Lerzan ÖZGENÇ
Köşe Yazarı
Lerzan ÖZGENÇ
 

ÇAĞIMIZDA AYDINLANMA

ÇAĞIMIZDA AYDINLANMA Aklın ve hukukun üstünlüğünü nasıl koruyoruz? Aydınlanma, insanın kendi aklını ve iradesini başkalarının rehberliğine ihtiyaç duymadan özgürce kullanabilmesi ve gerçeği kavramasıdır. Felsefi Tanımda: Immanuel Kant’a göre aydınlanma, "insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama (toyluk) durumundan kurtulması ve aklını kullanma cesaretini göstermesi" demektir. Aydınlanma Çağı: 18. yüzyılda Avrupa'da akıl ve bilimin rehberliğinde dogmaların, batıl inançların ve geleneksel otoritenin sorgulandığı toplumsal ve düşünsel dönüşüm dönemidir. Doğu felsefelerinde ve Budizm'de zihinsel yanılsamaların aşılması, evrenin ve gerçeğin en üst düzeyde kavranması halidir. Temel özelliklerinde: Aklın Üstünlüğü: Bilginin ve doğrunun kaynağı olarak dinî inançlar veya gelenekler yerine insan aklı ve mantığı temel alınmış. Bilimsel Devrimde: Newton ve Kopernik gibi isimlerin öncülüğünde doğanın kanunlarının deney ve gözlemle keşfedilebileceği anlaşıldı. Şüphecilik ve Eleştiri: Mevcut otoriteler, geleneksel kurumlar ve dogmatik bilgiler akıl süzgecinden geçirildi. Özgürlük ve Hoşgörü: Düşünce, inanç ve ifade özgürlüğü savunuldu; dine dayalı baskılara karşı çıkıldı. Günümüzde aydınlanma denince: Bir konunun, gerçeğin veya karanlıkta kalan bir durumun anlaşılır hale gelmesi, cehaletin ortadan kalkmasıdır. Modern hukuk, insan hakları kavramı, laik devlet yapısı ve günümüz demokratik değerleri bu dönemde şekillenmiştir. Dogmalara ve Otoriteye Karşı Çıkış: Kilisenin ve skolastik düşüncenin baskısı reddedildi; geleneksel kurallar, batıl inançlar ve dogmalar akıl süzgecinden geçirilerek sorgulandı. Bilim ve Deneyin Yükselişi: Doğa olayları dinsel açıklamalar yerine gözlem, deney ve matematiksel yöntemlerle incelenmeye başlandı (Newton ve Kopernik etkisi). Bireyin Önem Kazanması: Topluluk içinde eriyen birey ön plana çıktı; insan hakları, özgürlük, eşitlik ve bireysel irade kavramları doğdu. Laikleşme (Sekülerleşme): Felsefe, eğitim, devlet yönetimi ve hukuk kuralları dinin etkisinden ayrılarak bağımsızlaştı. İlerleme ve Mutluluk Anlayışı: İnsanın bilgi yoluyla sürekli gelişebileceği ve dünyada mutluluğa ulaşabileceği inancı yayıldı. Sürekli İlerleme Fikri: İnsanın bilgi yoluyla doğayı ve yaşamı sürekli geliştirebileceği inancı, günümüzdeki AR-GE, tıp ve mühendislik alanlarındaki yeniliklerin arkasındaki itici güçtür. Siyaset ve Demokrasi İnsan Hakları ve Bireycilik: John Locke ve Jean-Jacques Rousseau gibi düşünürlerin ortaya koyduğu "bireysel haklar", "özgürlük" ve "eşitlik" kavramları, bugünkü evrensel insan hakları beyannamelerinin ve hukuk devletlerinin temelidir. Kuvvetler Ayrılığı: Montesquieu'nün geliştirdiği güçler ayrılığı ilkesi, günümüzdeki demokratik ülkelerin yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirinden bağımsız çalışmasını sağlar. Laiklik ve Sekülerizm: Devlet işlerinin dinî otoriteden ve dogmalardan ayrılması, modern seküler hukuk sistemlerinin