BAŞKENTTEN SELAM
Tarihteki Güçlü Türk Devletlerinden AVARLAR
Avarlar, 6. yüzyılın başlarında batıya doğru göçerek Orta ve Doğu Avrupa'da görünmeye başlayan ve Büyük Macaristan Ovası'na yerleşerek Avar Kağanlığı'nı kurmuş 9. yüzyıla kadar ayakta kalan, nüfusunun Türk olduğu bilinen savaşçı bir topluluktur. Bazı görüşler Avarların Prototürk kökenli olduğunu kabul eder. Avarlar çok yüksek seviyede örgütlenmiş Türk çekirdek soylu göçebelerden oluşan topluluğun tamamını yöneten kişinin Kağan olarak adlandırıldığı bir birliktir.
Avarlar hakkındaki bilgiler ilk olarak Bizanslı tarihçi Menandros Protektor ve Teofilaktos Simokates'in çalışmaları ile ortaya çıkmıştır. Avarların kökenleri hakkında şunları söyleyebiliriz ki; Avarlar devlet içinde Türkçe unvanlar kullanılan, Türk boylarının ağırlıkta olduğu bir göçebe topluluk devletidir.
Kesin bulgulara dayanan tek olgu ise Avarların Avrupa'ya göç ettiklerinde Türk kağanlığı otoritesini kabul etmeyen prototürk boylarından oluştukları ortak kanıdır. Bu gruplardan birkaçı İskitler, Hiung-nu, Hunlar, Bulgarlar, Avrasya Avarları, Hazarlar, Kumanlar ve Moğollar'dır.
Genel kanı o ki bu topluluk, geçmişi çok eskilere dayanan bir ad taşıyor ve Göktürk
boyunduruğu altında yaşamak istemeyen boyların bir karışımından oluşmuştur. Kimi tarihçilere göre de Avarlar, Moğol topluluklarından gelmektedir.
Macar tarihçi András Róna-Tas'a göre Avar kabile birliğinin iskeletini Uygur Türkleri oluşturmuş ve birlik Orta Çağ'da Orta Asya'da yaşamakta olan kabilelerin kaynaşmasıyla meydana gelmiştir. Alman Dilci Haarmann'a ve Türk Tarih Tezi'ne göre de Avarlar Türk ulusudur.
6. yüzyıl tarihçisi Menandros Protektor, Avarların konuştuğu dilin Hunların diliyle aynı olduğunu belirtmektedir. Dilin kökeni belirleyen etmenlerden biri olduğu varsayılırsa Avarların Ogur Türklerinin bir parçası oldukları öne sürülebilir.
558 yılında Bizans ve Avarlar arasında ittifak antlaşması imzalanmıştır. Altın karşılığında asileri cezalandırma görevini üstlenen Avarlar, Kutrigurlar, Sabirler, Antoklar ve Onogurlar gibi bölgedeki birçok göçmen kavme üstünlük sağlamıştır. O dönemde Bizans'ın en büyük düşmanı olan Perslere karşı savaşmamışlardır. Ayrıca Bizans'ın onayını almaksızın Sasaniler ile müttefiklik ilişkisine girmişlerdir. Ardından Avarlar, Karadeniz kıyılarında Bizans'a düşman kabileleri de yendiklerinden ötürü, 562 yılı itibarıyla daha çok yağmanın bulunduğu Tuna bölgesine, Karpatlara gitmişlerdir. Avarların Balkanlar'a ulaştıkları andaki atlı sayısının 20000 olduğu düşünülmektedir Burada Avarlar, Bizans'ı zorlayan Antam kabilesine saldırdıktan sonra hakimiyet kurmuşlardır. Bizanslılarla diplomatik ilişkiler kuran Avarlar göç ettikleri yeni yerlerde dostça karşılanıyorlardı.
Avarlar, Karadeniz'den sonra kuzeye saldırmışlardır. Tarihçi Efesli İoannes'a göre Avarlar o dönemde birçok halkı fethetmiş durumdadır. Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından yüzüstü bırakılan Avarlar Almanya'ya yönelmiş (Hun İmparatoru Attila'nın bir yüzyıl önce yaptığı gibi) ve Baltık Denizi'ne dek ilerlemişlerdir.
