BAŞKENTTEN SELAM
Silifke Sevdalısı Bir Şair-Siyasetçi OSMAN ATTİLA
(48. Ölüm Yıldönümünde Anarken)
Silifke’mizde, Dünya çapında festivallerin düzenlendiği yıllarda, çok değerli ve renkli simaler gelir, halkımızın arasına katılarak, yeni dostluklar oluşurdu. İşte bunlardan birisi de, Merhum Özcan Seyhan Hocamızın çok sevdiği, Silifke’yi yöneten zevatın saygı duydukları Şair, yazar ve siyasetçi Osman Attilâ idi. Birkaç Silifke Festivali’nin açılış törenlerinde, kürsüye davet edilir ve şu şiirini okurdu:
YİĞİT OBASINA SİLİFKE DERLER
Çıktık Toros’lara, indik aşağı,
Kuşanmış yamaçlar yeşil kuşağı
Millet sevdalısı, vatan uşağı
Akdeniz’e yele yele ulaştık.
Eski çağlar yerin iniltisinde
Dağlar üzüngili kayalar zinde!...
Zaman uyuyordu çamlar sisinde
Silifke’ye güle güle ulaştık.
Göksu sakin akar, deniz curcuna
Karadan, denizden çık Taşucu’na
İlk hızla tırmandık Kale Burcuna
Terimizi sile sile ulaştık.
Toroslar boyunca kar çiçekleri,
Portakal bahçesi, nar çiçekleri
Zakkumlara bakar yâr çiçekleri
Dalyan’ına bile bile ulaştık.
Göyü mavi denizlere bürünen,
Toprağı var yalınayak yürünen.
Atatürk’tü dört bir yanda görünen
Silifke’ye kule kule ulaştık.
Yıkanıp Göksu’da çıktık temize,
Bir gönül kaptırdık Silifke’mize.
Osman Attilâ, 1922 yılında Afyonkarahisar’da doğdu. Afyon Lisesi’nde öğrenimini sürdürürken, Haber Gazetesi’nde baş mürettip olan ağabeyinin yanında çalışmaya başladı. Daha sonra CHP Afyon İl Merkezinde ve Halkevi’nde çalıştı.
Lise öğreniminden sonra, bir süre Sivas’ta Demiryollarında çalıştıktan sonra, Ankara’ya giderek, Zirai Kombinada göreve başladı. O arada Ahmet Kutsi Tecer ve Behçet Kemal Çağlar gibi, zamanın ünlü şair ve fikir adamlarıyla tanıştı. 1940-41 yıllarında MTA’da çalıştıktan sonra, Tecer’in aracılığı ile, Ülkü Dergisi’nde çalışmaya başladı.
1942-45 yılları arasında askerlik görevini ifa eden Attilâ, Afyonkarahisar’a dönerek, Taşpınar Dergisi yönetiminde yer aldı. 1948’de tekrar Ankara’ya gitti ve Tarım Bakanlığı’nda memuriyete başladı. Burada bir süre, yayın şefliği yaptıktan sonra, 1963 yılında Ankara Üniversitesi Basımevine Müdür Yardımcısı olarak atandı.
1965 yılında Adalet Partisi listesinden milletvekili seçildi ve 4 yıl süreyle, parlamentoda, Afyonkarahisar’ı temsil etti. 1970’de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Basın Müşavirliğine atandı. 1986’da Kültür Bakanlığı’na geçti ve orada da aynı görevi yaptı.
Osman Attilâ, birkaç kez yüksek tansiyon krizi geçirdi. Son krizden sonra hastaneye yatırıldığında sarılık olduğu da ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde titizlikle tedavi görmekte iken, kurtarılamayarak, 20 Nisan 1978 tarihinde vefat etti.
Yaptıkları
Osman Attilâ, gerek milletvekilliği süresince, gerekse milletvekilliğinden önce ve sonra, Afyonkarahisar ve hemşehrilerimizin sorunlarıyla, candan ilgilendi. Evi, kendi deyimiyle, tüm Afyonkarahisarlılar için, “Meccani Palas”idi. Aldığı aylıklarla da hemşehrilerine, çay-kahve ve yemek ısmarladığına tanık olmuşumdur.
Afyon Gedik Ahmet Paşa Kütüphanesi, Osman Attilâ’nın, çabalarıyla inşaa edilmiştir.
Afyon Gar önündeki Ali Çetinkaya büstünü yaptırıp, oraya koyduran Osman Attilâ’dır.
Türk Kooperatifçilik hareketinin gelişmesine büyük katkısı olan 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun hazırlanmasında, büyük emeği geçmiştir. Bu kanun teklifi, Yüce Meclise, o tarihte Milletvekili olan Osman Attilâ’nın imzasıyla verilmiştir.