ve vicdan özgürlüğünün önünü açmıştır. Eğitim ve toplumsal yapıya öncelik verilmiştir. - Eşit Eğitim Anlayışı: Bilginin sadece belirli bir zümrenin veya dinî otoritenin tekelinden çıkarılıp halka mal edilmesi (örneğin Diderot'nun Ansiklopedi projesi), bugünkü zorunlu, genel ve akılcı eğitim sistemlerinin temelidir. - Eleştirel Düşünce: Immanuel Kant'ın "Aklını kendin kullanmak cesareti" ilkesi, bireylerin otoritelere körü körüne inanmayıp sorgulaması gerektiğini savunur; bu da modern medya okuryazarlığının ve demokratik eleştiri kültürünün temelini hazırlar. Burada 4 Temel Fikir önem kazanmıştır. 1- Akılcılık: Doğruya ancak akıl ve bilimle ulaşılır 2- Birey: Kral, kilise, lonca değil; birey merkezdedir 3- Laiklik ve Hoşgörü: Devlet ve din işleri ayrılmalı 4- İlerleme: Toplumun eğitimle, yasalarla daha iyi hale gelebilmesi. "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir", bu fikir bizde de önemlidir. Jean-Jacques Rousseau: Toplum sözleşmesi ve eğitim üzerine yazdığı eserlerle toplumsal ve siyasi düşünceyi etkiledi. Leonhard Euler: Matematik ve fizikte devrim niteliğinde formüller ve teoremler geliştiren dönemin en büyük matematikçilerinden olmuştur. Antoine Lavoisier: Modern kimyanın kurucusu olarak kütlenin korunumu kanununu buldu. - Denis Diderot; dönemin bilgelik ve bilim birikimini toplayarak ilk modern Ansiklopediyi hazırlamıştır. Aydınlanmanın Osmanlı'ya etkisi biraz geç gelmiştir. 1. Lale Devri ve III. Selim: İlk teknik merak, matbaa, tercüme faaliyetleri 2. Tanzimat (1839) ve Islahat: Kanun üstünlüğü, eşit vatandaşlık fikri, ilk kez Aydınlanma'nın hukuk dili olmuştur. Meşrutiyet ve sonra Cumhuriyet'in fikir altyapısı büyük ölçüde Aydınlanma düşüncesine dayanmaktadır. 21. yüzyılda aydınlanmanın kendi içinde  ayrılması aşağıdaki gibidir. İlerleme olarak öncelikle: - Eğitime erişim:  Okuryazarlık oranı %87'lerden %97+ seviyesine çıktı. Kız çocuklarının okullaşma oranı ciddi arttı. - Bilim ve teknoloji üretimi: Bilimsel makale sayısı, patent başvuruları, teknoparklar, savunma sanayi ve yazılım girişimleri açısından 2000'lere göre kat kat artış var. Aydınlanma'nın "akıl ve teknikle ilerleme" idealine uyan tarafı bu olmuştur. - Bilgiye erişim: Ansiklopedi'nin yerini internet aldı. Herkesin bilgiye anında ulaşabildiği bir dönem, Diderot'nun hayalini fazlasıyla gerçekleştirdi. Geriye gidiş endişesinin tartışmalarını unutmayalım.   - Eleştirel düşünce ve ifade alanı: Aydınlanmanın çekirdeği "sorgulama özgürlüğü". Bu alanda bazı kesimler üniversitelerde ve medyada özeleştiri ve tartışma alanının daraldığını, bazı kesimler ise tam tersine her görüşün eskisinden daha fazla konuşabildiğini savunuyor. - Liyakat ve akılcılık: Atamalarda, eğitim müfredatında ve kamusal kararlarda bilimsel liyakatin ne kadar belirleyici olduğu tartışması 21. yüzyıl boyunca hep gündemde kaldı. - Laiklik-hoşgörü dengesi: Toplumda hem dindar kimliğin kamusal alanda daha görünür olması hem de seküler yaşam tarzının korunması talebi aynı anda güçlendi. Kimi bunu çoğulculuk ve hoşgörünün genişlemesi olarak okuyor, kimi ise laiklik ilkesinden uzaklaşma olarak. Yani tek bir ok yok. Teknik, altyapı ve eğitime erişimde net bir ileri gidiş var. Ama aydınlanmanın diğer ayağı olan eleştirel akıl, özgür tartışma ve kurumların özerkliği konusunda toplumun farklı kesimleri tamamen zıt değerlendirmeler yapıyor. 