İrfan Ünver NASRATTINOĞLU
Köşe Yazarı
İrfan Ünver NASRATTINOĞLU
 

KARAMANLI TÜRKLERİ

BAŞKENTTEN SELAM   KARAMANLI TÜRKLERİ Karamanlılar, Türkiye'de doğmuş ve yaşamış, günümüzde başta Yunanistan olmak üzere farklı ülkelere göç etmiş olan bir Türk veya Rum halkıdır. Bilindiği üzere Karamanlı adı, yirminci yüzyılın ilk çeyreğine kadar, genel olarak iç ve güneybatı Anadolu’da yaşayan Hıristiyan Türkler için kullanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Anadolu’da Müslüman Türklerle birlikte yaşamış olan bu Türk topluluğu, Hıristiyan olmalarının yanı sıra Türkçeden başka bir dil bilmemeleri ve genellikle dinî karakterde olan eserlerini Grek alfabesiyle Türk dilinde yazmış olmaları nedeniyle, her zaman araştırmacıların dikkatini çekmiştir.       Karamanlılar; Kayseri, Konya, Mersin, Antalya, Nevşehir, Kırıkkale, İstanbul, Ankara, Niğde, Ürgüp, Amasya, Karaman, Zincidere, İncesu, Talas, Akşehir, Samsun, Bafra, Çarşamba, Adana İzmir, Safranbolu, Havza, Tosya, Zile, Çankırı, Kula, Kastamonu, Bolu, Merzifon, Silifke-Taşucu, Mürefte, Kütahya, Bayındır, Polatlı, Geyve, Ereğli, Hamidiye, Gölcük, Mihaliç, Adapazarı, Eskişehir, Alaçam, Zonguldak, Ereğli, Bartın, Alanya, Erbaa, İnebolu, Çaycuma, Denizli, Balıkesir, Salihli, Gemlik, Düzce, Gümüşhacıköy, Söğüt, Uşak, Ödemiş, Burdur, Isparta,Akdağmadeni, Aydın, Nazilli, Trabzon, Rize başta olmak üzere İç ve Güney Anadolu ile Kuzey Batı Anadolu ve Batı Anadolu'daki birçok bölgede yaşamışlardır. Türk nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde Hıristiyan dinine inanan, günlük yaşamında Türkçe konuşan, eserlerini Grek alfabesiyle Türk dilinde yazan ve başka bir dil bilmedikleri için dinî törenlerini bile Türk diliyle yapan Karamanlıların kimliği ve Karamanlı adının kökeni konusunda, genel olarak birbiriyle çelişen görüşler ileri sürülmüştür. Hemen belirtmeliyim ki ben Karamanlıların Türk olduklarına inanıyorum. İnanırım çünkü Osmanlı tebaasındaki başka milletlere mensup gayrimüslimlerden farklı olarak, yalnız Türkçe konuşmaları ve yazmalarından dolayı değil, aynı zamanda yaşam biçimleri, gelenek ve görenekleri bakımından da Müslüman Türklerden farklı değildirler. Bu bakımdan Osmanlı Devleti zamanında Anadolu’da oturan, Türk olan ve Türkçe konuşan Hıristiyanlara Karamanlı, Türk olmayan ve Rumca konuşan Hıristiyanlara ise Rum adı verilerek aralarında daima bir ayırım yapılmıştır Türkler bugüne kadar, Tengricilik, Maniheizm, Budizm, Hıristiyanlık, Musevîlik ve İslâmiyet gibi çeşitli dinlerle temas etmişlerdir. Daha evvelki yazılarımda da vurguladığım gibi, benim Milletim, ne kadar din var ise bunların hepsine girmiştir. Bugün de Türk dünyasının büyük bir çoğunluğu (benim gibi) İslâmiyet’e inanmakla birlikte, değişik inanç sistemlerine bağlı Türk toplulukları da vardır. Karayların Karay ve Musevî, Yügurlar (Sarı Uygurlar)’ın Budist, Gagauz ve Urum Türkleri ile Çuvaş, Saha, Dolgan ve Tofa Karagasların Hıristiyan olmaları, bu toplulukların Türk olmadıkları anlamına gelmez. Dolayısıyla Karamanlıların da Hıristiyan olmaları, onların yine Hıristiyan olan Yunanlılarla aynı kökene sahip olduklarını göstermez. Çünkü milletlerin inanç sistemlerindeki benzerlikler ya da farklılıklar, milletleri köken bakımından birbirine yaklaştırmaz ya da uzaklaştırmaz.  1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile birlikte Türk-Yunan Ahali Mübadelesi ile Türkiye’de yaşayan Hristiyanların Yunanistan'a gönderilip, Yunan coğrafyasındaki Müslümanların Türkiye’ye getirilmelerinin, yani mübadele olayının çok yanlış bir uygulama olduğunu yaşayarak gördüm ve hâlâ üzülürüm. Öte yandan, Türkler tarih boyunca çeşitli halkların tesiriyle farklı dinleri kabul etmiştir. Bu dinleri kabul ederken o halkların alfabelerini de almışlardır. Ermeniler vasıtasıyla Hristiyan olan Türkler Ermeni harflerini, Müslüman olan Türkler ise Arap harflerini kullanmışlardır. Karamanlılar da ana dili olarak Türkçe konuşmuşlar fakat diğer Türklerden farklı olarak Yunan alfabesini kullanmışlardır. Yunan alfabesiyle yazılmış bu Türkçe metinlere Karamanlıca veya Karamanlı Türkçesi denilir. Zaman zaman ''Karamanlı ağzı'' yahut ''Karamanlı şivesi'' denildiği de olur. Karamanlılar'ın eskiden yaşadığı bölgede hâlâ çok sayıda Karamanlıca mezar taşı ve kilise yazıtlarına rastlanmaktadır. Karamanlılar, Yunan alfabesiyle Türkçe olarak zengin bir edebiyat vücuda getirmişlerdi. Karamanlıca eserler, 18. asırda yazılmaya başlanmış; 19. asırda artarak devam etmiş, 19. asrın sonları ile 20. asrın başlarında ise, en yoğun dönemini yaşamıştır. Karamanlılar'dan kalan eserlerin çoğu dinîdir. Hristiyanlığın öğretilerini 18. asırda halka duyurmak ve yaymak maksadıyla kaleme alınan Karamanlıca metinler, 19. asrın ikinci yarısından itibaren halk edebiyatına ait hikâye ve destan gibi türlerin ve başvuru kitaplarının da dahil olmasıyla genişlemiştir. Karamanlı ağzıyla yazılmış ilk kitaplar, 18. yüzyılın ilk yarısına aittir. Karamanlı edebiyatı 1718'de yazılmış olan Gulzare İmane Mesehi (Mesih Dininin Gülbahçesi) adlı Hristiyanlığa ait bir kılavuz kitap yazımı ile başlar. Osmanlı Türkçesi ile basılmış ilk kitabın 1729 yılına ait olduğu düşünülecek olursa, 1718 yılında Grek alfabesiyle basılmış kitabın, Türkçe basılmış olan ilk kitap olduğu söylenebilir. 19. yüzyılda yaşamış olan Evangelinos Misailidis'in de Karamanlı edebiyatı içinde önemli bir yeri vardır. Evangelinos Misailidis tüm Tanzimat dönemi yazarları gibi kendi toplumunu eğitmeyi hedeflemişti. 