İrfan Ünver NASRATTINOĞLU
Köşe Yazarı
İrfan Ünver NASRATTINOĞLU
 

HIDRELLEZ KUTLU OLSUN

BAŞKENTTEN SELAM   HIDRELLEZ KUTLU OLSUN             Yeryüzünde bugün, yaklaşık 200 milyon dolayında Türk yaşamaktadır. Birleşmiş Milletler UNESCO teşkilatının tespitine göre, dünyada konuşulan diller arasında Türkçe, beşinci sırada yer almaktadır.             Türkler Asya, Avrupa, Amerika ve Avusturalya kıt’alarına yayılmış; Afrika’da ise derin izler bırakmışlardır. Geniş bir coğrafya üzerinde yaşayan Türk milleti, dünyada var olan bütün dinleri benimsemişlerdir. Çoğunluk Müslümandır ama, Ortodoks Hristiyan, Katolik Hristiyan, Musevî, Budist ve Şamanist Türkler’in sayıları da az değildir.             Her millet gibi, Türkler’in de bahar bayramları vardır. Bu bayramların bir kısmı dinsel içerikli; bazıları ise millî kimlik taşımaktadır. Millî nitelikli bayramların kökeninde Orta Asya Türk gelenekleri vardır. Dinsel içerikli olanlar ise, daha çok inanç sisteminden kaynaklanmaktadır.             Türkler’in iki büyük bahar bayramı vardır. Gerçi dinsel inançlardan kaynaklanan bahar kutlamaları da bulunmaktadır ama, temel nitelikli iki bayram, bütün Türk toplulukları tarafından benimsenmiş ve günümüze kadar yaşatılmıştır.             Geçtiğimiz mart ayında Nevruz Bayramımızı kutladık. 6 Mayıs ise Hıdrellez Bayramımızdır. Çocuk yıllarımızda bu bayramı daha büyük bir coşku ile kutlardık. Örneğin, Nevruz’da olduğu gibi, ateşler yakar, üzerinden atlarken, maniler, türküler söylerdik. Yumurtalar kaynatır, birbirimizle tokuşdururduk. Kimileri merdivenlerden kaleye çıkar, biz de Çavuşbaş mahallesi tarafından tırmanarak, kalenin doruğunda olurduk. Kimileri yüksek sesle; “Ahdım, vakdım, evlencek vaktim!...” gibi tekerlemeler ile kalenin doruklarından kente yüksek sesle bağırırlardı. Ama ben utanır, bunu yapamazdım!...             O sabah başlatan kutlamalar, akşama kadar devam ederdi. O zamanlarda kırsal alanlar, şimdiki gibi, beton yığınlarıyla dolu olmazdı. Örneğin biz, Çavuşbaş mahalleliler, Olucak karşısındaki ve arkasındaki çimenlik alanlarda eğlenirdik. Analarımız, bacılarımız evde yaptıkları, ağzıacık, bükme, haşgeçli pideler yaparlar, Afyonkarahisar mutfağının özgün örneklerinden yemeklerle, ziyafetler çekilirdi…             Hay gidi, günler hey!...             HIDRELLEZ             Türk Dünyası için Hıdrellez  gerçek bir bahar bayramıdır. İnanca göre Hıdır (veya Hızır) ile İlyas (ya da Ellez) iki kutsal kişidir. Hıdır, “ateş”, kızgınlık, coşkunluk, kuvvet, kut demektir. İlyas ise “su”dur.  Türk tefekkürü, ateşi yani sıcaklığı temsil eden Hızır’la, suyu temsil eden İlyas’ı birleştirerek, tabiata can geleceğini düşünmüş ve o yılın bereketli olması için Hızır Nebi’yi karşılama törenleri yapmayı âdet haline getirmiştir.             Hıdır ile İlyas’ın bir 6 mayıs günü biraraya gelmiş oldukları inancıyla, her yıl bu tarihte Hıdrellez, yani bahar bayramı kutlanmaktadır. Zira 6 mayıs baharın başladığı gündür. Anadolu’nun bir çok yerinde, bugün de Hıdrellez gelmeden, bahar gelmiş sayılmamaktadır.             