BAŞKENTTEN SELAM
Vefatının 40. Yılında Anarken
III.CUMHURBAŞKANIMIZ CELÂL BAYAR
Atatürk’ün vefatından sonra ülke yönetimini eline alan İsmet İnönü, bir süre sonra en iyi yönetim biçiminin demokratik sistem olduğuna inanarak, yeni siyasi partilerin kurulmasını sağlamış ve 1946 yılında da ilk demokratik seçimler yapılmıştır. O ilk seçimde, CHP Afyonkarahisar’da Milletvekili çıkaramamış, Ali Çetinkaya gibi, Memleketi istilâlardan kurtarıp, Cumhuriyeti kuranlar Meclis dışında kalmışlardır. Keza 1950 tarihinde yapılan seçimlerde CHP adeta tarihten silinmiş; Celâl Bayar Cumhuriyetimizin Üçüncü Başkanı seçilirken, yeni kurulmuş olan Demokrat Parti Devletimizin yönetimini ele almıştı.
Aslında CHP’yi tarihten silenler de, Ülkeyi kurtarıp, Cumhuriyeti kuran kadronun içinden gelenlerdir. O kadronun lideri ise Celâl Bayar’dır. Nitekim, o kadro da, genel olarak Atatürk ilke ve inkılâplarını benimsemiş olan kişilerden oluşuyordu.
1950’li yıllardan başlayarak, ülkemiz yapılan genel seçimlerde ben hep o Cumhuriyeti kuran kadroları düşündüm. Örneğin kimi seçim propagandaları yapılırken, Celâl Bayar ile İsmet İnönü’nün, daha sonraki süreçte Süleyman Demirel ile Bülent Ecevit’in birbirlerine karşı sataşmalarını gözlerimin önüne getirerek değerlendirmeye çalıştım. Hemen belirtmeliyim ki, bu değerli liderlerin birbirlerine karşı asla ve kat’a hakaretamiz sözler sarf etmemiş olmaları ile bugünkü liderlerin birbirlerini nasıl karalamış olduklarını düşünerek içim sızladı, üzüldüm!...
14 Mayıs 1950 tarihinde, ilk Demokratik seçimi kazanarak iktidara gelen Demokrat Parti’nin lideri Celâl Bayar, Atatürk ve İnönü’den sonra, Türkiye Cumhuriyeti’nin 3. Cumhurbaşkanı olmuştur.
Celâl Bayar, 16 Mayıs 1883 tarihinde Bursa'nın Gemlik ilçesinin Umurbey köyünde doğmuştur. Ailesi, şimdi Bulgaristan'a ait olan Plevne şehrinden göç etmiştir. Celâl Bayar'ın babası, ilmiye sınıfına mensup bir fıkıh bilgini olan Abdullah Fehmi Efendi'dir. 93 Harbi'nden sonra muhacir olarak geldiği Bursa'nın Umurbey köyündeki rüştiyede müdürlük ve bir ara Gemlik'te müftülük yapmıştır.
Celâl Bayar, ilk ve orta öğreniminden sonra memuriyet hayatına atıldı. Adliye, Gümrük ve bankacılık sahasında memuriyet görevlerinde bulundu. Gemlik Mahkeme Kalemlerinde memur olarak çalışma hayatına başladı. Ardından Bursa'ya giderek Ziraat Bankası'nda görev aldı daha sonra İttihad-ı Milli bankasında çalıştı.
1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne katıldı. Bu cemiyetin Bursa Şubesi Genel Sekreterliğini yaptı. 1918 yılında Müdafaa-i Hukuk-i Osmaniye Cemiyeti'ne girdi.
1913 yılı sonunda İzmir'e giden Celâl Bayar, İttihat Terakki Cemiyeti'ne katmak için spor yapan Altay'lı gençleri davet etti ve 1914 yılının 16 Ocak tarihinde Altay fiilen kuruldu. Celâl Bayar, Şark İdadisinde faaliyet gösteren Altay'ın kuruluşu için para yardımında bulundu. Onun deştiğiyle kurulan Altay kulübü, özellikle futbol konusunda, Türk sporunun gelişmesine çok önemli katkılarda bulundu.