1871-1872 yıllarında dört ciltlik ''Temaşa-i Dünya ve Cefakâr u Cefakeş" adlı romanını Yunan harfleriyle ve dönemin Türkçesiyle yayınlamıştır. Bu roman Türkçenin seyahat-macera türündeki ilk romanı sayılmaktadır. Misailidis, 1851 yılında ''Gazeta-yı Anatolia'' adlı bir gazete de çıkarmıştır. Bir grup Karamanlı kadın Karamanlı edebiyatında din dışı ilk eserler 19. yüzyılın sonlarına doğru yazılmıştır. İlk din dışı eser, ''Büyük İskender Risalesi''dir. Din dışı eserleri arasında, ''Hikâyey-i Köroğlu'', ''Hikâye-i Şah İsmail'', ''Âşık Garip'', ''Meşhur Nasreddin Hoca'', ''Nasrettin Hocanın Tuhaf ve Gülücek Menkıbeleri'' gibi halk edebiyatına ait ürünler de yer almaktadır. 18. yüzyılda başlayan Karamanlı edebiyatı Cumhuriyet döneminde sona ermiştir. Yapılan araştırmalarla Karamanlıca yazılmış 752 eser saptanmıştır. Bu eserlerin çoğu Atina’daki Milli Kütüphane'de bulunmaktadır. Rumlar Karamanlılar'ın Türk Ortodokslar olduklarını inkâr etmektedir. Yunan tezine göre Karamanlılar dillerini kaybetmiş Rumlar'dır. Bunun sebebi Yunanistan'daki Müslüman Türk azınlığa bir de Hristiyan Türk azınlığın eklenmesini istememeleridir. Fakat eldeki pek çok veri Karamanlılar'ın Türk Ortodokslar olduğunu ispat etmektedir. Nitekim, bu gerçekleri çok iyi bilen Büyük Atatürk’ün, Cumhuriyeti kurmasından çok az sonra, bir Türk Ortodoks Kilisesini kurmuş olduğu da bilinen gerçeklerdendir. Bir başka gerçekler de şöyledir:  Bir halkın dilini bırakması, dinini bırakmasından çok daha zordur. Anadolu'daki Rum Ortodokslar ülkenin resmî dili olan Türkçenin yanında kendi ana dilleri olan Rumca'yı da bilirlerdi ve ayinlerini Rumca yaparlardı. Karamanlılar ise tek kelime Rumca bilmezlerdi, bildikleri tek dil Türkçe idi. Karamanlılar'ın adlarının Türk adı olması Türk kökenli olduklarına dair en büyük delillerden biridir. Eğer Karamanlılar Rum olsalardı Rumca adları olması gerekirdi. Çünkü bir Rum'un çocuğuna Türkçe bir ad koyması mantıksızdır. Bir Türk, çocuğuna dinden ötürü Rumca ad verebilir fakat bir Rum için Türkçe adlar bir şey ifade etmez. Karamanlılar'da görülen Türk adları şunlardır: Sevündük, Arslan, Uğurlu, Timur, Melikşah, Karagöz, Kaplan, Yağmur, Aydoğdu, Tanrıvermiş, Bahadır, Tursun (Dursun), Turmuş (Durmuş) vb. Bir Karamanlı'nın mübadele için yaktığı ağıt: Türkiyadan kaldırdılar bizleri Kan ağlıyor hepimizin gözleri Hiç kimsenin gülmez oldu yüzleri Bir yatır ki yere sürdüler bizi   Kilisayı mektepleri terk ettik Eşyaları paraları sarf ettik Antallayı [mübadele] yapanları kahrettik Her birimiz bir tarafa atıldık.  
Ekleme Tarihi: 28 Temmuz 2026 -Salı