Hıdrellez inancı, Türkler’deki bahar bayramı geleneği ile doğrudan ilgilidir. Diğer yandan Türk inançlarında, Türk destan ve efsanelerinde görüldüğü kadarıyla “Boz atlı Hızır” inancı eski Türk inançlarından “Boz Atlı Yol Tengrisi” yâni “Yol İyesi” ile izah edilebilir. Bu eski Türk inancı, İslâmiyetin kabulünden sonra Hızır Nebi veya Hızır-İlyas (Hıdrellez) inancı olarak karşımıza çıkmaktadır. Halk muhayyilesinde Hızır’dan beklenen şeyler ise darda kalanlara, sıkıntıda olanlara yardım etmesi, insanlara bolluk-bereket bahşetmesi gibi hususlardır.             Bu nedenle halk edebiyatımıza;, “Kul bunalmayınca Hızır yetişmez”, “Hızır gibi yetişti…” gibi atasözleri ve deyimler girmiştir.             Hıdrellez kutlamaları, Türk Dünyasının pek çok bölgesinde yapılmaktadır. Ancak en yaygın kutlamalar, başta Anadolu olmak üzere, Rumeli-Balkanlar ve Kafkasya’da daha yoğun şekilde düzenlenmektedir. Azerbaycan ve Orta Asya’da ise Nevruz, Hıdrellez’in önüne geçmiştir.             Hıdrellez sözü, Türk topluluklarında değişik biçimlerde söylenmektedir. Anadolu ve Kafkasya’da Hıdrellez (veya Hıdırellez); Rumeli ve Balkanlar’da Ederlez, Edirlez, Hıdırles, Hidrellez şeklinde telaffuz edilmektedir.             Hıdrellez, tabiatla birlikte, insanların da kış uykusundan uyandıkları gündür. Kadınlar, Hıdrellez yaklaşırken, evlerinde temizlik yaparlar, duvarlarına badana veya boya sürerler. Bazı ev eşyaları atılıp, yerine yenileri konulur. Böylelikle amaç Hızır Nebi’nin evlerine uğrayıp, onları kutsamasını sağlamaktır. Hıdrellez günü kuzu veya oğlak gibi genç hayvanlar kesilerek yemekler hazırlanır. Bazıları Hıdrellezi karşılamak için oruç tutarlar. Bir önceki gece ağaç dalına çaput bağlanarak niyetler tutulur, adaklar adanır. Ev sahibi olmak isteyenler, bir ev maketi yaparak evin bahçesine koyarlar. Şayet Hızır Nebi o gece onların evini ziyaret ederse, o ev maketini kamçılayacak, sonra da ev isteyenin arzusu gerçekleşecektir. Bekarlar, evlenmeye niyet ederler. Afyonkarahisar’da gençler Kale’ye çıkarak, Kız Kulesi’nin üzerinde; “Ahdım, bahtım; evlenecek vaktim!..” diye bağırırlar. Küçük çocuklar, çimenlerin üzerinde yuvarlanırlar. O esnada Hızır Nebi oradan geçecek olursa, o çocukları kamçılayacak, böylelikle çocuklar çabuk büyüyüp, adam olacaklardır!..             Hıdrellez günü halk yiyecek ve içeceklerini alıp, mesire yerlerine giderek, geç saatlere kadar eğlenir; yenilir içilir, oyunlar oynanarak baharın gelişi coşku içerisinde kutlanır.             Hıdrellezin en önemli özelliği, niyet tutulmasıdır. Genç kızlar, geleceklerini öğrenmek amacıyla topluca çeşmeyi gidip, testilerle su getirirler ve suları, bir çömleğin içine dökerler. Sonra su dolu çömleğe yüzük, küpe vb. gibi birer nişan atarlar. Bunlarla birlikte fesleğen, nâne, şebboy vb. gibi çiçeklerle de çömleği süslerler. Çömlek usulen kilitlenir ve bir gül ağacının dibine konulur. Ertesi gün, çömlek alınır, kilit açılır, sonra 5-6 yaşlarındaki bir erkek çocuğa (veya gözleri bağlanarak kız çocuğa) çömlekteki niyetler çektirilir. Bunlar mâni türünde şiirlerdir. En önemli mâni ise “martifal başı mânisi” dir. Zira oynanan oyunun adı “martifal” dır. Bu mâni kime çıkacak olursa, o yıl, onun dilekleri yerine gelecek demektir. Bu mâni şöyledir:                           Martufal başı mısın?                         Cevahir taşı mısın?                         Gel bir mâni söyleyim                         Cebinde taşır mısın?             