BAŞKENTTEN SELAM
Vefatının 60. Yıldönümünde
MEHMED FUAD KÖPRÜLÜ
Mehmed Fuad Köprülü 4 Aralık 1890 tarihinde İstanbul’da doğmuş ve 28 Haziran 1966 tarihinde, yani tam 60 yıl önce vefat etmiş olan bir Türk büyüğüdür. Türkiye’de modern edebiyat tarihçiliğinin kurucusu ola;, şiir, araştırma, biyografi, inceleme, makale, edebiyat tarihi gibi türlerde toplam binden fazla makale yazmış, yüzden fazla kitapta imzası bulunan Türk edebiyatçı, Türkolog, ordinaryüs profesör, tarihçi, siyasetçi, gazeteci ve eski dışişleri bakanıdır. Ayrıca o, benim 11975 yılında üye olduğum ve aralıksız 40 yıl başkanlığını yaptığım, Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu’nun de kurucu başkanı ve 1 numaralı üyesidir.
Mehmed Fuad Köprülü, soyu Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa’ya dayanmaktadır. Babası İsmail Faiz Bey, Beyoğlu ikinci ceza kâtipliğinden emekli bir memurdur. Mehmed Fuad, tarihin kavşağı olarak kabul edilen bir zamanda, Osmanlı Devleti’nde en önemli ailelerden biri olan Köprülü ailesinin Sultanahmet’te bulunan Halid Ağa Konağı’nda dünyaya gelmiştir. Babası Beylikçi Köprülüzade Afif Bey’in oğlu İsmail Faiz Bey, annesi ise İslimiye ulemasından Arif Hikmet Efendi’nin kızı Hatice Hanım’dır.
Köprülü Türkiye’de modern edebiyat tarihçiliğinin kurucusudur ve edebiyat yaşamına şiir ile başlamış, Fecr-i Ati şairleri arasında yer almıştır. Araştırma, biyografi, inceleme, edebiyat tarihi gibi türlerde birçok eser kaleme almıştır.
Behice Hanım ile evlenmiş olan Köprülü’nün oğlu Orhan Köprülü, 1920 yılında İstanbul Kadıköy'de doğmuştur. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdikten sonra aynı fakültede doktora da yapmıştır. Türkoloji ile ilgilenmiş, Osmanlı tarihi üzerinde yoğunlaştırmıştır. İstanbul Üniversitesi Tarih Asistanlığı, Columbia Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Araştırmacı Üyeliği yapmıştır. Yazarlık ve Kurucu Meclis Devlet Başkanı Temsilciliği de yapan Orhan Köprülü iki çocuk babasıdır. 21 Temmuz 2006 tarihinde İstanbul'da vefat emiştir.
Mehmed Fuad Köprülü, Ankara’da geçirdiği trafik kazasından sonra uzun süre bacağı alçılı bir şekilde yatmışsa da iyileşememiş ve 28 Haziran 1966 tarihinde, 76 yaşındayken İstanbul Balta Limanı Hastanesinde vefat etmiş, cenaze namazı ve İstanbul Üniversitesinde yapılan törenin ardından Çemberlitaş'ta, Köprülü Mescidine bitişik olan aile kabristanına defnedilmiştir...
Mehmed Fuad Köprülü, eğitim hayatına İstanbul Yerebatan semtindeki Ayasofya Merkez Rüştiyesi’nde başlamış, Mercan İdadisi’ne devam etmiş ve Fransızca, Farsça, Arapça öğrenmiştir. Eğitim hayatına 1907-1910 yılları arasında İstanbul Darülfünunu’nda Mekteb-i Hukuk bölümünde devam etmiş fakat verilen eğitimi yetersiz bulduğu için yarım bırakmıştır.
Yazarlık dışında birçok işle uğraşan Köprülü'nün biyografisi incelendiğinde 1910-1913 yılları arasında Mercan, Kabataş İstanbul ve Galatasaray liselerinde Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yaptığı, 1913 yılında da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Edebiyatı tarihi profesörlüğü görevine getirildiği görülmektedir. Edebiyat Fakültesi dekanlığı, Maarif Vekâleti müsteşarlığı, milletvekilliği ve Dışişleri Bakanlığı yapmıştır.
2 Kasım 1924'te Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünü kuran Mehmed Fuad, birçok dergi de yayımlamıştır. Sürekli çalışan, yaşam özeti başarılarla dolu olan, ordinaryüslüğe yükselen Mehmed Fuad Köprülü, Atatürk'ün bizzat takdirini kazanmış bir Türk aydınıdır.
Mehmed Fuad Köprülü, Fecr-i Âtî yazarlarındandır. Milli edebiyat akımından, yani Recâizâde Mahmud Ekrem, Henri Bergson, Yusuf Akçura, Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Ahmet Haşim ve Ziya Gökalp gibi yazarlardan etkilenmiş; bilahare de, Abdülbaki Gölpınarlı, Ahmet Yaşar Ocak, Samim Kocagöz, Nihad Sami Banarlı ve İrene Melikof gibi kalemerlerini ve bilim adamlarını etkilemiştir.
