Lerzan ÖZGENÇ
Köşe Yazarı
Lerzan ÖZGENÇ
 

TÜRK TÖRESİ

TÜRK TÖRESİ Halkımızın unutmaması gerektiğini düşünerek kısaca hatırlatmak istedim. Töre; bir toplumda yazılı olmayan, gelenekleşmiş kanun ve kurallardır. Özellikle halk ağzında hukuk veya mahkeme anlamlarında da kullanılır. Türkçedeki en eski yazılı örneği 735 yılında törü şeklinde ("kanun, örf, düzen") anlamında uygulanmıştır. Türklerde siyasi ve sosyal hayatı düzenleyen yazılı olmayan hukuk kuralları gibidir. Türk töresinin belli başlı niteliklerine bakacak olursak, Türk törelerinde ortak olan üç genel özellik; kadın-erkek eşitliği, kahramanlık tutkusu ve insani ilişkilerde mertlik ve dürüstlüğün esas olmasıdır. Törenin anayasa niteliğindeki en temel prensipleri; adalet, iyilik, eşitlik ve insanlıktır. Töre ve yasa aynı anlama sahiptir.  Türk olmak aynı zamanda töre dinine mensup olmak anlamına gelmekteydi. Özellikle dini inanç merkezli bir kimlik tanımlaması yapmışlardır. Yani eski Türk'ün dini nedir diye arayıp, bunun adının ne olduğu sorulursa bu büyük ihtimalle Töre'dir. Çünkü eski Türklerde çok kuvvetli bir tek Tanrı inanışı var. Töre'yi benimseyen, ona inanan insana da "Türk" denmiştir. Yani, Türklük, bir dünya görüşüne mensubiyeti ifade ediyor. Eski Türklerde “töre” daha çok devletin kuruluş düzeni ve işleyişi ile ilgili kuralları ifade etmekte ise de, Türkler aile yaşantısı açısından da bu kavramı kullanmışlardır. Bu manada töre “görenek” demektir. Araştırmalarımda “töre”  “Devlet Töresi”nde de uygulanmıştır. Törenin bazı şart ve kuralları değiştirilemez nitelik taşırken, bazıları zamanla değişime uğramaktaydı. Her başa gelen kağan yeni bir töre ilan edermiş. Töre hükümleri değişmez kalıplar olmamıştır. Bir toplumda ahlak, gelenek, görenek ve ortaklaşa alışkılarca belirlenmiş, benimsenmiş davranışların ve yaşama biçimlerinin, öteden beri uyulan toplumsal kuralların, şu ya da bu konuda var olmuş yollarında tümüdür. Başka bir ifadeyle İslam öncesi Türkler için töre, devletin anayasasıdır. İslam öncesi Türkler, ''Töre'' kelimesini ''Törü'' olarak telaffuz etmişlerdir. Uygurlara göre ''Törü'' kanun demektir. Göktürkler ise Törü kelimesini devlet kanunları anlamında kullanmışlardır. Kadim Türklerde töre, hem beşeri hem de ilahi kaynaklı toplumu düzenleyici kurallar manzumesidir. Bir diğer ifadeyle töre olarak bilinen kurallar, Türk boylarının inandığı, terbiye standartlarını sağlamada esas olan ahlaki kurallar ve davranış tarzlarını ifade eden düzenlemelerdir. Türk Töresinin Özellikleri 1-Yazılı değildir. (sözlüdür) 2-Kulaktan kulağa, nesilden nesile aktarılır. 3-Kağan dâhil herkes uymak zorundadır. (töreye kağan dâhil herkesin uyması hukukun üstünlüğünün kanıtıdır.) 4-Gelenek, görenek, kurultay ve hakan kararlarından oluşur. (törenin gelenek ve göreneklere dayanması Türk devletlerinin teokratik olmadığının kanıtıdır.) 5-Zamanın şartlarına göre kurultay tarafından değiştirilebilir. 6-Törenin değiştirilemeyen maddeleri: -Adalet (könilik) -İyilik (uzluk) -Eşitlik (tüzlük) -Kişilik (İnsanlık) dir. 7-Töre hükümlerine göre ceza devlet tarafından verilir. (Töreye göre suç işleyenlerin devlet tarafından cezalandırılması özellikle kan davasını da engellemiştir. Ayrıca toplumsal barış ve huzur ortamıyla merkezi otoritenin güçlenmesine fayda sağlamıştır.) 8-Türk töresinde uzun süreli hapis cezaları yoktur. Bu durum göçebe yaşamın doğal sonucudur. 9-Türk töresinde devlete isyan, askerden kaçma, adam öldürme, hırsızlık, tecavüz gibi suçların cezası idamdır. 10-Töreleri uygulayan kişilere yargan, kağanın başkanlık ettiği mahkemeye de yargu denilmiştir. 11-Türk töresi Uygurlar tarafından yazılı hale getirilmiştir. Yazar Ramazan Ateşin kitaplarından faydalanarak Türk Töresindeki 33 Buyruğu aşağıda gibi yazmak istedim. 1-Tengri (yaratan) Tektir.! 