BAŞKENTTEN SELAM
İRAN’IN BAŞINA GELENLER
Mahalle arkadaşlarıyla sokaktan oynayan çocuklardan birisi fazla şımarıklık eder, arkadaşlarına huzursuzluk verirse, mahalledeki büyüklerden birisi, “çok şımardı, başına bir gelecek var” derlerdi. Şımaran çocuk da ya birisinden dayak yerdi, ya da düşüp bir yerlerini incitir, hatta kırardı!...
İran’da olup bitenler, Hamaney’in ve bir dizi İranlı yöneticilerin öldürülmeleri bana bu mahalle deyimlerini hatırlattı.
Birkaç yıldan bu yana İsrail’de cereyen eden olaylar, herkesten çok, biz Türkleri üzüyor ve başta Netanyahu olmak üzere, İsrail yönetimini protesto ediyor, kınıyorduk. Hatta İsrail yönetiminin ülkesindeki Müslüman halka acımasız davranışları üzerine, Dünya kamuoyu da onları suçluyor, Dünyanın dikkatlerini İsrail’e yöneltiyorduk. Milletimiz kötü duruma düşen insanlara yiyecek, içecek ve giyecek yardımı yapıyordu. Kimi yurttaşlarımız, çeşitli mekânlarda, İsrail yönetimi aleyhinde gösterilerde bulunuyorlardı.
Oysa Dünyanın bütün ülkelerinin ve Türkiye’de de bir bölük yurttaşımızın bildikleri bir gerçek vardı ki, İsrail’in arkasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) vardı ve Dünyanın jandarmalığına soyunmuş olan bu ülkeyi yönetenler kimi zaman doğrudan, kimi zaman da dolaylı olarak, İsrail’e el uzatan, bize el uzatmış demektir, demek suretiyle, açıkça tehditler savuruyorlardı.
Ve İsrail yönetiminin provakasyonları sonunda, İran İsrail’i dövmeye kalkınca, başına neler geldi, neler!...
Prof. Dr. Selçuk Duman diyor ki;
“İran’da Molla rejiminin halka maliyeti 47 yıldır çok ağır oldu. Özellikle Ali Hamaney’in başa geçme süreci ile birlikte tüm yetkiler Dini liderde toplanmış ve Devrim Muhafızları ve diğer istihbarat ağları marifeti ile ülke dışına çıkan İranlıların muhalif söylemlerine bile tahammül edilmeyerek onların İran’daki ailelerine işkence yapacak kadar pervasız davranıldı.
Kadınlar konusunda fatura tartışmasız çok ağır oldu.
Tüm bu gerçekler bir tarafa, elbette İran’a yönelik müdahale bir tarafa.
Burada önemli olan İran halkının ülkelerinin daha fazla yıpranmasına izin vermeden demokratik bir rejime geçmek için risk almaları gerekmektedir.
Bunu yaparlarsa bir taraftan Teokratik Diktatörlükten kurtulurlar. Diğer taraftan emperyalizmin acımasız uygulamalarından kurtulurlar.
Yani kendi kaderlerine, kendi ülkelerinin geleceğine ve ülkelerinin kaynaklarının kullanımına kendileri karar verirler. Yoksa Irak, Suriye ve Lübnan örneğinde olduğu gibi kontrolü emperyalizme verirler. Karar İran halkının.”
***
Maalesef korkularak beklenilen olmuş ve İran’ın bir numaralı lideri Ayetullah Ali Hamaney şehit edilmiştir!...
İran’ın içindeki hainlerin İsrail istihbaratına verdikleri bilgilerle, ilk etapta öldürülen Hamaney, Türk’tür. Azerbaycan Türkü… İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da Türk’tür. Ama İran sisteminde, Devletin en üst makamında Dini Lider oturmaktadır. Şimdi İran yeni Dini Liderini seçecektir. Ama İran’da önümüzdeki günlerde neyin, nasıl olacağını bilen insan sayısı yok denecek kadar çoktur.