Martufal sözü, Türk Dünyasının çeşitli yörelerinde şöylesi sözcüklerle de telaffuz edilmektedir: Mantufar, mantuvar, kartaval, martufar, martofar, mantifar, mentivar, bahtıvar, bahtiyar vb…             Bu gelenek Anadolu’da olduğu gibi, Kosova, Makedonya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya-Moldova vb. gibi ülkelerde yaşayan Türkler’de de aynen uygulanmaktadır. Geleneğin aynen uygulandığı bir Türk topluluğu da Gagauzlar’dır. Gagauz Türkleri Dobruca ve Basarabya’daki Ortodoks inancını benimsemiş olan bizim insanlarımızdır. Onların Oğuz boylarına mensup oldukları pik çok bilim adamı tarafından kabul edilmiş olan bir gerçektir. Diller Türkçe, gelenek ve görenekleri Anadolu Türk’ü ile aynıdır.             Gagauzlar yoğun olarak, Moldova Cumhuriyeti’nin Bucak Bölgesi’nde kurulan “Gagauz Yeri Özerk Bölgesi”nde yaşıyorlar; ama Ukrayna başta olmak üzere, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Kazakistan ve Kafkasya’da yaşayan Gagauzlar da vardır.             Gagauzlar Hıdrellez sözcüğünü, “Ederlez” biçimde söylerler. Gagauz Yeri’nin başkent Komrat’tan sonraki ikinci büyük kenti olan Çadır’ın ana caddesindeki bir işyerinin adı Ederlez’dir.             Gagauz Türklerinin Hıdrellez günü yaptıkları şölenler ise, yukarıda anlattığımız Anadolu Hıdrellez bayramından farksızdır.             Hıdrellez Azerbaycan’da ve Kafkasya’nın irili ufaklı bütün topluluklarında da Türkiye’deki biçimiyle kutlanmaktadır.             Bir başka Hristiyan-Ortodoks Türk topluluğu olan Çuvaşlarda da benzeri kutlamalar yapılmaktadır. Çuvaş Özerk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu çatısı altında bulunan bir cumhuriyet ve Türk Dünyasının parçasıdır. Bunlar eski Bulgar Türklerinin devamıdırlar. Kuşkusuz Gagauzlar gibi, Çuvaşların da gelenek ve göreneklerinde, dinsel etkiler görülmektedir. Ancak hemen vurgulamalıyız ki, dini ibadetlerin uygulanmasında, genel Ortodoks kültürünün yanısıra, kendine özgülük de göze çarpmaktadır.             Bahar bayramlarının kutlanmasında, iklim şartları da gözetilmekte, tarihlerde kaymalar olmaktadır. Buna göre Çuvaşlar da kendi şartlarına göre kutlama yapmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz gibi, bir anlamda Martufal, Mantuvar da denilen Hıdrellez geleneği Çuvaşlarda Nartukan (veya Nartuvan, Nartavan, Nartugan) adıyla kutlanmaktadır. Kutlamalar 25 Aralıkta başlayıp, 7 gün devam etmektedir. Bayramın kutlanılması için, biten yılda yapılan yeni ev seçilmektedir. Ev sahipleri bu törenlere karşı çıkmasın diye gençler, evin inşaatında kollektif olarak çalışmakta ve yapıma yardımcı olmaktadır. Bundan da anlaşılmaktadır ki, Türk imece geleneği Çuvaşlarda da yaşatılmaktadır. İnşa edilen ev Nartukan Pürçe adıyla anılmaktadır. O gün çocuklar geç saatlere kadar eğlenirler, oyunlar oynarlar; “Nartukananaa, Nartukanaaa…” diye bağırarak da başka arkadaşlarını oyunlara katılmaya teşvik ederler. Edirne, Kakava Hıdrellez şenliğinden görünüm             Günümüzde, Hıdrellezi büyük bir coşku ile kutlayan ve düzenlenen programlarla, büyük bir turist akınına maruz kalan tek ilimiz Edirne’dir. Bu ilimizde her yıl Hıdrellez günü ile birlikte düzenlenen Kakava festivali de uluslararası üne ulaşmıştır.  
Ekleme Tarihi: 05 Mayıs 2026 -Salı

