KİŞİLİĞİMİZDE KARAKTERLER
Toplumun önemli sorunlarından davranışlardaki şiddet öfke vb.s aygıdan uzaklaştırılan çürüyen bir nesil için bu ortamda nedenlerini yazmak istedim.
Karakter: Bireyler arasında çeşitlilik gösteren aktarılabilir özelliklerdir. Topluluğun öne çıkan özellikleri de karakterdir. Karakteristik özellikler olumlu ya da olumsuz olabilir.
Bireyin ahlaki ve etik niteliklerini, değerlerini ve dürüstlüğünü ifade eder. Kişilik daha çok dışa dönüktür ve kişinin başkalarıyla ve çevresindeki dünyayla nasıl etkileşim kurduğuyla ilgilidir. Karakter daha çok içe dönüktür ve bireyin içsel ahlaki pusulası ve prensipleriyle ilişkilidir.
Genlerimiz yoluyla belirlenmiş olan karakterlerimiz en geç 6-7 yaşına kadar büyük bir oranda şekillendikten sonra geri kalan ne varsa ailemiz ve çevremizden gördüklerimizle bireylerin kendine özgü ve ayırt edici özellikleridir. Bir kişinin karakteri, ahlaki değerler, dürüstlük, sadakat, cesaret, hoşgörü, sabırlılık ve empati gibi niteliklerle tanımlanabilir.
Kişiye özgü davranışların bütünü olup, insanın bedensel, duygusal ve zihinsel etkinliğine, çevrenin verdiği değerdir. Bireyin karakteri, kişisel özellikler ile içinde yaşanılan çevrenin değer yargılarından oluşur. Aile, okul, çevre içinde, çocukluk çağından itibaren gelişmeye, biçimlenmeye başlar.
Karaktersizler; dengesiz, ikiyüzlü, bencil, özgüven sahibi olmayan ve duygusuz insandır. Bir anlamda hödük diye de adlandırabiliriz. Gerçek hayattan çeşitli örnekleri için etrafımıza bakmamız yeterli olacaktır.
Yapılan bir araştırmanın sonucuna göre insanoğlu kişilik özelliklerine göre 4 türde sınıflandırıldı: Vasat tipler, rol modeller, ben merkezciler, içe kapanıklar..
Olumlu özellik örnekleri: kibar, cömert, güçlü, esnek, şefkatli, iddialı, çalışkan, güvenilir, dürüst, pratik, sorumlu, asil, yetişkin, yaratıcı, tutarlı, değer-bilen, yetenekli, hızlı, duygusal, anlayışlı, sabırlı, düşünceli, sağlam, sözüne güvenilir, inisiyatif gösterebilen, hevesli, çok yönlü, eğitimli, deneyimli, ...
Kişilik hayat boyu değişir ve yaşanan deneyimlere bağlıdır. Bu evrim, biz farkında olmadan gerçekleşir. Terapi yöntemleri bazı olumsuz özellikleri zayıflatabilir, olumlu özellikleri ise güçlendirebilir.
Nefis, irade, akıl, mizaç, huy ve karakter insanın davranışlarını şekillendiren iç etkenlerdir. Çevresi aile eğitimi vb. dış faktörlerdir.
Kısacası, bu karakter özellikleri onları oldukları kişi yapar.
Kişilikte karakter huy mizaç birbirini tamamlar.
Mizaç, bize verilen ham madde gibidir. Karakter, bu ham maddenin yaşam boyu deneyimlerle işlenme biçimidir. Kişilik ise ortaya çıkan heykeldir; hem doğuştan gelen özelliklerimizi hem de yaşam içinde şekillendirdiğimiz taraflarımızı sergiler.
Kişilik bozukluklarında üst benlik kusur ve tutarsızlıklarla doludur. En ağır üstbenlik bozukluğu antisosyal kişilik bozukluğunda görülür. Aşırı bencil, başkalarına aşırı ilgisiz, asalak, üzüntü duymayan, suçluluk hissetmeyen, suç işlemeye yatkın kişiler antisosyal kişiliktir.