ABD’nin şehit ettiği Ayetullah Ali Hamaney
Şah rejiminin sona ermesinden sonra İran’da başlayan yönetim biçimine uygun olarak, Hamaney’in vefatını müteakip, Devlet yönetimini oluşturan güç, hemen bir “Geçici Liderlik Konseyi” kurmuş ve bu konsey de; Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Adalet Bakanı Gulam Hüseyin Muhsini ve bir Din Adamı olan Ali Rıza Arafi’den oluşmuştur.
Benim şahsi arzum odur ki, komşumuz İran’da demokratik bir sistem kurulsun. Zira benim
bildiğim ve tanıdığım İran’da maalesef demokrasinin d’si bile yoktur.
***
İran’ı yönetenler, Türkiye’deki çağdaş gelişmelerden rahatsız oluyorlardı. Bu neden iledir ki, Türkiye’den İran’a giden insanlara dost gözüyle bakmıyorlardı. Türkiye Demokratik bir Atatürk Cumhuriyeti idi ve Büyük Önder’in ilke ve inkılapları doğrultusunda bir yönetim biçimi vardı ve bizim insanımız, İslâm dinine inanmakla birlikte laik bir düşünce tarzını benimsiyordu. Ama İran çok katı kurallarla yönetilen bir ülke idi. Dini inanç sistemi de Türkiye’den farklı idi!...
İran’da kadın özgür değildi. Özellikle genç kızlar büyük baskılara maruz kalıyorlardı. Örneğin başları sam-sıkı bağlı olan kızlar, İran’dan başka bir ülkeye uçar iken, uçak havalanır havalanmaz, başlarındaki örtüleri çıkarıp, saçlarını tarayıp, makyajlarını yineliyorlar ve başlarını açıyorlardı…
Şimdi İran’da büyük bir sarsıntı oldu! ABD-İsrail ikilisiyle savaşıyorlar. İnşallah, daha fazla kan dökülmeden ve maddi zararlara da uğramadan savaş sonlandırılır. Ama İran’ın geleceğine yönelik bir şeyler olur mu? Bunu da zamanla göreceğiz. İnşallah tez zamanda İran’da da, Türkiye örneği bir sistem oluşturularak, halkın arzusu doğrultusunda bir yaşama biçimi oluşturulabilir.
Bugün İran’da Azeriler, Türkmenler, Kaşkay, Özbekler, Kazaklar, Halaçlar, Horasan Türkleri, Sungurlar, Ebiverdiler, Karapapaklar, Karayiler, vb. gibi büyük Türk toplulukları vardır. Türklerin hepsinin toplam nüfusu, İran’daki Acem-Fars topluluklarından daha fazladır. Esasen, tarih içerisinde de, İran’ı, Türkler’in yönetmiş oldukları bilinen tarihi gerçeklerdendir. Bu nedenledir ki, Türkiye’nin, Türkiye’yi yönetenlerin ve tüm Türkiye halkının ve hatta Türkiye dışında yaşayan milyonlarca Türk kökenli insanların, İran’da olup bitenlerden büyük üzüntü duymuş olduklarına kuşku yoktur.
Türk bu nedenlerden dolayı, Türk Milleti ve Ülke olarak, ABD emperyalizmine güçlü bir DUR! Dememiz gerekmektedir. Bir avuç İsrail Yahudisinin ya da ABD içinde yaşayan Yahudi Lobisinin hatırı için daha fazla soydaşımızın, Müslüman kardeşimizin ve kapo komşumuz bir Ülkenin haksız yere tehdit edilmesine karşı çıkılmasının gerekli olduğuna inanıyorum.
Bu yazıya noktayı koyacağım sırada, birçok haber ajansının yaydığı haberlere göre, bir yandan ABD-İsrail, öte yandan İran, çeşitli bölgelere bombalar yağdırıyorlardı. Her tarafta çoğu çocuk olan insanlar öldürülüyorlardı!...
Yazık, çok yazık…