HIDRELLEZ KUTLU OLSUN

BAŞKENTTEN SELAM

 

HIDRELLEZ KUTLU OLSUN

            Yeryüzünde bugün, yaklaşık 200 milyon dolayında Türk yaşamaktadır. Birleşmiş Milletler UNESCO teşkilatının tespitine göre, dünyada konuşulan diller arasında Türkçe, beşinci sırada yer almaktadır.

            Türkler Asya, Avrupa, Amerika ve Avusturalya kıt’alarına yayılmış; Afrika’da ise derin izler bırakmışlardır. Geniş bir coğrafya üzerinde yaşayan Türk milleti, dünyada var olan bütün dinleri benimsemişlerdir. Çoğunluk Müslümandır ama, Ortodoks Hristiyan, Katolik Hristiyan, Musevî, Budist ve Şamanist Türkler’in sayıları da az değildir.

            Her millet gibi, Türkler’in de bahar bayramları vardır. Bu bayramların bir kısmı dinsel içerikli; bazıları ise millî kimlik taşımaktadır. Millî nitelikli bayramların kökeninde Orta Asya Türk gelenekleri vardır. Dinsel içerikli olanlar ise, daha çok inanç sisteminden kaynaklanmaktadır.

            Türkler’in iki büyük bahar bayramı vardır. Gerçi dinsel inançlardan kaynaklanan bahar kutlamaları da bulunmaktadır ama, temel nitelikli iki bayram, bütün Türk toplulukları tarafından benimsenmiş ve günümüze kadar yaşatılmıştır.

            Geçtiğimiz mart ayında Nevruz Bayramımızı kutladık. 6 Mayıs ise Hıdrellez Bayramımızdır. Çocuk yıllarımızda bu bayramı daha büyük bir coşku ile kutlardık. Örneğin, Nevruz’da olduğu gibi, ateşler yakar, üzerinden atlarken, maniler, türküler söylerdik. Yumurtalar kaynatır, birbirimizle tokuşdururduk. Kimileri merdivenlerden kaleye çıkar, biz de Çavuşbaş mahallesi tarafından tırmanarak, kalenin doruğunda olurduk. Kimileri yüksek sesle; “Ahdım, vakdım, evlencek vaktim!...” gibi tekerlemeler ile kalenin doruklarından kente yüksek sesle bağırırlardı. Ama ben utanır, bunu yapamazdım!...

            O sabah başlatan kutlamalar, akşama kadar devam ederdi. O zamanlarda kırsal alanlar, şimdiki gibi, beton yığınlarıyla dolu olmazdı. Örneğin biz, Çavuşbaş mahalleliler, Olucak karşısındaki ve arkasındaki çimenlik alanlarda eğlenirdik. Analarımız, bacılarımız evde yaptıkları, ağzıacık, bükme, haşgeçli pideler yaparlar, Afyonkarahisar mutfağının özgün örneklerinden yemeklerle, ziyafetler çekilirdi…

            Hay gidi, günler hey!...

            HIDRELLEZ

            Türk Dünyası için Hıdrellez  gerçek bir bahar bayramıdır. İnanca göre Hıdır (veya Hızır) ile İlyas (ya da Ellez) iki kutsal kişidir. Hıdır, “ateş”, kızgınlık, coşkunluk, kuvvet, kut demektir. İlyas ise “su”dur.  Türk tefekkürü, ateşi yani sıcaklığı temsil eden Hızır’la, suyu temsil eden İlyas’ı birleştirerek, tabiata can geleceğini düşünmüş ve o yılın bereketli olması için Hızır Nebi’yi karşılama törenleri yapmayı âdet haline getirmiştir.

            Hıdır ile İlyas’ın bir 6 mayıs günü biraraya gelmiş oldukları inancıyla, her yıl bu tarihte Hıdrellez, yani bahar bayramı kutlanmaktadır. Zira 6 mayıs baharın başladığı gündür. Anadolu’nun bir çok yerinde, bugün de Hıdrellez gelmeden, bahar gelmiş sayılmamaktadır.