KARAMANLI TÜRKLERİ

BAŞKENTTEN SELAM

 

KARAMANLI TÜRKLERİ

KaramanlılarTürkiye'de doğmuş ve yaşamış, günümüzde başta Yunanistan olmak üzere farklı ülkelere göç etmiş olan bir Türk veya Rum halkıdır. Bilindiği üzere Karamanlı adı, yirminci yüzyılın ilk çeyreğine kadar, genel olarak iç ve güneybatı Anadolu’da yaşayan Hıristiyan Türkler için kullanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Anadolu’da Müslüman Türklerle birlikte yaşamış olan bu Türk topluluğu, Hıristiyan olmalarının yanı sıra Türkçeden başka bir dil bilmemeleri ve genellikle dinî karakterde olan eserlerini Grek alfabesiyle Türk dilinde yazmış olmaları nedeniyle, her zaman araştırmacıların dikkatini çekmiştir.      

Karamanlılar; KayseriKonyaMersinAntalyaNevşehirKırıkkaleİstanbulAnkara,

NiğdeÜrgüpAmasyaKaramanZincidereİncesuTalasAkşehirSamsunBafraÇarşamba, Adana İzmirSafranboluHavzaTosyaZileÇankırıKulaKastamonuBoluMerzifon, Silifke-Taşucu, MürefteKütahyaBayındırPolatlıGeyveEreğliHamidiyeGölcükMihaliç, Adapazarı, EskişehirAlaçamZonguldakEreğliBartınAlanyaErbaaİneboluÇaycuma,

DenizliBalıkesirSalihliGemlikDüzceGümüşhacıköySöğütUşakÖdemişBurdurIsparta,AkdağmadeniAydınNazilliTrabzonRize başta olmak üzere İç ve Güney Anadolu ile Kuzey Batı Anadolu ve Batı Anadolu'daki birçok bölgede yaşamışlardır.

Türk nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde Hıristiyan dinine inanan, günlük yaşamında Türkçe konuşan, eserlerini Grek alfabesiyle Türk dilinde yazan ve başka bir dil bilmedikleri için dinî törenlerini bile Türk diliyle yapan Karamanlıların kimliği ve Karamanlı adının kökeni konusunda, genel olarak birbiriyle çelişen görüşler ileri sürülmüştür. Hemen belirtmeliyim ki ben Karamanlıların Türk olduklarına inanıyorum.

İnanırım çünkü Osmanlı tebaasındaki başka milletlere mensup gayrimüslimlerden farklı olarak, yalnız Türkçe konuşmaları ve yazmalarından dolayı değil, aynı zamanda yaşam biçimleri, gelenek ve görenekleri bakımından da Müslüman Türklerden farklı değildirler. Bu bakımdan Osmanlı Devleti zamanında Anadolu’da oturan, Türk olan ve Türkçe konuşan Hıristiyanlara Karamanlı, Türk olmayan ve Rumca konuşan Hıristiyanlara ise Rum adı verilerek aralarında daima bir ayırım yapılmıştır

Türkler bugüne kadar, Tengricilik, Maniheizm, Budizm, Hıristiyanlık, Musevîlik ve İslâmiyet gibi çeşitli dinlerle temas etmişlerdir. Daha evvelki yazılarımda da vurguladığım gibi, benim Milletim, ne kadar din var ise bunların hepsine girmiştir. Bugün de Türk dünyasının büyük bir çoğunluğu (benim gibi) İslâmiyet’e inanmakla birlikte, değişik inanç sistemlerine bağlı Türk toplulukları da vardır. Karayların Karay ve Musevî, Yügurlar (Sarı Uygurlar)’ın Budist, Gagauz ve Urum Türkleri ile Çuvaş, Saha, Dolgan ve Tofa Karagasların Hıristiyan olmaları, bu toplulukların Türk olmadıkları anlamına gelmez. Dolayısıyla Karamanlıların da Hıristiyan olmaları, onların yine Hıristiyan olan Yunanlılarla aynı kökene sahip olduklarını göstermez. Çünkü milletlerin inanç sistemlerindeki benzerlikler ya da farklılıklar, milletleri köken bakımından birbirine yaklaştırmaz ya da uzaklaştırmaz.

 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile birlikte Türk-Yunan Ahali Mübadelesi ile Türkiye’de yaşayan Hristiyanların Yunanistan'a gönderilip, Yunan coğrafyasındaki Müslümanların Türkiye’ye getirilmelerinin, yani mübadele olayının çok yanlış bir uygulama olduğunu yaşayarak gördüm ve hâlâ üzülürüm.

