçmişi bilmektir. Zor anlarda insana dayanma gücü veren destektir, inançlardır. Hayata etkisi ise dayanıklılığını artırmasıdır. Fırtınalarda yıkılmayan sağlam bir duruş sağlar. Beslenme şekli bile ruhsal ve ahlaki değerlerimizi artırır.  Geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemeye de güven yardım eder. Bilimsel açıdan baktığımızda psikologlar buna "aile anlatısı" diyor. 2010'da yapılan bir araştırma sonucu: Ailesinin 3 kuşak geçmişini bilen çocuklar, zorluklar karşısında daha az kaygılanıyor ve özgüveni daha yüksek oluyor. Çünkü kafasında şu cümle var: "Benden önce de bunu atlatanlar oldu. Ben de atlatırım." Nörobilim de ekliyor: Köklerimizi, ailemizi hatırladığımızda beynimiz oksitosin salgılıyor. Bu hormon bize "güvendeyim, yalnız değilim" hissi veriyor. Stres anında en büyük ilaç bu. Felsefede ise; Sokrates'ten beri aynı öğüt: "Kendini bil." Ama kendini bilmek aynaya bakmakla olmuyor. Önce "nereden geldim" sorusuna cevap vermekle oluyor. Dilimiz, soframızdaki yemek, bayramda söylediğimiz türkü, büyüklerimizden duyduğumuz bir öğüt... Bunların hepsi köklerimizdir. Köklerini bilmeyen insan, rüzgarda yönünü kaybeden yaprak gibidir. Günlük hayatta gücümüzü aşağıda açıkladığım gibi hissederiz. 1. Dayanıklılıkta: Tıpkı meyve ağaçları gibi. Fırtına ne kadar sert eserse essin, kökü derinde olan ağaç yıkılmaz. İnsanoğlu da öyle. 2. Karar vermede: "Bizim ailede dürüstlük esastır" gibi bir cümle, zor bir anda pusula olur. Ne yapacağınızı bilirsiniz. 3. Birlikte yaşamada: 7 yaşındaki çocukla 70 yaşındaki dede, ortak bir hikaye anlatınca aynı masada buluşur. Kökler kuşaklar arası köprüdür. Sonuç olarak kökler bizi geçmişe zincirlemez. Bizi geleceğe taşıyacak kanatları verir. Ne kadar ileriye gidersek gidelim, beslendiğimiz toprak orasıdır. Nasıl bir bitki toprak altında kurduğu sağlam sistem sayesinde hayatta kalıyorsa, besin bulup  rüzgara karşı dik durabiliyorsa bizlerde köklerimizle yaşam bulmaktayız. En yükseğe çıkan ağaç, en derine kök salandır.  
Ekleme Tarihi: 22 Ağustos 2026 -Cumartesi

KÖKLERİMİZİN GÜCÜ

KÖKLERİMİZİN GÜCÜ

İnsanoğlunun köklerinin gücü; bireyin ailesine, kültürüne, geçmişine ve aidiyet duygularına sımsıkı bağlanarak hayatın zorluklarına karşı direncini artırması, özünü kaybetmeden gelişmesi ve ruhsal dengesini koruması demektir.

İnsanlar neden köklerini merak eder? Çünkü beynimiz boşluk sevmez. "Ben kimim?" sorusunun cevabını hikayelerde ararız.

Aynen bir ağaçta olduğu gibi, insanın da kökleri vardır. bu kökler insanı hayata bağlayan yaşam kollarıdır. Nasıl bir ağaç kökünden kesilince artık beslenemez kuruyup toprak olursa bizlerde köksüz kalınca biteriz.

Aileye ve topluma bağlılık, tarih, gelenek ve kültür bilinci geçmişi bilmektir. Zor anlarda insana dayanma gücü veren destektir, inançlardır. Hayata etkisi ise dayanıklılığını artırmasıdır.

Fırtınalarda yıkılmayan sağlam bir duruş sağlar. Beslenme şekli bile ruhsal ve ahlaki değerlerimizi artırır. 

Geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemeye de güven yardım eder.

Bilimsel açıdan baktığımızda psikologlar buna "aile anlatısı" diyor. 2010'da yapılan bir araştırma sonucu:

Ailesinin 3 kuşak geçmişini bilen çocuklar, zorluklar karşısında daha az kaygılanıyor ve özgüveni daha yüksek oluyor. Çünkü kafasında şu cümle var: "Benden önce de bunu atlatanlar oldu. Ben de atlatırım."

Nörobilim de ekliyor: Köklerimizi, ailemizi hatırladığımızda beynimiz oksitosin salgılıyor. Bu hormon bize "güvendeyim, yalnız değilim" hissi veriyor. Stres anında en büyük ilaç bu.

Felsefede ise;

Sokrates'ten beri aynı öğüt: "Kendini bil." Ama kendini bilmek aynaya bakmakla olmuyor. Önce "nereden geldim" sorusuna cevap vermekle oluyor.

Dilimiz, soframızdaki yemek, bayramda söylediğimiz türkü, büyüklerimizden duyduğumuz bir öğüt... Bunların hepsi köklerimizdir. Köklerini bilmeyen insan, rüzgarda yönünü kaybeden yaprak gibidir.

Günlük hayatta gücümüzü aşağıda açıkladığım gibi hissederiz.

1. Dayanıklılıkta: Tıpkı meyve ağaçları gibi. Fırtına ne kadar sert eserse essin, kökü derinde olan ağaç yıkılmaz. İnsanoğlu da öyle.

2. Karar vermede: "Bizim ailede dürüstlük esastır" gibi bir cümle, zor bir anda pusula olur. Ne yapacağınızı bilirsiniz.

3. Birlikte yaşamada: 7 yaşındaki çocukla 70 yaşındaki dede, ortak bir hikaye anlatınca aynı masada buluşur. Kökler kuşaklar arası köprüdür.

Sonuç olarak kökler bizi geçmişe zincirlemez. Bizi geleceğe taşıyacak kanatları verir. Ne kadar ileriye gidersek gidelim, beslendiğimiz toprak orasıdır.

Nasıl bir bitki toprak altında kurduğu sağlam sistem sayesinde hayatta kalıyorsa, besin bulup  rüzgara karşı dik durabiliyorsa bizlerde köklerimizle yaşam bulmaktayız.

En yükseğe çıkan ağaç, en derine kök salandır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.