2-Her kim ki Tengri’den kut almak dilerse, başkasına yakarmasın… 3-Bir İl, bir Kağan, bir Tengri… 4-Bir kına iki kılıç girmez… Bir hatun iki er alamaz ve bir budunda iki töre olmaz… Töre tektir… Töre kesin ve keskindir… Kim ki töreye uya kutlanır… Kim ki töreye kıya katlanır… 5-Kimse töreden üstün değildir… Dirlik ve birlik için töre budur… 6-Bir çoban sürüsünden, bir er ailesinden, bir Kağan budunundan sorulur… 7-Her er eşine, atına, pusatına sahip çıkacak… 8-Ana babaya ve ataya tazim durulacak… 9-Hısmına sarılacak, komşusunu gözetecek… 10-Er kişi yalan söylemeyecek… 11-Mal çalan, mülk çalan misliyle ödeyecek… Hesabı ya malıyla ya canıyla sorulacak… 12-Kim ki bir ırza musallat olursa, canından olacak… 13-Her kim olursa olsun haksız, aldatıcı iş tutarsa hesabı hemen sorulacak… 14-Cenkten beri duran ya da kaçan tamuya (cehenneme) uçacak… 15-Aman dileyene kılıç üşürülmeyecek, sığınana arka dönülmeyecek… 16-Başkaldıranın başı alınacak, hak isteyenin hakkı verilecek… 17-Kimse kimseye üstünlük taslamayacak… Ne ak etin karadan, ne karanın kızıldan, ne kızılın sarıdan farkı olmayacak… 18-Kin ve gururdan uzak olunacak… 19-Mazluma merhamet, zalime azap duyulacak… 20-Zayıfa, yaralıya, çocuğa ve kadına el kaldırılmayacak… 21-Kızı isteyen kağan da olsa, bey de olsa kız istediğine verilecek… 22-Gereksiz yere ağaç kesmeyeceksin. Suyu kirletmeyeceksin. 23-Bilmeyip de bildim demeyeceksin. Bilene danışacaksın. 24-Bugünün işini yarına bırakmayacaksın… 25-Kusur görmeyecek, kusur aramayacaksın… 26-Güçlüyken affet, zayıfken sabret… 27-Yazgına asi olma… 28-Yaptığın iyiliği unut. Yapılan iyiliği unutma… 29-Herkes adaletle iş görecek… 30-Her ne edersen et, yargılanacağını her daim akılda tut… 31-Milletine yaban kalma… İpeğin iyisine, sözün güzeline kanma, onlara boyanma… 32-Kağan odur ki adaleti üstün tutsun, töreyi yaşatsın. Töre yok olursa İl yok olur. İl olmazsa budun kul olur… 33-Ey Türk Oğuz beyleri, ey milletim işitin! ”Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir…” Titre ve kendine dön! Diyerek, yazar mesajını da vermiştir. Türk töresi, çocuklara çok küçük yaşlardan başlayan sorumluluk duygusuyla Türk Milletini sevmek üzere düzenlenmiştir. Devlet hizmetinde, insanların ilişkilerinde millete hizmeti ve insanlara saygıyı esas almıştır. Kut, Tanrı'nın bağışı idi. Devlet yönetimi için devleti yönetme yetkisinin bir kişiye verilmesi olarak ifade edilmektedir; fakat hükümdarlık, yönetme yetkisi Töre ile sınırlandırılmıştır. Tarihimizi de incelediğimizde Türk Kağanını da ancak Türk Töresini yürütmeleri için tahta çıktıklarını öğreniriz. Orhun Abideleri de bize binlerce yıllık bilgi ve tecrübe birikimi, feraset ve basiretiyle Türk Milletinin hakkın, hukukun, normun, anayasanın, yasanın, düzenin, nizamın, sistemin, standardın, yönetim şeklinin ve yöneticilerin iyisiyle kötüsünü, doğrusuyla eğrisini çok iyi ayırt edebilen, bir millet olduğunu göstermektedir. Kaşgarlı Mahmut, Divan-ı Lügati't Türk'te, “Kuş kanadıyla, er atıyla” der ve “At Türk'ün kanadı” ifadesini kullanır. Faruk Nafiz Çamlıbel, “Bin gemle bağlanan yağız at şaha kalkıyor/ Asrın baş eğdi sandığı at şaha kalkıyor.” dizeleriyle, milli mücadelede şahlanan Türk milletini ata benzetir.. Türk Milleti, asırlardır, ona gerçek anlamda değer veren, onu eğitimli, onurlu, karnı tok, sırtı pek, her milletten daha mutlu, huzurlu, üstün, hiç kimseye imrendirmeyecek yöneticilerin hasretini çekmiştir. Türk töresinde devletin, ilin, ülkenin gerçek sahibi devlet ve devleti yönetenler değil, millettir. Millet devlet için değil, devlet millet için vardır. Devleti yönetenler milletin efendisi değil, hizmetkârıdır. Devletin; milleti kullaştırmaya, kendilerine kul, köle etmeye kalkışmaları Türk Töresine terstir.  Devlet ve devlet adamları millete hizmet için vardırlar. Yöneticilerden beklenen kendi çıkar ve menfaatlerini değil milletin çıkarlarını görüp gözetmek, milletini candan ve gönülden sevmektir. Milleti sevmek de lafla sözle değil, millete hizmetle olur.  
Ekleme Tarihi: 12 Şubat 2026 -Perşembe