Öte yandan, Türkler tarih boyunca çeşitli halkların tesiriyle farklı dinleri kabul etmiştir. Bu dinleri kabul ederken o halkların alfabelerini de almışlardır. Ermeniler vasıtasıyla Hristiyan olan Türkler Ermeni harflerini, Müslüman olan Türkler ise Arap harflerini kullanmışlardır. Karamanlılar da ana dili olarak Türkçe konuşmuşlar fakat diğer Türklerden farklı olarak Yunan alfabesini kullanmışlardır.

Yunan alfabesiyle yazılmış bu Türkçe metinlere Karamanlıca veya Karamanlı Türkçesi denilir. Zaman zaman ''Karamanlı ağzı'' yahut ''Karamanlı şivesi'' denildiği de olur.

Karamanlılar'ın eskiden yaşadığı bölgede hâlâ çok sayıda Karamanlıca mezar taşı ve kilise yazıtlarına rastlanmaktadır.

Karamanlılar, Yunan alfabesiyle Türkçe olarak zengin bir edebiyat vücuda getirmişlerdi. Karamanlıca eserler, 18. asırda yazılmaya başlanmış; 19. asırda artarak devam etmiş, 19. asrın sonları ile 20. asrın başlarında ise, en yoğun dönemini yaşamıştır. Karamanlılar'dan kalan eserlerin çoğu dinîdir. Hristiyanlığın öğretilerini 18. asırda halka duyurmak ve yaymak maksadıyla kaleme alınan Karamanlıca metinler, 19. asrın ikinci yarısından itibaren halk edebiyatına ait hikâye ve destan gibi türlerin ve başvuru kitaplarının da dahil olmasıyla genişlemiştir.

Karamanlı ağzıyla yazılmış ilk kitaplar, 18. yüzyılın ilk yarısına aittir. Karamanlı edebiyatı 1718'de yazılmış olan Gulzare İmane Mesehi (Mesih Dininin Gülbahçesi) adlı Hristiyanlığa ait bir kılavuz kitap yazımı ile başlar. Osmanlı Türkçesi ile basılmış ilk kitabın 1729 yılına ait olduğu düşünülecek olursa, 1718 yılında Grek alfabesiyle basılmış kitabın, Türkçe basılmış olan ilk kitap olduğu söylenebilir.

19. yüzyılda yaşamış olan Evangelinos Misailidis'in de Karamanlı edebiyatı içinde önemli bir yeri vardır. Evangelinos Misailidis tüm Tanzimat dönemi yazarları gibi kendi toplumunu eğitmeyi hedeflemişti. 1871-1872 yıllarında dört ciltlik ''Temaşa-i Dünya ve Cefakâr u Cefakeş" adlı romanını Yunan harfleriyle ve dönemin Türkçesiyle yayınlamıştır. Bu roman Türkçenin seyahat-macera türündeki ilk romanı sayılmaktadır. Misailidis, 1851 yılında ''Gazeta-yı Anatolia'' adlı bir gazete de çıkarmıştır.

Bir grup Karamanlı kadın

Karamanlı edebiyatında din dışı ilk eserler 19. yüzyılın sonlarına doğru yazılmıştır. İlk din dışı eser, ''Büyük İskender Risalesi''dir. Din dışı eserleri arasında, ''Hikâyey-i Köroğlu'', ''Hikâye-i Şah İsmail'', ''Âşık Garip'', ''Meşhur Nasreddin Hoca'', ''Nasrettin Hocanın Tuhaf ve Gülücek Menkıbeleri'' gibi halk edebiyatına ait ürünler de yer almaktadır.

18. yüzyılda başlayan Karamanlı edebiyatı Cumhuriyet döneminde sona ermiştir. Yapılan araştırmalarla Karamanlıca yazılmış 752 eser saptanmıştır. Bu eserlerin çoğu Atina’daki Milli Kütüphane'de bulunmaktadır.