            Hıdrellez inancı, Türkler’deki bahar bayramı geleneği ile doğrudan ilgilidir. Diğer yandan Türk inançlarında, Türk destan ve efsanelerinde görüldüğü kadarıyla “Boz atlı Hızır” inancı eski Türk inançlarından “Boz Atlı Yol Tengrisi” yâni “Yol İyesi” ile izah edilebilir. Bu eski Türk inancı, İslâmiyetin kabulünden sonra Hızır Nebi veya Hızır-İlyas (Hıdrellez) inancı olarak karşımıza çıkmaktadır. Halk muhayyilesinde Hızır’dan beklenen şeyler ise darda kalanlara, sıkıntıda olanlara yardım etmesi, insanlara bolluk-bereket bahşetmesi gibi hususlardır.

            Bu nedenle halk edebiyatımıza;, “Kul bunalmayınca Hızır yetişmez”, “Hızır gibi yetişti…” gibi atasözleri ve deyimler girmiştir.

            Hıdrellez kutlamaları, Türk Dünyasının pek çok bölgesinde yapılmaktadır. Ancak en yaygın kutlamalar, başta Anadolu olmak üzere, Rumeli-Balkanlar ve Kafkasya’da daha yoğun şekilde düzenlenmektedir. Azerbaycan ve Orta Asya’da ise Nevruz, Hıdrellez’in önüne geçmiştir.

            Hıdrellez sözü, Türk topluluklarında değişik biçimlerde söylenmektedir. Anadolu ve Kafkasya’da Hıdrellez (veya Hıdırellez); Rumeli ve Balkanlar’da Ederlez, Edirlez, Hıdırles, Hidrellez şeklinde telaffuz edilmektedir.

            Hıdrellez, tabiatla birlikte, insanların da kış uykusundan uyandıkları gündür. Kadınlar, Hıdrellez yaklaşırken, evlerinde temizlik yaparlar, duvarlarına badana veya boya sürerler. Bazı ev eşyaları atılıp, yerine yenileri konulur. Böylelikle amaç Hızır Nebi’nin evlerine uğrayıp, onları kutsamasını sağlamaktır. Hıdrellez günü kuzu veya oğlak gibi genç hayvanlar kesilerek yemekler hazırlanır. Bazıları Hıdrellezi karşılamak için oruç tutarlar. Bir önceki gece ağaç dalına çaput bağlanarak niyetler tutulur, adaklar adanır. Ev sahibi olmak isteyenler, bir ev maketi yaparak evin bahçesine koyarlar. Şayet Hızır Nebi o gece onların evini ziyaret ederse, o ev maketini kamçılayacak, sonra da ev isteyenin arzusu gerçekleşecektir. Bekarlar, evlenmeye niyet ederler. Afyonkarahisar’da gençler Kale’ye çıkarak, Kız Kulesi’nin üzerinde; “Ahdım, bahtım; evlenecek vaktim!..” diye bağırırlar. Küçük çocuklar, çimenlerin üzerinde yuvarlanırlar. O esnada Hızır Nebi oradan geçecek olursa, o çocukları kamçılayacak, böylelikle çocuklar çabuk büyüyüp, adam olacaklardır!..

            Hıdrellez günü halk yiyecek ve içeceklerini alıp, mesire yerlerine giderek, geç saatlere kadar eğlenir; yenilir içilir, oyunlar oynanarak baharın gelişi coşku içerisinde kutlanır.

            Hıdrellezin en önemli özelliği, niyet tutulmasıdır. Genç kızlar, geleceklerini öğrenmek amacıyla topluca çeşmeyi gidip, testilerle su getirirler ve suları, bir çömleğin içine dökerler. Sonra su dolu çömleğe yüzük, küpe vb. gibi birer nişan atarlar. Bunlarla birlikte fesleğen, nâne, şebboy vb. gibi çiçeklerle de çömleği süslerler. Çömlek usulen kilitlenir ve bir gül ağacının dibine konulur. Ertesi gün, çömlek alınır, kilit açılır, sonra 5-6 yaşlarındaki bir erkek çocuğa (veya gözleri bağlanarak kız çocuğa) çömlekteki niyetler çektirilir. Bunlar mâni türünde şiirlerdir. En önemli mâni ise “martifal başı mânisi” dir. Zira oynanan oyunun adı “martifal” dır. Bu mâni kime çıkacak olursa, o yıl, onun dilekleri yerine gelecek demektir. Bu mâni şöyledir:

 

                        Martufal başı mısın?