TÜRK TÖRESİ

TÜRK TÖRESİ

Halkımızın unutmaması gerektiğini düşünerek kısaca hatırlatmak istedim.

Töre; bir toplumda yazılı olmayan, gelenekleşmiş kanun ve kurallardır.

Özellikle halk ağzında hukuk veya mahkeme anlamlarında da kullanılır. Türkçedeki en eski yazılı örneği 735 yılında törü şeklinde ("kanun, örf, düzen") anlamında uygulanmıştır. Türklerde siyasi ve sosyal hayatı düzenleyen yazılı olmayan hukuk kuralları gibidir.

Türk töresinin belli başlı niteliklerine bakacak olursak, Türk törelerinde ortak olan üç genel özellik; kadın-erkek eşitliği, kahramanlık tutkusu ve insani ilişkilerde mertlik ve dürüstlüğün esas olmasıdır. Törenin anayasa niteliğindeki en temel prensipleri; adalet, iyilik, eşitlik ve insanlıktır.

Töre ve yasa aynı anlama sahiptir.  Türk olmak aynı zamanda töre dinine mensup olmak anlamına gelmekteydi. Özellikle dini inanç merkezli bir kimlik tanımlaması yapmışlardır.

Yani eski Türk'ün dini nedir diye arayıp, bunun adının ne olduğu sorulursa bu büyük ihtimalle Töre'dir. Çünkü eski Türklerde çok kuvvetli bir tek Tanrı inanışı var. Töre'yi benimseyen, ona inanan insana da "Türk" denmiştir. Yani, Türklük, bir dünya görüşüne mensubiyeti ifade ediyor.

Eski Türklerde “töre” daha çok devletin kuruluş düzeni ve işleyişi ile ilgili kuralları ifade etmekte ise de, Türkler aile yaşantısı açısından da bu kavramı kullanmışlardır. Bu manada töre “görenek” demektir. Araştırmalarımda “töre”  “Devlet Töresi”nde de uygulanmıştır.