1. Kadın Hakları tarafı: Türkiye'de temel dayanak şu an 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunlar. 2. Çocuk Hakları tarafı: İki ayrı tartışma var son aylarda: a) Dijital koruma: TBMM'ye gelen teklifte 16 yaş altı için dijital mecralarda günde en fazla 55 dakika sınırı, gece 22.30-09.30 arası kullanım yasağı, lootbox ve sanal kumar yasakları gibi maddeler var. b) Fiziksel koruma ve MESEM: Milli Eğitim verileri MESEM'e kayıtlı öğrenci sayıları son günlerde en çok konuşulandır. 3. Eğitim Hukuku kesişimi: Adalet Bakanlığı'nın açıkladığı veriye göre ülke genelinde 85 Çocuk Mahkemesi, 17 Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi ve 152 başsavcılık bünyesinde çocuk bürosu var. Çocuk dosyalarının öncelikli görülmesi ilkesi de uygulanıyor. Son 1 yılda okullarda yaşanan şiddet olayları (Mersin, Çekmeköy, Siverek, Kahramanmaraş, Turgutlu, Başakşehir) sonrası yeni kanun teklifinde bıçak ve kesici aletlerin 18 yaş altına satılmaması, silahların çocukların ulaşamayacağı şekilde muhafaza zorunluluğu gibi maddeler de gündemde. Özetle, hukuk tarafı "koruyucu" olmaya çalışırken uygulamada en çok tartışılan şey denetim ve koordinasyon. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Aydınlanması Dönemi (20.ve 21.Yüzyıllar) -Kurtuluş Çaresi Olarak Aydınlanma: Türkiye'de aydınlanma düşüncesi, ülkenin içine düştüğü büyük çöküşten kurtulmak için akılcı ve bilimsel bir çıkış yolu arayışıyla hayat buldu. -Cumhuriyet Devrimleri: Akılcılık, bilimsellik, laiklik ve millî egemenlik ilkeleri; eğitimden hukuka, kılık kıyafetten toplumsal hayata kadar Avrupa Aydınlanma felsefesinin temel referanslarıyla yeniden inşa edildi. -Kurumlaşma ve Laiklik: Hilafetin kaldırılması, medreselerin kapatılması ve millî eğitim reformları, akıl ve bilimi devletin ve toplumun merkezine koyan Türk Aydınlanmasının temel taşları oldu. Türkiye'de Aydınlanma, ülkenin içine düştüğü tehlikeli duruma karşı çarelerin arandığı bir süreçte gündeme gelmiştir. Aydınlanma Çağının ulus-devletlerin kurulduğu dönem oluşu, bu kavramın siyasi yüzünü çizen bir başka etmendir ve ilk kez önemli bir siyasi dönüşümü etkilemiştir. Batı Aydınlanmasından Farkımız: - Avrupa Aydınlanması: 17. ve 18. yüzyıllarda kilisenin ve mutlak monarşilerin dogmatik otoritesine karşı bireyin özgürleşmesini ve akla dayanmasını esas aldı. -Türk Aydınlanması: Batı'daki gibi yerel bir felsefi ve ekonomik evrimden ziyade, bir imparatorluğun çöküşünü durdurmak ve ulus-devlet inşa etmek amacıyla devlet eliyle ve hızlı bir modernleşme/batılılaşma refleksi olarak gelişmiştir. Aklın ve hukukun üstünlüğünü nasıl koruyoruz?  
Ekleme Tarihi: 10 Ekim 2026 -Cumartesi