Celâl Bayar, 12 Ocak 1920'de toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi'ne Saruhan (Manisa) milletvekili olarak katıldı. Millî Mücadele'nin başlaması ile birlikte Anadolu'ya geçerek bu harekete fiilen, Galip Hoca lâkabıyla katıldı.
Bu mücadelenin kazanılması sırasında Batı Anadolu'da faaliyet gösterdi. Aynı zamanda Birinci Büyük Millet Meclisi'nde Saruhan Milletvekili olarak yer aldı. Onu iyi tanıyan Atatürk Celâl Bayar’a, 1921'de İktisat (Ekonomi) Vekilliği görevini verdi.
O arada, Lozan Barış Konferansı'na müşavir göreviyle katıldı.
1923 seçimlerinden sonra İkinci Büyük Millet Meclisi'ne İzmir Milletvekili olarak girdi.
1924 yılında Türkiye İş Bankası'nın kurulmasında önemli rol oynadı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda mücadele adamı, politikacı ve iktisatçı olarak temayüz Eden Bayar, 1932-1937 yılları arasında İktisat Vekilliği, 1937-1939 yılları arasında Başvekillik (Başbakanlık) yaptı.

1943 yılına kadar İzmir Milletvekili olarak siyasi hayatını sürdüren Celâl Bayar çok partili siyasi hayata geçilmesi üzerine 1946 yılında arkadaşları ile birlikte Demokrat Parti'yi kurdu ve başkanlığına getirildi.
Demokrat Parti'nin 1950 seçimlerini kazanmasından sonra aynı yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin üçüncü Cumhurbaşkanı seçilen ve bu büyük ve onurlu görevi On yıl sürdürmüş olan Celal Bayar, 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle iktidardan uzaklaştırıldı.
Özel mahkeme olan Yassıada Mahkemesi tarafından idama mahkûm edildi. Yaşı nedeniyle idam cezası daha sonra müebbet hapse çevrildi. Yassıada'dan Kayseri bölge cezaevine nakledilen Bayar, 7 Kasım 1964 tarihinde rahatsızlığı nedeniyle serbest bırakıldı. 7 Temmuz 1966'da da dönemin cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından, Anayasa'nın 97. maddesinde yazılı sebeplere dayanılarak affedildi.
22 Ağustos 1986 tarihinde, 103 yaşında İstanbul'da vefat etti ve memleketi olan Bursa-Umurbey'de toprağa verildi.
***
Tarihimizin siyasi, iktisadi ve hatta askeri alanlarında büyük iz bırakmış olan III.. Cumhurbaşkanımız Celal Bayar ile, 31 Mart 1981 tarihinde İstanbul Çiftehavuzlar’daki malikanesinde uzun bir görüşme yapmış ve ona, merak ettiğim her soruyu yönelterek aldığım cevapları not etmiş, sonra da yayımlamıştım.

31.03.1981 Bayar’la İstanbul’da
Ülkemizin ve insanımızın geniş kapsamlı bir demokrasi arayışında oldukları bu günlerde, Celâl Bayar ile olan görüşmemi anımsadım ve o büyük insana bir kez daha Allah’tan Rahmet dileyerek bu kısa anma yazısını kaleme aldım.
Merhum Cumhurbaşkanı ile yaptığım o görüşmede;
*Atatürk ile ilişkileri,
*En Büyük Afyonkarahisarlı Ali Çetinkaya ile dostluk ve siyasi ilişkilerini,
*Türk Kooperatifçilik hareketine katkılarını,
Uzun uzadıya konuşmuş, bunları yazmış ve yayımlamıştım.
***
Tanışmış olmaktan ve uzun aralıklarla da olsa karşılaşabilmekten onur duyduğum Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali hanımefendiden şu çağrıyı aldım:
“Türkiye’nin Üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar vefatının 40. Yıldönümünde anıt mezarı başında anılacak. Tören sonrasında Bayar’ın Umurbey’de doğduğu evin Müze olarak açılışında sizi aramızda görmekten mutluluk duyarız.
Celal Bayar Vakfı Başkanı Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali. Tarih 22 Ağustos 2026. Saat 11.00. Yer Umurbey-Gemlik-Bursa.”
Bu çağrıya icabet edebilir miyim?.. Pek ümidim yok ama yine de “görelim Mevlâm neyler, neylerse güzel eyler” diyelim…