Törenin bazı şart ve kuralları değiştirilemez nitelik taşırken, bazıları zamanla değişime uğramaktaydı. Her başa gelen kağan yeni bir töre ilan edermiş. Töre hükümleri değişmez kalıplar olmamıştır.

Bir toplumda ahlak, gelenek, görenek ve ortaklaşa alışkılarca belirlenmiş, benimsenmiş davranışların ve yaşama biçimlerinin, öteden beri uyulan toplumsal kuralların, şu ya da bu konuda var olmuş yollarında tümüdür.

Başka bir ifadeyle İslam öncesi Türkler için töre, devletin anayasasıdır. İslam öncesi Türkler, ''Töre'' kelimesini ''Törü'' olarak telaffuz etmişlerdir. Uygurlara göre ''Törü'' kanun demektir. Göktürkler ise Törü kelimesini devlet kanunları anlamında kullanmışlardır.

Kadim Türklerde töre, hem beşeri hem de ilahi kaynaklı toplumu düzenleyici kurallar manzumesidir. Bir diğer ifadeyle töre olarak bilinen kurallar, Türk boylarının inandığı, terbiye standartlarını sağlamada esas olan ahlaki kurallar ve davranış tarzlarını ifade eden düzenlemelerdir.

Türk Töresinin Özellikleri

1-Yazılı değildir. (sözlüdür)

2-Kulaktan kulağa, nesilden nesile aktarılır.

3-Kağan dâhil herkes uymak zorundadır. (töreye kağan dâhil herkesin uyması hukukun üstünlüğünün kanıtıdır.)

4-Gelenek, görenek, kurultay ve hakan kararlarından oluşur. (törenin gelenek ve göreneklere dayanması Türk devletlerinin teokratik olmadığının kanıtıdır.)

5-Zamanın şartlarına göre kurultay tarafından değiştirilebilir.

6-Törenin değiştirilemeyen maddeleri:

-Adalet (könilik)

-İyilik (uzluk)

-Eşitlik (tüzlük)

-Kişilik (İnsanlık) dir.

7-Töre hükümlerine göre ceza devlet tarafından verilir. (Töreye göre suç işleyenlerin devlet tarafından cezalandırılması özellikle kan davasını da engellemiştir. Ayrıca toplumsal barış ve huzur ortamıyla merkezi otoritenin güçlenmesine fayda sağlamıştır.)

8-Türk töresinde uzun süreli hapis cezaları yoktur. Bu durum göçebe yaşamın doğal sonucudur.

9-Türk töresinde devlete isyan, askerden kaçma, adam öldürme, hırsızlık, tecavüz gibi suçların cezası idamdır.

10-Töreleri uygulayan kişilere yargan, kağanın başkanlık ettiği mahkemeye de yargu denilmiştir.

11-Türk töresi Uygurlar tarafından yazılı hale getirilmiştir.

Yazar Ramazan Ateşin kitaplarından faydalanarak Türk Töresindeki 33 Buyruğu aşağıda gibi yazmak istedim.

1-Tengri (yaratan) Tektir.!