ÇAĞIMIZDA AYDINLANMA

ÇAĞIMIZDA AYDINLANMA

Aklın ve hukukun üstünlüğünü nasıl koruyoruz?

Aydınlanma, insanın kendi aklını ve iradesini başkalarının rehberliğine ihtiyaç duymadan özgürce kullanabilmesi ve gerçeği kavramasıdır.

Felsefi Tanımda: Immanuel Kant’a göre aydınlanma, "insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama (toyluk) durumundan kurtulması ve aklını kullanma cesaretini göstermesi" demektir.

Aydınlanma Çağı: 18. yüzyılda Avrupa'da akıl ve bilimin rehberliğinde dogmaların, batıl inançların ve geleneksel otoritenin sorgulandığı toplumsal ve düşünsel dönüşüm dönemidir.

Doğu felsefelerinde ve Budizm'de zihinsel yanılsamaların aşılması, evrenin ve gerçeğin en üst düzeyde kavranması halidir.

Temel özelliklerinde:

Aklın Üstünlüğü: Bilginin ve doğrunun kaynağı olarak dinî inançlar veya gelenekler yerine insan aklı ve mantığı temel alınmış.

Bilimsel Devrimde: Newton ve Kopernik gibi isimlerin öncülüğünde doğanın kanunlarının deney ve gözlemle keşfedilebileceği anlaşıldı.

Şüphecilik ve Eleştiri: Mevcut otoriteler, geleneksel kurumlar ve dogmatik bilgiler akıl süzgecinden geçirildi.

Özgürlük ve Hoşgörü: Düşünce, inanç ve ifade özgürlüğü savunuldu; dine dayalı baskılara karşı çıkıldı.

Günümüzde aydınlanma denince: Bir konunun, gerçeğin veya karanlıkta kalan bir durumun anlaşılır hale gelmesi, cehaletin ortadan kalkmasıdır.

Modern hukuk, insan hakları kavramı, laik devlet yapısı ve günümüz demokratik değerleri bu dönemde şekillenmiştir.

Dogmalara ve Otoriteye Karşı Çıkış: Kilisenin ve skolastik düşüncenin baskısı reddedildi; geleneksel kurallar, batıl inançlar ve dogmalar akıl süzgecinden geçirilerek sorgulandı.

Bilim ve Deneyin Yükselişi: Doğa olayları dinsel açıklamalar yerine gözlem, deney ve matematiksel yöntemlerle incelenmeye başlandı (Newton ve Kopernik etkisi).

Bireyin Önem Kazanması: Topluluk içinde eriyen birey ön plana çıktı; insan hakları, özgürlük, eşitlik ve bireysel irade kavramları doğdu.

Laikleşme (Sekülerleşme): Felsefe, eğitim, devlet yönetimi ve hukuk kuralları dinin etkisinden ayrılarak bağımsızlaştı.

İlerleme ve Mutluluk Anlayışı: İnsanın bilgi yoluyla sürekli gelişebileceği ve dünyada mutluluğa ulaşabileceği inancı yayıldı.

Sürekli İlerleme Fikri: İnsanın bilgi yoluyla doğayı ve yaşamı sürekli geliştirebileceği inancı, günümüzdeki AR-GE, tıp ve mühendislik alanlarındaki yeniliklerin arkasındaki itici güçtür.

Siyaset ve Demokrasi İnsan Hakları ve Bireycilik: John Locke ve Jean-Jacques Rousseau gibi düşünürlerin ortaya koyduğu "bireysel haklar", "özgürlük" ve "eşitlik" kavramları, bugünkü evrensel insan hakları beyannamelerinin ve hukuk devletlerinin temelidir.

Kuvvetler Ayrılığı: Montesquieu'nün geliştirdiği güçler ayrılığı ilkesi, günümüzdeki demokratik ülkelerin yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirinden bağımsız çalışmasını sağlar. Laiklik ve Sekülerizm: Devlet işlerinin dinî otoriteden ve dogmalardan ayrılması, modern seküler hukuk sistemlerinin ve vicdan özgürlüğünün önünü açmıştır.