Çevresel faktörler her ne kadar davranışları etkilese de bir insan, kendi biyolojisine aykırı şekilde var olamaz. Fakat insanların kişilik özellikleri genleri tarafından belirlenmiş olsa da, toplum ve çevre için olumsuzluk yaratabilecek davranışları yeniden düzenleyebilir, kötü alışkanlıkları değiştirebilirler.
İki düşünceyi de incelemek gerekirse, bireyin bulunduğu ortam, vakit geçirdiği kişilerin alışkanlıkları, arkadaşlarının davranışları vb. etkenler kişinin karakterinde, davranışlarında ve düşüncelerinde bireyin ailesinden aldığı genlerine nazaran daha büyük bir etkiye sahiptir.
Doğruluk-hakikat da değişebilir. Kişinin bilgisi, tecrübesi, algısı zamanla değişeceğinden gerçekliği algılaması da değişiklik gösterebilir. Misal günümüzde post-truth olarak nitelendirilen dönemde politik liderlerin aleni yalanları kalabalık kitleler tarafından hakikat-doğruluk olarak görülüp kabul edilmektedir.
Değişmek zor bir süreçtir fakat imkansız değildir. Değişimi etkileyen birçok faktörden söz edilebilir. Bunlar arasında, kişilik yapısı, aile yapısı, çevre, olumlu ya da olumsuz yaşam olayları, biyolojik faktörler vs. sayılabilir.
En tehlikeli kişilik bozukluğu ise ergenlik ya da erken yetişkinlik dönemlerinde ortaya çıkan ve artık kişilik özelliklerinden biri haline gelmiş bir rahatsızlıktır.
Karakter sahibi olmak, kişinin kim olduğunu ve çeşitli durumlarda nasıl davranacağını tanımlayan bir dizi nitelik ve değere sahip olmak anlamına gelir. Ahlaki ve etik değerlerini kapsarken eylemlerini ve kararlarını da etkiler.
Olumsuz karakter özellikleri, genellikle sosyal bağlamda zararlı veya istenmeyen olarak kabul edilen kişilik özellikleridir. Bu özellikler, diğer insanlarla etkileşimleri ve bu özelliklere sahip bireyin yaşam kalitesini etkileyebilir. Bu tür özelliklere örnek olarak kibir, kin, tembellik veya dürüst olmama verilebilir.
“Olumlu davranışlar, paylaşımcılık, iltifatta bulunmak, hoşgörüyle ve kibar bir dille konuşmaktır.”, “Çevreye saygılı, örnek olmak, arkadaşlarımıza ve büyüklerimize saygılı davranmaktır.”, “Tatlı dille konuşmak, saygılı davranmak, her kesi eşit tutmak.”, “En önemlisi kul hakkı yenmemesidir,"
Mutlu olmak, neşeli olmak, takdir edildiğini hissetmek, huzur, kendini güvende hissetmek, gurur duymak, rahatlamak, coşkulu olmak gibi duygularda kişiliğimizi etkiler.
Karakter erdemleri de kendi tercihimizle oluşan, yapıp etmelerimizle pekişen “alışkanlık (ethos)” yoluyla edinilen erdemlerdir. Bu da karakter erdemlerinin bizde doğuştan veya doğa vergisi olarak bulunmadığının göstergesidir.
Toplumun geleceği için elimizden geldiğince örnek kişiler olmalıyız.
Sonuç olarak, her ne kadar bağlantısallığı olsa ve tek bir birimi oluştursa da kişilik-karakter-mizaç birbirinden farklı kavramlardır. İnsan davranışlarının kaynağını ve kişiliği oluşturan yapı taşlarının farklı özelliklerinden de görüldüğü üzere hem kendimizi hem de başka bireyleri bu üç kavram üzerinden değerlendirmemiz daha faydalı olacaktır.
