BAŞKENTTEN SELAM
BU RUMLAR HİÇ AKILLANMAYACAKLAR MI?..
Son günlerde Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeler üzerine, Kıbrıs Adası’ndaki İngiltere’ye ait egemen üs bölgesi Ağrotur’a yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırıları olmuştur.
1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuruluşunu sağlayan Londra ve Zürih Anlaşmaları gereğince, Akrotiri ve Dikelya bölgeleri İngiltere’nin egemen toprakları statüsünde olup, bu alanlar Birleşik Krallık egemenliğine tabidir ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)’nin yetki alanı dışında kalmaktadır. Dolayısı ile saldırıların doğrudan bu egemen İngiliz üssüne yöneliktir.
Buna karşın, Avrupa Birliği (AB) yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda, GKRY’ye yönelik dayanışma ve destek ifadeleri kullanılmıştır. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, olay sonrasında yaptığı açıklamada, GKRY hedef alınmamış olsa da herhangi bir tehdide karşı üye devletlerimizle kolektif, kararlı ve kesin bir şekilde yan yana olduklarını beyan etmiştir. Bu tür ifadeler, AB’nin üye devletlerin güvenliğine yönelik genel dayanışma ilkesini yansıtmaktadır.
Ancak, Kıbrıs Adası’nın tamamı GKRY’nde olmadığı gibi, söz konusu üsleri İngiltere’ye bağlıdır ve bu ülke de AB’ne bağlı değildir. Dolayısıyla, son günlerde kimi siyasilerin Kıbrıs Adası ile ilgili ahkâmlarda bulunmaları, abesle iştigaldir…
Esasen bu konuda herekete geçme gafletinde bulunan Yunan-Rum tarafının, bulanık suda balık avlama gayret ve heyecanı salt Kıbrıs’la ilgili değildir.
Yunanistan, sözde kurallara dayalı uluslararası düzenin yerini yeni bir dünya düzensizliğine bıraktığı içinde bulunduğumuz dönemde, Oniki Adalar’da yer alan silahsızlandırılmış statüde bir ada olan Karpathos'a Patriot füzeleri konuşlandırmıştır. Oysa ki Ege Adalarının askerden arındırılmasına ilişkin uluslararası antlaşmalar vardır. 1923 Lozan Antlaşması, Doğu Ege'deki Yunan adalarının statüsünü düzenler, 1936 Montrö Konvansiyon, ve Türkiye'nin taraf bile olmadığı 1947 Paris Barış Antlaşması gereğince Yunanistan kafasına göre böylesi emrivakide bulunamaz ve bunu yapmaya devam ederse, başına geleceklere de hazır olmalıdır!...
Bizim Afyonkarahisar ağzında şöyle bir deyim vardır: “Bu adam çok şirnidi, başına bir gelecek var galiba?!...”
Bu son olup-bittiler ile ilgili olarak Dışişleri Bakanlığımız’dan şu açıklama yapılmıştır:
“Son günlerde Ege Adaları'nın Silahsızlandırılmış Statüsü'nün hilafına yapılan açıklamaları gayriciddi, talihsiz ve zamansız buluyoruz. 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması çerçevesinde gayri askeri statü altına alınan Doğu Ege Adaları ve Oniki Adaların objektif hukuki statüsünde tartışmaya açık bir husus bulunmamaktadır. Hal böyleyken, bölgemizde yaşanan son gelişmeleri fırsata çevirmek isteyen ve her vesileyle NATO müttefikimiz Yunanistan'la ikili ilişkilerimizi zehirlemeye gayret gösteren bazı çevrelerin yeni bir oldu bitti teşebbüsünde bulunmaları esasen şaşırtıcı değildir... oldu bittilere izin vermeyeceğimizi bu vesileyle tekrar hatırlatıyor…”
Ülkemiz Birleşmiş Milletler (BM)’e yaptığı bildirimde Yunanistan'ın antlaşma yükümlülüklerini sürekli olarak ihlal etmesinin ciddi bir güvenlik tehdidi olduğunu vurgulamıştır. Fakat, o tarihteki Yunanistan Dışişleri Bakanı, bugün de Savunma Bakanı olan Dendias, yaptığı açıklamalarda, silahsızlandırma yükümlülüklerinin çerçevelendiği tarihi ve hukuki bağlamı göz ardı ederek Türkiye'nin bu silahsızlandırma yükümlülüklerinden doğan haklarını inkâr etme girişiminde bulunmasına rağmen, askerden arındırma rejiminin varlığını da kabul etmiştir.