Eğitim ve toplumsal yapıya öncelik verilmiştir.

- Eşit Eğitim Anlayışı: Bilginin sadece belirli bir zümrenin veya dinî otoritenin tekelinden çıkarılıp halka mal edilmesi (örneğin Diderot'nun Ansiklopedi projesi), bugünkü zorunlu, genel ve akılcı eğitim sistemlerinin temelidir.

- Eleştirel Düşünce: Immanuel Kant'ın "Aklını kendin kullanmak cesareti" ilkesi, bireylerin otoritelere körü körüne inanmayıp sorgulaması gerektiğini savunur; bu da modern medya okuryazarlığının ve demokratik eleştiri kültürünün temelini hazırlar.

Burada 4 Temel Fikir önem kazanmıştır.

1- Akılcılık: Doğruya ancak akıl ve bilimle ulaşılır

2- Birey: Kral, kilise, lonca değil; birey merkezdedir

3- Laiklik ve Hoşgörü: Devlet ve din işleri ayrılmalı

4- İlerleme: Toplumun eğitimle, yasalarla daha iyi hale gelebilmesi.

"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir", bu fikir bizde de önemlidir.

Jean-Jacques Rousseau: Toplum sözleşmesi ve eğitim üzerine yazdığı eserlerle toplumsal ve siyasi düşünceyi etkiledi.

Leonhard Euler: Matematik ve fizikte devrim niteliğinde formüller ve teoremler geliştiren dönemin en büyük matematikçilerinden olmuştur.

Antoine Lavoisier: Modern kimyanın kurucusu olarak kütlenin korunumu kanununu buldu.

- Denis Diderot; dönemin bilgelik ve bilim birikimini toplayarak ilk modern Ansiklopediyi hazırlamıştır.

Aydınlanmanın Osmanlı'ya etkisi biraz geç gelmiştir.

1. Lale Devri ve III. Selim: İlk teknik merak, matbaa, tercüme faaliyetleri

2. Tanzimat (1839) ve Islahat: Kanun üstünlüğü, eşit vatandaşlık fikri, ilk kez Aydınlanma'nın hukuk dili olmuştur.

Meşrutiyet ve sonra Cumhuriyet'in fikir altyapısı büyük ölçüde Aydınlanma düşüncesine dayanmaktadır.

21. yüzyılda aydınlanmanın kendi içinde  ayrılması aşağıdaki gibidir.

İlerleme olarak öncelikle:

- Eğitime erişim:  Okuryazarlık oranı %87'lerden %97+ seviyesine çıktı. Kız çocuklarının okullaşma oranı ciddi arttı.

- Bilim ve teknoloji üretimi: Bilimsel makale sayısı, patent başvuruları, teknoparklar, savunma sanayi ve yazılım girişimleri açısından 2000'lere göre kat kat artış var. Aydınlanma'nın "akıl ve teknikle ilerleme" idealine uyan tarafı bu olmuştur.

- Bilgiye erişim: Ansiklopedi'nin yerini internet aldı. Herkesin bilgiye anında ulaşabildiği bir dönem, Diderot'nun hayalini fazlasıyla gerçekleştirdi.

Geriye gidiş endişesinin tartışmalarını unutmayalım.

 

- Eleştirel düşünce ve ifade alanı: Aydınlanmanın çekirdeği "sorgulama özgürlüğü". Bu alanda bazı kesimler üniversitelerde ve medyada özeleştiri ve tartışma alanının daraldığını, bazı kesimler ise tam tersine her görüşün eskisinden daha fazla konuşabildiğini savunuyor.

- Liyakat ve akılcılık: Atamalarda, eğitim müfredatında ve kamusal kararlarda bilimsel liyakatin ne kadar belirleyici olduğu tartışması 21. yüzyıl boyunca hep gündemde kaldı.