Kağanları I. Bayan önderliğinde Avarlar, Zadunavja'yı merkez alarak Pannonia'ya yerleşmişler ve Lombardları Kuzey İtalya'ya göç etmeye ikna etmişlerdir. Kavimler Göçü'nün son büyük dalgasına önayak olmuşlardır. Yerleştikleri bu topraklardan Bizans'a bağlı toprakları yağmalamak için seferler düzenlemişlerdir. Bizans İmparatoru kendisini tehdit eden Gepidlerin yenilmesinden memnun olmuştur. I. Bayan, 568 yılında Bizans'ı tehdit ederek vergi istemiş ve isteğinin yerine getirilmemesi halinde Bizans topraklarını yerle bir edeceğini söylemiştir. Barbar kavimleri birbirlerine karşı kışkırtmada başarı sağlayan Avarlar, Bizanslılarca Scythia Bölgesi'ne saldırmaya ikna edilmişlerdir. Bu teklifin bu denli cazip görünmesinin nedeni adı geçen bölgenin o ana dek fethedilmemiş olmasıydı. Bu bölgeyi ele geçiren Avarlar kısa süre sonra Panonya'ya geri dönmüşlerdir.
Avarlar, 626 yılında uzun süren Pers-Bizans savaşına dahil olmuş ve Slav kabileleriyle birlikte Konstantinopolis (İstanbul)'e saldırmış ancak başarılı olamamışlardır. Deniz kuvveti olmadan saldırıya geçen ve çok iyi savunulan şehri alamayan Avarlar geri dönmek zorunda kalmışlardır. Avarlara karşı oluşan Bulgarlar, Franklar ve Slav birliğiyle olan mücadeleler sonucu olarak gerileyen Avar Kağanlığı öncelikle Macar Ovasını, daha sonra ise Karadeniz kıyılarını ve Dalmaçya kıyılarını kaybetmiştir. Avar Kağanlığı'nın kesin yenilgisi ise 7. yüzyılın sonunda gelmiştir.
803 yılında tüm Avar toprakları Bulgarlarca ele geçirilmiş ve Bulgarlarla Avarların çok yakın kabileler olmaları Avarların bunlar içerisinde asimile olmasını hızlandırmıştır. Avarlar bundan sonra kabile olarak Bizans'a karşı Bulgar kabilelerinin yanında savaşmışlardır. Franklar boyun eğdirdikleri Avarlara doğuda bugün Macaristan'ın Szombathely kentinin bulunduğu yeri içeren toprakları vermişlerdir. Burada tekrar gelişen ve güçlenen Avarlar, Frank hükümdarlarına karşı yeniden isyan bayrağını kaldırmışlardır. Frank egemenliğine karşı başkaldıran kabileden 822 yılı kaynakları bahsetmektedir. 9. yüzyıl boyunca ise Avarlar; Slav ve Cermen yerleşimcilerin arasında erimişlerdir. Buna rağmen, bulgulara göre Avarlar 10. yüzyıla kadar varlıklarını sürdürebilmişlerdir.

Resul Hamzatov’la Moskova’da Rus Yazarlar Birliği’nde
Avarlara ait silahlar ve zırhlar Alman ve Bizans tarzlarını andırmaktadır. Avar ordusunun temel gücü süvaridir. Avrupa'daki şövalye geleneğinin bu tür süvarilerden geldiği öne sürülmektedir. Avrupa kavimleri ilk kez Avarlarda üzengiyle tanışmış, ayrıca süvari kılıcını da ilk onlarda görmüştür. Avar soylularının miğferleri diğerlerinden değişik olurdu. En yetkili komutan olan kağanın iktidarı toplanan ulusal meclisce verilmekteydi. Kağanın eşine katun, kağanın yardımcılarına ise tudun denirdi. Tudunlar büyük çoğunlukla ülkenin başka bölgelerindeki yöneticilerden oluşurdu. Bölgelerde ise yerel soylular, tarkanlar bulunurdu. Tarkanlar çeşitli düzeyde kabile önderleriydi. Kabile ve kağanlık yaşam ında yaşlıların ayrı bir yeri olurdu. Burada bahsedilen terimlerin birçoğu Türklerde görülen terimlerle aynıdır. Bu yönde yapılan araştırmalarda ise Avarların doğrudan Asya'yı terk ederek göçen bir Türk kabilesi olduğu tezinin doğru olduğuna ait kanıtlar bulunmamaktadır.
