Kahveyi Yörüğe Yaptır
Yörüğün yaşamında kahvenin yeri ve önemi bir başkadır.
Yörük için kahvenin ayrı bir yeri vardır. Onlar kahveyi çekilmiş olarak almazlar. Bunun için düzenli bir takımları vardır.
Kapaklı bakır cezve, fincan, el değirmeni (Kahve değirmeni) ve tahta tokmaklı dübek (havan); Yörükler bunların hepsine kahve takımı der. Bu takımlar ayrı ayrı örülen kılıflara konularak, dokunmuş kahve torbasında, çadırın arka direğine asılı vaziyette bulundurulur.
Bu takımdan, benim, diyen yörüklerde bulmak mümkün değildir. Yörüğün çadırına (evine) bir misafir geldiği zaman, obanın ileri gelenlerine hemen bir çocuk salınır (gönderilir), kahve takımı getirttirilirdi. Konuk geldiği zaman ateş yakılır, küllenmesi beklenir, korlanan ateşe tava konur, tavanın içine yeterince çiğ kahve konarak kavrulur; iyi köpüklenmesi için de buna yetecek gadar, çavdar, nohut kavrularak ilave edilirmiş.

Tahta havanda kırılarak incelen kahve, nohut, çavdar değirmende çekilerek hazırlanırdı. Genelde oba gadınları dağlarda yetişen kengerleri toplar, kurutur, kavurur, kıl dokuma çabut arasında sürterek dikenlerini yok eder ve havanda döverek kahve yaparlardı.
Gızgın kül ölkestiyle(1) ateşten biraz kenara çekilir, cezveye konan kahve küle sürülür.
Oba beyleri “Kahve yap” demiyorlarmış gadınlara; kahve sür ocağa derlermiş. Uzun süre gızgın külde bekleyen kahve gendi haline köpürür ama yine de fincandan cezveye, cezveden fincana dökülerek kahvenin daha çok köpürülmesi sağlanırmış. Sonra fincana dökülen kahve yarı köpüklü misafire ikram edilir.
Atalarımız “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” bu zahmetlerle yapılan kahvenin elbette kırk yıl hatırı olur.
Yörüğün bu şekilde yaptığı taptaze kahvenin içimine doyum olmaz. Bu nedenle Yörüğe yaptır kahveyi denmiş olmalıdır.
1-Ölkesti: Ucu yanık odun.
