Esma DEVECİ
Köşe Yazarı
Esma DEVECİ
 

KEKLİK

Keklik Günümüzde resimlerde galan Alakeklik’in Akdeniz’in Taşeli yöresinde özel bir yeri ve kıymeti vardır. Günlük yaşantımızın hemen her anında kekliği bulmak mümkündür. Toros Dağlarına bir anda hıçkırıklarıyla (cesur kekliğin öterken çıkardığı ses) gendini gösteriverir. Kekliğin dağlardaki solo ve koro seslerini artık duyamaz olduk. Bugün gittikçe nesli tükenen, yıllar önce oba çadırlarında, ev geçmez olan keklik kafesi, çadırın vazgeçilmez aile fertleri olmuştur. Aileden biri sayılacak gadar benimsenmiş, sevgi ile ayırt edilemeyecek gadar sevilmiş, sevgilinin yürüyüşü kekliğin sekişine, elinin kınası kekliğin kınasına, sürmesi sürmesine benzetilmiş. Analar çocuklarını severler, sevdiklerini “kekliğim, palazım, pırlangıcım (yavrunun yumurtadan çıkışının 15-20 gün içindeki durumu) diyerek sever. Böylesine insan hayatında benimsenerek sevilen keklik, düğünlere, bayramlara, özel günlere girmez mi? Elbette girer. Onun adına oyunlar düzenlenir, türküler yakılır, şiir yazılır. Acılar içinde kıvranan ağıtlarına, aşına katar kekliğini. Silifke folkloründe büyük önemi ve yeri vardır. Yayla yollarında göç gatar gatar Eşinden ayrılmış bir palaz öter Ötme palaz ötme seni dutallar Dutallar da dar gafese gatallar *** Türkülerimizde kekliksiz olmaz, Taşeli yöresi türkülerinden bir dörtlük: Sarı yaylam seni yaylayamadım gar iken Yavru palazında avlayamadım tor iken Sende bu güzellik bende bu gençlik var iken Alırım ahtımı goymam yar sende. Keklikle söyleşi: Taşeli yöresinde yaşlı bir ağa, sabah kekliğiyle dağa çıkar, kekliğini kurar (kafes kekliğini av mahalline götürüp dağ kekliği ile ötüştürmek) kurakta ses çıkarmayan kekliğine sinirlenir, alır çiftçisi olan Mustafa ile Sökün Köyü’nden Veli Ağa’daki topal dişiye gönderir. Getirir kekliği, tekrar kurarlar, öyle bir öter ki, ağa bundan öyle keyif alır. Ben anlarım dişilerin, erkeklerin dilinden der. -Dişi keklik öterek duyuruyor sesini erkeğe -Ağa çiftçiye soruyor, ne diyor bu? Bilmem. Hani bu dağın eli yok mu bu dağın eli yok mu diye 3 defa tekrarlıyor. -Erkek keklik dağdan sesleniyor, işte ben varım, işte ben varım diye sesini duyuruyor. Ağa çiftçiye yine sorar anladın mı? Yok. -Dişi keklik geliver de göreyim, geliver de göreyim diyor. Erkek kanatlarını açarak uçar gelir dişinin yanına, ağzıyla çöpleri alır atar, deşinir, tozdurur gendini gösterir sevdiğine, öter erkekçe, hıçkırıklarıyla anlatır sevgisini sevdiğine. -Dişi atta bir göreyim diyor ağaya, atta bir göreyim diye yalvarır. Silahı ağa bir atar ki erkek keklik yarayı alarak yatıyor yerlere, ayakları havada bir gelip bir gidiyor. -Ağa bu ne yapıyor? Nalet şeytan kör şeytan, nalet şeytan kör şeytan işte böyle anlattı.  
Ekleme Tarihi: 04 Şubat 2026 -Çarşamba

KEKLİK

Keklik

Günümüzde resimlerde galan Alakeklik’in Akdeniz’in Taşeli yöresinde özel bir yeri ve kıymeti vardır. Günlük yaşantımızın hemen her anında kekliği bulmak mümkündür.

Toros Dağlarına bir anda hıçkırıklarıyla (cesur kekliğin öterken çıkardığı ses) gendini gösteriverir. Kekliğin dağlardaki solo ve koro seslerini artık duyamaz olduk. Bugün gittikçe nesli tükenen, yıllar önce oba çadırlarında, ev geçmez olan keklik kafesi, çadırın vazgeçilmez aile fertleri olmuştur. Aileden biri sayılacak gadar benimsenmiş, sevgi ile ayırt edilemeyecek gadar sevilmiş, sevgilinin yürüyüşü kekliğin sekişine, elinin kınası kekliğin kınasına, sürmesi sürmesine benzetilmiş. Analar çocuklarını severler, sevdiklerini “kekliğim, palazım, pırlangıcım (yavrunun yumurtadan çıkışının 15-20 gün içindeki durumu) diyerek sever.

Böylesine insan hayatında benimsenerek sevilen keklik, düğünlere, bayramlara, özel günlere girmez mi? Elbette girer. Onun adına oyunlar düzenlenir, türküler yakılır, şiir yazılır. Acılar içinde kıvranan ağıtlarına, aşına katar kekliğini. Silifke folkloründe büyük önemi ve yeri vardır.

Yayla yollarında göç gatar gatar

Eşinden ayrılmış bir palaz öter

Ötme palaz ötme seni dutallar

Dutallar da dar gafese gatallar

***

Türkülerimizde kekliksiz olmaz, Taşeli yöresi türkülerinden bir dörtlük:

Sarı yaylam seni yaylayamadım gar iken

Yavru palazında avlayamadım tor iken

Sende bu güzellik bende bu gençlik var iken

Alırım ahtımı goymam yar sende.

Keklikle söyleşi: Taşeli yöresinde yaşlı bir ağa, sabah kekliğiyle dağa çıkar, kekliğini kurar (kafes kekliğini av mahalline götürüp dağ kekliği ile ötüştürmek) kurakta ses çıkarmayan kekliğine sinirlenir, alır çiftçisi olan Mustafa ile Sökün Köyü’nden Veli Ağa’daki topal dişiye gönderir.

Getirir kekliği, tekrar kurarlar, öyle bir öter ki, ağa bundan öyle keyif alır. Ben anlarım dişilerin, erkeklerin dilinden der.

-Dişi keklik öterek duyuruyor sesini erkeğe

-Ağa çiftçiye soruyor, ne diyor bu? Bilmem. Hani bu dağın eli yok mu bu dağın eli yok mu diye 3 defa tekrarlıyor.

-Erkek keklik dağdan sesleniyor, işte ben varım, işte ben varım diye sesini duyuruyor. Ağa çiftçiye yine sorar anladın mı? Yok.

-Dişi keklik geliver de göreyim, geliver de göreyim diyor. Erkek kanatlarını açarak uçar gelir dişinin yanına, ağzıyla çöpleri alır atar, deşinir, tozdurur gendini gösterir sevdiğine, öter erkekçe, hıçkırıklarıyla anlatır sevgisini sevdiğine.

-Dişi atta bir göreyim diyor ağaya, atta bir göreyim diye yalvarır. Silahı ağa bir atar ki erkek keklik yarayı alarak yatıyor yerlere, ayakları havada bir gelip bir gidiyor.

-Ağa bu ne yapıyor? Nalet şeytan kör şeytan, nalet şeytan kör şeytan işte böyle anlattı.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.