ÇOBANIN BEY OLUŞU
Yıl 1910… Aşiretlerin yaşamı sürecinde, günleri değil, ömürleri başkalarının emir ve buyrukları altında geçmiş. Bu yıldan önce ağalık varmış. Ağa ne derse, onun dediği olurmuş. Yaylalara ve kışlaklara onun izni olmadan göçülmezmiş. Ahali ağanın kölesiymiş. 90 yaşındaki Osman Dede anlatıyor.
O zaman Konya vilayet merkezi, Konya'dan gönderilen iki zabtiye (asker) Kırobası yaylasında bulunan ağanın evine gelirler. Ağa, "hizmetiniz ne?" diye sorar.
Zabtiyeler "Bizi vilayetten gönderdiler. Yörüklerden bir adam istiyorlar."
Ağa, gönderdiği adamı öldürecekler, diye aklına gelir ve çobanını gönderir. Çobanın karısı dünya güzeli olaylardan habersiz evde kalır.
Onbeş gün sonra çoban Kırobasına çıkar gelir. Çobanın üzerinde güzel mi güzel bir elbise, altında ise krallara layık bir at. Ağa sorar, bu hal nedir? diye…
Çoban; "Beni, bey yaptılar" diyerek cevap verir.
O günden sonra beye konak yapılır, kara çadırdan. Herkes ona davar, deve, at, eşek verir. Çoban bey olmuştur artık.
Bu olaydan sonra ahali ikiye ayrılır. Ağalık, beylik ayrımı yapılır. Bey, ölümünden bir gün önce ava gider. Keklik vurur. Garısına "Yarın bunu sabah çorba yap, içelim" der. Çorba daha pişmeden, tekrar ava gider. Fakat daha avlanmadan ağa tarafı bunun etrafını kuşatır. Saklanarak kaçıp, evine gelir. Sabah çorbasını içerek, dışarıya çıkar. Evinin çelegisinde (yanıbaşında) vurularak öldürülür. Yıllarca süren kavga Çoban'ın (beyin) ölmesinden sonra son bulur.
Kaynak Kişi: Kabasakallı Köyü Osman Çomak (Osman Kiya) (Merhum)