                        Cevahir taşı mısın?

                        Gel bir mâni söyleyim

                        Cebinde taşır mısın?

            Martufal sözü, Türk Dünyasının çeşitli yörelerinde şöylesi sözcüklerle de telaffuz edilmektedir: Mantufar, mantuvar, kartaval, martufar, martofar, mantifar, mentivar, bahtıvar, bahtiyar vb…

            Bu gelenek Anadolu’da olduğu gibi, Kosova, Makedonya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya-Moldova vb. gibi ülkelerde yaşayan Türkler’de de aynen uygulanmaktadır. Geleneğin aynen uygulandığı bir Türk topluluğu da Gagauzlar’dır. Gagauz Türkleri Dobruca ve Basarabya’daki Ortodoks inancını benimsemiş olan bizim insanlarımızdır. Onların Oğuz boylarına mensup oldukları pik çok bilim adamı tarafından kabul edilmiş olan bir gerçektir. Diller Türkçe, gelenek ve görenekleri Anadolu Türk’ü ile aynıdır.

            Gagauzlar yoğun olarak, Moldova Cumhuriyeti’nin Bucak Bölgesi’nde kurulan “Gagauz Yeri Özerk Bölgesi”nde yaşıyorlar; ama Ukrayna başta olmak üzere, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Kazakistan ve Kafkasya’da yaşayan Gagauzlar da vardır.

            Gagauzlar Hıdrellez sözcüğünü, “Ederlez” biçimde söylerler. Gagauz Yeri’nin başkent Komrat’tan sonraki ikinci büyük kenti olan Çadır’ın ana caddesindeki bir işyerinin adı Ederlez’dir.             Gagauz Türklerinin Hıdrellez günü yaptıkları şölenler ise, yukarıda anlattığımız Anadolu Hıdrellez bayramından farksızdır.

            Hıdrellez Azerbaycan’da ve Kafkasya’nın irili ufaklı bütün topluluklarında da Türkiye’deki biçimiyle kutlanmaktadır.

            Bir başka Hristiyan-Ortodoks Türk topluluğu olan Çuvaşlarda da benzeri kutlamalar yapılmaktadır. Çuvaş Özerk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu çatısı altında bulunan bir cumhuriyet ve Türk Dünyasının parçasıdır. Bunlar eski Bulgar Türklerinin devamıdırlar. Kuşkusuz Gagauzlar gibi, Çuvaşların da gelenek ve göreneklerinde, dinsel etkiler görülmektedir. Ancak hemen vurgulamalıyız ki, dini ibadetlerin uygulanmasında, genel Ortodoks kültürünün yanısıra, kendine özgülük de göze çarpmaktadır.

            Bahar bayramlarının kutlanmasında, iklim şartları da gözetilmekte, tarihlerde kaymalar olmaktadır. Buna göre Çuvaşlar da kendi şartlarına göre kutlama yapmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz gibi, bir anlamda Martufal, Mantuvar da denilen Hıdrellez geleneği Çuvaşlarda Nartukan (veya Nartuvan, Nartavan, Nartugan) adıyla kutlanmaktadır. Kutlamalar 25 Aralıkta başlayıp, 7 gün devam etmektedir. Bayramın kutlanılması için, biten yılda yapılan yeni ev seçilmektedir. Ev sahipleri bu törenlere karşı çıkmasın diye gençler, evin inşaatında kollektif olarak çalışmakta ve yapıma yardımcı olmaktadır. Bundan da anlaşılmaktadır ki, Türk imece geleneği Çuvaşlarda da yaşatılmaktadır. İnşa edilen ev Nartukan Pürçe adıyla anılmaktadır. O gün çocuklar geç saatlere kadar eğlenirler, oyunlar oynarlar; “Nartukananaa, Nartukanaaa…” diye bağırarak da başka arkadaşlarını oyunlara katılmaya teşvik ederler.

Edirne, Kakava Hıdrellez şenliğinden görünüm

            Günümüzde, Hıdrellezi büyük bir coşku ile kutlayan ve düzenlenen programlarla, büyük bir turist akınına maruz kalan tek ilimiz Edirne’dir. Bu ilimizde her yıl Hıdrellez günü ile birlikte düzenlenen Kakava festivali de uluslararası üne ulaşmıştır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.