Rumlar Karamanlılar'ın Türk Ortodokslar olduklarını inkâr etmektedir. Yunan tezine göre Karamanlılar dillerini kaybetmiş Rumlar'dır. Bunun sebebi Yunanistan'daki Müslüman Türk azınlığa bir de Hristiyan Türk azınlığın eklenmesini istememeleridir. Fakat eldeki pek çok veri Karamanlılar'ın Türk Ortodokslar olduğunu ispat etmektedir. Nitekim, bu gerçekleri çok iyi bilen Büyük Atatürk’ün, Cumhuriyeti kurmasından çok az sonra, bir Türk Ortodoks Kilisesini kurmuş olduğu da bilinen gerçeklerdendir. Bir başka gerçekler de şöyledir:

 Bir halkın dilini bırakması, dinini bırakmasından çok daha zordur. Anadolu'daki Rum Ortodokslar ülkenin resmî dili olan Türkçenin yanında kendi ana dilleri olan Rumca'yı da bilirlerdi ve ayinlerini Rumca yaparlardı. Karamanlılar ise tek kelime Rumca bilmezlerdi, bildikleri tek dil Türkçe idi. Karamanlılar'ın adlarının Türk adı olması Türk kökenli olduklarına dair en büyük delillerden biridir. Eğer Karamanlılar Rum olsalardı Rumca adları olması gerekirdi. Çünkü bir Rum'un çocuğuna Türkçe bir ad koyması mantıksızdır. Bir Türk, çocuğuna dinden ötürü Rumca ad verebilir fakat bir Rum için Türkçe adlar bir şey ifade etmez. Karamanlılar'da görülen Türk adları şunlardır: Sevündük, Arslan, Uğurlu, Timur, Melikşah, Karagöz, Kaplan, Yağmur, Aydoğdu, Tanrıvermiş, Bahadır, Tursun (Dursun), Turmuş (Durmuş) vb.

Bir Karamanlı'nın mübadele için yaktığı ağıt:

Türkiyadan kaldırdılar bizleri

Kan ağlıyor hepimizin gözleri

Hiç kimsenin gülmez oldu yüzleri

Bir yatır ki yere sürdüler bizi

 

Kilisayı mektepleri terk ettik

Eşyaları paraları sarf ettik

Antallayı [mübadele] yapanları kahrettik

Her birimiz bir tarafa atıldık.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
İsmet Atik
(28.07.2026 14:51 - #3384)
Karamanlılar yalnız mübadele ile Yunanistan'a gitmediler. Anadolu Selçuklu Devletinin ortadan kalkmasından sonra Osmanlı Beyliğinin Anadolu beyliklerini kendi topraklarına katmaları uzun sürmedi. Bu beyliklerden Karaman beyliği yaklaşık 200 yüzyıl Osmanlı Beyliğine ( İmparsyorluğuna) biat etmedi. Nezamanki Karamanoğlu Beyliğini topraklarına dahil etti işte o zaman Karamanoğlu Beyliğinin sonu geldi. Buradaki Ortadoks Türk ve Yörük Türkmen kökeni insanları ( Birazda zamanında kendilerine biat etmedikleri için) Topraklarına kattığı Rumeline yani Balkanlara götürdü. Bu çalışkan ve dürüst insanlar geleneklerini bozmadan Osmanlı'nın Balkanları terk etmelerine kadar onları en iyi şekilde temsil attiler ve oralara yerleştiler. Bu gün Makedonya ' da 70 e yakın Yörük köyü vardır. Nitekim Büyük ATATÜRK ' de Karaman' nın Taşkesti Köyünden Makedonya ' ya göçeden OĞUZ/ Kızıllar boyununun bir evladıdır. Atatürk, büyük şair Yahya Kemal daha birçok ünlü asker, şair, sanat adamı burada doğmuşlardır. Göç konusunu yalnız mübadeleye bağlanamaz. Yunanistan'ın eski Başbakanlarından KARAMANLİS ortsdoks bir Karaman ' lıdır.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Celâl Necati ÜÇYILDIZ
(28.07.2026 17:52 - #3386)
Silifke ve Aydıncık tan gidenlerin öyküsü Akdeniz yakası Yayın evlerine götürünce korkuyorlar. Gerçekler ortaya çıkınca sanki Rumlar geri dönecek.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.