Foto sağdan: Osman Attilâ. Şair Orhan Şaik Gökyay ve İ.Ü.Nasrattınoğlu
Uzun yıllar, Türk Kooperatifçilik Kurumu’nun Yönetim Kurulu üyeliğini yapmış ve bu süre içinde, Atatürk’ün Silifke’de kurdurduğu, ilk Tarım Kredi Kooperatifi’ne, “Atatürk” adının verilmesi, onun sürekli çabalarıyla gerçekleşmiştir. Silifke’nin merkezindeki o kooperatifin tabelasında aynen şu yazılıydı: “Silifke Tekir Çiftliği Atatürk Tarım Kredi Kooperatifi” . Sonra bir Silifke seyahatimde kooperatifin adındaki “Atatürk” sözcüğü silinmiş olduğunu görmüş ve çok üzülmüştüm!...
Osman Attilâ bir folklor araştırmacısıdır. Türk folkloru ve Afyonkarahisar folkloru ile ilgili, milli ve milletlerarası seviyedeki bilimsel toplantılarda, bildiriler sunmuştur. Özellikle türkü konusu üzerinde çalışan Attilâ, Afyon türkülerinin de derli toplu bir biçimde yayımlanmasını sağlamıştır. Onun “Biz içimizi türkülere dökmüşüz” sözü bugün, TRT radyolarının sloganı olmuştur.
Osman Attilâ, iyi bir şairdir. Türk Edebiyatı tarihine, adı silinmeyecek bir şekilde yazılmış, şiirleri bütün antolojilerde yer almıştır. O aynı zamanda güçlü bir yazardır. Ülkemizde yayımlanan birçok dergi ve gazetelerde, sayısız yazıları yayımlanan Attilâ’nın, kitap bütünlüğünde yayımlanmış eserleri şunlardır:
İnaz Köyü Öğretmeni Hasan Koçak’ın Türküsü (1945)
Sabahleyin, (Şiirler, 1950)
Memleket Şiirleri-Yurt Güldestesi, (1950, 1959, 1964)
Güpegündüz (Şiirler, 1956)
Afyonkarahisar Türküleri , (1957, 1966)
Baştanbaşa, (Şiirler,1959)
Atatürk 30 Ağustos’u Anlatıyor –Söylevler, (1960)
Türk Kahramanlık Şiiri Antolojisi, (1967)
Atatürk ve Büyük Zafer, (1972)
Gözlerimin Söylettiği – Bütün Şiirleri, (1973)
Osman Attilâ sağlığında ve ölümünden sonra hakkında, çok yazılan bir kişidir. Özellikle ölümünden sonra, şair dostları onun için birçok ağıtlar yazdılar. Salt bu şiirler derlenip yayınlansa, bağımsız bir güldeste ortaya çıkar. Ben şimdilik bu kadarla yetinerek, gençlerimize, Osman Attilâ’nın kimliği hakkında, yüzeysel de olsa, bilgi sunmaya çalıştım. Sözlerimi onun, “Böğrek Gözlüm” başlıklı, çok güzel bir şiiri ile noktalamak istiyorum:
Deli bakma böğrek gözlüm
Gönlün gözünden taşıyor
Sürmelim, anadan nazlım
Etme, tebdilim şaşıyor.
Herkes güzelliği özler;
Kimde var, bu böğrek gözler?
Dudağından inen sözler
Sonradan bende yaşıyor.
Bak başımda zaman zaman
Dağda değil, yerde duman
Bir de sen çiğneme, aman!
Derdim başımdan aşıyor.
Merhum Attilâ, çok iyi bir insandı. Kendisine kötülük etmek isteyenlere bile iyilik ederdi. Milletvekilliğinden ayrıldıktan sonra, Afyonkarahisar’dan Ankara’ya gelen hemşehrilerinin önlerine düşer, onların sorunlarını çözmeye çalışırdı. Asildi, gururlu ve onurluydu.
Sık sık görüşmemize rağmen, bayramlarda birbirimize, kutlama mesajları yazardık. 22 Aralık 1977 tarihinde bana gönderdiği son tebrik mektubu aynen şöyleydi:
“Can kardeşimin, üstün başarılarını, 1978’de diler, gözlerinden öperim.
Evcek mutluluk ve sağlıklar temenni ederiz…”
Osman Attilâ, Atatürk’ü ve Ali Çetinkaya’yı çok severdi…hoşgörü sahibiydi, Memleket sevdalısıydı, milliyetçiydi…Ve dini bütün bir Müslümandı. “Bir evimiz olacaktı kerpiçten” başlıklı şiirinde;
“Besmeleyle açılırdı kapımız
Besmeleyle dolardı testi, güğüm.”
Derken, inancını vurgulamıştı. Yüce dinimizin gereklerini, şiirlerinde dize dize işlerdi. Çok sevilen ve bilinen “Sabahleyin” şiirindeki şu dizeler de aynı mealdeydi:
“Çok şükür sabaha çıktım,
Yine dünyadayım demek;
Çok şükür sabaha çıktım
Yeni rüyadayım demek.”
Değerli ağabeyime, bu anma vesilesiyle, bir kez daha Allah’tan Rahmet diliyorum.