Köprülü çeşitli konuları içeren makalelerinin bir kısmını Hak Tasviri Efkâr ve Tanin Gazeteleri ile Servet-i Fünûn, Türk Yurdu, Mehasin, Milli Tetebbular, Yeni Mecmua ve Bilgi Mecmuası gibi dergilerde yayımladı. Özellikle şu makaleleri, yeni bir kültürel aydınlanmaya katkı sağlamıştır: Kıraat-ı Edebiyye, Hayat-ı Fikriyye, Tevfik Fikret Ahlakı, Nasreddin Hoca, Türk Edebiyatı Tarihi, Mektep Şiirleri, Bugünkü Edebiyat, 19. Asır Saz Şairlerinden Erzurumlu Emrah, 17. Asır Saz Şairlerinden Gevherî, 16. Asır Sonuna Kadar Türk Saz Şairleri, Türk Halk Edebiyatı Ansiklopedisi ve İslam Medeniyeti Tarihi…Tabii “Divan Edebiyatı Antolojisi” ve “Türk Saz Şairleri Antolojisi” de çok önemlidir.
Keza Köprülü külliyatındaki şu makaleler de unutulmamalıdır: Türk Sanatı, Ümid ve Azim, Din ve Edebiyat, Edebiyat ve Ahlâk, Sanatkâr ve Hayat, Yûnus Emre-Âsârı, Anadolu’da İslâmiyet, Millî Terennümlerimiz, Tercüme-i Hâl: Yûnus Emre veTürk Edebiyatı Tarihinde Usul, Anadolu Beylikleri Tarihine Ait Notlar, Hoca Ahmed Yesevî, Çağatay ve Osmanlı Edebiyatları Üzerindeki Tesiri, Türk Edebiyatında Âşık Tarzının Menşe ve Tekamüdü Hakkında Bir Tecrübe…
Mehmed Fuad Köprülü’nün en ünlü şiiri “Akıncı Türküleri”dir. Şiir birçok sanatçı tarafından bestelenmiş ve seslendirilmiştir… İlk şiiri 16 Ekim 1905’te Sultan Abdülhamid’in doğum yıl dönümü nedeniyle yazdığı ve “Musavver Terakki” dergisinde yayımlanan kasidedir.
Köprülü, yazarlık dışında öğretmenlik, akademisyenlik, siyaset ve devlet adamlığı, gazetecilik, edebiyat tarihçiliği gibi birçok işle uğraşmış çok yönlü bir aydındır. 1910 - 1913 yılları arasında Mercan, Kabataş İstanbul ve Galatasaray liselerinde Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yapmıştır. 1913 yılında da Halit Ziya Uşaklıgil'in istifası ile boşalan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Edebiyatı tarihi profesörlüğü görevine başlamıştır. 1915 yılında “Milli Tetebbular Mecmuası”nı yayımlamıştır. Köprülü, 1924 yılında Edebiyat Fakültesi dekanı olmuş ve Maarif Vekâleti müsteşarlığını üstlenmiştir. Sürekli çalışan Mehmed Fuad, 12 Kasım 1924'te Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünü kurmuş, “Türkiyat Mecmuası”nı yayımlamış, iki yıl sonra da Türk Tarih Encümeni başkanlığına seçilmiştir. 1931’de “Türk Hukuk ve İktisat Tarihi Mecmuası”nı çıkarmıştır. Üniversite eğitimini yarım bıraktığı için profesörlük unvanı almış olması eleştirilse de birçok ilmi çalışma yapan ve Mustafa Kemal Atatürk'ün bizzat takdirini kazanmış 1933 yılında ordinaryüslüğe yükselmiştir. 1935 seçimlerinde Kars milletvekili olmuş, Demokrat Parti’nin kurucuları arasında yer almıştır. 1936-41 yılları arasında “Ülkü” dergisinde müdürlük yapmıştır. 1950’de Dışişleri Bakanlığına atanan Mehmed Fuad, 18 Aralık 1961 tarihinde Yeni Demokrat Parti’nin kuruluşunda da rol oynamıştır.
Fuat Köprülü 1955 yılında, bugünkü adı “Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu” olan, “Türk Halk Sanatlarını ve Ananelerini Tetkik Cemiyeti” ni kurmuş ve bu Kurumun 1 numaralı üyesi ve ilk-kurucu başkanı olmuştur. Benim de aralıksız 40 yıl Başkanlığını yaptığım bu Kurumun, Silifke kültürüne, sanatına ve festivallerine ne denli katkılarda bulunmuş olduğunu bilen Silifkeli hemşehrilerimin sayıları az değildir.