- Laiklik-hoşgörü dengesi: Toplumda hem dindar kimliğin kamusal alanda daha görünür olması hem de seküler yaşam tarzının korunması talebi aynı anda güçlendi. Kimi bunu çoğulculuk ve hoşgörünün genişlemesi olarak okuyor, kimi ise laiklik ilkesinden uzaklaşma olarak.

Yani tek bir ok yok. Teknik, altyapı ve eğitime erişimde net bir ileri gidiş var. Ama aydınlanmanın diğer ayağı olan eleştirel akıl, özgür tartışma ve kurumların özerkliği konusunda toplumun farklı kesimleri tamamen zıt değerlendirmeler yapıyor.

1. Kadın Hakları tarafı:

Türkiye'de temel dayanak şu an 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunlar.

2. Çocuk Hakları tarafı:

İki ayrı tartışma var son aylarda:

a) Dijital koruma: TBMM'ye gelen teklifte 16 yaş altı için dijital mecralarda günde en fazla 55 dakika sınırı, gece 22.30-09.30 arası kullanım yasağı, lootbox ve sanal kumar yasakları gibi maddeler var.

b) Fiziksel koruma ve MESEM: Milli Eğitim verileri MESEM'e kayıtlı öğrenci sayıları son günlerde en çok konuşulandır.

3. Eğitim Hukuku kesişimi:

Adalet Bakanlığı'nın açıkladığı veriye göre ülke genelinde 85 Çocuk Mahkemesi, 17 Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi ve 152 başsavcılık bünyesinde çocuk bürosu var. Çocuk dosyalarının öncelikli görülmesi ilkesi de uygulanıyor.

Son 1 yılda okullarda yaşanan şiddet olayları (Mersin, Çekmeköy, Siverek, Kahramanmaraş, Turgutlu, Başakşehir) sonrası yeni kanun teklifinde bıçak ve kesici aletlerin 18 yaş altına satılmaması, silahların çocukların ulaşamayacağı şekilde muhafaza zorunluluğu gibi maddeler de gündemde.

Özetle, hukuk tarafı "koruyucu" olmaya çalışırken uygulamada en çok tartışılan şey denetim ve koordinasyon.

Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Aydınlanması Dönemi (20.ve 21.Yüzyıllar)

-Kurtuluş Çaresi Olarak Aydınlanma: Türkiye'de aydınlanma düşüncesi, ülkenin içine düştüğü büyük çöküşten kurtulmak için akılcı ve bilimsel bir çıkış yolu arayışıyla hayat buldu.

-Cumhuriyet Devrimleri: Akılcılık, bilimsellik, laiklik ve millî egemenlik ilkeleri; eğitimden hukuka, kılık kıyafetten toplumsal hayata kadar Avrupa Aydınlanma felsefesinin temel referanslarıyla yeniden inşa edildi.

-Kurumlaşma ve Laiklik: Hilafetin kaldırılması, medreselerin kapatılması ve millî eğitim reformları, akıl ve bilimi devletin ve toplumun merkezine koyan Türk Aydınlanmasının temel taşları oldu.

Türkiye'de Aydınlanma, ülkenin içine düştüğü tehlikeli duruma karşı çarelerin arandığı bir süreçte gündeme gelmiştir.

Aydınlanma Çağının ulus-devletlerin kurulduğu dönem oluşu, bu kavramın siyasi yüzünü çizen bir başka etmendir ve ilk kez önemli bir siyasi dönüşümü etkilemiştir.

Batı Aydınlanmasından Farkımız:

- Avrupa Aydınlanması: 17. ve 18. yüzyıllarda kilisenin ve mutlak monarşilerin dogmatik otoritesine karşı bireyin özgürleşmesini ve akla dayanmasını esas aldı.

-Türk Aydınlanması: Batı'daki gibi yerel bir felsefi ve ekonomik evrimden ziyade, bir imparatorluğun çöküşünü durdurmak ve ulus-devlet inşa etmek amacıyla devlet eliyle ve hızlı bir modernleşme/batılılaşma refleksi olarak gelişmiştir.

Aklın ve hukukun üstünlüğünü nasıl koruyoruz?

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.