Sonradan Avar ismini alan kabilelere nazaran gerçek Avarlar kağanlıkta azınlıktadır. Bu karışıklık yüzünden Avarların etnik bileşiminin anlaşılması zordur. Avar Kağanlığı da göç eden uluslar içinde bir tanesidir. Avarların yarattığı ortamda onlara bağlanan birçok kabile asimile olmuş ve karışmışlardır. Avarların savaş taktikleri Moğolların savaş taktiklerine benzemektedir. Sürekli düşmanı rahatsız ederek yakından savaş yerine uzaktan ok saldırıları ve beklenmedik anda süvari hücumu tercih edilmektedir. Saldırının tarzı belirsiz olduğundan düşman sürekli olarak moralsiz bırakılacak ve beklenmedik saldırılarla ordusunun dağıtılması başarılacaktır. Bizanslılar Avarların saldırı taktiklerini yıllarca incelemişler ve bu taktikleri benimsemişlerdir, ayrıca Avarlardan üzengiyi almışlardır. Ayrıca Avarlar süvariye karşı başarısız olsa da ormanlık alanda savaşmak için Slav piyadelerini de yetiştirip kullanmıştır. Avarların özel uçlu okları 500 metreden hedefi öldürebilmekte, 200 metreden ise metal zırhı delebilmektedir. Avar okçuları dakikada yirmi ok atabilirdi.

Resul Hamzatov ve eşiyle, Pakistan’da…
Avarlar, Cermen kabilelerinden Bavyeralılarla temas etmiştir. Bavyera sözcüğü ise Beyaz Avarlar veya Asil Avarlar anlamına gelmektedir.. Ayrıca eski Yunan şehirlerinden Navarin'in adının da eis ton Avarinon (burada avarlar vardı) anlamına geldiği söylenmektedir. Arnavutluk'taki Antivari'nin Civitas Avarorum (Latince: Avarların topluluğu) olan adı da Avarlardan gelmektedir. Ayrıca J. Markwart, O. Pritsak, V. F. Minorsky, V. M. Bejlis, M. G. Magomedov ve Т. M. Ajtberov gibi tarihçilerin genelince kabul edilen teze göre Kafkaslarda ve özellikle Dağıstan'da Avarların bulunmuş olduğudur. Afganistan'daki Kunduz bölgesi Orta Çağ'da Var-Valiz (Avarların şehri) olarak bilinmekteydi. Çin kaynaklarında ise bu şehirden Ahuan diye bahsedilmektedir. Birçok Slav dilinde Avar sözcüğü büyük, dev anlamına gelmektedir ve özellikle edebi eserlerde ve bilgisayar oyunlarında doğaüstü yaratıklar için kullanılmaktadır.
***
Avarların Dünya çapında ünlü şairi Resul Hamzatov ile, SSCB döneminde, Moskova’daki Yazarlar Birliği restoranında karşılaşmış, tanışmış ve dost olmuştuk. Zaman zaman çeşitli mekânlarda karşılaşıp görüşmüş, insan olarak da birbirimizi sevmiştik.
Daha sonra Pakistan’da düzenlenen uluslararası bir etkinlikte de karşılaşıp, üç-beş gün için de olsa konuşup, sohbet edebilme olanağı bulmuştuk. O seyahatte yanında, eşi de vardı ve o tarihte sıhhati iyi değildi. Nitekim o tarihten kısa bir süre sonra da vefat etmişti.
Resul ve sanatçı yönü ile ilgili müstakil bir yazıyı daha sonra yayımlayacağım.