Mehmed Fuad Köprülü'nün Siyasi Hayatı
Türkçü ve Milliyetçi olan Mehmed Fuad Köprülü, 6-7-8-9 ve 10.dönemlerde Milletvekili olarak TBMM’nde yer almıştır.7 Ocak 1946’da siyasi yaşama giren Demokrat Parti’nin kurucularından birisidir. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte Dışişleri Bakanı olmuştur. Köprülü, görevi esnasında birçok faaliyette bulunmuş, Türkiye’nin NATO’ya girişinde etkin rol oynamış ve ülkemizin NATO Üyesi olması için görüşmelerde bulunmuştur. Mehmed Fuad Köprülü, 60 askeri darbesinin ardından dört ay boyunca Yassıada'da tutuklu kalmıştır.
Vefatının 60. Yıldönümünde değerli Hocamıza Allah’tan Rahmet diliyorum.

Köprülü’nün kitap bütünlüğündeki eserlerinden bazıları şunlardır:
-Hanedanlar İnsanlar ve Yerler
-Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri
-Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar
-Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu
-İslam ve Türk Hukuk Tarihi Araştırmaları ve Vakıf Müessesesi
-Türk Tarihinin Ana Hatları
-Erzurumlu Emrah
-Tevfik Fikret ve Ahlakı
-Millî Kıraat
-Türk Saz Şâirleri Antolojisi
-Edebiyat Araştırmaları Külliyatı
-Azeri Edebiyatına Ait Tetkikler
-Millî Edebiyat Cereyanının İlk Mübeşşirleri ve Divan-ı Türk-i Basit
-Türk Saz Şairleri Antolojisi
-Türk Dili ve Edebiyatı Hakkında Araştırmalar
-Anadolu'da Türk Dili ve Edebiyatı'nın Tekamülüne Bir Bakış
-Türk Edebiyatı Tarihi
-Türkiye Tarihi
-Demokrasi Yolunda
-Fuzuli Hayatı ve Eserleri
-Türk Tarih-i Dinisi
-Malumat-ı Edebiyye
-Türk Dilinin Sarf ve Nahvi
-Mektep Şiirleri
-Yeni Osmanlı Tarih-i Edebiyatı
-Ali Şir Nevai
Yazarlığının önemli bir yönü de şiirdir. Meraklıları için değerli Köprülü Hocanın iki de şiirini sunarak yazımı noktalamak isterim.
AKINCI TÜRKÜLERİ
Tuna boylarında sıra selviler
Tanyeli estikçe sessiz ağlarmış
Gül bahçelerinde baykuşlar öter
Şu viranelikler eski bağlarmış
Kırık minareden duyulmaz ezan
Hep ocaklar sönmüş devrilmiş kazan
Bir inilti duydum sandım bir ezan
Sesime ses veren karlı dağlarmış
Söğüt dallarında hasta serçeler
Eski akın destanını heceler
Tuna ağlıyormuş bazı geceler
Göğsünde kefensiz şehitler varmış
Kırık minareden duyulmaz ezan
Hep ocaklar sönmüş devrilmiş kazan
Bir inilti duydum sandım bir ezan
Sesime ses veren karlı dağlarmış
Haydi eski ozan al sazı ele
Düşmanlar içine düşsün velvele
De ki: Hor bakmayın bu durgun sele
O yetmişbir kavme akın çıkarmış
Bozulan bağların üzümü acı
Asi köle kesmiş eski haracı
Yine yedi kral giymişler tacı
Şahin yuvasını kargalar sarmış
ŞEHİDİN RÜYASI
1
Gökte yanan yıldızların sarı ateşi
Durgun sular üzerinde söndü, uzandı…
Yeşil sırtlar arkasında doğan güneşi
Türk şehidi yüce turan fecridir sandı.
Yüz çevirip göğsündeki yıldızlı aya,
İstikbali görmek için daldı rüyaya
2
Eski Turan illerinde, ıssız bellerde
Atlıların naraları inledi durdu:
-Destanımız okunacak yine dillerde,
Büyük hakan altın dağda kurultay kurdu!”
Ak sakallar anladılar nedir manası
Genç kızların gözlerinden sildiler yası…
3
Donuk yüzlü cengâverler, altın kargılar
Tunç kılıçlar ellerinde Oğuz Beyleri;
Yirmi dört boy birbirinden merakla sorar:
--Kaç asırlık meşum tali’ kaldı mı geri?..”
Ateş yandı; tunç yüzlere alev süründü;
Altın tahtı üzerinde hakan göründü:
4
Türk milleti, ey Tanrı’nın en yüce soyu
Kızıl renkli kutlu ışık ocağımızda
Parıldarken topladım ki yirmi dört boyu:
Artık zafer perileri kucağımızda!
Eski hüsran yıllarının silindi ârı
Esti Kafkas dağlarından zafer rüzgârı.