2-Her kim ki Tengri’den kut almak dilerse, başkasına yakarmasın…

3-Bir İl, bir Kağan, bir Tengri…

4-Bir kına iki kılıç girmez…

Bir hatun iki er alamaz ve bir budunda iki töre olmaz…

Töre tektir…

Töre kesin ve keskindir…

Kim ki töreye uya kutlanır…

Kim ki töreye kıya katlanır…

5-Kimse töreden üstün değildir… Dirlik ve birlik için töre budur…

6-Bir çoban sürüsünden, bir er ailesinden, bir Kağan budunundan sorulur…

7-Her er eşine, atına, pusatına sahip çıkacak…

8-Ana babaya ve ataya tazim durulacak…

9-Hısmına sarılacak, komşusunu gözetecek…

10-Er kişi yalan söylemeyecek…

11-Mal çalan, mülk çalan misliyle ödeyecek…

Hesabı ya malıyla ya canıyla sorulacak…

12-Kim ki bir ırza musallat olursa, canından olacak…

13-Her kim olursa olsun haksız, aldatıcı iş tutarsa hesabı hemen sorulacak…

14-Cenkten beri duran ya da kaçan tamuya (cehenneme) uçacak…

15-Aman dileyene kılıç üşürülmeyecek, sığınana arka dönülmeyecek…

16-Başkaldıranın başı alınacak, hak isteyenin hakkı verilecek…

17-Kimse kimseye üstünlük taslamayacak…

Ne ak etin karadan, ne karanın kızıldan, ne kızılın sarıdan farkı olmayacak…

18-Kin ve gururdan uzak olunacak…

19-Mazluma merhamet, zalime azap duyulacak…

20-Zayıfa, yaralıya, çocuğa ve kadına el kaldırılmayacak…

21-Kızı isteyen kağan da olsa, bey de olsa kız istediğine verilecek…

22-Gereksiz yere ağaç kesmeyeceksin. Suyu kirletmeyeceksin.

23-Bilmeyip de bildim demeyeceksin. Bilene danışacaksın.

24-Bugünün işini yarına bırakmayacaksın…

25-Kusur görmeyecek, kusur aramayacaksın…

26-Güçlüyken affet, zayıfken sabret…

27-Yazgına asi olma…

28-Yaptığın iyiliği unut. Yapılan iyiliği unutma…

29-Herkes adaletle iş görecek…

30-Her ne edersen et, yargılanacağını her daim akılda tut…

31-Milletine yaban kalma… İpeğin iyisine, sözün güzeline kanma, onlara boyanma…

32-Kağan odur ki adaleti üstün tutsun, töreyi yaşatsın. Töre yok olursa İl yok olur. İl olmazsa budun kul olur…

33-Ey Türk Oğuz beyleri, ey milletim işitin!

”Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir…”

Titre ve kendine dön! Diyerek, yazar mesajını da vermiştir.

Türk töresi, çocuklara çok küçük yaşlardan başlayan sorumluluk duygusuyla Türk Milletini sevmek üzere düzenlenmiştir.

Devlet hizmetinde, insanların ilişkilerinde millete hizmeti ve insanlara saygıyı esas almıştır.

Kut, Tanrı'nın bağışı idi. Devlet yönetimi için devleti yönetme yetkisinin bir kişiye verilmesi olarak ifade edilmektedir; fakat hükümdarlık, yönetme yetkisi Töre ile sınırlandırılmıştır. Tarihimizi de incelediğimizde Türk Kağanını da ancak Türk Töresini yürütmeleri için tahta çıktıklarını öğreniriz.

Orhun Abideleri de bize binlerce yıllık bilgi ve tecrübe birikimi, feraset ve basiretiyle Türk Milletinin hakkın, hukukun, normun, anayasanın, yasanın, düzenin, nizamın, sistemin, standardın, yönetim şeklinin ve yöneticilerin iyisiyle kötüsünü, doğrusuyla eğrisini çok iyi ayırt edebilen, bir millet olduğunu göstermektedir.

Kaşgarlı Mahmut, Divan-ı Lügati't Türk'te, “Kuş kanadıyla, er atıyla” der ve “At Türk'ün kanadı” ifadesini kullanır. Faruk Nafiz Çamlıbel, “Bin gemle bağlanan yağız at şaha kalkıyor/ Asrın baş eğdi sandığı at şaha kalkıyor.” dizeleriyle, milli mücadelede şahlanan Türk milletini ata benzetir..

Türk Milleti, asırlardır, ona gerçek anlamda değer veren, onu eğitimli, onurlu, karnı tok, sırtı pek, her milletten daha mutlu, huzurlu, üstün, hiç kimseye imrendirmeyecek yöneticilerin hasretini çekmiştir.

Türk töresinde devletin, ilin, ülkenin gerçek sahibi devlet ve devleti yönetenler değil, millettir. Millet devlet için değil, devlet millet için vardır. Devleti yönetenler milletin efendisi değil, hizmetkârıdır. Devletin; milleti kullaştırmaya, kendilerine kul, köle etmeye kalkışmaları Türk Töresine terstir.  Devlet ve devlet adamları millete hizmet için vardırlar. Yöneticilerden beklenen kendi çıkar ve menfaatlerini değil milletin çıkarlarını görüp gözetmek, milletini candan ve gönülden sevmektir. Milleti sevmek de lafla sözle değil, millete hizmetle olur.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.