Yunanistan'ın Ege Adaları'nı silahlandırmasının ve Adalarda askeri Birlikler konuşlandırmasının hukuki, siyasi, diplomatik ve askeri boyutları bugüne kadar defalarca ayrıntılı olarak incelenmiştir. Dışişleri Bakanlığımızın da defalarca belirttiği gibi, 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşması uyarınca daimi silahsızlandırılmış statü altında olan Doğu Ege Adaları ve Oniki Adalar'ın objektif hukuki statüsü tartışmaya açık değildir. Bu gerçeği Yunanistan’ın akılsız yöneticileri de biliyorlar ama ne yazık ki, araya girip de bu gerçeği Yunan tarafına anlatma zahmetine katılmayan, BM ve AB yönetimlerine de sitemimiz artmaktadır!...

1974 Barış Harekatını anlatan gazete
Türkiye Cumhuriyeti, Yunanistan'ın hukuken bağlayıcı uluslararası anlaşmaları hiçe saymasına karşılık olarak, sürekli ve ısrarlı biçimde "ısrarcı itirazcı" sıfatıyla amacını resmi olarak kayıt altına aldırmaktadır. Yunanistan'ın hukuken bağlayıcı kurallara aykırı olarak kendi keyfi normlarını oluşturma girişimlerine yönelik bu ısrarlı ve tutarlı itirazlarla Türkiye, dünyaya sadece hukukun üstünlüğünü hatırlatmakla kalmamakta, aynı zamanda kurallara dayalı uluslararası ilişkilerin temel gerekliliklerini de yerine getirmektedir. Türkiye ve Yunanistan'ın içinde bulunduğu bölgede, bu tür hataların felaket sonuçlar doğurduğu bazı örnekler vardır. Bölgemiz esasen yeterince felaket yaşamıştır. Bazen iç siyasi hırslarla hareket ederek mevcut felaketlere daha fazlasını eklemek isteyenlere hayır demenin zamanı gelmiştir.
Öte yandan Yunanistan, sözde kurallara dayalı uluslararası düzenin yerini yeni bir dünya düzensizliğine bıraktığı içinde bulunduğumuz dönemde, Onikiadalar ile ilgili silahsızlandırılmış statüde bir ada olan Karpathos'a Patriot füzeleri konuşlandırmıştır. Yunanistan, uluslararası antlaşmaların yasal olarak bağlayıcı hükümlerini ihlal eden bu hukuka aykırı eylemi, Orta Doğu'daki gerilimleri ve Kıbrıs adasındaki İngiliz Akrotiri üssüne yapılan insansız hava aracı saldırısını gerekçe göstererek haklı çıkarmaya çalışmaktadır.
***
Geçtiğimiz günlerde GKRY Baf' kentinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis üçlü bir zirve toplantısı yaparak “Kıbrıs'a saldıran Avrupa'ya saldırmış sayılır” falan gibi bir takım saçma kelam etmişler!...
Yahu Kıbrıs’a kim saldıracak? Neden saldıracak?
Kıbrıs Rumlarının Cumhurbaşkanı Hristodulidis: 'Kıbrıs'ın güvenliği Avrupa'nın güvenliği demektir' gibi anlamsız ve saçma bir söz söylemiş.
Fransız uçak gemisi Charles de Gaulle'ün adaya çok yakın bir konumda olduğunu belirten Macron da Fransa'nın Kıbrıs'ın yanında durmaya devam edeceğini söylemiş. Lübnan'daki durumun da son derece endişe verici olduğunu kaydeden Macron, "İsrail'in durması için Hizbullah saldırılarını durdurmalıdır. Lübnan halkıyla dayanışma içindeyiz" demiş.

Askerlerimiz havadan ve denizden Kıbrıs’a çıktılar
Bu üçlü zirvenin ABD-İsrail ve İran arasında cereyan etmekte olan savaş ile ilgili olduğuna kuşku yoktur. Ancak, Türkiye’miz için yukarıda sözünü ettiğim, Ege Adalarının silahlandırılması konusu Kıbrıs konusundan daha önemlidir. Elbette Kıbrıs’a konuşlandırılan silah ve cephane bizi doğrudan ilgilendirmektedir.
İşte sözün burasında gerek Miçotakis’e, gerekse Hristodulidis’e Türkiye ile Yunanistan ve Kıbrıs tarihi ilişkilerini bir kez daha okuyup öğrenmelerini salık veririm. Böylelikle, “aman bir tokat daha yemeyelim diye belki akıllarını başlarına toplarlar!.. Yahu bu Rumlar hiç akıllanmayacaklar mı acaba?...

